"Ey Allah’ım! Ben kendime çok zulmettim, günahları ancak sen bağışlarsın. Mağfiretinle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz sen çok bağışlayan ve çok merhamet edensin." - (Tirmizî, "De’avât", 96)
Ey insanlar! Allah'tan (hakkıyla) sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Hiç kimse (Allah'ın kendisine takdir ettiği) rızkı —geç de olsa— elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah'tan (hakkıyla) sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helâl olanı alın, haram olanı terk edin! - Hadisi Şerif-İbn Mâce, Ticâret, 2
Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helâk etmiş, onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helâl saymaya sevketmiştir.
- Hadisi Şerif- Müslim, Birr, 56
Allah’ın lutfundan kendilerine verdiği nimette cimrilik gösterenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilâkis bu onlar için kötüdür. Cimrilik ettikleri mal kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
(Âl-i İmrân, 3/180)
"Nur" kardeş o "Nur". Dememek için kırk takla attınız. Allah'ın cennetine gitmek için bile Allah'ı devre dışı bırakmaya çalışıyorsunuz. Ne acayip bir güruhsunuz!
İbn Kayyim şöyle der:
"Dünya, baştan sona bir saatlik kedere bile değmez."
O hâlde, sana fayda vermeyecek dert ve üzüntülerle kendini yorma.
Zira kaygı, yarının acısını engellemez; sadece bugünün huzurunu çalar.
İnsanın ruhu dünyadan üç şeye hasretle ayrılır:
1- Topladıklarına doyamamak,
2- Umduklarina ulaşamamak,
3- Gittiği yer için iyi bir azık hazırlayamamak.
-MAVERDÎ
Abi bu işi yapan arkadaşlar kusura bakmasın ama ev damdan su alıyor diye çinkodan çatı yaptırayım dedim. 100.000 malzeme tuttu, usta 50 bin de işçilik istedi. Fazla değil mi diye sordum piyasa bu şekilde diyor. İşçilik fiyatı malzeme fiyatının yarisi olur diye bir saçmalık tutturulmuş gidiyor. Kaç günde yaparsınız diye soruyorum 3 gün diyor. Kaç kişiyle yapacaksınız diyorum 2 kişi diyor. Yanindaki elemana 1500 yevmiye veriyormuş. Dedim ki bu ne saçmalık abi. Sen 3 günlük ise 45.500 ücret mi aliyorsun yani? Adamın günlüğü 15 küsüre geliyor. Kazanmasinlar demiyoruz abi de bu kadari da soygun değil mi ?
Size verilen şeyler dünya hayatı için faydalı nesneler ve güzelliklerden ibarettir. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?
(Kasas, 28/60)
Dün bir çiftin dini nikâhını kıydım.
Kadına mehir olarak ne istediğini sordum. “Umreye gitmek istiyorum” dedi. Mehirin ne olduğunu bilip bilmediklerini sordum; bilmiyorlardı. Kısaca anlattım. Ardından, “İstersen umre masrafı kadar altın talep edebilirsin, bu senin hakkındır” dedim. Ama ısrarla “Ben umre istiyorum” cevabını verdi.
Nikâhtan sonra biraz nasihat etmek istedim. Sohbet ilerledikçe namaz kılmadıklarını öğrendim. Açıkçası şaşırdım. Çünkü bir yanda hayatında secde olmayan insanlar, diğer yanda Kâbe’ye karşı büyük bir özlem…
Şuna eminim: bu insanlar Kâbe’yi seviyor. Beytullah’ın adı bile kalpte başka bir yere dokunuyor. Orayı görmek istemek samimi bir muhabbetten de doğabiliyor. Fakat günümüzde bunun yanında başka bir durum daha görüyorum: Romantik İslam Hastalığı...
İslam’ın yükünü taşımadan onun duygusunu yaşamak istiyoruz. Kâbe’nin fotoğrafını seviyoruz ama namazın çağrısını erteliyoruz. Duygular var, özlem var, etkilenme var; fakat ibadetin disiplinine gelince büyük bir boşluk başlıyor.
Oysa Kâbe sadece görülmesi gereken bir yer değil; yönelinmesi gereken bir merkezdir. Umre sadece bir yolculuk değil; kulluğa çağrıdır.
Dini, hayatı dönüştüren bir hakikat olmaktan çıkarıp sadece duygusal bir aidiyete indirgiyoruz. Etkileniyoruz ama değişmiyoruz. Özlüyoruz ama yönelmiyoruz.
Dün o çiftte de bunu hissettim. Kâbe’ye gitmeyi çok istiyorlar ama günde beş vakit Rabbin huzuruna çıkmak hayatlarında henüz yer bulmamış. Kesinlikle yargılanıyorum fakat bu çelişkiye bir müslüman olarak üzülüyorum.
Allah hepimize selamet versin...
Bir Ayet:
İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.
(Rûm, 30/41)
Bir Ayet:
Sizde bulunanlar tükenip gider, ama Allah'ın katındakiler kalıcıdır. Asla kuşkunuz olmasın ki, güçlüklere göğüs gerenlerin ecirlerini, yapmış olduklarının daha da güzeliyle vereceğiz.
(Nahl, 16/96)