Hayat çok garip her vakit çok önemli sevdiklerinizle gecirmek için,düşünün rahat ferah bi şekilde aldığımız nefesi idrak edemiyoruz halbuki zorla hastalıkla sıkıntıyla alınan nefes dahi hiç nefes almayacak oluşumuzdan kıymetli.Ölüm çok acı gelmeyecek olana hasret tarifsiz duygu
Ben bir erkeğim ama her sabah metroda kadınların ne yaşadığını görüyorum ve sessiz kalmak istemiyorum. 07.30-09.30 arası metro öyle kalabalık ki kadınlar istemedikleri temaslara maruz kalıyor. Eşim, kız kardeşim, iş arkadaşlarım her gün aynı rahatsızlığı yaşıyor. Bu konfor değil güvenlik meselesi. Dünyada çözümü olan bir konu bu: Japonya, Hindistan, Mısır, İran, Brezilya, Meksika, Endonezya, Filipinler, Malezya ve BAE gibi ülkelerde kadın vagonu uygulaması var ve Japonya'da bu uygulama taciz vakaları artınca başlatıldı. Hatta Kazakistan 1 Ekim'den itibaren Almatı-Taşkent hattında da başlatıyor. Türkiye'de de Bursa'da pembe yolculuk, Malatya'da pembe trambüs denendi. İstanbul'da da pilot olarak denenebilir. Gerekirse adı ayrımcılık densin, ama kadınlar güvenli yolculuk etsin. İBB'den acil adım bekliyoruz. Kimse kimsenin nefesini çekmek zorunda kalmamalı… —Emre Valez
Yıl 1967…
İsrail, Gazze’yi ilk kez işgal ediyor.
Ne Hamas ne Kassam Tugaylar�� var.
Zorla yerinden edilen bir Gazzelinin sözleri bugün de geçerli:
“Geri dönüşün tek yolu savaş. Biz ölür, gideriz. Sonra bu nesil gelir, ölür. Filistin’i geri getirecek olan ise bu çocuklardır.”
Şeyh Naim en-Neccar, bu savaşta eşini ve tüm çocuklarını şehit vermesine rağmen, Doktor Münir el-Berş’in oğlunun şehadeti üzerine onu teselli etmek ve acısını paylaşmak i��in yanına gidiyor.
Bu eşsiz sahneyi şu Kur’an ayeti özetliyor:
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak verilecektir.”
﴿Zümer, 10﴾
Ne büyük bir iman, ne büyük bir sabır…
İnsanın en sevdiklerini kaybetmesine rağmen, kendi acısını yüreğinde taşıyarak başkalarının yaralı kalplerine dokunması…
İşte sabır ve teslimiyetin en güçlü hâli.
📍Cebaliye / Gazze
Dr. Hussam Abu Safiya'nın oğlu:
"Dünyanın tüm özgür insanlarına, insan vicdanlarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum.
Babam artık nefes almakta ve konuşmakta zorlanıyor. Yüzü, gördüğü işkence nedeniyle tanınmaz halde.
Büyük bir yalnızlığa terk edildik. Dünyanın tüm özgür insanlarına ve kalbinde bir nebze insanlık olan herkese, çok geç olmadan babamın hayatını kurtarmaları için yalvarıyoruz.
Belki de bu son yardım çığlığımız olacak. Belki bir daha babamdan haber alamayacağız.
Sizden tek istediğimiz, size yalvardığımız şey şu: Gafletinizden uyanın, çok geç olmadan. Sessizlik babamın işkencesine ortak olmaktır."
#FreeDrHussamAbuSafiya #GazaGenocide #FreePalestine #Gaza
2 yıl önce evladını şehit ettiler. Oğlunun cenaze namazını kıldırırken ayakta zor duruyordu.
Onu esir aldılar ve 623 gündür işkence ediyorlar!
Susmayın, konuşun, unutturmayın
#FreeDrHussamAbuSafiya
Asırlar boyunca ümmetin âlimleri, Hz. Fahr-i Alem ﷺ efendimizin tek bir hadisini sahih bir senetle işitebilmek için aylarca yol kat etti; çölleri aşıp beldeler dolaştı. Çünkü biliyorlardı ki, isnad dindendir ve bu ümmete bahşedilmiş en büyük şereflerden biridir.
2019 yılında, Şeyh Muhammed el-Ya‘kûbî Hazretlerinin riyasetinde gerçekleştirilen ve binlerce kişinin iştirak ettiği Sahîh-i Buhârî hatminde bu manevî iklimi birlikte teneffüs etmiştik.
Şimdi ise Rabbimizin büyük bir lütfuyla, aynı nebevî geleneğe yeniden şahitlik etme nimetine kavuşuyoruz.
İslâm'ın en muteber hadis kaynaklarından biri olan Sahîh-i Müslim'i; yeryüzündeki en âlî isnatlara sahip olan, rivayet zinciri Hz. Resul-i Ekrem ﷺ efendimize en kısa yollarla ulaşan büyük islam alimi muhaddis ve mürşid Şeyh Muhammed Ebul Hüda el-Ya‘kûbî’den dinleme bahtiyarlığına erişiyoruz.
Gönüllerin Hz. Fahr-i Kainat ﷺ efendimizin mübarek sözleriyle hayat bulacağı, isnad zincirinin bereketiyle kutlu bir silsileye dâhil olma şerefine erişeceğimiz; Nebevî Mirasın İzinde... Sahîh-i Müslim Kıraatine davetlisiniz.
Gazze’de su taşıyan çocukları yolda yürürken, sırtında su bidonu taşırken vuruyor İsrail.
İnanılmaz bir bombardıman var kaç gündür, sokaktan oluk oluk kan akacak kadar… Artık “haber bile olmuyor.”