Sesi çıkmamış değil de, siz o sesi duymamış olabilir misiniz?? Çünkü biz gayet duyduk. Bugünün kadınlarına öfkenize sebep olan şeyleri bize annelerimiz, nenelerimiz dedi. Evlenme dedi, evlenirsen ele muhtaç olma da dedi. İnsanın kıymeti olmalı, kıymetini kendin belirle dedi. Özgür, güçlü ol da dedi. En çok da, bizim gibi olma dedi. Kız çocukları, annelerinin çektiği zorluğu, cefayı mutfakta yanlarında durup görüp dinlerken, sizler köşede oyun oynadığınız için duymadınız tabii. Gün geldi söylendiler, bıktılar, bakamadılar, yetemediler, yıprandılar... Biz gördük, duyduk, farkettik. Siz görmediniz, duymadınız, farketmediniz. Ve hala görmüyor, duymuyor, farketmiyorsunuz. Kadınlar cefa, dert, zorluk çekmeye gelmedi hayata. Sizin derdini bile duymadığınız annelerimiz öğretti bize bunu.
Gülistan'ı ararlarken barajı boşaltıyorlar ve bir kadın cesedi bulunuyor, bir dereyi arıyorlar başka bir kadın cesedi bulunuyor. Haber kanalları da bunu "Ama Gülistan değilmiş" diyip geçiyor. Dalga mı geçiyorsunuz lan? Bu normal mi? Kim bu kadınlar? Hangi aileler ağlıyor şu an?
Kadın dırdırı dedikleri:
-anan baban bana işkence ediyor insan ol da karına sahip çık
-beraber yaptığımız oğlan sen ona kötü örnek olduğun için bok gibi birine dönüşmesin zorbalık yapmasın diğer çocukların katili olmasın
-beraber yaptığımız kızımıza sevgi göster de ileride senin göstermediğin sevgi yüzünden her sevgi sandığı duygunun mağduru olmasın
-ailenden sakındığın paraları başkalarına yedirme beni çocuklarımın önünde aşağılama da bana saygı duysunlar
-bu çocuklar senin de çocuğun belki ben de bok gibi biriyim çocuklarının sorumluluğunu birine yıkıp sadece para vererek baba olamazsın
-çocuklarınla oyun oynayacağın vakitte onların gözünün önünde facebooktan karılara yürüme de aynı kaderi yaşamasınlar
İsmet İnönü, Stalin’in “gerekirse Türkiye’ye saldırıp savaşa sokacağız” dediği günlerde Churchill’den öyle şeyler istiyor ki hayret edersiniz. 500 savaş uçağı, 300 tank, 2000 kamyon vb. Buna literatürde "sağırlar diyaloğu” denir. Her iki tarafta istediğini alarak kalktığını zannetti. Oysa İsmet Paşa sadece karşılanması imkansız şeyler isteyip İngilizleri oyalıyordu. Churchill’de Türkiye’yi ikna ettiğini zannediyordu. Lakin İsmet İnönü topçu olmasından kaynaklı herhalde istemediği hiçbir şeyi duymayan bir adam. Lozan’da dahi delegeleri krize sokmuştur. İsmet Paşa hazretlerinin de dediği gibi:
“Evet, ekmeksiz bıraktım ama çocuklarınızı babasız bırakmadım”
Dünyanın En Pahalı Rengi: Türk Kırmızısı
1700’lü yıllarda Avrupa sosyetesi, Osmanl��’dan gelen kumaşlara hayrandı. Çünkü Avrupa’nın boyaları yıkandıkça solarken, Edirne’den gelen “Türk Kırmızısı” (Rouge d’Andrinople) yıkandıkça parlıyor, güneşte alev gibi yanıyordu. 1700’lerde Edirne’de üretilen bu kırmızının formülü bir devlet sırrıydı.
Bu formül o kadar kıymetliydi ki; İngilizler ve Fransızlar Edirne’ye sanayi casusları gönderdi. Formülü çaldılar, ülkelerinde denediler ama yıllarca o “Türk parlaklığını” tutturamadılar. Çünkü sır sadece boyada değil, Edirne’nin suyunda, havasında ve ustaların 38 aşamalı sabrındaydı.
19. yüzyılda Fransız ordusunun pantolonları, Edirne Kırmızısı’nın formülü çözüldükten sonra bu renge boyanmıştır. Yani Türklerin rengi, bir dönem Avrupa ordularının üniforması olmuştur.
Tarihine ve rengine sahip çık Türk!
Sonuçlar efsane ahahaha erkekler kedilerin verdiği sinyalleri pek anlamadığı için, kediler onlara daha fazla sesleniyormuş ama kadınlar daha dikkatli olduğu için çok seslenme ihtiyacı hissetmiyormuş kediler ahahaha
@tiarazen Bu maalesef sadece eğitimle alakalı değil, annenin meme tipiyle ve bebeğin çene kuvvetiyle de alakalı. Bana her şey gösterildi eğitim de aldım ama yine de o acıyı yaşamak kaçınılmaz bence
Hiç Sordunuz mu,
Neden bir tane bile ev, bir tane bile saray yapmadı da, 48 tane fabrika yaptı diye ?
Sormadınız.
Siz onun Devrimciliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden kendine teklif edilen makam ve mevkileri kabul etmedi de, bütün rütbelerini söküp, Samsun'a çıkarak her şeye sıfırdan başladı diye ?
Sormadınız
Siz onun Cumhuriyetçiligini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Neden Paşalar gibi, Saraydan boğazı seyretmek yerine, yıllarca Cephe cephe gezdi, ömrünü savaş meydanlarında tüketti diye ?
Sormadınız.
Siz onun Milliyetçiliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç sordunuz mu,
Neden Beyoğlu diye diye, Konak diye diye değil de, Selanik diye diye yandığını, ağladığını ?
Sormadınız.
Siz onun Vatanseverliğini nerden bileceksiniz ?
Hiç Sordunuz mu,
Bir ömrün Vatan ve Özgürlük uğruna neden ve nasıl seve seve feda edildigini ?
Sormadınız.
Siz onun kıymetini nerden bileceksiniz ?
"işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. ben kimseyi zorla milli meclis'e davet etmedim. herkes kararında hürdür; bunlara başkaları da katılabilir.
ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. o takdirde asker mustafa kemal, mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, elmadağı'na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder, kurşunları bitince aciz vücudunu bayrağına sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanını mukaddes bayrağına içire içire tek başına can verir.
ben buna and içtim."