Gülüşümüz diyorum, Vahayfa;
Öyle yakışıksız,
Öyle çelimsiz ki...
Acılarımız diyorum;
Alabildiğine asi,
Alabildiğine kutsal.
Bir yanımız hayatın kıyısında eksik kalmış
Bir yanımız inadına ayakta.
Gülüşlerimiz yaralı,
Acılarımız destan kadar ağır;
Her hatırada biraz daha büyüyen
Ve belki de insan,
saçına düşen aklarla değil,
içinde ölmeyen çocuk kadar gençtir.
Ben hâlâ on beşimdeyim...
Dilimde taze şarkılar,
içimde büyümeyi reddeden şiirler var.
Kendisiyle barışamayanın, eninde sonunda herkesle kavga ettiğine şahit olursunuz.
İnsan önce kendiyle savaşır; o savaşı kaybedince, kavgasını bütün dünyaya taşır.
Boş pet şişeye 1 TL depozito verip bunu "vatandaşa destek" diye sunanlar, ertesi gün aynı şişedeki suya 3 TL zam yapıyor.
Buna destek değil, kaşıkla verip kepçeyle almak denir. Vatandaşın aklıyla alay etmeyin.
İnsan yürür,
Yol çoğalır;
Ve geriye
Kaybettiklerinin sessizliği kalır.
Bir de içten içe
Sönmeyen bir sızı…
Adı konmamış vedalar,
Yarım kalmış dualar gibi.
Ve insan anlar:
Bazen en uzun yol
Ayağınla yürüdüğün değil,
Kalbinle taşıdığın yoldur
Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz:
"Hz. Ömer de Şiiydi. 'Ali benim mevlamdır' demişti. İmam Ebu Hanife de Caferiydi."
Bu söylemlerin devamında, "Allah dini aslında Şiilik olarak gönderdi, Sünniler ise adını İslam koydu." denilse artık şaşırmam.
"Eğer onlara (alay ettiklerini) sorarsan, elbette 'Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Siz Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Resûlü ile mi alay ediyordunuz?' "
Bakara 65
Hâlimiz pür melâl içinde,
Ateşle imtihan, ayazla mühürlüyüz;
Bir yanımız kor, bir yanımız buz
Ortada kalmış bir ömürlüyüz.
Nefesimiz duman gibi dağılır,
İçimizde yangın, dışımızda kış;
Ne yanışımız görünür insanlara,
Ne de donuşumuz olur alkış.
Gök susar, yer susar, biz susarız,
Yusuf yüzlü çocuklar biliyorum;
Hepsi kuyulara atılmış.
Kimi kardeşlerinin elleriyle,
Kimi kardeşlerinin sessizliğiyle...
Ve bazı kuyuların karanlığı,
Taştan değil, insan suskunluğundan örülmüş.