!!DUYURU!!
Beni takip eden kıymetli insanlar
Asıl hesabım olan @outpost31HB nasıl olduysa geri geldi.
Sizleri oraya da bekliyorum.
Bu hesabı yedek olarak tutacağım ve kapatmayacağım.
Fakat bundan sonra orda aktif olacağım inşAllah.
Berhûdar olun.
Selam ve Dua ile...
@SerpilOzkan99 !!DUYURU!!
Beni takip eden kıymetli insanlar
Asıl hesabım olan
@outpost31HB nasıl olduysa geri geldi.
Sizleri oraya da bekliyorum.
Bu hesabı yedek olarak tutacağım ve kapatmayacağım.
Fakat bundan sonra orda aktif olacağım inşAllah.
Berhûdar olun.
Selam ve Dua ile...
@SerpilOzkan99 !!DUYURU!!
Beni takip eden kıymetli insanlar
Asıl hesabım olan
@outpost31HB nasıl olduysa geri geldi.
Sizleri oraya da bekliyorum.
Bu hesabı yedek olarak tutacağım ve kapatmayacağım.
Fakat bundan sonra orda aktif olacağım inşAllah.
Berhûdar olun.
Selam ve Dua ile...
Sinemalarda vizyona ünlü yönetmen Steven Spielberg'in merakla beklenen ''Disclosure Day'' (İfşâ Günü) isimli filmi girdi.
Film, uzaylıların uzun zamandan beri aramızda olduğunu, bizle beraber yaşadıklarını ve onlarla teknoloji alışverişi yapıldığını anlatıyor.
Film boyunca bir takım güçler insanlığın bu bilgiye hazır olmadığı gerekçesiyle bu ifşâ'yı engellemeye çalışıyorlar.
Film boyunca -acaba bu bilgiler açıklanırsa dinler ve inançlar ne olur? ; toplum psikolojisi ve toplum sosyolojisi ne olur? ; insanlar, devletler, kurumsallaşmış köklü inanç merkezleri ve liderleri nasıl tepkiler verirler? vs gibi sorular soruluyor.
Ne ilginçtir ki yine aynı hafta içersinde ABD başkanı Trump'ı, başka gezegenlerden geldiği ve uzaylı oldukları söylenen uzun beyaz saçlı ve beyaz tenli garip kişilerle konuşuyormuş gibi gösteren ve uydurma olduğu çok belli olan resimler sosyal medyada dolaşıma sokuldu.
Trump'dan sonra da Çin başkanı Şi Cinping'in bu garip görünümlü kişilerle resimleri sosyal medya'da dolaşıma sokuldu.
Belki ilerki zamanlarda başka devlet başkanlarıyla yahut ünlü isimlerle birlikte hazırlanmış sahte resimler medyaya servis edilir.
Küresel Güçler'in bu tür olaylardaki öncelikli amaçları;
Tek Dünya Devleti'nin temel parametrelerden biri olan ''New Age'' soslu ''Tek Dünya Dini'' ni oluşturabilmek için algı yönetimi ve zihin hazırlama çalışmaları yapmak.
Dünya çapında Total Kontrol sağlayabilmek için finans dünyasını, ticaret yollarını, değerli madenleri, enerji alanlarını, uluslararası büyük kuruluşları vs kontrol altına aldığınız gibi; ''Dinleri, İnançları ve İnananları'' da kontrol altına almalısınız.
Uzaylılar, Griler, Nordikler, Reptilyanlar, Anunnakiler, Galaktik Federasyon, Boyutlar, Portallar, Multiverse, Agarta-Şambala, Oyuk Dünya, Ashtar Sheran, Amiral Byrd ve fantastik kutup yolculuğu, Erich Von Daniken ve Tanrıların Arabaları vs gibi palavralarla küresel bir enigmatik algı yönetimi ve manipülasyon yapılıyor.
Ayrıca bilmelisiniz ki, adına UFO denilen tuhaf uçan cisimler ''Made in USA"
Elbette Hollywood işin içinde!
Elbette Spielberg de işin içinde!
Siz bu ve benzeri yönetmenlerin sadece kendi çabasıyla mı bir yerlere geldiğini sanıyorsunuz?
Köken olarak Yahudi bir aileden gelen Spielberg, kendisini meşhur eden ve gişe rekorları kıran filmlerden sonra, siyonist yahudi lobisi için Schindler'in Listesi ve Münich filmlerini çekmiş ve borcunun bir kısmını ödemiştir.
Siz Spielberg'in İfşâ Günü filmini sadece sanat olsun diye veya para kazanmak amacıyla mı çektiğini sanıyorsunuz?
Bu filmin ve Trump'ın ''Dost Uzaylılar'' la çekilmiş fotoğraflarının, aynı zaman dilimine tesadüfen mi denk geldiğini sanıyorsunuz?
Hollywood çok iyi bir rehberdir.
İyi takip edin.
Ve işe en başta isminden başlayın.
O filmler ve diziler boşa çekilmiyor ve çektirilmiyor!
Küresel Güçler'in uzaylılar konusu ile yapmayı plânladıkları ikinci amaçları ise sahte uzaylı istilası projesi.
Dost uzaylı kavramı dışında ''düşman uzaylı'' temasını işledikleri filmleri ve dizileri Hollywood boşuna çekmiyor.
Ayrıca eski ABD başkanı Ronald Reagan'ın ''bütün dünyanın bir araya gelerek birleşmesi için belki de bir uzaylı istilasına ihtiyacımız var'' sözleri de unutulmamalı.
Son tahlilde;
Gördüklerinizin yarısına, duyduklarınızın ise hiçbirine İNANMAYIN !
Kıymetli Gani Bey;
Ben Küresel Güçlere bir yerden sonra kızmıyorum artık.
Çünkü onlar imtihan dünyasında rollerini oynuyorlar.
Beni asıl rahatsız eden içimizdeki siyonistler.
Bizim birbirimize yaptığımızı düşman bize yapmaz/yapmıyor ve yapmadı.
Berhûdar olun.
Selam ve Dua ile...
yazıYORUM
Yeni Küresel Pandemi Ne Zaman Olacak?
Biraz geriden alalım ve bugüne doğru gelelim.
Dünyayı yöneten sapkın güçlere göre, olayların herhangi bir zamanda ve herhangi bir şekilde olması değil; olayların, belirli bir zaman dilimi içersinde ve belirli astrolojik takvimler ile numerolojik hesaplamaların denk gelip kesişmesine göre olması gerekli.
Bu çok karmaşık hesaplamaların kesiştiği tarihlere ise her zaman denk gelemiyorlar.
Bu insanlar Atbash, Temurah, Gemetria gibi birçok farklı kod ve şifreleme yöntemlerini kullandıkları gibi; Kabala, Hermetizm, Gnostisizm, Simyacılık, Kara Büyü, Kara Bilim, Astroloji, Sembolizm, Numeroloji, Algı Yönetimi, Manipülasyon, Zihin Kontrolü gibi Ezoterik ve Okült öğreti ve ilimlerle de çok yakından ilgilidirler.
Bu sebeple onların Ne'yi/Neleri, Neden, Niçin ve Nasıl yaptıklarını/yapacaklarını anlayabilmeniz için, çok ciddi bir altyapınızın olması gerekli.
Bir takım kehanetlere inanan ve bunları gerçekleştirmek için uğraşan bu insanlara göre, bekledikleri Mesihin gelebilmesi için dünyada Tribulation/Türbülasyon dönemi denen bir felâketler, sıkıntılar, çalkantılar dönemi olması gerekiyor.
Ve Mesihin gelişinin yaklaştığının belirtisi olan Türbülasyon döneminin başlangıcı, ''As Above So Below'' ilkeleri gereği; dünyaya yakın ge��en ve çıplak gözle görülebilen bir kuyruklu yıldızın geçmesidir.
Onlara göre Hz İsa'yı müjdelemek için de göksel bir işaret olarak Bethlehem yıldızı gözükmüştü ve Mesihin tekrar gelişini de yine bir göksel işaret olan bir yıldız müjdeleyecekti.
Yaptıkları hesaplamalara göre 8 Haziran 2025'te Mesih'in gelmesi gerekiyordu.
Bu sebeple 2020 yılında Neowise kuyruklu yıldızının gözükmesinin ardından Covid 19 pandemisini ilan ettiler.
Covid belirtileri 2019 yılında da görülmeye başlamasına rağmen, Dünya Sağlık Örgütü küresel salgın ilanı için 11 mart 2020 tarihine kadar bekledi.
Çünkü önce Türbülasyon döneminin işareti olan kuyruklu yıldızın görünür olmasını beklemek zorundaydılar ki; plânladıkları olayları kitaplarına uydursunlar ve yaptıkları işlere kutsal bir kimlik kazandırsınlar.
Neowise kuyruklu yıldızı 1 Mart'ta görünür/gözlemlenebilir hâle gelmesine rağmen, numerolojik hesaplamaların denk gelmesi için Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandeminin ilan edilmesini 11 mart'a kadar 10 gün beklediler.
Onlara g��re bekledikleri Mesih, kutsal soy olan Davud soyundan gelecek.
İbranice'de sesli harfler olmadığı için Davud ismi DVD olarak; D(dalet)4 +V(vav)6+D(dalet)4 olarak yazılır ve numerolojik değeri 14'tür.
11.3 2020'de ilan edilen salgının gün ve ay toplamı da 11+3=14 tür.
Aynı sayısal hesaplama Mesihin gelmesini bekledikleri 8 Haziran 2025 tarihi içinde geçerlidir.
8 Haziran 2025/8.6.2025 tarihinin de ay ve gün toplamı 8+6 14 ediyordu.
Neden 8 Haziran 2025 tarihini seçtiklerinin önemli bir sebebi de; farklı takvimler kullanan Doğu ve Batı kiliselerinin, kendileri için çok önemli bir gün olan Pentecost günü tarihinin bu tarihte ortak gün olarak kesişmesiydi.
İki kiliseninde aynı tarihte buluşması durumu çok ender rastlanılan bir durumdur.
Ayrıca şu işe bakın ki, Dünya Sağlık Örgütü covid'den korunmak için 14 kural belirlemişti.
Ve yurdışından gelenler içinse 14 günlük karantina öneriyordu.
Yaptıkları şeyleri kutsalmış gibi göstermeleri dışında sürekli 14'e vurgu yapılmasının bir başka sebebi de; sizi içinde bulunduğunuz bu sıkıntılı durumdan/durumlardan sadece Davud soyundan gelecek olan kişi kurtarabilir/kurtaracak mesajını, hem kendi içlerinde hem de dünyada vurgulamak ve yaymak istemeleridir.
Gelelim şimdiye.
Öncelikle şunu belirteyim ki;
Hanta virüs veya Ebola vs gibi başka isimde bir virüs olayı büyümeyecek.
Hanta virüs veya diğer farklı isimlerdeki virüs haberleriyle, plânladıkları büyük küresel pandemi gelmeden önce şimdiden zihinleri hazırlamak için, ''her an salgın gelebilir ve bizler her an salgın tehdidi altında yaşıyoruz'' mesajını vererek, küresel algı yönetimi ve zihin hazırlama yapılıyor.
Mesih 2025'te gelmeyince bir sonraki uygun tarih olarak 2033 yılını belirlediler.
Onlara göre Hz.İsa 33 yaşında çarmıha gerildi, öldü, dirildi ve 2000 yıl sonra tekrar geri gelmek üzere baba tanrı yanına yükseldi.
33+2000=2033
30 Mart 2033 uygun buldukları tarihlerden birisi.
30.03.2033 = 3+3+2+3+3=14
Her seferinde tekrar baştan aynı döngüleri tamamlamak zorunda oldukları için 2033'te Mesih gelmeden önce yeniden bir küresel pandemi başlatacaklar/başlatmak zorundalar.
Bunun için ise belirledikleri tarih 2029.
Çünkü 13 Nisan 2029'da, mitolojideki adı kaos ve yıkım tanrısı olan ''Apophis'' kuyruklu yıldızı dünyanın çok yakınından geçecek.
Bu tarihten sonra aynı Covid pandemisinde olduğu gibi, sayısal hesaplamalar yaparak bulmuş oldukları bir tarihte küresel pandemi ilan edecekler.
Ayrıca Covidden sonra Bill Gates'in yeni ve daha büyük bir pandemi geleceğini söyleyip, bu pandemiye X virüsü/pandemisi demesi de tarihi belirlemek için bir işaretti.
X roma rakamıyla 10 olup, Covid 19+10=2029 Yeni Pandemi.
13 Nisan 2029'dan sonra dünya eskisi gibi olmayacak.
Yukarıda Covid pandemisinde yazmış olduğum gibi detaylı hesaplamalardan bahsederek yazıyı uzatmak istemiyorum.
Bu yüzden 13 Nisan 2029 tarihinden itibaren, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel pandeminin ilan edilmesini beklemeye başlayın.
Bu seferki küresel pandemi bahâneleri; The Economist dergisinin The World Ahead 2026 kapağında resmettikleri gibi, küresel ısınma sonucu buzulların arasında milyonlarca yıl boyunca donmuş olan ve insanların bağışıklığı bulunmayan virüslerin, erime sonucu açığa çıkması, denizlere, sulara, havaya karışması olabilir.
İlginç olan bir diğer nokta ise dergi kapağındaki şırıngaların içinin boş olması.
Bu durum bize gösteriyor ki yeni pandemide aşı teknolojisi ve aşılama olmayacak.
Bunun yerine çipleme, biyometrik takip, dijital tedavi/takip sistemini getirecekler ve dayatmaya çalışacaklar.
Elbetteki bu tarihleri plânları açısından başka hesaplamalar yaparak ileri veya geri almaları mümkün.
Ayrıca;
Küresel salgın ve kapanma olayının TEOpolitik tarafı olduğu gibi; jeopolitik, jeostratejik, ekonomik, üretim, sanayi, ticaret, tedarik zinciri, iş ve çalışma hayatı, finans dünyası ve borsalar, evlilikler ve aile, çocuklar ve gençler, akıl ve ruh sağlığı, toplum psikolojisi ve toplum sosyolojisi gibi tarafları da olduğu gözden kaçmamalı.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
yazıYORUM
Yeni Dünya Düzeni
Bir çoğumuz farkında değiliz fakat çok farklı bir geleceğe ve dünyaya doğru gidiyoruz.
Eski dünyaya dâir bildiğimiz hemen herşey değişmek üzere.
Küresel Güçler eski bildiğimiz dünyaya Re/set atma ve yeni bir dünya kurma peşindeler.
Bunun için ise öncelikle dünya üzerindeki enerji alanları, değerli madenler, hammaddelerin bulunduğu yerlere ve yeni ticaret, tedarik ve enerji yolları geçiş noktalarına çöküyorlar.
Ve dünyada çıkardıkları plânlı yapay kriz ve gerginliklerle de, Tek Dünya Devletinin olmazsa olmaz önkoşulu olan Tek Dünya Ordusunu kurmaya çalışıyorlar.
Tek Dünya Ordusu'ndan sonra ise sıra hızlı bir şekilde;
• Tek Dünya Parası
• Tek Dünya Dili
• Tek Dünya Dini
• Tek Dünya İnsanı
• LGBT+ Plus Yeni Harfler Ekleme (Pedofili, Zoofili, Nekrofili, Sadistlik, Mazoşizm, Trans/Drag Childs, Two Spirit... )
• Akıllı Şehirler (Dijital tabanlı ve Dijital kontrollü, insanların kontrol altında yaşayacağı 15dk'lık mini şehirler)
• Karbon Ayak İzi Takip Sistemi
• Kotalı Enerji-Elektrik-Gıda ve Su
• Dijital Kimlik/Çip
• Mülksüzleştirme
• Evrensel Temel Gelir
• Şartlı Maaş Sistemi
• Vatandaşlık Puanı ve Kredilendirme
• Seyahat Kısıtlaması
• Mikroçip ve Biyometrik Takip
• Tarım ve Hayvancılığın Tekelleşmesi (bireysel/küçük çaplı hayvan yetiştiriciliği ile ekip-biçmenin yasaklanması ve ağır yaptırımlar uygulanması)
• Green New Deal (çevrecilik, sıfır atık ve yeşil dönüşüm adı altında veganizm, karbon vergileri, hayvancılık ve tarımın bitirilip sentetik yapay gıdaları dayatma, Yapay Et, Yapay Gıdalar, Böcek Proteini)
• Zorunlu Aşılama ve Gelişmiş mRNA Aşılar
• İklim Manipülasyonları
• Global Warming Project 2050/2100/2200 (Dünyanın Sıcaklığını yapay yollarla arttırma ve bunun sonucu olarak eriyen buzulların etkisi ve suların yükselmesiyle birlikte, yaşanabilir alanların azalıp insanları kitlesel göçlere mecbur bırakma, kaos, korku, panik, anarşi, terör.)
• SCoPEx (Stratospheric Controlled Perturbation Experiment), SRM (Solar Radiation Modification) Güneşi Karartma ve Güneş Işınlarını Azaltma Projeleri
• Infinity One (Füzyon Temelli Yapay Güneş)
• BlockChain (Dijital Finans ve Dijital Merkez Bankası)
• Nakitsiz Toplum ve Devlet
• Dijital Eğitim
• Dijital Tıp
• Dijital Hukuk
• Dijital Güvenlik
• Dijital Yönetim ve Yapay Zeka Temelli Bürokrasi
• Otomasyon ve Robotik Sistemler
• Metaverse
• Neuroverse (merkesi sinir sistemi ve beynin bağlı olduğu sanal çoklu evrenler ve sanal gerçeklikler)
• Singularity
• Transhumanizm
• Genom Teknolojileri
• CRISPR-Cas9 (Gen Hackleme)
• Sentetik Biyoloji
• Nöroteknoloji ve Yapay Zeka Entegrasyonu
• Bio Hacking ve Hack'lenebilir İnsan
• Nöral/Yapay Zeka Yazılımları
• Neuralink
• BCI (Brain-Computer Interface) Beyin-Bilgisayar Arayüzü yazılımları
• 5G'den sonra G+/Plus Teknolojileri 6G 7G 8G
• Nesnelerin İnterneti (Internet of Things, IoT)
• Virtual Reality/VR (Sanal Gerçeklik)
• Augmented Reality/AR (Arttırılmış Gerçeklik)
• 3D/4D/5D İnsan-Bilgisayar-Sanal Gerçeklik Etkileşimi
• Simülasyon, Avatar, Matrix Projeleri
• Cognify (Sanal Zihin Hapishanesi)
• Humanoid-Klonoid Geliştirilmesi
• Xenobotlar ve insansız doğum
• Stargate-Cern (Portal Açma Deneyleri)
• Blue Beam ve Hologram Teknolojisi
• Sahte Uzaylı Projesi
• Sahte Mesih/Peygamber
• Dijital Tanrı
• Dijital Din
• Tekno Din
• Dataizm
• Nöro Teoloji ve Kuantum Teoloji
• Geçmiş, Gelecek, Tarih, Kişiler, Din, İnanç, Ahlak, İnsan, Bilim, Teknoloji, Tıp, Kültür, Değerler, Kavramlar, Paradigmalar vs konularında sistematik bir şekilde enigmatik formatlı Algı Yönetimi ve Manipülasyon
gibi projelere gelecek.
Dünyada olan şeyleri birbirinden bağımsız okumayın.
Tüm Dünya Küresel Güçler tarafından Neo Sosyalizm ve Neo Faşizm'e doğru sürükleniyor.
Daha sonra ne mi olacak?
Dijital Sosyalizm!
Dijital Faşizm!
Dijital Siyonizm!
Tekno Terör!
Hollywood çok iyi bir rehberdir.
İyi takip edin.
O filmler ve diziler boşa çekilmiyor ve çektirilmiyor!
Kurallarına uymayanlar, uyum sağlamayanlar ve itaat etmeyenler için ise; askeri toplama alanları, kamplar, gettolar, izolasyon alanları, kuşatılmış yerler gibi şeyler plânlıyorlar.
Son tahlilde;
Küresel Oyun Kurucu Güçler'in ''Kaostan Doğan Düzen'' veya ''Yaratıcı Yıkım'' adını verdikleri bu TEOlojik Oyunun amacı;
Kendilerince gelmesi beklenen ''Dünya Kralı Mesih'' / ''Deccal'' gelmeden önce, Tek Dünya Devleti/Krallığı ve Hükümdarlığının TEOlojik, Jeopolitik, Ekonomik, Askeri, Teknoloji, Güvenlik ve Âsâyiş, Yönetim, Bürokrasi, Hukuk ve Adalet, Sağlık ve Tıp, Yeni Hastalıklar ve Tedavi Yöntemleri, Bilim ve Teknoloji, Para ve Finans, Meslekler ve İşgücü, Tarım ve Hayvancılık, Enerji, Gıda ve Su, Yaşam Koşulları, Hollywood ve Sinema, Filmler ve Diziler, Kültür, Edebiyat, Sanat, Moda, Yeme-İçme, Beslenme Alışkanlıkları, Kıyafetler ve Tarzlar, Tüketim Alışkanlıkları, Toplum Sosyolojisi, Toplum Psikolojisi, Algı Yönetimi ve Manipülasyon, Dinler ve İnançlar, Eğitim, Sağlık, Çocuklar, Aile, Evlilik, Değerler ve Kavramlar, Ahlak ve Etik, Algılama ve Düşünme Biçimleri, Etki ve Tepki vs açılarından altyapısını oluşturmaktır.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
yazıYORUM
TEOpolitik Gündem: İsrail
Yahudiler kendi hesaplamalarına göre en yakın tarih olan 2033'te bekledikleri Mesih'in geleceğini öngörüyorlar.
Aynı tarihte Hristiyanlar da kendi Mesih'lerinin geleceğini öngörüyorlar.
Ve bekledikleri Mesih gelmeden önce Yahudiler ile Hristiyanlar birlikte çalışarak hedefledikleri Tek Dünya Devleti ve Krallığı'nın altyapısını oluşturuyorlar.
Şu anda dünyada olan istisnâsız bütün olaylar 2033 yılına ve sonrasına hazırlık.
Hedefledikleri Tek Dünya Devleti/Krallığı'nı oluşturabilmek için, bölge bölge bütün dünyanın RE/setlenmesi ve yeniden dizayn edilmesi gerekli.
Ve bu arada İsrail'in de takip edilen kehanetlere göre yeniden dizayn edilmesi gerekli.
Bu sebeple, ABD ve İsrail'in arkasındaki esas güç olan küresel oyun kurucu akıl; İsrail ve ABD'yi kullanarak bir yere kadar hem onların amaçlarını gerçekleştirmelerine izin veriyor, hem de kendi amaçları için onları kullanarak dünyayı dizayn ediyor.
Yahudilerin takip ettikleri kehanetlere göre bekledikleri Mesihin gelebilmesi için; önce Yahudi devletinin İsrail adıyla kurulması, sonra sınırlarını genişletmesi, sonra ise kendi içinden yıkılması ve devlet içinde yaşayanların başka yerlere dağılıp, daha sonra kitlesel göçler halinde tekrardan vaad edilmiş topraklara geri gelmeleri gerekiyor.
1.aşama olarak sistemin adamı olan Hitler kullanılarak 1948'de devlet kuruldu.
Sonra Arap-İsrail gerginliği ve 6 gün savaşlarıyla sınırlarını genişletmeye başladı.
İsrail'in kendini güvende hissetmeyip daha da büyüme bahanesi verilmesi için ise; daha büyük bir düşmana ihtiyaçları vardı.
Bunun içinse 1979'da İranda rejim değişikliği yapıldı ve Humeyni Fransadan getirildi.
Tez'in karşısına daha güçlü bir Antitez ve İdeoloji olması gerekiyordu ki, daha çatışma ve gerginlik daha büyük olsun ve ''Sentez''e ulaşılsın.
Daha sonra İran'ı bahane ederek daha'da genişledi.
Şu anda son durum Golan tepeleri, Batı Şeria, Lübnan'ın güneyi, Kudüs, Ürdün ve Suriye içlerine doğru yayılmaya devam ediyorlar.
Gazzenin hâli ise ortada.
Şu anda 2.aşama hâla devam ediyor.
Yeterli derecede büyüdüklerini düşündüklerinde ise, diğer bir aşama olan devletin yıkılmasına geçecekler.
Takip ettikleri kehanetlere göre, İsrail devleti yıkılmadan önce kendisine tehdit olan düşmanlarının ortadan kalkması veya yıkılması gerekiyor.
İran dışında İsraili çevreleyen İslam ülkeleri ile Arap devletlerinin durumu ortada.
Bu yüzden önce İsrailin varlık sebebi olarak İran'ın yıkılması veya molla rejiminin, yönetici kadronun değişmesi ve İran'ın kontrol altına alınması gerekiyor.
İsrailin 1 numaralı güvenlik tehditi olan İran'ın ortadan kaldırılmasıyla birlikte, yahudilerin bir devlet içersinde güvenli ve korunaklı bir alanda, başta ABD olmak üzere çok sayıda devlet tarafından desteklenmesine ve korunmasına gerek kalmayacak.
Şimdi Trump'ın neden İran'la uğraştığını ve hedef tahtasına koyduğunu anladınız mı?
Önce İran devrilmeli ki sıra İsraile gelsin!
Antitez'in ortadan kalkmasıyla birlikte Tez'in var olmasına gerek olmayacak!
Antitez'in ortadan kalkmasıyla birlikte Tez hükümsüz kalacak!
Bu insanların kafası ''Normal'' insanlar gibi çalışmıyor!
Onları ve olayları anlayabilmek için ''onlar gibi'' düşünmek zorundasınız.
Yoksa sadece ekranlarda gördüklerinize inanırsınız.
Ve bu da tam olarak ''Onların'' istediği şey.
İran'da rejim/yönetim; ya kaba güçle yada içerden halk ayaklanması, önemli isimlere suikastler, anarşi veya darbe ile değiştirilecek veya bunlara gerek kalmadan İran kontrol altına alınacak.
İranın düşmesinden sonra sıra; İsrailin iç karışıklarla kendi içinden yıkılmasına ve yahudilerin başka yerlere dağılmasına gelecek.
Alternatifli farklı yerler düşünüyorlar.
Arjantin, Gazze, Kıbrıs, Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan, Rusya, Amerika, Avrupa, Türkî Devletler vs.
Ve bir kısmı içinse Türkiye!
Arjantinde çıkan yangınlar sonucu orman vasfını kaybedip yerleşime açılan yerleri, Gazze'ye yapılması planlanan lüks ve gösterişli yerleşim yerlerini, Yahudilerin Kuzey ve Güney Kıbrısta yıllardır mülk ve arazi toplamalarını, Suudi hanedanın Mısır Cumhurbaşkanının ve Ürdün Kralının onlarla yakın dostluğunu, Türk Devletleri Birliği projesinin ''Onlar'' tarafından finanse edilip desteklenmesini, BlackRock şirketinin Türkiyeye gelmesini ve Rothschield ailesinin yıllardır Türkiyeye yatırım yapıp şirketler satın almasını, Türkiyede gerçekleşen mülk ve arazi satışlarını ve diğer başka şeyleri farklı açılardan tekrar düşünün.
Daha sonra ise, tüm dünya çapında nefret ve tiksinti objesine dönüşmeleri ve tüm kapıların yüzlerine kapanıp hiçbir yerde güven içinde olamayıp dışlanmaları gerekiyor ki; tekrardan vaad edilmiş topraklara göç etmeye mecbur ve mahkum kalsınlar.
Fakat hem daha önceden İsrail dışında yaşayanların hem de İsrailden başka yerlere göç edenlerin vaadedilmiş topraklara kitlesel olarak geri gelmeleri için zemin hazırlanması gerekiyor.
Bu yüzden tüm dünyada onlara karşı öfkenin, nefretin, tiksintinin, tepkinin, dışlanmanın ve şiddet eylemlerinin artması gerekiyor.
İşte Epstein olayı ve ifşâaları da tam olarak bu sebeple ve tam olarak bu dönemde dünyaya servis edildi.
Kendilerine karşı oluşan tepkiler, öfke ve nefret yeterli seviyeye gelmez ise; öfke, nefret, tiksinti ve tepkileri arttıracak ve onları hedef tahtasına koyacak benzer başka ifşâalar ve belgeler yayınlanabilir ve bazı olaylar plânlanabilir.
İnat eder ve göç etmeye direnirlerse; boykot, dışlama, zorbalama ve taciz, barınma sorunu, anarşi, halk ayaklanmaları, tutuklamalar, hapis, mahkemelerde yargılanma, cinayetler, suikastler, bombalı eylemler, sahte terörize olaylar, 11 Eylül benzeri ''İnside job'' operasyonları vs, vaad edilmiş topraklara dönmeleri için ''İknâ Yolu'' olarak kullanılabilir.
Bu plânları uygulayabilmek için ise; İsrailin daha da küstahlaşması, azgınlaşması ve saldırganlaşması gerekiyor ki, tezler arasında çatışma şiddetlensin.
Bu arada İsrailin arkasında ABD olduğu halde nasıl oluyor da hiçbir imkanları olmayan bir avuç Gazzeli müslümanı ortadan kaldıramıyorlar ve Gazzeyi ele geçirip yerleşemiyorlar sorusu akıllara gelebilir.
Bu sorunun cevabı da yine TEOloji ile ilgili.
Kendi kitaplarına göre Filistinlilerin tamamının değil, sadece bir kısmının öldürülüp geride kalanların ''bitimsiz bir acı ve korku içinde'' olmaları ve daha sonra da "köleleştirilip, sürgün edilmeleri'' gerekiyor.
İsrailin içi ise bizden daha karışık.
Haredi/Ultra-Ortodoks'lar ile Lâik/Seküler kesim arasında, Siyonistler ile Museviler arasında, ABD ile İsrail arasında gerginlik iyice artmış durumda.
Ve siyasi suikastler bile konuşulmaya başlandı.
Hükümet her an düşme tehlikesi yaşarken Netanyahu'yu insan hakları mahkemesinde yargılamak bile konuşuluyor.
Netanyahu ise koltuğunu kaybetmemek için daha da saldırganlaşıyor.
Çünkü bekledikleri Mesih bir türlü gelmiyor!
Kullanmış oldukları takvimleri bitmek üzere ve hamle yapmak için ellerinde sadece birkaç tarih kaldı.
Acele ediyorlar çünkü sıkıştılar ve panik halindeler.
Telaşları, azgınlıkları ve saldırganlıkları bu yüzden.
Ve Mesih'in hâla gelmemiş olması kendi din'lerine, haham, kâhin ve yöneticilerine karşı bir şiddetli güvensizlik, umutsuzluk ve inançsızlık duygularına yol açarken; halk tabanında yönetici üst tabakaya karşı çok şiddetli tepkiler oluşmaya başladı.
İşte son yıllarda İsrailin giderek azgınlaşmasını ve saldırganlaşmasını, ve genelde Dünyadaki özelde ise Ortadoğudaki gerginliklerin giderek artmasını bu açılardan değerlendirmeliyiz.
İşin gerçeği bekledikleri Mesih hiç zaman gelmeyecek.
Kendileri de bunu biliyor ve kendi insanlarına yalan söylüyorlar.
Kendi insanlarının kendilerine ve inançlarına karşı isyan etmemeleri için, hesaplamalarda yanlışlık yaptık diyorlar ve sürekli ileri bir tarihe erteliyorlar.
Fakat yinede olası tarihler için dünyayı şekillendirmekten vazgeçmiyorlar.
Dünyada yaptıkları herşeyi kitabına uydurarak, sanki dünyada olan olaylar ilâhi kaynaklıymış ve kitaplarında yazıyormuş gibi yapmaya çalışıyorlar, ve kendi insanlarını bu yalanlarla kontrol altında tutuyorlar.
Bekledikleri Mesih gelmeyecek olsa bile dünyayı şekillendirmekten vazgeçmiyorlar.
İşte Dünyada olan;
ABD-İran gerginliğinin, Epstein ifşâalarının, Netanyahu'nun giderek küstahlık dozunu arttırmasının, Ortadoğu'daki gelişmelerin, Rusya-Ukrayna geriliminin, Trump'ın Venezuelaya çökmesinin ve Güney Amerika ülkeleri ile Grönland'ı diline dolamasının, Akdeniz ve Kıbrıs'ta olan gelişmelerin, Yunanistan-Kıbrıs-İsrail yakınlaşmasının, Somaliland projesinin, Avrupa Birliği'ndeki sorunların, ABD'nin Nato'dan çıkacağını söyleyip artık Avrupayı ve dünyayı korumayacağını söylemesinin, IMEC isimli yeni ticaret yolu projesinin, Gazze'de yaşanan dram ve soykırımın, Hollywood ünlülerinin ve bazı ülke liderlerinin İsrail ve Yahudilere tepkiler göstermesinin ve daha başka bir çok şeyin sebebi; bekledikleri Mesih'in geliş tarihi olarak belirlemiş oldukları 2033 yılına ve sonrasına hazırlık yapmak.
Önümüzdeki 10 yıl ve sonrası çalkantılı geçeceğe benziyor.
Plânlananlar ve konuşulanlar arasında yeni küresel pandemi dışında; elektrik ve enerji kesintileri, gıda ve hammadde sıkıntısı, su sorunu, tedarik zincirinin durması, ekonomik kriz, borsa çöküşleri, hiperenflasyon, iflaslar, işsizlik, halk ayaklanmaları, anarşi, darbeler, suikastler, bölgesel sıcak çatışmalar, etnik çatışmalar, savaş, nükleer sızıntı, kitlesel göçler, bioterör, 11 Eylül ve Pearl Harbor benzeri ''inside job'' sahte bayrak operasyonları ve taktik nükleer silahların kullanımı da dâhil olmak üzere değişik senaryolar söz konusu.
Şunu asla unutmayın ki;
Dünyada birbiriyle bağlantısız/ilgisiz görülen bütün olayların perde arkasında ve dünyada olmuş/olan ve olacak her olayın gerisinde TEOpolitik nedenler bulunmaktadır.
TEOpolitik, Jeopolitik kavramının arkasındaki gizli ve itici güçtür.
Çünkü dünyay�� yöneten bu insanlar dışardan her ne kadar statü sahibi, rasyonel ve aklı başında insanlar olarak gözükselerde; gerçekte sapkın inançlarından dolayı gözleri dönmüş, kalpleri ve ruhları kararmış ''İrrasyonel'' insanlardır.
Ve tüm o görüntülerinin altında -her ne kadar bâtıl ve sapkın da olsa, son derece inançlı ve adanmış insanlar vardır.
Son tahlil de;
Tüm Dünyada Diyalektik Felsefe'nin Tez-Antitez-Sentez formülleriyle bir oyun oynanıyor.
Küresel Oyun Kurucu Güçler; Tez-Antitez çatışması çıkarmak için safları ayırıyor ve zamanı bekliyor.
Sentez'in oluşabilmesi için Tez ve Antitez arasında gerilim, gerginlik ve çatışma olmak zorunda!
Her şey plânlı, organize ve TEOlojik zeminde hareket ediyor.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
yazıYORUM
Jeopolitik Gündem: Türkiye
Konuya Trump'ın;
''Türkiye'nin çok büyük ve yıpranmamış bir ordusu var.'', ''Erdoğan çok akıllı bir adam ve çok iyi anlaştığım biri'' sözleriyle başlamalı ardından Tom Barrack'ın; "Türkiye hiçbir zaman büyük bir bölgesel aktör olarak hak ettiği değeri ve önemi tam anlamıyla göremedi'', ''Türkiye yanlış anlaşılıyor'' , '' NATO’ya en büyük katkıyı sağlayan ülke Türkiye'', ''Artık dünyanın jandarması/güvenlik garantörü değiliz'' , ''Suriye'de Federasyon ya da ona benzer bir şey olmalı'', ''Bence Türkiye, tüm bu olayların merkezinde olabilir'' sözlerini ekleyip; Türkiye'nin son yıllarda askeri teknoloji açısından dünyanın dikkatini çekmesini ve The Economics dergisi ''The Don's New World Order'' kapağını incelerseniz dünyada olan bitene şaşırmazsınız.
Trump'ın sürekli sert bir şekilde NATO'yu eleştirmesi ve ABD'nin NATO'dan çıkacacağını söylemesi sebepsiz olmadığı gibi; Trump'ın sürekli bizi övmesi de sebepsiz değil.
Küresel Güçler tarafından Tek Dünya Devleti'nin olmazsa olmaz parametrelerinden olan Tek Dünya Ordusu'na giderken, yakın gelecekte kurulması planlanan Avrupa, Afrika, Asya-Pasifik, Ortadoğu vs Nato'sunun ayak sesleri bunlar.
Ve bu bölgelerden bazılarının güvenlik ve kontrol işlerinin Türkiye'ye ihâle edilmesi sözkonusu.
2026 NATO toplantısının Türkiye'de başkent Ankara'da yapılacak olması ve Trump'ında katılacak olması elbette tesâdüf değil.
Bir taraftan bazı bölgelerin güvenliğinin ve idâresinin bize verilmesi gururumuzu okşayıp ''Yeniden Büyük Osmanlı'' idealini canlı tutacak, tarihi geçmişimiz sebebiyle halkta sempati oluşturacak ve siyasilere artı olarak yazacak; fakat diğer taraftan Türkiye sorunlar yumağına gömülüp, sorunlardan başını kaldıramayıp enerjisinin bölünmesi sonucu, etrafının askeri açıdan kuşatılması ile enerji ile ticaret yollarından bypass edilmesine seyirci kalıp müdâhil olamayacak.
Plân en başından beri Türkiyenin ''büyütülüp küçültülmesi''
Tabii ki olayların zâhiren jeostratejik, jeopolitik, ekonomik yönleri olduğu gibi; TEOpolitik yönleri de mevcut.
Yeni Dünya Düzeni kurulana kadar, kısa ve orta vadede bize bölgede ihtiyaçları var.
Fakat gelecekteki asıl plânları, Ortadoğu NATO'su kurulduğunda kontrol altına aldıkları ve yeniden dizayn ettikleri İran'ı yada bölgedeki başka bir ülkeyi NATO'ya almak ve bizi NATO'dan çıkarmak.
Ticaret ve enerji yollarından dışlanmış, ekonomisi zayıflamış, NATO'dan çıkarak savunmasız ve desteksiz kalmış olan Türkiye ise; işgal dâhil her türlü saldırı ve operasyona açık hâle gelecek.
Son olarak;
Rothschield ailesinin neden yıllardır Türkiyeye yatırımlar yaptığına ve Rothschield kontrolündeki BlackRock şirketinin başkanının neden Türkiyeye gelmiş olabileceğine ve Cumhurbaşkanımızla neler görüşmüş olabileceğine de değinelim ve olası senaryoları yazalım.
Yeni enerji ve ticaret yolları aktif hâle gelene kadar, kısa ve orta vadede Türkiye'nin konumu gereği, doğu-batı arasında enerji, ticaret ve tedarik transit geçiş yolu olmasını plânlıyorlar.
Ve bölgesel güvenliği sağlama, kontrol ve jandarmalık görevi için Türkiye'nin askeri gücünü ve bölgedeki tarihi geçmişini kullanmak istiyorlar.
Ayrıca kurulması plânlanan Ortadoğu ve Avrupa NATO'su gibi oluşumlarda bizi kullanmak istiyorlar.
Bunlar için askeri ve teknolojik gelişmişlik gerekiyor.
Askeri ve teknolojik gelişmişlik içinse, finans gücü gerekiyor.
Ayrıca;
Kanal İstanbul, Ada İstanbul/Ekümenopolis projeleri dışında; Yeni Dünya Düzeniyle uyumlu olmak için Dijital TL/Para teknolojisi ve altyapısı, Blockchain, Yeni Dünya Düzeni'nin Gıda, Tarım, Hayvancılık, Sağlık, Tıp, İklim, Karbon, İletişim, Emniyet, Güvenlik... vs politikalarına uyumlu altyapıların hazırlanması ve otomasyon, dijitalizm ile robotik sistemlere geçmek için hazırlıklar yapılması gerekli.
Ve tüm bunlar içinse büyük bir finans gücü gerekiyor.
Türkiyeyi ilerde kendileri teslim almak ve yönetmek için hazırlamak, geliştirmek ve dönüştürmek istiyorlar.
İstanbul'da kurulan ve hâlen geliştirilen, ve yeni ''Yeni Wall Street'' ve ''Yeni Manhattan'' olması beklenen ''İstanbul Finans Merkezi'' kompleksi bile bu senaryolarla ilgili.
Ve gelecek olan yeni küresel pandemi'de Türkiyenin kendi plânları ve çıkarları için ayakta kalabilmesı için, finans gücüne ve desteğine ihtiyacı olduğu da unutulmamalı.
Sayın Cumhurbaşkanımızın BlackRock başkanı ile görüşmesinden birkaç gün sonra yaptığı konuşmasında kurduğu aşağıdaki cümleler ve kullanmış olduğu kelimeler, öngörülerimizi ve tahminlerimizi destekler nitelikte.
"Türkiye çok uluslu şirketlerin merkezi olacak.
Düzenlemeleri en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak için çalışıyor.
Transit ticaret'te küresel cazibe merkezine dönüştürmek...
İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyor.
Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz''
Ortadoğudaki ve Dünyadaki gelişmeler karşısında eğer Türkiye küresel güçlerin dayattıkları plânlara aykırı hareket etmek yoluna giderse; Türkiyeyi kendi içinde sıkıştırmak için, barış süreci meselesi pürüzlenebilir ve terör tekrardan aktif hâle getirilebilir.
Ekonomik yaptırımlar ise her zaman için masada hazır bekliyor.
Ayrıca hükümeti sıkıştırmak için İmamoğlu meselesini de gündemlerine alabilirler.
Önümüzdeki dönemde Türkiye İbrahim anlaşmaları, Öcalan ve barış süreci, af, anayasal değişiklikler, Heybeliada ruhban okulunun açılması gibi ''ödev''leri yerine getirmesi konusunda sıkıştırılacak.
F16, F 35, Patriot sorunları ve CAATSA yaptırımlarının kalkması ise verilen ''ödev''leri yerine getirmemize bağlı.
Önümüzdeki süreçte Ege, Akdeniz ve Karadenizde bizim için sular ısınabilir, gerginlikler olabilir.
Türkiye ile İsrail arasında yakın ve orta gelecekte sıcak çatışma olması ihtimâlî hem yahudilerin kendi kitapları ve takip ettikleri kehanetleri açısından olası değil, hem de ''Dengeler'' açısından olası değil.
Ayrıca unutmayın ki, Büyük Güçler dâima maşa kullanırlar.
Türkiyenin İsraili Yunanistandır.
Son yıllarda hızlı bir şekilde silahlanan (silahlandırılan) Yunanistan'a karşı uyanık ve dikkatli olunmalı.
Yunanistan- Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail'in yakınlaşması dikkatlerden kaçmamalı.
Önümüzdeki günlerde Yunanistan bizi kışkırtacak hareketlerde bulunabilir.
Ayrıca önümüze Kıbrıs ve Kudüs sorunları da getirilecek.
Bize yapacakları yatırımlar, kredi ve finans desteği onlarla uyumlu olmamıza göre şekillenecektir.
Son tahlil de;
Trump'ın Cumhurbaşkanımız için söylediği; ''onun yapması gerekenler var'' cümlesini iyi düşünmek gerekiyor.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Doğru Gidiyor? 5
Ve sonrası...
Elbette dünyada olan olayların finans, ticaret, enerji, petrol, yer altı cevherleri, jeopolitik, jeostratejik vs gibi sebepleri var.
Fakat şimdi gelelim asıl meseleye.
Gerçekte dünyada neler oluyor ve neden oluyor?
Dünyayı yöneten küresel sapkın güçler, kendi hesaplamalarına göre belirledikleri en yakın tarih olan 2033'te bekledikleri Mesihin geleceğini öngörüyorlar ve Mesihin gelişinin ardından -eğer yapabilirlerse, bir dünya savaşı çıkartmayı plânlıyorlar.
Mesihin gelişi ve olası dünya savaşı olmadan önce ise; ekonomi, ticaret, tedarik, piyasa, hammadde, enerji vs açısından, tüm dünya ülkelerinin belini kırmak için; 2029 yılında yeni bir küresel pandemi senaryosu daha uygulanması plânlanıyor.
Küresel Güçlerin şu anda bir dünya savaşını kaldırabilecek ekonomik güçleri olmadığı için bölgesel operasyonlar yapıyorlar ve gelecekteki savaş için şimdiden kritik yeraltı cevherleri, hammadde ve enerji alanlarıyla birlikte, kara-deniz ticaret ve enerji geçiş noktalarına çöküyorlar.
Böylelikle gelecekte ayakta kalacak tek güçlü olmak için ekonomilerini güçlendiriyorlar ve kendilerini hazırlıyorlar.
Gelecek pandemiyle kendileri hariç ayakta kalacak devletler olmayacağı ve tüm dünya adeta yumuşak bir lokma hâline geleceği için, istedikleri gibi dünyayı yutacaklar ve istedikleri projeleri dayatacaklar.
Elbette plânları açısından bu tarihleri erkene çekme veya ileriye atma durumları da olabilir. İşler plânladıkları gibi gitmez ise, ellerinde az sayıda tarih kaldı ve o tarihlerde hedeflerine ulaşmaya çalışacaklar.
ABD, Zenzegur ticaret koridorunu 100 yıllığına kiraladığı gibi; Panama kanalıyla birlikte 23 ülkede 43 limanın kontrolünü de BlackRock şirketi üzerinden satın aldı.
ABD kuzeyde Zenzegur'a çöktüğü gibi, güneyde de Hürmüz Boğazına çökmek istiyor.
Trump'ın Grönland'ı diline dolaması, Venezuelaya çökmesi ve diğer Güney Amerika ülkelerini isim vererek tehdit etmesi sebebsiz değil.
Küresel Güçler Arap Baharından sonra, şimdi de Latin Baharı projesini uygulama peşinde.
Sırada Kolombiya, Küba, Bolivya, Peru, Meksika, Şili var!
Daha sonra ise Balkan Baharı, Afrika Baharı ve Asya-Pasifik Baharı da gelecek.
Hürmüz Boğazı sonrası sıra Kızıldenize çökmeye gelecek.
Somaliland olayı durup dururken ortaya çıkmadı.
Sırada Kızıldenizi kontrol etmek için Yemenin karışması ve belki de bölünmesi var.
Sonra bizi bekleyen Kıbrıs ve Kudüs sorunları önümüze getirilecek.
Daha sonra sırada ise Tayvan, Keşmir, Malakka boğazı ve Avusturalya var.
Ayrıca unutmayın ki; kontrol ettiğiniz yerlerde ticareti, akışı, dengeleri ve fiyatları sadece SİZ belirlersiniz.
Dünyada olan olaylarda ortaya çıkan huzursuzluk, gerilim, korku ve güvenlik sorununu ise, Nato'nun genişlemesiyle halledecekler.
Trump'ın sürekli Nato'yu sert bir şekilde eleştirmesi ve ABD'nin Natodan çıkacağını söylemesi sebepsiz değil.
Oluşturdukları plânlı sahte krizler, gerilimler ve çatışmalar sayesinde; dünyada ve dünyadaki farklı bölgelerde plânlı güvenlik sorunu oluşturuyorlar ve oluşturacaklar.
Planları çerçevesinde Total Kontrol için; Ortadoğu, Avrupa, Güney Amerika, Afrika, Asya-Pasifik vs bölgesel Nato'ları oluşturulması ve bölge ülkelerinin buna mecbur hale getirilmesi plânlarında.
Küresel Oyun Kurucuların ana hedefi olan Tek Dünya Krallığı ve Hükümdarlığı'nın oluşabilmesi için; önce askeri anlamda Natonun küresel çapta genişlemesi ve Tek Dünya Ordusu kurulması gerekli.
Tek Dünya Ordusu olmadan Tek Dünya Devleti ve Krallığı olamaz!
Şu an dünyada olan bütün olaylar, bekledikleri Mesih gelmeden önce Tek Dünya Devleti ve Ordusunun oluşturulabilmesi için yapılan kontrollü kaos operasyonlarıdır.
Kaos ve krizler olmadan güvenlik sorunu ortaya çıkmaz, Nato genişleyemez, asker müdahale edemez ve küresel çapta total kontrol sağlanamaz!
Oyun Kurucu'lar her zaman;
Tez-Antitez-Sentez
Böl-Parçala-Yok Et
Problem-Reaction-Solution
formüllerini uygularlar.
Sentezi uygulayabilmek için önce; tezler ve antitezler arasında gerilim, gerginlik ve çatışma olmak zorunda!
Yok etmek için önce; sorun veya hedef içersinde bölünme sağlanmalı ve sonra da parçalara ayrılmalı!
Çözüme ulaşmak için ise; önce sahte problemler ve kontrollü tepkiler oluşturulmalı!
Şu anda dünyada olan bütün olaylar 2033 yılına ve sonrasına hazırlık.
Öncelikle 2029 yılını bekleyeceğiz.
Eğer plânladıkları yeni küresel pandemiyi 2029 yılında gerçekleştirebilirlerse 2033 ve sonrası çok daha önemli bir hâle gelecek.
Şunu asla unutmayın ki;
Birbiriyle bağlantısız ve ilgisiz gözüken bütün olayların perde arkasında ve dünyada olmuş/olan ve olacak her olayın gerisinde mutlaka TEOpolitik vardır.
TEOpolitik, Jeopolitik kavramının arkasındaki gizli ve itici güçtür.
Önümüzdeki 10 yıl ve sonrası çalkantılı geçeceğe benziyor.
Plânlananlar ve konuşulanlar arasında yeni küresel pandemi dışında; elektrik ve enerji kesintileri, gıda ve hammadde sıkıntısı, su sorunu, tedarik zincirinin durması, ekonomik kriz, borsa çöküşleri, hiperenflasyon, iflaslar, işsizlik, halk ayaklanmaları, anarşi, darbeler, suikastler, bölgesel sıcak çatışmalar, etnik çatışmalar, savaş, nükleer sızıntı, kitlesel göçler, bioterör, 11 Eylül ve Pearl Harbor benzeri ''inside job'' sahte bayrak operasyonları ve taktik nükleer silahların kullanımı da dâhil olmak üzere değişik senaryolar söz konusu.
En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü Allah bilir.
''Onlar tuzaklar/plânlar yaparlarken, Allah da karşı plânlar yapıyordu.
Ve Allah plân yapanların en hayırlısıdır.''
(Enfâl 30)
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Doğru Gidiyor? 4
Gelelim İran meselesine.
Küresel Güçler, İran'dan birinci olarak Hindistandan başlayacak yeni ticaret yolunun geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazının kontrolünü istiyorlar.
İkinci olarak ise İran'ın Çine sattığı enerji miktarını azaltmasını istiyorlar.
ABD; Zenzegur ticaret koridorunu 100 yıllığına kiraladığı gibi; Panama kanalıyla birlikte 23 ülkede 43 limanın kontrolünü de BlackRock şirketi üzerinden satın aldı.
ABD kuzeyde Zenzegur'a çöktüğü gibi, güneyde de Hürmüz Boğazına çökmek istiyor.
Ayrıca unutmayın ki kontrol ettiğiniz yerlerde ticareti, akışı, dengeleri ve fiyatları sadece SİZ belirlersiniz.
Mesele illâ İranın havadan ve karadan yerle bir edilmesi değil.
Güç kullanmadan ve zamana yayarak; önemli isimlerin suikastlerle ortadan kaldırılması, ülkenin ekonomik olarak çökertilmesi, ülkenin enerji, elektrik, su, iletişim ve altyapı sisteminin çökertilmesi, süreçten bunalan halkı saha ajanlarıyla sokağa döküp molla rejimi ve yönetim aleyhine anarşi ve protestolar yaptırılması vs şeklinde de, İran'ın istenilen hâle gelmesi ve kontrol edilmesi mümkün.
Küresel Güçler zaten İran'ın kılcal damarlarına kadar sızmış durumda.
ABD ve İsrail henüz savaşmaya bile gerek kalmadan, başta Hamaney, Genel Kurmay Başkanı ve İstihbarat Başkanı dahil, çok önemli 49 üst düzey yetkiliyi nokta atışıyla ortadan kaldırdı.
Daha önce de 2024 yılında şüpheli bir helikopter kazasıyla İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanını ortadan kaldırmışlardı.
Ayrıca aynı yıl Hizbullah Genel Sekteri olan Nasrallah'ı da ortadan kaldırmışlardı.
İran ve Molla Rejimi zaten ''Defakto'' olarak çökmüş ve kontrol altına alınmış durumda.
ABD şu an savaşmıyor.
Daha savaşmaya başlamadı bile!
Olayın uzaması Küresel Güçlerin gücünün yetmemesi yüzünden değil, onların takvimleriyle alâkalı.
İran eğer inat ederse, ABD işte o zaman kaba güç kullanmayı düşünebilir.
ABD Hürmüz'ün kontrolünü ele geçirmeden asla bölgeden çıkmayacaktır.
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Doğru Gidiyor? 3
Suriye'de Esadın son kullanma tarihi bitince, tepeden tırnağa imajı yenilenmiş olarak başa Şara "getirildi"
Colani oldu Şara!
Başına ödül konan ve kırmızı bültenle aranan Colani, imaj değişikliği ile Şara'ya dönüştükten sonra Beyaz Saray'a kadar girdi ve Başkan Trumpla oldukça samimi bir şekilde görüştü.
Hatta Trump Şara'ya parfüm hediye etti ve üzerine bile sıktı.
Şara eğer kendisinden istenen petrol ve gaz konuları ile birlikte, İbrahim anlaşmalarını kabul edip Akdenize açılacak yeni enerji koridoru konusunda uyumlu davranmazsa, terör örgütleri veya ayrılıkçı güçler eliyle terbiye edilecek.
Daha da inat ederse suikasta uğrayabilir.
İtaat ederse koltuğunda oturmaya devam edecek.
Ayrıca Trump'ın "Şara benim adamım, onu başa ben getirdim" sözleri de dikkatlerden kaçmamalı.
HTŞ ve SDG arasında da belirsizlik sürüyor ve ileride gerginlikler olabilir.
Yeni düzende istikrarlı gözüküp, istikrarsız ve kırılgan bir Ortadoğu olacak.
Enerji ve ticaret yolu güzergahındaki diğer ortadoğu ülkelerinde de sorunlar baş gösterecek.
Saddam sonrası Irak'da güvenli ve sakin kalamayacak ve aşiretler, KDP, Talabani ve Barzaniler arasında gerilim ve güç savaşları baş gösterecektir.
ABD bölgeyi istikrarsız hale getirmek için karşıt grupları birbirine karşı fonlayacaktır.
ABD'nin bölgeye gelip racon kesmesi için bahaneler üretmeye ihtiyacı olacaktır.
Irak ve Suriyedeki etnik unsurlar ve gruplar, birbirlerine karşı kullanılıp iki ülke arasında gerginliğe yol açabilir.
Sahip olduğu zengin su, gaz rezervi ve verimli toprakları ile Golan bölgesi; İsrail, Lübnan, Suriye, Ürdün dörtlüsünün kesiştiği bir noktada bulunuyor.
Vaad edilmiş toprakların da bir kısmı bu bölgede olduğu için bu bölgede krizler, çatışmalar olması ve İsrailin ilerleyip sınırlarını genişletmesi olası gözüküyor.
Ayrıca İsrail, hiçbir kimseyi dinlemeyip Güney Lübnan'a, Batı Şeria'ya ve Kudüs'e doğru ilerleyecektir.
İsrail ayrıca Sina yarımadasına da ilerleyecektir.
Ve bu durum Mısır devlet başkanı Sisi ile çatışmasına sebep olacaktır.
Sisi neyin yaklaştığının farkında ve iktidarını kaybetme korkusu içinde.
Kendisini başa getirenlerin kendisiyle işleri bitince onu bozuk para gibi harcayacaklarını çok iyi biliyor.
Bu yüzden Sisi'nin destek ve güvenlik için Türkiye'ye yanaşma çabaları dikkatlerden kaçmamalı.
Sisi indirilip yerine İhvan getirtilebilir.
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Doğru Gidiyor? 2
Bir diğer küresel aktör olan Rusya ise uzayan Ukrayna olayıyla hem ekonomik hem de siyasi olarak eritiliyor ve meşgul ediliyor.
Böylece Ortadoğu ile Akdenizdeki gelişmelerden de uzak tutuluyor.
Rusyanın geometrik ve ekonomik olarak daha fazla büyümemesi için Ukrayna da burnu sürtülüyor ve bölgede hapis tutuluyor.
Rusya kendi insanından ülkesi için savaşacak insan bulamadığı gibi, Kuzey Koreden asker yardımı alıyor ve Rus ordusunda Koreli askerler savaşıyor.
Ayrıca Rusya, Ukrayna tarafından Putin'in devlet konutuna 91 iha saldırısı yapıldığını doğrulamıştı.
Demek oluyor ki Rusyanın hava güvenlik sistemleri yetersiz ve devlet başkanının konutuna kadar yaklaşılabiliyor.
Tüm bunlar demek oluyor ki, savunma sanayi ve askeri açıdan Rusya kağıttan kaplan.
Rusya korkusuyla da Avrupanın gözü korkutuluyor.
Ve bu korku yüzünden Avrupa ülkeleri hızla silahlanma ve ordularını büyütme çalışmalarına başladı.
Bu da en çok silah baronlarının işine geliyor.
Rusya üzerinden de Avrupa terbiye ediliyor.
Avrupa ülkeleri enerji, yarı iletkenler ve kritik ham maddelerde dışa bağımlılığı (özellikle Çin ve Rusya'ya) azaltmak için yeni arayışlar içersindeler.
Çatırdayan Avrupa birliğini genişletip Rusyayı yalnızlaştırma ve önüne duvar çekme çalışmaları ise devam ediyor.
Ayrıca ileride Balkanlarda sorunlar baş göstermesi de muhtemel.
Ayrıca ileride Arktik bölge paylaşımı için güç savaşları olacağını not düşeyim.
Trump'ın Grönland'ı ve Kanada'yı diline dolaması sebepsiz değil.
yazıYORUM
Neler Oluyor ve Dünya Nereye Doğru Gidiyor? 1
Küresel Güçler hedefledikleri Yeni Dünya Düzeni için dünyayı şekillendirirken, karşılarında durabilme ve alternatif olma ihtimali bulunan devletleri, birliktelikleri ve oluşumları zayıflatmak, parçalamak ve çökertmek istiyorlar.
Bunun için öncelikle yıllardan beri giderek büyüyen ve küresel bir güç ve merkez haline gelen kızıl dev Çin'i zayıflatıp kontrol altına almak istiyorlar.
BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi; TEOlojik yanı dışında bu bölgeye yerleşen, kendine enerji ve değerli madenler havuzu oluşturan Çin'i bölgeden uzaklaştırma ve kendilerinin bölgeye çökme projesiydi.
BOP sayesinde bölgede gücünü ve etkinliğini kaybeden Çin ise bu sefer enerji ve yer altı kaynakları için Güney Amerika'ya yöneldi.
Şimdi Trump'ın neden Venezuelaya çöktüğünü ve diğer Güney Amerika ülkelerini tehdit ettiğini anladınız mı?
Çin, Orta Doğu'dan temizlendiği gibi, şimdi de Güney Amerikadan temizlenmek isteniyor.
Gelecekte enerji dışında çip teknolojisi çok önemli olacak ve Güney Amerika ülkeleri kaliteli petrol, değerli madenler ve özellikle Lityum açısından çok zengin.
Küresel Güçler çip teknolojisini tekellerine almak istiyorlar.
Dünyada olan her sorun ve gerginlik; değerli madenler, tedarik, enerji ve çip fiyatlarına yansıyacağı için, ABD merkezli hangi teknoloji ve çip üreticilerinin hisselerinin astronomik oranda artacağını ve kâr elde edeceğini varın siz düşünün.
Küresel Oyun Kurucu Güçler, Çin'i bölgeden atarak bölgeye kendileri çöküyor ve kendi ekonomilerini güçlendiriyorlar.
Dünyada en yüksek karbon salınım değerine sahip olan ülkenin Çin olması; ve Çin'i baskılamak, üretim ve ticaretini kısıtlamak için karbon vergisi çıkarılması ise tabii ki tesadüf değil.
Ayrıca Trump'ın Çine aşırı yüksek gümrük vergileri koyması ise dikkatlerden kaçmamalı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings'e göre Çin; ekonomik olarak çok dengesizleşti, dış talebe ve mali desteğe bağımlı hale geldi.
Çin, Orta Doğu'dan temizlendiği gibi, şimdi de Güney Amerikadan temizleniyor.
Trump neden Güney Amerikaya ve Grönland'a kafayı taktı sanıyorsunuz?
Çin karadan ve denizden dışlanıyor ve kuşatılıyor.
Çünkü Çin, Küresel Güçler tarafından oyundan atıldı!
Dünyanın yeni ticaret ve üretim merkezi, 2023 yılında Hindistanda toplanan G20 toplantısında İMEC ismiyle ve projesiyle açıklandığı üzere Hindistan olacak.
Bu G20 toplantısında yeni dünya ticaret yolunun geçiş noktaları açıklandı.
İMEC adı verilen yeni Ticaret Yolu projesiyle; üretim Hindistandan başlayacak, gemilerle Hürmüz Boğazından Birleşik Arap Emirliklerine, oradan Suudi Arabistan, Ürdün, İsrail'e ve ordan da Akdeniz ve Kıbrıs üzerinden Yunanistana ve Avrupaya ulaşacak.
Ayrıca;
Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrailin birbirleriyle yakınlaşmasını, Hindistan Başbakanı Modi'nin Güney Kıbrısa ve İsraile gidişini, Avrupa Birliği Ticaret temsilcilerinin Hindistan ziyaretini ve yapılan ticaret anlaşmasını yazdıklarım açısından tekrar düşünün.