MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZİLETLERİ - 6
Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:
44-Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, her Peygamberi ismi ile bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise, (ey Resûlüm, ey Peygamberim) diyerek Onu yücelten vasfları ile bildirmiştir.
45-Gayet açık, kolay anlaşılır olarak konuşurdu. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşidli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi. İşitenler hayrân olurlardı. (Allahü teâlâ, beni çok güzel yetiştirdi) buyurdu.
46-Az kelime ile çok şey anlatırdı. Yüz binden ziyâde hadis-i şerifi, Onun (Cevâmi-ul-kelîm) olduğunu göstermektedir. Bazı âlimler dediler ki, Muhammed aleyhisselâm, islâm dîninin dört temelini, dört hadis-i şerifle bildirmiştir. Bunlar:
(Ameller niyetlere göre değerlendirilir) ve,
(Helâl meydandadır, haram meydandadır) ve,
(Davâcının şâhit göstermesi ve davâlının yemin etmesi lâzımdır) ve,
(Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikce, îmanı kâmil olmaz).
Bu dört hadis-i şeriften birincisi, ibâdet bilgilerinin, ikincisi, muâmelât bilgilerinin, üçüncüsü, husûmât, yâni adalet işlerinin ve siyâset bilgilerinin, dördüncüsü de, âdâb ve ahlâk bilgilerinin temelidir.
47-Muhammed aleyhisselâm mâsum idi. Bilerek ve bilmiyerek büyük ve küçük, kırk yaşından evvel ve sonra, hiçbir günah işlememiştir. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir.
48-Müslümanların namazda otururken, (Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi) okuyarak, Muhammed aleyhisselâma selâm vermeleri emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek câiz olmadı.
49-Rütbeyi, saltanatı istememiş, Peygamberliği, fakirliği dilemiştir. Bir sabah, Cebrâîl aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yoktu buyurdu. O anda, İsrâfîl aleyhisselâm gelip, (Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi. İstersen her elini sürdüğün taş altun olsun, gümüş olsun, zümrüt olsun. İstersen melik olarak peygamberlik yap) dedi. Resûlullah üç kere (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi.
50-Başka Peygamberler "aleyhimüssalevatü vetteslimat" belli bir zamanda, belli bir memlekette Peygamberlik yaptı. Muhammed aleyhisselâm ise, yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyâmete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. Meleklerin de, hayvanların da, nebâtların da, cansızların da, kısaca bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır.
51-Bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Mü'minlere faydası meydandadır. Başka Peygamberlerin zamanındaki kâfirlere, dünyada azâblar yapılır, yok edilirlerdi. Ona îman etmiyenlere dünyada azâb yapılmadı. Birgün, Cebrâîl aleyhisselâma, (Allahü teâlâ benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasip oldu mu?) buyurdu. Cebrâîl de, (Allahın büyüklüğü, dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Emîn olduğumu bildiren âyetleri [Tekvîr sûresindeki 20 ve 21. âyetleri] getirince, bu medh ile müdhiş korkudan kurtuldum, emîn oldum. Bundan büyük rahmet olur mu?) dedi.
52-Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın râzı olmasını istemiştir. [42. fazîlette bildirdiğimiz gibi, Allahü teâlâ O râzı oluncaya kadar istediğini verecektir. Bu husûs, Duhâ sûresinde bildirilmiştir.]
-devamı var-
Herkese Lazım Olan Îmân
https://t.co/SiSa8Ll0uI
ÖĞRENMESİ FARZ OLANLAR-1
Her Müslümanın, öğrenmesi farz veya vacip olan ilmihâl bilgilerini öğrenmesi lâzımdır. Bu bilgileri öğrenmemek fısktır, günahtır. Fâsıkların şahitliğinin kabul olmadığı, kitaplarda yazılıdır.
Seyyid Emîr Gilâl hazretleri, talebelerine yaptığı vasiyette buyuruyor ki:
"Ey kıymetli talebelerim! İlim öğrenmekten ve Muhammed aleyhisselâmın yoluna tabi olmaktan asla ayrılmayınız! Bu, mü'min için bütün saâdetlerin ve nîmetlerin vasıtasıdır. Bunun için Resûlullah efendimiz "aleyhissalatü vesselam" buyurdu ki: (İlim öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadına farzdır.) Yani her Müslüman erkeğin ve kadının, kendine lâzım olan din bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bunların bâzıları şu bilgilerdir:
1- Îmân ve îtikad bilgileri.
2- Namaz bilgileri.
3- Oruç bilgileri.
4- Zekât bilgileri. (Zenginse)
5- Hac bilgileri. (Zenginse)
6- Ana-baba hakkını öğrenmek. Resûlullah efendimiz; (Allahü teâlânın rızâsı, ana-babanın rızâsını kazanmakla elde edilir.) buyurdu.
7- Sıla-i rahm, akrabayı ziyâret.
8- Komşu hakkını gözetmek.
9- Lâzım olan alışveriş bilgilerini öğrenmek.
10- Helâli, haramı ve ahlâ bilgilerini öğrenmek.
- devamı var -
Türkiye Takvimi
https://t.co/jqsVSNZV8D
Büyükler buyurdular ki;
Mübarek Hocamız "kuddise sirruh" buyurdular ki; kalbdeki dünya sevgisinin veyahut uydurma mabutların sevgisinin kalkması, ancak Allah adamlarının sevgisiyle mümkündür. O sevgi girerse, diğeri otomatikman kendi kendine gider. Nefs, hakikaten kâfirdir. O kâfirin kurtulması da ancak kelime-i tevhid söylemekle mümkündür. Kelime-i tevhidi kâfirler bir defa söyleseler ebedi yanmaktan kurtulacaklar. Peki, müslüman kelime-i tevhidi çok söylerse, bir gün nefs der ki, tamam ben teslimim, ben de artık müslüman oldum, ben de sana itaat ederim, bir daha artık kötü şeyleri istemem diyebilir. Çünkü insanın nihai gayesi, nefsini de ıslah etmektir. Buna mutmain diyorlar, yani itminan olmuş, yani teslim olmuş bir nefs. Gerçi yine de güvenmek doğru değil, insanın nefsi ne kadar itminan olursa olsun, ne kadar mutmain olursa olsun, ne kadar itaat ederse etsin, insanın içindeki huy olduktan sonra, o bir gün o nefsi yine azdırabilir, yine yolundan çıkarabilir.
Allahü tealanın en sevdiği hizmet, onun kullarını hidayete kavuşdurmakdır.
İnsan öldüğü zaman bir hiçtir. Mal, mülk, evlat, ortada ne varsa hepsi bir hiç olacaktır. Asıl hayat o zaman başlayacaktır. Bütün mesele imanla ölmektir. İmanla öldükten sonra şefaat çoktur, korku yoktur.
-----------------------------------------------
Beden beslenmezse öldüğü gibi, rûh da beslenmezse ölür. Beden topraktan yaratıldığı için gıdası toprak maddeleridir. Rûh; âlem-i emrden olduğu için gıdası da âlem-i emrdendir. Rûhun gıdası din'dir. Kalbin gıdası ilimdir. Hem bedeni hem rûhu hasta eden şey; haramlardır.
Din kitabı okumayanın, dini sohbet yapmayanın gönlü, kalbi ölür.
Büyükler buyurdular kitap;
Cenab-ı Hak Kur'ân-ı kerimde buyuruyor ki, "İmanınızın şükrü, birbirinize çok sevmenize bağlı." Yani biz din kardeşleri olarak, birbirimizi ne kadar çok seversek, ne kadar çok sayarsak, ne kadar çok yardıma koşarsak, Allahü tealanın bize ihsan etmiş olduğu iman şükrünü o kadar fazla yerine getirmiş oluruz. Allah muhafaza etsin, Allah korusun iman gitti mi her şey biter. İşin en kötü tarafı, imanım var zannederek imansız olanlar için çok kötü. Çünkü iman çok kıymetli. İyi ama bir şey ne kadar çok kıymetliyse onun da düşmanı o kadar güçlü. Niye? Çünkü mübarek Hocamız buyurdular ki, nefsin nihâi gayesi insanı kâfir yapmaktır.
Huzur Pınarı
https://t.co/5Nh9GmMWJt
Büyükler buyurdular ki;
Dün gece rüyamda Mübarek Hocamız ile oturuyoruz. Efendim, kitap raporunu okuyabilir miyim, dedim. Tabiî, ben de merak ediyorum, buyurdular. Raporu okudum, çok memnun oldular ve buyurdular ki, ayağa kalk. Kalktım ayağa, Mübarekler de kalktı. Alnımdan öptüler. Kitaplara hizmet edenin alnından öpülür, buyurdular. Dolayısıyla bir şeye kavuşan, her şeye kavuşur. Ama çok şeye kavuşmak isteyen hiçbir şeye kavuşamaz. Allahü teala bize böyle bir kapı açtı, böyle bir gönül açtı, böyle bir zatı tanıttı. Her nimetin şükrü az veya çok yapılabilir. Ama kitaplar diyor ki, insan hocası için kıyamete kadar dua etse hiçbir şey yapmış olamaz. Neden? Allah düşürmesin, demiyorum ateş, bir kaynar su dökülse insanın eline, o zaman anlar hanyayı konyayı. Acısı ciğerimize çöktüğü zaman… Düşünün ki böyle bir Mübarek zatı cenab-ı Hak bizlere tanıtmak sûretiyle, kitaplarını lütfetmek suretiyle ateşte yanmaktan kurtarıyor. Bu nasıl hak, bu nasıl ödenir?
MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ - 2
Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:
10-Dünyaya geldiği zaman, melekler tarafından sünnet edilmiştir.
11-Dünyaya geleceği zaman, çok büyük alâmetler görülmüştür. Tarih ve mevlid kitaplarında yazılıdır.
12-Dünyaya gelince, şeytanlar göke çıkamaz, meleklerden haber alamaz oldular.
13-Dünyaya geldiği zaman, yeryüzündeki bütün putlar, tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler.
14-Beşiğini melekler sallardı.
15-Beşikte iken gökteki ay ile konuşurdu. Mübârek parmağı ile işaret ettiği tarafa meyl ederdi.
16-Beşikte iken konuşmaya başladı.
17-Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizâsında bir bulut da birlikte hareket ederek gölge yapardı. Bu hâl, Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti.
18-Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mîraca götürülürken, melekler göğsünü yardı. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar.
-devamı var-
Herkese Lazım Olan Îmân
https://t.co/SiSa8Ll0uI
HAYAT DÜSTURLARIMIZDAN
Bir din kardeşini ziyaretin sevabı, 100 kabul olmuş nafile hac sevabından fazladır.
Îmânın alâmeti vardır. Îmânın alâmeti, hubb-u fillah, buğd-u fillahdır. İmân olup olmadığı buradan belli olur. Kendine iyilik edeni sevmek , insanın tabiatında vardır. Demek ki insan, kendi tabiatına karşı da savaşması lazım.
------------------------------------------------
En kötü insan, insanlara kötü nazarla bakandır. En iyi insan, kendini en kötü bilendir.
Cenâb-ı Hak bir millete gadâb etmek isterse, o memleketten evvela âlimleri, evliyaları alır. Bu azap onlara yeter.
Huzur Pınarı
https://t.co/5Nh9GmMWJt
Allahü teala bütün dünyadaki kullarına dinini öğretmek için bizi vasıta kılmış. Bu hizmet ne büyük nimetdir. Çünki bu vazife Eshâb-ı kiramın vazifesidir. Eshâb-ı kiram Allahü tealanın dinini yaymak için uğraşdığından çok şereflidir. Biz de şimdi Allahü tealanın dinini yaymak için çalışıyoruz. Allahü teala da bize yardım ediyor. Hizmet ediyoruz diye gururlanmayalım. Yaptıran Allahü tealadır.
-----------------------------------------------
Bir mü'mini sevindiren, Allahü teâlayı sevindirir. Mü'mini kıran Allah'ı kırar.
İnsan kendini ne kadar sevmezse, başkaları onu o kadar sever.
Büyükler buyurdular ki;
Mübarek Hocamızı sevindirmenin, memnun etmenin, dualarını almanın en kestirme yolu, isterse bir senede olsun, isterse bir ayda olsun, bir kitabı birine vermektir. Bir kitap! Çünkü ömürleri, okumakla, yazmakla ve dağıtmakla geçti. Önceleri kitapları çantalarına koyuyorlardı, kime rastlarlarsa veriyorlardı. Sonra arabanın bagajına çok kitap koymaya başladılar. Bu sefer İstanbul'da ne kadar Kur'ân-ı kerim kursları varsa, haydi kardeşim, hangi Kur'ân-ı kerim kursu varsa ona gidelim, derler. Gittikleri zaman da bagajda ne kadar kitap varsa, hepsini dağıtırlardı.
It is valuable to serve people in this world, but it is even more meaningful to serve their eternal life in the Hereafter. By giving people these books, our friends are helping them find the path to Paradise and be saved from disbelief. #islam
MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ - 1
Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. Fazîlet, üstünlük demektir.
Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:
1-Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır.
2-Allahü teâlâ, Onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır.
3-Hindistânda yetişen bir gülün yapraklarında, (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır.
4-Basra şehrine yakın bir nehrde tutulan balığın sağ tarafında Allah, sol tarafında Muhammed (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) yazılı görülmüştür. Bunlara benzeyen vak'alar çoktur. 1975 de Londrada basılmış olan (A History of Fishes) kitabının, ikiyüzüncü sayfasında, kuyruğunda Kur'ân-ı kerim harfleri ile (Şânullah) yazılı balığın resmi mevcuttur. Verilen bilgide, kuyruğun diğer tarafında *(Lâ ilâhe illallah)* yazılı olduğu bildiriliyordu. Bunun misâlleri pek çoktur.
5-Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazîfesi olmıyan melekler vardır.
6-Meleklerin Âdem aleyhisselâma karşı secde etmeleri emrolunması, alnında Muhammed aleyhisselâmın nûru bulunduğu için idi.
7-Âdem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda, Muhammed aleyhisselâmın ismi de söylenirdi.
8-Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emretti ki, Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa, ona îman etmelerini ümmetlerinize de emrediniz!
9-Tevrâtta, İncîlde ve Zebûrda Muhammed aleyhisselâm ve dört halîfesi ve eshâbı ve ümmetinden bazıları, güzel sıfatlarla bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. Allahü teâlâ, kendinin Mahmûd isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine ism koymuştur. Allahü teâlâ, kendi ismlerinden Raûf ve Rahîm ismlerini Habîbine de vermiştir.
-devamı var-
Herkese Lazım Olan Îmân
https://t.co/SiSa8Ll0uI
İnsanların dünyalarına hizmet etmek kıymetlidir ama âhiretlerine hizmet etmek daha kıymetlidir. Kitabları vermekle Cennete gitmelerine, küfürden kurtulmalarına arkadaşlarımız hizmet ediyor. Yeter ki Allah için olsun. Âhirette bu hizmetler karşımıza çıkacak inşallah.
Bizim kitablarımız çok kıymetlidir. Çünki pırlanta içine cam parçalarını karıştırmadık.
-----------------------------------------------
En korktuğum insan, insanlara göre şekillenendir, insanlara göre tavır alandır. Müsliman, her yerde müslimandır. Altın, evliyanın elinde de melunun elinde de altındır. Hava, su neyse müsliman o'dur, onsuz yaşanmaz.
İnsanı en ziyade felakete götüren, kibirdir. Kibri de en çok kıran, istişaredir.
Büyükler buyurdular ki;
Bu dünyada insan neye kıymet veriyorsa, yaşayışında, gayesinde, işlerinde neye kıymet veriyorsa, Allahü teala da o kuluna o kıymeti veriyor. Şüphesiz, elbette ki bu kitaplarımızın satışları için, hizmetlerimizin en ücra köşelere kadar ulaşması için uğraşanların, koşanların aldığı duayı size anlatamam. Her namazda Mübarek Hocamız onlara dua ediyorlardı. Ve buyuruyorlardı ki; Bunlar Peygamber efendimizin vârisleridir. Ve mûris, vârisini yarı yolda bırakmaz. Çünki cenab-ı Peygamber 'aleyhissalatü vesselam' hayatları boyunca yalnız İslamiyeti anlattı. Başka bir şey öğretmedi. Dünyayı siz benden daha iyi bilirsiniz, dedi.
Gelen mektublar Hakikat Kitabevine hayranlıklarını yazıyor. Dünyaya islamiyyetin hakikatini siz yayıyorsunuz diyorlar.
Bu hizmetleri yapanların önüne, melekler kanadını serer. Allahın dinini Allahın kullarının ayaklarına kadar götürmek ne büyük zevkdir.
------------------------------------------
Şeytan, sokaktaki insanlardan korkar, der ki; "Ben Adem aleyhisselâma secde etmedim bu hale geldim. Sen Allah' a secde etmiyorsun, kim bilir ne hale gelirsin" der.
İslam âlimlerine sorulan sualin cevabının hep isabet etmesinin sırrı, islam âlimleri sorulan suale hep âhireti için cevap verirler.
İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNDEN İNCİLER
Eshâb-ı kirâm arasındaki uygunsuzluklar ve muhârebeler iyi düşünceler ve olgun görüşler ile idi. Nefsin arzuları ile ve cehâlet ile değildi. İlm ile idi. İctihâd ayrılığından idi. Evet bir kısmı ictihâdda hatâ etmişti. Fakat, Allahü teâlâ, ictihâdda hatâ edene, yanılana da, bir sevap vermektedir.
İşte, Eshâb-ı kirâm için, Ehl-i sünnet âlimlerinin tuttuğu yol, bu orta yoldur. Yâni, taşkınlık da, gevşeklik de etmeyip, doğruyu söylemişlerdir. En sâlim ve sağlam yol da budur.
Mektûbat Tercemesi - 59
https://t.co/3dPlc3pMzY
Büyükler buyurdular ki;
Nerede olduğumuzu, nerede bulunduğumuzu çok iyi bilelim. Bugünlerin kıymetini bilelim. Allahü tealanın yeryüzüne çok müstesna olarak yarattığı bir arkadaş topluluğu içindeyiz. Çünki Mübarek Hocamız kaç defa buyurdular ki; Dünyanın en bahtiyar insanlarıyız. Bu memleketin demiyorum, dünyanın en bahtiyar insanlarıyız. Dünyanın en şanslı insanlarıyız. Bir insanın başı olmazsa, bu insan, insan mıdır? Allah korusun. Başsız insan ne anlamına geliyorsa, dinini öğreneceği bir zâtın olmaması, ondan daha beterdir. Nihayet başsız insan ölür gider bir şey olur; ama dinini doğru olarak öğreneceği bir zât yoksa, bulamamışsa, hele hele yanlış öğreniyorsa, onun hali ne olur? Gayet kolay, yak kibrit çöpünü, koy parmağını, bitsin bu iş. O zaman insan nerede olduğunu, ne nimete kavuştuğunu anlar.