Birkaç hafta önce "Mahkeme kararlarını sevmesek de uymak zorundayız" diyen Kılıçdaroğlu Deniz Göktaş'ın duruşmasına neden gidiyor?
Olası bir tutuklama kararında Deniz Göktaş'a "sevmesen de bu karara uymak zorundasın" demek için mi.
Deniz Göktaş isimli bu zıpır stand-up gösterisinde o tiz sesiyle Cumhurbaşkanımıza dil uzatıyor.
‘Diktatör’ diyor, ‘cahil’ diyor, vesaire vesaire.
Ağır eleştiriyi mizahta bir yere kadar kabul ediyorum.
Fakat.
Doğrudan hakaret edip ‘haha huhu’ diyerek densizliğin şaka ambalajıyla sunulmasının mizahla hiçbir ilgisi olamaz.
Mizahta zeka pırıltısı olur, gösterici izleyiciyle görünmez bir bağ oluşturur, ince dokundurmaları seyirci anlık süzer, hoşuna giderse gösterinin parçası haline gelir.
Ayrıca.
Bu zıpırların 24 yıl girdiği her seçimi kazanmış ve bu ülkenin tarihine geçmiş bir lideri aşağılarken, hiçbir hayat tecrübesi ve başarısı olmayan kendilerine özel paye vermelerini de anlayamıyorum.
Senin hikayen nedir?
Bir başarın var mı?
Kaç kitap okudun mesela?
Türkçeyi sonradan öğrenen Senegalli Musti de stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanımızı eleştiriyordu ama kimse rahatsız olmadı.
İnce zekasıyla mizah üretiyordu çünkü.
Mizahla densizlik arasındaki ince çizgiyi koruyamazsan saçmalarsın, komik değil densiz olursun.
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
— Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık; iki kez atlattığı Lösemi, cezaevi sürecinde ameliyat edilmesine neden olan boyun kitlesi, anjiyo gerektiren kalp rahatsızlığı ve ciddi kas/kilo kaybı gibi sağlık sorunları yaşamasına rağmen TUTUKLU.
— 6 yaşındaki kızının ist*smar edilmesine olanak sağlayan bu mahlukat, Yusuf Ziya Gümüşel sağlık sorunları sebebiyle SERBEST!
Datça Emecik’teki yüz binlerce metrekarelik kamu arazisinin özelleştirme kapsamına alınması, Muğla’nın doğasına, kıyılarına ve ortak yaşam alanlarına yönelik yeni bir tehdittir.
Yıllardır aynı anlayışla karşı karşıyayız. Kıyılarımızı, ormanlarımızı ve doğal güzelliklerimizi korumak yerine, kamuya ait alanları satışa çıkarmayı çözüm olarak gören bir yaklaşım dayatılıyor. Oysa bu alanlar birkaç yatırımcının değil, halkın ortak malıdır.
Datça’nın koyları, kıyıları ve doğal zenginlikleri alınıp satılacak birer emlak değil; gelecek kuşaklara bırakmakla yükümlü olduğumuz eşsiz bir mirastır.
Muğla’nın doğasını, kıyılarını ve kamusal alanlarını rant uğruna feda ettirmeyeceğiz. Datça’nın da, Muğla’nın da hakkını sonuna kadar savunacağız.
Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
Bakanlık değil, memlekette olanları en ön sıradan izleme koltuğu. Okullar basılıyor, tarikatlar eğitime sızıyor; peki Yusuf Tekin ne yapıyor? Evet, sadece izliyor.
Karanlığa sürüklediğiniz memleketin halini çok izlemek istiyorsan evinden izle. Bir an önce istifa et 'seyirci' Yusuf Tekin.
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz
yağmur yağan bir yerde ıslanıyorsun, biri diyor ki “bana düzenli yağmur parası verin, önlem alalım, zarar görmeyelim”. sonra tekrar yağmur yağıyor, bakıyorsun şemsiye falan yok. “noooldu şemsiyeler?” diye soruyorsun, biri gelip “durun önce kuruyalım, sonra konuşuruz” diyor.
4 yıldır Alfa Yayınları bünyesinde yürüttüğüm Yayın Koordinatörlüğü görevimden dün itibarıyla ayrıldım.
Bu süre zarfında farklı deneyimler edinme ve değerli insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bu süreçte desteğini esirgemeyen herkese teşekkür ederim.
Alfa Yayın Grubu'nun iş güvenliği ve hak ihlallerine sessiz kalan Türkiye Yayıncılar Birliği'ni kendi ilkelerini uygulamaya davet ediyoruz.
Bir yaptırımınız olacak mı Türkiye Yayıncılar Birliği? Yayınevi emekçileri ve okurlar olarak sizden açıklama bekliyoruz. @turkyaybir
Gerçekten inanılmaz :))
Fuat Uğur:
"Şarkıcı Cenk Eren bir mesaj göndermiş bana. Edis'in bir konser afişini göndermiş. 'Uyuşturucu testi pozitif ama bakın çok önemli bir konser veriyor' demiş.
Aaa pardon ya Cenk Eren 'ismimi vermeyin' demiş.
Şeyy, ben bir mesajı karıştırmış oldum.
Aslında Instagram'da gördüğüm bir paylaşım bu. Ben Cenk Eren zannettim.
Cenk Eren değilmiş Allah'tan."