Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı tarihini unutturmadı. Aksine hatırlattı. Türkiye olmasaydı, Osmanlı tarihini büyük oranda ecnebilerden öğrenecektik.
Osmanlı tarihinin en büyük üstadları, cumhuriyetin yetiştirdikleridir.
Mühendisler yıllarca,araçların yol tutuşunu artırıp hayat kurtarsın diye 4x4 (AWD) sistemlerini geliştirdi.
Bizde ise konuya bambaşka bir açıdan bakıldı:
“Madem hayat kurtarıyor,o zaman vergisi de farklı olsun.”
Gerçekten kendine has bir vizyon. 🤝
Şuraya bak…
CHP, suç işleyen adam bıçaklayan, çetecilik oynayan at hırsızlarının cezalandırılmaması için çalışıyor.
Sebebi, etnik ırkçılık.
Biliyorlar çünkü bunlar dağdan şehre inenlerin politikası olduğunu.
CHP’yi kimler temsil ediyor?
Kapatın bu partiyi daha iyi.
Vahdettin, 17 Kasım 1922'de İngilizlere sığınarak İngiliz Malaya zırhlısı ile Malta adasına KAÇTI.
Vahdettin, bazılarının iddia ettiği gibi kardeş kanı dökülmesini önlemek için falan değil, tam tersine Kurtuluş Savaşı sırasındaki İHANETİ nedeniyle çıkan veya büyüyen isyanlarda (iç savaşta) akan kardeş kanının hesabını veremeyeceği için İngilizlere sığınıp Türkiye'den KAÇTI.
Vahdettin'in ihanet dosyası icin bkz. 👇
https://t.co/RrSW75Uefd
Çetinkaya mağazasında 12 insanı yakarak öldürenleri salıp meydan meydan gezdiriyorlar, vatan için can ve kan veren koruyucularımızın mütevazi dernek binasını tahliye ettiriyorlar.
Kimler kimlerle beraber…
Bir Türk genci, Kurtuluş Savaşı ifadesinden rahatsız olan Yusuf Tekin’e seslendi:
• Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadelesini yok saymak, bir milletin topyekun varoluş mücadelesini yok saymaktır.
• Osmanlı yüzyıllarca üç kıtaya hükmetmiş büyük bir imparatorluk olsa da bu dönemlerinde fiili egemenlik kaybı ve esaret gerçeği kelime oyunlarıyla örtbas edilemez.
• 1918'de Mondros sonrasında Osmanlı Devleti’nin fiili egemenlik kaybı ve esaret gerçeği kelime oyunlarıyla örtbas edilemez.
• Osmanlı, askeri ve siyasi bağımsızlığını kaybetmiştir.
• 13 Kasım 1918'de İtilaf Donanması İstanbul'a demirlediğinde payitaht hukuken ve fiilen rehin alınmıştı.
• O gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk o derin tarihi vizyonu ve sarsılmaz inancıyla ‘geldikleri gibi giderler’ diyerek bağımsızlık iradesini ortaya koymuştur.
• Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkomutanlığında o silahlı kurtuluş gerçekleşmeseydi, bugün masada bağımsızlığımızı tescilleyen bir Lozan, sınırları kanla çizilmiş bir vatan ve en acısı kendi müfredatını özgürce belirleyebilen egemen bir Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı.
Geçen şu geldi aklıma;
Türk milleti yakın zamanda yaşanan Srebrenitsa soykırımını biliyor ve her sene Boşnak kardeşlerimize destek için bu trajediyi anıyor.
Doğru ve değerli bir hassasiyet.
Ama aynı Türk milleti, aynı topraklarda kendilerine karşı yapılan ve Srebrenitsa’nın 100 katı büyüklüğündeki Rumeli Soykırımı’nı bilmiyor.
Buradaki tezatlık üzerine düşünülmeli…
İran, 37 aydır hapiste tuttuğu 7 PKK’lı teröristi idam etmiş. Biz de 12 insanımızı yakarak katledeni dahil toplumun içine salıyor ve katil teröristlerden nutuk dinliyoruz.
#Teröristelereİdamİstiyoruz
İttihatçılar ve Kuvayi Milliyeciler olmasaydı Erzurum bugün katıksız Ermeni şehriydi. İçinde tek bir Türk bile olmazdı. Bugün Erzurum'da yaşayanların dedeleri ve nineleri katledilmiş olurdu. İskilipli'nin kafir diye fetva verdiği İttihatçılar ve Kuvayi Milliyeciler engelledi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Sultan Vahdettin için Nutuk'ta söyledikleri:
''Ancak aciz, adi, his ve idrakten mahrum bir mahluk, herhangi bir ecnebinin himayesine girebilir.
Devlet Başkanlığı makamını kirletmekte olan hain Vahdettin!"
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu:
Vahdettin gerçek bir haindir. Zaten İstanbul halkı da bunun farkına varıp sarayı kuşatmış, Vahdettin’e linç girişiminde bulunmuştur. Sarayın duvarlarına, tramvaylara “KAHROLSUN VAHDETTİN” yazılmıştır.
Vahdettin korkuya kapılır ve İngiliz işgal kuvvetleri komutanı Harrington’dan kendisini saraydan sağ salim çıkarması için plan yapmasını ister; “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazar. HMS Malaya ile kaçırıldığının resmi evrakı ve fotoğrafı da mevcuttur. Ve İngilizlerin planıyla İstanbul’dan kaçırılır.
1.6 milyon kilometrekare toprak kaybeden 2. Abdülhamid ise bunlara göre hiç toprak kaybetmemiş, İngiliz büyükelçisini tokatlamış ; ama gerçekte Kıbrıs’ı vermiştir.
Padişah Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçtığı ders kitaplarından çıkarılmış.
Kaçmadı da tatile mi gitti? Diyecekler...
Türk milletinin hafızası silinmez.
Hainlerden kahraman çıkmaz.
Nutuk'ta herşey yazıyor zaten.
İŞTE VAHDETTİN'İN KAÇIŞININ BELGESİ
İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz General Sir Charles Harington, Vahdettin’in kaçışını şöyle anlatıyor:
“15 Kasım Çarşamba günü yemekte iken sultanın yaveri geldi. Sultanın, cuma selamlığına çıktığında öldürüleceğini düşündüğünden hayatını kurtarmam için bana haber yolladığını bildirdi. Ben, sultanı kaçırmakla suçlanmamak için bu talebin yazılı olarak yapılmasını istedim.”
Bunun üzerine Vahdettin, 16 Kasım 1922’de İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı Harington ’a şöyle bir kişisel mektupla başvurdu:
“Dersaadet (İstanbul) İşgal Orduları Başkomutanı General Harington Cenaplarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere devleti fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim efendim. 16 Teşrin-i sani 1922. Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin.” (Sir Charles Harington, Tim Harington Looks Back, John Murray, London, 1940, s. 125; Oral, s.474)
Harington, daha sonra yazdığı kitapta, Vahdettin'in bu sığınma belgesinin orjinalini çerçeveletip bir hatıra olarak evinin duvarına astığını da yazacaktı.
Vahdettin, 17 Kasım 1922’de oğlu Ertuğrul ve yanındakilerle birlikte İngiliz HMS Malaya zırhlısı ile Malta adasına kaçtı.
Vahdettin, 20 Kasım 1922’de İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’a, 25 Kasım 1922’de de Büyük Britanya Kralı ve Hindistan İmparatoru V. George’a, kendisine yardım etmelerinden dolayı bir teşekkür telgrafı gönderdi. Vahdettin, Britanya Karlı’na gönderdiği telgrafı şöyle bitiriyordu:
“Majestelerinize en derin minnetlerimi sunarım. Majestelerinizin ailesinin tüm mensuplarının sağlık ve refahı için Allah’a dua ederim.” (Oral, s. 474; Sonyel, s. 200)
Dikkat edilirse, Vahdettin, iltica mektubunu “Müslümanların Halifesi” sıfatıyla imzalamıştı. Çünkü İngilizler, Vahdettin’in halifelik sıfatı sayesinde sömürgelerindeki Müslümanları kontrol etmeyi planlıyordu. Ancak bu İngiliz oyununu da Mustafa Kemal (Atatürk) bozdu. TBMM, 18 Eylül 1922’de Vahdettin’in halifelik yetkilerini elinden aldı, Abdülmecit Efendi’yi “halife” seçti.
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/uELkSWIPWl
Ne buldum ...
Sene 1922. İngiliz The Illustrated London News gazetesi, Vahdettin'in kaçışını manşete taşımış
"Sultan İngiliz himayesinde"
"İngiliz Malaya savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçışı sonrası..."
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Sultan Vahdettin, İngiliz işgal orduları komutanına aşağıdaki sığınma mektubunu yazarak İngilizlerin Malaya zırhlısı ile ülkeyi terk etmiştir.
Aha da o mektup…👇
İşte bu sebepten pkk İran'da büyüyemedi, teröristleri meclise giremedi.
Çünkü İran olması gerekeni yapıyor ve vatana ihanet edenleri idam ile infaz ediyor.
Savaşın başkomutanı, adını Kurtuluş savaşı vermiş. Birlikte savaş verdiği tüm kadro da kurtuluş savaşı demiş.
Harmanda izi olmayan oturduğu yerden değiştiremez. NOKTA…
#KurtuluşSavaşı