Kapı çalındı. Baktık, karşımızda koca bir çuvalla duruyor. Ne olduğunu sorunca, çuvalı gösterdi,
“Size getirdim, sizin sayenizde ..." dedi.
Halime, komşumuz. Dört çocuğuna çiftçilik yaparak bakıyor.
Evinin önündeki araziyi ekip biçiyor ama gübre ve tohum bulmak mümkün değil. Yokluk ve çaresizlik öyle boyutta ki insanlar kimyasala bulanmış zehirli tohumları bile yıkayıp yemek zorunda kalıyor. Sırf çocuklarının karnı doysun diye...
Halime’nin de diğerleri gibi tohum ve gübre alacak parası yoktu. Bu yüzden geçen yıl koca araziden iki torba mısır hasat edebildi. Bütün yıl uğraştığı araziden bu kadar mısır almak bütün yılı aç geçirmek demekti.
Bu yıl, Halime’ye de gübre ve tohum hediye etmiştik.
Kendisi 36 torba mısır hasat edince birini bizimle paylaşmak istemiş. Gerek olmadığını söylesek de ikna olmadı. O zaman karşılıklı hediyeleşebiliriz deyip kabul ettik.
Halime bu yıl çocuklarını zorlanmadan doyurabilecek. Hatta seneye kendi tohum ve gübresini de satın alabilecek. Çünkü 36 torba mısır demek, birkaç yıl kimseye muhtaç olmadan yaşamak demek.
Halime’yle her karşılaştığımızda içi içine sığmıyordu. Ondan olsa gerek gönlünden taşanlarla bir torba mısırı kucaklayıp gelmişti.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Engin Tuncer:
"Gayrimenkul biriktirmek, insanların barınma hakkını elinden almaktır.
Bir insanın 15-20-100 tane dairesi varsa bu kul hakkına girer.
Ailemizde kimsenin ikinci dairesi, bir tane kirada gayrimenkulü yoktur."
Hastalıklı Bilinç:
"Nevrotik derecede şoven olan Persler, İmam'a Perslerin damadı olmasından; Platon'a, Zerdüşt'ü sevmesinden; Peygamber’e, Selman'ı mihmandar kabul etmesinden ve İsa'ya da Mitra'nın cisimleşmiş haline benzemesinden ötürü hayranlık duyarlar."
Daryush Shayegan
Hayatta en kolay ve aldatıcı iki şey hevadan konuşmak ve bidatlerin peşine takılmak. İlki nefsi, ikincisi halkı memnun eder.
"İlim, çok bilgi aktarmak değildir. İlim, Allah'ın kalplere koyduğu bir nurdur. Bunun şartı da, ilme riayet ve hevadan-bidatten kaçınmaktır." İmam Zehebî
Osmanlı'nın Afrika'da ki en uzak yeri olan Agadez bölgesinde hala Osmanlı yaşıyor.
Yıldırım Bayezid’ın oğlu Sultan Yunus'un soyundan gelen Tuareg halkının liderlerinden Agadez Sultanı Oumarou İbrahim Oumarou