islamda sürekli güçlü olma, müthiş metanet gösterme gibi metaforlar yok. istenilen, her an Allaha siginabilmekte. bu da insanin duygularını olduğu gibi yaşamasına imkan sağlıyor. yoksa üzüntüyü bastiramaz, gözyaşını dindiremez sevinci saklayamayız. olani yaşa ama Allaha siginarak
“Vahdettin, İngiltere’ye kaçtı” diyenlere bakın siz.
Arif Kocabıyık, Kapıkule Sınır Kapısı’nda bir tırın dorsesinin altında Bulgaristan’a çıkmaya çalışırken yakalandı.
Tam da bir delikten çıkmış. Peyniri de koysaydınız yanına acıktıkça yerdi.
O savaştan kaçtı, belki evine bombalar düştü, büyük ihtimalle de yakınlarını kaybetti. Senin kaçman gereken bir savaşın bile yoktu ama tır lastiğinin içinden çıkardılar seni. Utanmaz herif
bir mülteci düşmanı, mülteci gibi yurt dışına kaçmaya çalışırken bir tır dorsesinin altında yakalanmış. akıl sahipleri için bunda çok büyük ibretler vardır elbette.
dünyanın en ilkel coğrafyalarında bile ağır bir insanlık suçudur bu. anında ters kelepçe ile gözaltına alınmalı bu türler. ırkçılıkla ilgili çok net düzenlemeler, çok ağır yaptırımlar devreye girmediği müddetçe bunları göreceğiz ne yazık ki.
Çatlayan bir nar gibi dağıldı sesin, mülksüz ve çıplak.
Eski bir iklimden,
bu paslı zamanın alnına.
Uyu,
çünkü dünya bir kuyu gibi derin ve karanlık Uyu,
biz ki bir mısra için yurdundan vazgeçmiş çocuklardık.
nasip diye bir gerçek var bu hayatta. umarım nasibimiz olmayan şeylerin peşinde kendimizi tüketmiyoruzdur. Allah, bize ait olmayanın yükünü de, bekleyişini de, çabasını da taşıtmasın. nasibimiz olanı da gönlümüze ağır gelmeden nasip etsin.