sevildigini hisseden her erkek korkunc davranmaya basliyo ibre tersine donuyo asla duzlukte gidemiyosunuz ve bu mide bulandirici cunku artik bi iliski degil bi oyun hep iliskinin basindaki o erkegi ariyosun
erkeklerde ciddi manada duygusal zeka eksik, kendileri de kabul ediyor genelde. bir arkadaşım böyle boşandı. birisi sürekli sizin kavga çıkardığınızı, sorunlu olduğunuzu söylüyorsa orada sevgi aramayın. sizi seven insan sorunlusun demek yerine sorununuzu çözmeye çalışır. sevgiler
Son zamanlarda şu seriden daha iyi bir şey okumadım. “Makul Kadın” balonu patlamıştır. O değil ben bununla ilgili video çekecektim yaaa konu durduk yere öldü… Ama olsun önemli olan zaten insanların ufkunun açılmasıydı. Her kadın muhakkak okumalı
"Geçmişini detaylı bilmiyorum ama yeni hâli güzel görünüyor" deseniz hiçbir problem yok. Beğenmişsiniz. Tabi ki beğenin. Ben de beğenebilirim. Fakat oradan "İtiraz edenler vırvır ediyor" noktasına geçmek için beğeninin dışında biraz bilgi gerekiyor. O yüzden biraz konuşalım.
Öncelikle pardon, siz Kadıköy’de nereye gidiyorsunuz? Gerçekten merak ediyorum. Boğaya gidip üstüne biniyor, fotoğraf çektirip dönüyor musunuz? Çünkü "Kadıköy’ün yıllardır gördüğü tek güzel ve yeni şey Terminal" diyebilmek için ilçeyle ilişkinizin biraz bu seviyede olması gerekiyor. Hatta yılda bir sevmediğin baba tarafına Anadolu'dan misafir olman gerekiyor.
Öncelikle boommboş vırvır eden sensin. "Bakımsızken kamu malı değil miydi?" demişsin. Evet. Tam olarak öyleydi. Cevabı sorunun içine koymuşsun ama oradan başka bir yere gitmişsin. Kamu malı bakımsızsa normalde "Kamu kurumu, kamu yararına buraya neden bakmıyor?" diye soruyoruz.
Benim anlamadığım şu: Bir alanı temizlemek, aydınlatmak, güvenli hâle getirmek için illa içinde burrata yenmesi mi gerekiyor? Aydınlatma direğini tek başına dikemiyor muyuz? Yanında şarap menüsü olmayınca elektrik mi gelmiyor?
Aaayrıca önce insanlara eşeğini kaybettirip sonra bulduğuna sevindirmek halkçılık değil. Bir de bulunan eşek artık ücretli. Eski eşeğiniz bakımsızdı, kabul. Ama en azından eşeğe binmek için temassız ödeme gerekmiyordu.
Bu "Eskiden çok kötüyd" anlatısını da çok seviyorsunuz. Tamam, kötüydü. Ne sıklıkla gidiyordunuz, kaç defa neyle karşılaştınız bilmiyorum. Anlatılarda herkes köprünün altından bir belgesel ekibiyle geçmiş gibi. Neyse, kötü olduğunu kabul edelim. Burayı herkesin ücretsiz kullanabileceği düzgün bir alan yapmak neden seçenekler arasında yok? Ya izbe olacak ya hesap ödeyeceğiz. İstanbul’da üçüncü ihtimal yasak mı?
Şunu da baştan söyleyeyim: Ben oradaki mekânlara gidebilirim. Sabahtan akşama kadar oturur, yer, içer, hesabımı öderim. Koymaz da. Ama zaten mesele benim-senin gidebilmemiz değil ya? Bir kamu alanını değerlendirirken kendi banka hesabımı ölçü aleti olarak kullanmıyorum sonuç olarak. "Hmmm.. Benim kart geçti, demek ki toplumsal bir sorun yok" diye bir yöntem henüz geliştirilmedi.
Kapıdan herkesin girebilmesi de içerideki hayatın herkese açık olduğu anlamına gelmiyor. İnsanların bir kısmı oturup yemek yerken diğer kısmının fiyatlara bakıp yürümeye devam edebilmesi eşit kullanım değil. Yürümek zaten ücretsizdi. Onu da proje kazanımı olarak yazmayalım.
Bu arada işemek için de para ödüyorsunuz. Kart basmadan giremiyorsunuz. Bedenimin oldukça ilkel ve mütevazı bir talebi var, karşısında ödeme sistemi çıkıyor. Bağırsaklar falan şok. Onlara "Şu an kamusal alandayız ama işletme modeli farklı" diye açıklama yapacaksınız. Onlar da anlayıp "okkeey" diyecekler.
Ay bi de bu yere bakıp "Herkese değer kattı" diyorsunuz. Kim bu herkes? Menüdeki fiyatları düşünmeden sipariş verebilen insanlar mı? Onlar herkes değil. Onlar sizin masanız. Bir de Kadıköy’e hiçbir şey yapılmıyormuş. Müze Gazhane var mesela. Ücretsiz konserler, gösterimler, festivaller var. İnsanların para vererek ulaşabildiği kültürü, sanatı ücretsiz sunmak da bir iş. Ama sonunda hesap gelmeyince hizmet aldığınızı anlayamıyor olabilirsiniz.
İnsanların itirazı buranın güzelleşmesine değil. Güzelleşmenin neden mutlaka ticari bir işletmeye dönüşmekle birlikte sunulduğuna. Bakımsız bırakılmış bir kamu alanını görünce devletten bakım isteyebiliriz. Bu çok uçuk bir talep değil. Çünkü görev tanımında, arada vatandaşa bir şey satmadan da hizmet etmek var.
Cornell Üniversitesi'ndeki tecavüz rezaleti ortaya çıktığından beri, tecavüz acil yardım hatlarını arayanların sayısı %60 artmış. Bir mağdurun cehennem ateşinden geçmeyi kabul edip, diğer mağdurların yollarına ışık olması. Bu yüzden feminizm, hep feminizm.
Şu videolara erkekler "ama onlar eğitimli köpekler bunun eğitimini alıyolar" yazıyo... Köpeklerin eğitilip kendilerinin eğitilmediğini anlamalarına birkaç yüzyıl daha var
Bir dönem ana akım medyanın karşısında konumlanmasıyla, riskli konulara korkusuzca dalan yazarlara alan açmasıyla, alternatif medya için önemli bir örnek teşkil etmesiyle beğenimi ve takdirimi kazanan, yıllar içinde sayısız içeriğini okuduğum Diken'in bu seviyeye düşmesi içler acısı.
Terminal Kadıköy övücülüğü için klasik girişin yapılması şaşırtmadı: "Benzerleri de dâhil civarında yaşayanlara hep bir problem olan, genelde tel ya da tahta perdeyle çevrili, moloz yığılı, belki şanslı bazı evsizler için az da olsa çatı görevi gören, ama aslında pisliğin ve terk edilmişliğin resmi olarak duran bir ‘köprü altı’."
Argüman üretmekte, haklılığınızı kanıtlama çabasında bu kadar mı köşeli ve dar düşünüyorsunuz? Kapasitenizin sınırlarını zorlamayı neden denemiyorsunuz? Köhne olan her mekânın kurtuluşunu AVM'leşme reçetesiyle ortadan kaldırmaya çalışmak gülünç bir denklem değil mi? Bir de AVM'nin söz konusu olmadığını kanıtlamak için laf salatası yapılmış.
Mülkiyet bir kişiye aitse, her şey onun servetini katlamaka yönelikse, burası bir AVM'dir. Üstelik kamuya ait bir mülkken kamusal faydanın en son sıraya koyulduğu bir dönüşümle yapılmıştır. Burayı sunduğu imkânlar nedeniyle savunmanız, ülkedeki kamuya ait her mekânın, istasyonların, garların, müzelerin, sarayların, kültür varıklarının, ormanların, kıyıların özel mülke döndürülmesini de savunduğunuz anlamına gelir.
Kepaze bir mekânın acınası şekilde olumlanması ve Diken'in de buna yer vermesi. Üzücü.
Benden aldığın vergilerle o hayvanların kısırlaştırılmasını sağlamak, sağlıklı ve güvenli yaşam alanları oluşturmak senin görevin. Ne güzel dünya kamusal sorumluluk yok,ayrılan bütçeler buhar olmuş, fatura da hayvanseverlere kesiliyor. İktidar ve muhalefet belediyeleri el ele verip bu hayvanların canına kıydılar. Bunun adı katliam
Terminal Kadıköy ile Müze Gazhane karşı iki kültürü temsil ediyor.
ikisi de atıl haldeyken biri kamusal bir mekana diğeri de tüketim mekanına "dönüştürüldü"
Terminal, PSM gibi soylulaştırılmış culture washing mekanlarına karşı daha fazla ibb miras mekanları diyelim...