Siyasal Tarihimizin En Büyük Mücadelesine Başlıyoruz…
1- Bugün tanıklık ettiğimiz bir partinin kuruluş süreci değil, ülkeyi ve Cumhuriyeti kuran, ayakta tutan Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıkma girişimidir.
2- Partimizin tarihsel olarak ürettiği, geliştirdiği devletçi, cumhuriyetçi refleks yok edilmek istenmektedir.
3- Partinin ele geçirilmesi süreci başarılı olamayınca partiyi bölme, parçalama ve yok etme süreci devreye sokulmuştur. Bu aşamayı yaşıyoruz.
4- “Yetmez Ama Evetçi”, “Sol-liberal” olarak tanımlanan kökü ve beyni dışarıda; ama elleri kolları burada olan tayfa, bu yeni ayrılıkçı hareketin oluşmasına ve yönlendirilmesine başlamıştır.
5- Daha önce AK Parti’yi FETÖ desteği ile yönlendirmek isteyen, başarılı olmayınca Kürt Hareketini manipüle etmeye çalışan bu yapı “Terörsüz Türkiye” sürecine engel olamayınca yönünü Cumhuriyet Halk Partisi içindeki ayrılıkçı harekete çevirmiştir ve şimdi onları sevk ve de idare etmektedir.
6- Ülkemizin ulusal bütünlüğünü, devletimizin ulaştığı güç düzeyini kabullenmeyen ve bağımlı bir devlet/toplum yaratma çabası içinde olan emperyal yapılar şimdi bu “yerli” işbirlikçileri ile bütün süreçlere müdahalede etmek istemektedir.
7- Sahipleri dışarıda ve FETÖ yönlendirmesi ile yayın yapan medya kuruluşları, İBB kaynakları ile partimizin kaynakları kullanılarak yaratılan bu medya düzeni algı ve provokasyonlarla ayrılıkçı yapıyı büyütme çabasındadır.
8- “Akademisyeninden” “gazetecisine”, “sivil toplumcusundan” “aktivistine” geniş bir ağa sahip işbirlikçi yapı ülkemizdeki bütün entelektüel ve düşünsel faaliyeti yönlendirmekte ve ayrılıkçı harekete sürekli kan pompalamaktadır.
9- Karşı karşıya olduğumuz (Y)a(P)ı ülkemizdeki bütün işbirlikçilerin toplamıdır. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi değildir; mesele ülkemizin birliği, devletimizin tekliği, milletimizin bütünlüğüdür.
10- Bir haysiyet mücadelesi veriyoruz. Tarihimizin bu büyük meydan okumasına en büyük direnişi göstereceğiz. Ne ülkemizi ne de partimizi bu işbirlikçi (Y)a(P)ıya terk edeceğiz.
Bugün itibariyle partimizin her bir üyesini ayağa kaldıracağız. Yeni, zorlu ve ağır bir dönemi hep birlikte yaşayacağız; hep birlikte bedel ödeyip hep birlikte kazanacağız.
@ecehanb ‘la Ankara’daki Barış Buluşması’nı konuştuk.
Bir ara ne diyeceğimi unutunca refleksle “Peki sen ne düşünüyorsun Ecehan?” deyip kısa süreliğine sunuculuğu devraldım. 😄
Dinlemek isterseniz burada. 👇
https://t.co/lxuqKxwzVp
@hiz_2026@Hizankara
☮️Kadınların, gençlerin, insan hakları kurumlarının, ekoloji örgütlerinin, meslek odalarının, sendikaların, Türkiye’nin her yerinden yüzyıllık tarihi ve yıkımı taşıyan halkların Ankara'daki Savaşa Karşı Barış Buluşması sona erdi.
Kasım ayındaki zirvemize halkların yaşadığı zulümleri, talepleri, gerçek adalet ve barış mücadelesini taşıyoruz:
☮️Barış yalnızca silahların susması değildir.
☮️Barış hakikattir, adalettir ve yüzleşmedir.
☮️Barış halkların eşitliği ve doğanın yaşam hakkıdır.
☮️Barış emeğin sömürülmediği, hiç kimsenin kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı demokratik ortak yaşamdır.
☮️Hakikat olmadan adalet, yüzleşme olmadan barış, ekolojik adalet olmadan ortak yaşam kurulamaz.
☮️Bizler, COP31’e giderken iklim adaleti gündeminin savaş, militarizm, sömürgecilik ve tarihsel adaletsizliklerden koparılmasına izin vermeyeceğiz.
SONUÇ BİLDİRGESİ BAŞLIKLARI:
Hakikat, adalet, ekolojik eşitlik ve ortak yaşam için barışı birlikte kuracağız
Savaş geçmişte kalmış değildir
Feda edilen bölgeler ile feda edilen insanlar aynı siyasal tercihin sonucudur.
Hakikat, yüzleşme ve onarıcı adalet
Barış sınıfsal, ekolojik ve feminist bir mücadeledir
Kürt meselesinde demokratik çözüm
Filistin halkıyla dayanışmayı büyüteceğiz
Antalya’ya doğru sözümüzü büyütüyoruz
Tüm bildirge: https://t.co/QiBFmFdgYC
İHD Ekoloji ve Yaşam Komisyonu olarak, 18–19 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen “Halklar, Savaş Karşıtı Mücadele Barış Buluşması”na katıldık.
Savaşa karşı barışı, ekolojik yıkıma karşı yaşamı, inkâra karşı hakikati savunmaya devam edeceğiz.
#BarışHakkı#EkolojikAdalet
20 Temmuz 2015'te Suruç'ta hedef alınan, savaşın yıktığı bir coğrafyada kolektif ve ekolojik bir yaşamı yeniden kurma iradesiydi. 33 insanın yaşam hakkını elinden alan bu katliam, doğayı sermayeye açan dinamikler ile insan hayatını hiçe sayan cezasızlık mekanizmasının aynı sömürü politikasında birleştiğini gösteriyor. Suruç’un hafızasına sahip çıkmak, pasif bir anmanın ötesinde; hem insanı hem de doğayı gözden çıkaran bu düzene karşı yaşamı ve adaleti fiilen savunmaktır.
KHK Platformları Birliği sözcülerinden Münir Korkmaz, #KHK sürecinde yaşanan hukuksuzlukları, mağduriyetleri ve çözüm beklentilerini değerlendirecek.
KHK'lı tüm dostlarımızı,adalet, hukuk ve insan haklarına duyarlı herkesi bu buluşmaya davet ediyoruz.
@mkorkmaz62
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)'in Ankara'da "İşimizi Geri İstiyoruz!" talebiyle gerçekleştirdiği adalet nöbetindeydik. Dün polis saldırısına uğrayan ve gözaltına alınan tüm kamu emekçisi dostlarımızın yanındayız.
Yaşadığımız adaletsizliklerden tek bir çıkış yolumuz var; bir araya gelerek mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmek. Kasım ayındaki zirvemize kamu emekçilerinin sözlerini, taleplerini ve mücadelelerini taşıyoruz.
Adalet mücadelemiz sürüyor!
KHK'ler gidecek, biz kalacağız!
Halkların İklim Zirvesi Bileşenleri olarak Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'na dayanışma ziyaretimizi gerçekleştirdik.
İklim krizi, emek sömürüsü, toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkım birbirinden bağımsız değil; aynı sistemin farklı yüzleri.
Dayanışmayı büyüterek ve birbirimizin sesini çoğaltarak türlerarası adil ve barışçıl bir yaşam kurabileceğimize inanıyoruz.
Yaşasın Birleşik Hak Mücadelemiz
İşgal altında iklim adaleti olmaz!
Gazze’de soykırıma son! Filistin’e özgürlük!
İsrail’in 1948’de Filistin topraklarına başlattığı işgal, 2023 Ekim ayından bu yana pervasız bir soykırıma dönüşmüş durumda.
Pervasız diyoruz çünkü Gazze’de yürütülen soykırım, bütün dünyanın gözlerinin içine baka baka ve sözüm ona dünyada özgürlüğün, barışın güvencesiymiş gibi davranan en büyük emperyalist devletlerin desteğiyle gerçekleştiriliyor.
Daha iki hafta önce bu soykırımın en büyük destekçileri, bu şehirde, Ankara’da NATO zirvesinde ağırlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dostum dediği çocuk istismarcısı baş katil ABD Başkanı Donald Trump en üst düzey devlet töreniyle karşılandı, gülümseyerek kameralar pozlar verdi. Trump, burada sırıtıp bir yandan da yaptığı konuşmayla dünyanın ezilen halklarını tehdit ederken İran’a dönük yeni bir saldırı başlattı. ABD’den güç alan İsrail ise Filistin ve Lübnan’a dönük saldırılarını arttırdı.
ABD başta olmak üzere, dünyanın en büyük devletleri Gazze’de gerçekleştirilen soykırımın garantörleridir. Gazze’yi bombalaması için İsrail’e verilen uçaklar NATO’nun programının bir parçası olarak üretilmektedir.
2023 Ekim ayından bu yana Filistin, Gazze’de 73 bin 250’den fazla Filistinliyi öldürdü. Bu soykırımda 173 binden fazla yaralı var. Bu rakamlar Filistin Sağlık Bakanlığı’nın resmi rakamları ancak Gazze’deki yıkım sırasında enkazın altında kalan ve ulaşılamayan kaç kişi olduğunu bilemiyoruz bile.
Filistinliler sadece bombalar altında can vermedi. İsrail tarafından çökertilen altyapı ve Gazze’ye uygulanılan tecrit sebebiyle Filistinliler her gün açlık, temiz suya erişememe ve salgın hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. Ülkedeki sağlık sistemi ise saldırılar karşısında tamamen çökmüş durumda. Gazze’de tüm boyutlarıyla bir soykırım yaşanıyor.
İsrail hapishanelerinde 10 binin üzerinde Filistinli tutsak olarak tutuluyor. Bunlar arasında çocuklar, öğrenciler, işçiler, gazeteciler, sağlık çalışanları ve seçilmiş temsilciler var. Bu tutsakların en az 300’ü çocuk!
Soykırımda öldürülen Filistinlilerin de 17 binden fazlası çocuk, 30 binden fazlası bebek!
Siyonizm gözünü kırpmadan bebekleri ve çocukları öldürüyor!
İsrail hapishanelerinde tutulan tutsaklardan birinin bir çocuk doktoru olması tesadüf değil. Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin müdürü olan çocuk doktoru Dr. Hüsam Abu Safiya hastalarını yüzüstü bırakıp hastaneyi terk etmeyi kabul etmediği için İsrail güçleri tarafından 27 Aralık 2024’te tutuklandı. O günden bugüne Dr. Abu Safiya herhangi bir resmi suçlama olmaksızın tutuklu bulunuyor. 3 Haziran 2025’dan bu yana ise tamamen karanlık bir hücrede tek başına tecrit halinde tutuluyor. Temmuz başında Safiya’yı ziyaret eden avukatının aktardığına göre ağır işkencelere maruz kalan Dr. Abu Safiya’nın hayati tehlikesi giderek büyüyor.
Dünyanın en güçlü devletleri soykırıma destek verirken, neyse ki bu ülkelerin halkları soykırıma sessiz kalmıyor. Dünyanın dört bir yanında halklar, Gazzelilerle, Filistin halkıyla dayanışmak için devasa eylemler düzenliyor, sokaklara dökülüyor, grevler, boykotlar örgütlüyor; soruşturmalara, gözaltılara, tutuklamalara maruz kalmalarına rağmen Filistin’le dayanışmaktan vazgeçmiyor.
Dünyanın dört bir yanından aktivistler Gazze’deki ablukayı kırmak için birçok kere denize açıldı, Küresel Sumud Filosu ablukayı kırmaya çalışırken Siyonistlerin barbarlığıyla karşı karşıya kaldı. İsrail askerleri tarafından uluslararası sularda yasadışı bir şekilde tutuklandılar, şiddete, aşağılamaya ve istismara maruz bırakıldılar.
Dünyada iklim hareketinin önemli figürlerinden Greta Thunberg de bu filoyla yola çıkan ve şiddete maruz kalan aktivistler arasındaydı. Küresel intifadanın bir parçası olan Greta, iklim krizi ile Gazze’deki soykırım arasındaki bağlantıyı çok keskin bir şekilde ifade ediyordu:
İşgal altında iklim adaleti olmaz!
İşgal altında iklim adaleti olmaz!
Gazze’deki soykırım tüm savaşlar gibi aynı zamanda bir ekokırımdır! Kendisini çevre lideri olarak pazarlayan İsrail, Gazze’deki tarım alanlarını planlı ve kasıtlı bir şekilde yok ediyor. Ekim 2023’ten bu yana Gazze’deki tarım alanlarının yüzde 40’ı yok edildi. İsrail, Filistin kimliğinin ve direnişinin bir parçası sayılan zeytin ağaçlarını ise 1967’den bu yana sökerek imha ediyor. Bugüne kadar en az 800 bin zeytin ağacını yerinden söktü.
Bombardımanlar ve altyapı yıkımı sonucunda havada, suda ve toprakta ağır bir kirlilik meydana geldi. Yıkılan binalardan sızan asbest, mühimmat atıkları ve kanalizasyon suları hem toprağı hem de yeraltı sularını zehirledi.
Savaş demek, karbon gazı demektir. İsrail, saldırılarının ilk 15 ayı boyunca dünyanın en yoksul 100 ülkesinin toplamından daha fazla karbon emisyonu üretti.
İsrail’in baş destekçisi ABD ve müttefikleri ise küresel iklim krizinin baş sorumluları.
Gazze’yi yakanlarla dünyamızı yakanlar aynı kişiler!
Her ne kadar Filistin dostuymuş gibi görünmeye çalışsa da soykırıma taşınan petrolün topraklarından geçmesine izin veren Türkiye, soykırımın baş destekçisi NATO’ya ev sahipliği yaptıktan sonra Kasım ayında da COP31 İklim zirvesine ev sahipliği yapacak.
Bizler ise egemenlerin dünyayı daha da ısıtma planlarına karşı Halkların İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Egemenlerin değil ezilenlerin, İsrail’in değil Gazzelilerin, ABD’nin değil dünya halklarının sesini sokaklara taşıyacağız.
Nehirden denize özgür Filistin!
Yaşasın küresel intifada!
Halkların İklim Zirvesi
18.07.2026 / Ankara
Evvel Temmuz, bu toprakların ortak yaşam, dayanışma ve doğayla kurduğu köklü bağın simgesidir.
Samandağ’da gerçekleştirdiğimiz "COP31’in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi Forumu", bu yerel hafızayı bugünün ekoloji ve emek mücadelesiyle yan yana getirdi.
Bölgede deprem sonrası derinleşen mülksüzleştirme ve köksüzleştirme politikaları, tarım arazilerinin kaybıyla birleşerek iklim adaletsizliğinin en somut halini önümüze koyuyor. İşte bu yüzden amacımız; bu adaletsizliğin doğrudan mağduru olanların kendi sözlerini ve hak arayışlarını özgürce ifade edebilecekleri zeminleri hep birlikte inşa etmek.
Samandağ’da yükselen bu yerel ve haklı sesi, resmi kürsülerin ötesine, 14-18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştireceğimiz büyük Halkların İklim Zirvesi’ne taşıyoruz. Kendi kaderimizi ve yaşam alanlarımızı savunmak için Antalya’da buluşalım.
#EvvelTemmuz #HalklarınİklimZirvesi #Samandağ #İklimAdaleti
BARIŞ BULUŞMASI
18 - 19 Temmuz 2026
Zürafa PSM / Kızılay / Ankara
Savaş, sadece insanlığı ve şehirleri yok etmekle kalmıyor; arkasında bıraktığı devasa askeri faaliyetler, silah sanayisi ve bombardımanlarla ekolojik yıkımı körükleyen, gezegeni en vahşice tüketen en büyük kirleticilerin başında geliyor. Militarizmin ve sömürünün doğaya ve halklara kestiği bu ağır faturaya karşı; barışı, adaleti ve ortak yaşamı savunmak için Ankara’da buluşuyoruz.
Halkların İklim Zirvesi kapsamında düzenlediğimiz Halklar, Savaş Karşıtı Mücadele ve BARIŞ BULUŞMASI programımızla iki gün boyunca bir aradayız. Filistin’le dayanışma etkinliğinden panellere, belgesel gösteriminden tanıklıklara ve açık foruma kadar savaşların, göçlerin ve yıkımların kıskacındaki halkların ortak mücadelesini konuşacağız.
📋 Program Akışı:
18 Temmuz 2026 / Cumartesi
13.00 | Filistin’le Dayanışma Etkinliği (Sakarya Caddesi)
15.00 | Açılış (Ecehan Balta)
15.30 | Panel: Ekolojik Yıkım, Savaş ve Sömürü Kıskacında Halklar: Ortak Yaşam ve Barışın İnşası (Moderatör: Pakize Gürhan)
20.00 | Belgesel Gösterimi: "Bir Savaşı Bitirmek (To End a War)"
21.00 | Konser
19 Temmuz 2026 / Pazar
13.30 | Tanıklıklar: Soykırım, Katliam, Pogrom, Zorunlu Göç Kıskacında Halklar: Adalet, Eşitlik ve Barış Arayışı (Moderatör: Umutcan Kocabıyık)
17.15 | Kozalar Konuşuyor & Açık Forum (Moderatör: Hazal Battaloğlu)
19.30 | Kapanış
Ankara'da açacağımız bu barış kürsüsünü, 14-18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştireceğimiz büyük Halkların İklim Zirvesi’ne taşıyacağız.
#HalklarınİklimZirvesi #BarışBuluşması #AnkaraEtkinlik #İklimAdaleti #ZürafaPSM
Barışı, iklim adaletini ve ortak yaşamı konuşmak için 18-19 Temmuz’da buluşuyoruz.
📍 Zürafa PSM
Paneller, tanıklıklar, belgesel gösterimi, konser ve açık forumla savaşın, göçün ve ekolojik yıkımın karşısında ortak sözümüzü kuruyoruz.
@hiz_2026
Program👇
#HalklarınİklimZirvesi
Eş Genel Başkanımız Ayfer Koçak, sendikamız Tarım-Orkam Sen Genel Başkanı Serap Baysal ve Adana Şube Başkanı Mustafa Eser Demirçin, 26. Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında düzenlenen “COP31’in Ötesinde Halkların İklim Zirvesi” forumuna katıldı.
🌍 Halkların İklim Zirvesi Evvel Temmuz'da!
Ekoloji mücadelesi sınır tanımıyor. Yaşamı, doğayı ve geleceği savunma mücadelesi; yerelden küresele, birbirinden öğrenen ve dayanışmayla büyüyen halkların ortak sesi olmaya devam ediyor.
Bu yıl Evvel Temmuz'da bir araya gelirken, ekoloji mücadelesini uluslararası dayanışmayla güçlendirmenin, farklı coğrafyalardaki direnişlerle bağ kurmanın ve ortak bir gelecek için birlikte söz üretmenin önemini yeniden vurguluyoruz.
Çünkü iklim adaleti ancak halkların dayanışmasıyla mümkün.
📍 Evvel Temmuz'da buluşalım; mücadeleyi büyütelim, dayanışmayı sınırların ötesine taşıyalım.