Çiçekler çok güzel açınca, “yerini sevdi” deriz ya hani. İnsan için de aynısı geçerli…
İnsan da çiçek gibi… Açtığı yer var, soluduğu yer var.
Ve insan da çiçek gibi güzelleşince; ışıklanınca, neşelenince “yerini sevmiş” oluyor. Yerini seven insan da çiçek gibi açıyor.
cumhuriyet bizlere eşit ve özgür olmanın değerini öğretti, zor kazanılmış bir yurttaşlığın değerini.
imdi, onsuz nefes bile alamayız ve artık bir hanedanın güttüğü reaya, bir sürü olmayı asla kabul edemeyiz.
cumhuriyet bir ulusa özsaygısını kazandırmak amacıyla köle yaşamını yadsımış ve insan onuruna dayalı daha önce deneyimlemediği bir toplumsal/siyasal yaşamın kapılarını açmıştır.
bu armağanı belki sevinçle, şükranla, minnetle kabul ettik ve fakat ilk yüzyılında onu usa ve bilince taşımakta yetersiz kaldık.
cumhuriyetçilerin bu ikinci yüzyılın başlangıcında en büyük ödevi, cumhuriyeti usa ve bilince taşımak, onu kusurlarından, eksiklerinden arındırıp daha ileri düzeylere çıkarmaktır.
[çağdaşlaşma gibi cumhuriyet de bir bitimsiz devinimdir, çünkü her şeyden önce insan usunun ürünüdür.]
cumhuriyeti bize armağan eden kurucularımıza hürmet ve minnetle!
cumhuriyetimiz tüm halkımıza kutlu olsun!