Ekrem İmamoğlu’nun başında olduğu yolsuzluk ve suç yapılanması savunan Özgür Özel ve adamları ile fondaş ve besleme medyası şimdi de rüşvet villalarına gözlerini kapatıyor.
Başından itibaren, “Rüşvet varsa para nerede?” diye soran bu güruh, hem sanık hem de tanık olan Ertan Yıldız, Murat Abbas ve rüşvet vermek zorunda kalan işadamlarının savcılık ifadelerine olduğu gibi mahkeme huzurundaki beyanlarına da gözlerini ve kulaklarını kapatıyorlar. Dahası ifadelerden kırpmalar yaparak İmamoğlu’nun bile yüzüne karşı söylenen; sessiz kalıp cevap veremediği rüşvet ve yolsuzluğu aklamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu yaparken hiç yüzleri kızarmıyor, utanmıyorlar.
Bunun bir örneğini geçen hafta yaşadık. Aldığı ihaleler karşılığı yaptığı işler nedeniyle İSKİ’den 500 milyon TL’yi bulan alacağını tahsil edebilmek için Ekrem İmamoğlu’nun talebiyle rüşvet olarak Emirgan’da iki adet villa satın aldırılan işadamı Ali Nuhoğlu, daha önce savcılıkta etkin pişmanlıktan yararlanarak verdiği ifadesini geçen hafta mahkeme huzurunda da tekrarladı.
Sayın ilgililer vodafonda süresi biten paketi yenilemek isterken daha düşük paket tercihi kabul edilmiyor ve kendilerinin istediği düşük paket de yüksek meblağ isteniyor. Resmen soyuluyoruz . @VodafoneTR@VodafoneDestek@VodafoneEgypt@UABakanligi@BTKgovtr
@VodafoneTR@VodafoneDestek@VodafoneEgypt@UABakanligi@BTKgovtr Müşteri hizmetleri ile görüştüm. 1000dk30gb250sms paketi 20 GB yapmak istiyorum olmaz dediler. Böyle bişey olamaz , kaldı ki mesela 1000 dk neki 500 dk yada 750 dk neden yok ,, hep soyuluyoruz . Devlet yetkililerine sesleniyorum , dk da GB da mesaj da kullandığımızı ödeyelim.
ALİHAN KURİŞ-KİLER AİLESİ-DEMİR AİLESİ VE KAZIM PER İLİŞKİSİ. KAZIM PER, ALMANYA'DAKİ CALWER STRABE 31 ADRESİNDE TOPLANAN ŞİRKETLERİN SERMAYESİNİ ALİHAN KURİŞ ADINA YÖNETEN İSİM Mİ?
Alihan Kuriş hakkında yürütülen çıkar amaçlı suç örgütü soruşturmasında tutuklanan Kazım Per'in 15 Ağustos 2026 tarihli emniyet ifadesi, soruşturmanın Almanya ayağında üzerinde özellikle durulması gereken bir ismi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Per ifadesinde 1968 Kayseri doğumlu olduğunu, 1979'da Almanya'ya gittiğini, 1993 yılında PER Immobilien'i kurduğunu, 2021 yılında oğlu Deniz Per ile PER Invest'i kurduğunu, Türkiye'de de PER Invest Danışmanlık A.Ş.'yi kurduğunu söylüyor. Kendisine başkaları adına kayıtlı veya başkaları tarafından yönetilen şirketler sorulduğunda ise yalnızca kendi şirketlerini sayıyor ve soruşturma kapsamında adı geçen şirketlerin büyük bölümünü tanımadığını belirtiyor.
Fakat Alman ticaret sicili kayıtları, Kazım Per'in ekonomik faaliyet alanının kendi ifadesinde anlattığından çok daha geniş olduğunu gösteriyor. Güncel şirket verilerinde Per'in Ekol Invest GmbH, DMR Global GmbH, C&C Strategic Investments GmbH, KLR Investment GmbH, Optimum Invest GmbH, Optimum Capital GmbH, Invest Cooperation GmbH ve başka gayrimenkul şirketlerinde yönetici veya ortak olarak bağlantıları bulunuyor. Company House kayıtlarında Kazım Per'in 15 aktif şirket bağlantısı bulunduğu görülüyor.
Kazım Per, bütün bu şirketlerin sahibi veya ortağı değil. Tam tersine, asıl dikkat çekici olarak başkalarının koyduğu sermayeyi yöneten isim olarak karşımıza çıkıyor.
Bu durumun en açık örneği Kiler ailesiyle kurulan Almanya hattı.
Ekol Invest GmbH 2022 yılında kuruluyor ve şirketin yöneticileri Kazım Per ile Nahit Kiler oluyor. Şirketin faaliyet alanı taşınmaz satın almak, geliştirmek, kiralamak, yönetmek ve değerlendirmek. Bugün Kiler GYO'nun Almanya'daki resmi internet sitesinde daha da çarpıcı bir bilgi bulunuyor. Kiler GYO markasının Ekol Invest GmbH'ye ait olduğu, şirket merkezinin Stuttgart Calwer StraBe 31 olduğu ve genel müdürlerin Nahit Kiler ile Kazim Per olduğu açıkça yazılıyor. Yani burada Kazım Per'in rolü basit bir danışmanlık hizmetinden ibaret değil; Kiler ailesine ait olduğu görülen bir gayrimenkul yatırım yapılanmasının Almanya'daki şirketinin hukuki yönetiminde yer alıyor.
Üstelik Ekol Invest'in 2024 bilançosu, bu şirketin sıradan ve küçük bir danışmanlık şirketi olmadığını gösteriyor. Şirketin yaklaşık 24 MİLYON EURO'luk bilanço büyüklüğüne ulaştığı, sabit varlıklarının yaklaşık 21 MİLYON EURO olduğu ve bilançosunda yaklaşık 23 MİLYON EURO'luk yükümlülük bulunduğu daha ticari kayıt taramasında ortaya çıkıyor. Başka bir ifadeyle ortada ciddi büyüklükte bir gayrimenkul sermayesi ve buna eşlik eden yüksek borçluluk bulunuyor. Bu paranın kaynağı, hangi gayrimenkullerde kullanıldığı, borçların kimlerden geldiği ve Kiler grubunun Türkiye'deki şirketleriyle para transferi olup olmadığı soruşturmanın para izinde mutlaka incelenmesi gereken başlıklar.
İkinci Kiler bağlantısı KLR Investment GmbH.
KLR 9 Haziran 2022'de Stuttgart'ta 25 BİN EURO nominal sermayeyle kuruluyor. Şirketin amacı yine gayrimenkul satın almak, geliştirmek, kiralamak, yönetmek ve değerlendirmek. Şirketin genel müdürleri kuruluş tarihinden itibaren Kazım Per ve Nahit Kiler. Üstelik her ikisinin de şirketi münferiden temsil yetkisi bulunuyor. KLR'nin ortakları Ümit Kiler, Nahit Kiler ve Vahit Kiler.
Kiler ailesinin sermaye koyduğu gayrimenkul şirketlerinde Kazım Per doğrudan genel müdürlük koltuğunda oturuyor. Ve ağın ilginç tarafı burada başlıyor. Kiler ailesiyle kurulan bu yapı, Kazım Per'in kendi şirketleriyle aynı ekosisteme bağlanıyor.
Invest Cooperation GmbH bunun en önemli örneklerinden biri. Şirket 21 Şubat 2023'te "per invest shelf spv 223 GmbH" adıyla kuruluyor. Kuruluşta yönetici Deniz Per. 27 Haziran 2023'te Deniz Per ayrılıyor; yerine Kazım Per ve Reiner Xaver Sedelmeier geliyor. Şirketin adı önce LindenQuartier GmbH, 10 Nisan 2024'te ise Invest Cooperation GmbH oluyor. Şirketin adresi yine Calwer StraBe 31.
Yani aynı adres, aynı yönetici ve aynı gayrimenkul faaliyet alanı üzerinden şirketler arasında yeni bir halka kuruluyor.
Şimdi karşımıza ikinci sermaye grubu var, yani Demir ailesi.
DMR Global GmbH 8 Mart 2024'te Halde 459 GmbH adıyla kuruluyor. İlk aşamada şirket kendi malvarlığını yönetme amacı taşıyor. 28 Mayıs 2024'te şirketin adı DMR Global GmbH oluyor, adresi Calwer StraBe 31'e taşınıyor, faaliyet konusu gayrimenkule çevriliyor ve Kazım Per genel müdür olarak atanıyor. 11 Haziran 2024'te ise Cesim Demir ve Cemil Demir şirketin yöneticileri oluyor. Şirketin ortaklık yapısında Cesim Demir %50, Cemil Demir %50 pay sahibi olarak görünüyor.
Burada karşımıza yine Kiler ailesine ait şirkette olduğu gibi bir yapı çıkıyor. Kazım Per DMR Global'in sermaye sahibi değil; Demir kardeşlerin sermayesiyle kurulmuş şirketin yöneticisi olarak sisteme giriyor.
Aynı model C&C Strategic Investments GmbH'de tekrar ediyor.
Şirketin önceki adı Kronen 2990 GmbH. 29 Temmuz 2024'te kuruluyor. 20 Şubat 2025'te adı C&C Strategic Investments GmbH olarak değiştiriliyor, merkezi Berlin'den Stuttgart'taki Calwer StraBe 31'e taşınıyor ve Kazım Per tek başına yetkili genel müdür olarak atanıyor. Aynı şirketin ortaklık yapısında ise Cesim Demir %50, Cemil Demir %50 sermaye sahibi.
Burada ortaya çıkan tablo son derece somut.
Kiler ailesinin sermayesinde Kazım Per var. Demir ailesinin sermayesinde Kazım Per var. Kendi şirketlerinde Kazım Per var. Ve bu şirketlerin önemli bir bölümü aynı Stuttgart adresinde toplanıyor... Calwer StraBe 31.
İşte Calwer StraBe 31 bu araştırmanın en önemli adreslerinden biri haline geliyor.
Çünkü bu adres yalnızca bir posta adresi değil. Ekol Invest burada. DMR Global burada. C&C Strategic Investments burada. Invest Cooperation burada. Per Invest burada. Daha önce MARU Structural Technologies adıyla faaliyet gösteren ve sonradan gayrimenkul şirketine dönüştürülen NextApartment'ın adresi de 26 Temmuz 2024'te Calwer StraBe 31'e taşınıyor. Aynı değişiklik sırasında şirketin faaliyet konusu gayrimenkule çevriliyor ve Kazım Per genel müdür oluyor.
Bu nedenle Calwer StraBe 31'i "ortak adres" diye geçmek eksik kalır. Aynı adreste farklı sermaye gruplarının gayrimenkul şirketleri, aynı profesyonel yönetici ve birbirine bağlanan şirket geçmişleri bulunuyor.
Peki bu noktada Alihan Kuriş nerede duruyor?
Kazım Per'in kendi ifadesinde Alihan Kuriş'i Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu ve Süleymancı cemaatin lideri olması nedeniyle tanıdığını söylediği, kendisiyle ticari bağının olmadığını; ancak Süleymancı cemaatine manevi yakınlığı nedeniyle Alihan Kuriş'e karşı manevi bir yakınlığının bulunabileceğini ifade ettiği görülüyor.
Ancak Kazım Per'in Almanya'daki dini örgütlenme geçmişi bu "manevi yakınlık" ifadesinden daha somut.
Süleymancıların Almanya'daki kalesi ve merkezi olan VIKZ'nin kendi resmi kayıtlarına göre Stuttgartlı iş insanı Kazım Per, 18 Ocak 2014'te Verband der Islamischen Kulturzentren e.V. yani VIKZ Federal Yönetim Kurulu'na başkan yardımcısı olarak seçiliyor. VIKZ, Almanya çapında yaklaşık 300 bağımsız cami ve eğitim derneğini bünyesinde barındıran bir dini kuruluş olduğunu kendi açıklamasında belirtiyor.
Daha önemlisi, VIKZ'nin 5 Şubat 2017 tarihli resmi açıklamasında Kazım Per'in başkan yardımcılığı görevi üç yıl daha onaylanıyor. Yani Kazım Per, Alihan Kuriş'in Süleymancılar içinde liderliğinin başladığı dönemde de VIKZ yapılanmasının üst yönetimine yeniden atanıyor. Kazım Per'in Alihan Kuriş'in 8 Eylül 2016'dan itibaren Süleymancıların başına geçmesiyle birlikte Almanya'daki sermayeyi yönettiğine yönelik elimizde kronolojik olarak somut bilgiler mevcut.
2014'te Kazım Per VIKZ Federal Yönetim Kurulu'na giriyor. 2017'de görevini sürdürüyor. 2022'de Kiler ailesinin sermaye koyduğu Ekol Invest ve KLR Investment gibi gayrimenkul şirketlerinde genel müdür oluyor. 2023'te Deniz Per'in kurduğu şirketin yönetimine geçiyor. 2024'te Demir kardeşlerin %50-%50 sahibi olduğu DMR Global'de genel müdür oluyor. Aynı yıl başka bir şirket gayrimenkul şirketine dönüştürülerek Calwer StraBe 31'e taşınıyor ve Kazım Per yönetici oluyor. 2025'te Demir ailesinin %50-%50 ortak olduğu C&C Strategic Investments'ın başına geçiyor. Bütün bu süreçte Calwer StraBe 31 adresi giderek bir şirket kümelenmesinin merkezi haline geliyor.
İşte bu nedenle Kazım Per'i soruşturmanın Almanya ayağında "sıradan bir emlakçı" olarak ele almak yetersiz kalır.
Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturmasında savcılığın cevap bulması gereken soruların başında Kazım Per ve bağlantılı olduğu şirketlerle Kiler ve Demir aileleri geliyor.
Kiler ailesinin sermayesi ile Demir ailesinin sermayesi aynı profesyonel yönetici üzerinden neden Almanya'da gayrimenkul şirketlerinde buluşuyor? Bu şirketler arasında para hareketi var mı? Calwer StraBe 31'deki şirketler birbirlerinden borç aldı mı? Hangi şirket hangi gayrimenkulü satın aldı? Sermaye artırımlarının parası nereden geldi? Türkiye'den Almanya'ya hangi tutarlar aktarıldı? Almanya'dan Türkiye'ye kimlere para gönderildi? Ve bütün bu finansal hareketlerde Alihan Kuriş, Hilmi Tuna Kuriş veya Süleymancılarla bağlantılı kişi ve şirketlerin herhangi bir izi bulunuyor mu?
Bu sorular cevaplanmadan Kazım Per'in gerçek konumu ortaya çıkmayacak.
Bugün itibarıyla Kazım Per, farklı sermaye sahiplerinin şirketlerinde tekrarlanan şekilde yönetici olarak görünen; Kiler ailesi sermayesiyle doğrudan kesişen; Demir ailesinin %100 sermaye sahibi olduğu iki Alman gayrimenkul şirketinde yönetici olarak ortaya çıkan; kendi şirketleriyle bu şirketleri aynı Stuttgart adresinde buluşturan ve geçmişinde VIKZ Federal Yönetim Kurulu başkan yardımcılığı bulunan bir isimdir.
Bundan sonrası artık ticaret sicilinin değil, paranın izinin meselesidir.
@doagovtr Manisa da çok sıkıntı var , makineler yetersiz kalıyor. Sürekli gidip atmadan geri dönüyorum. O esnada sinirlenip getirdiği şişe plastikleri çöpe atan bile var. Toplu atık alanıda çok uzak yakıt parasını bile kurtarmıyor. Çözüm bekliyorum.
TÜRKİYE'DE SERT MUHALİF, ALMANYA'DA ILIMLI MÜSLÜMAN. FURKAN VAKFI VE ALPARSLAN KUYTUL'UN ALMAN İSTİHBARAT RAPORLARI.
Bu sabah Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyon, Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un da aralarında bulunduğu 32 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı.
Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eş zamanlı operasyon yapıldığı, soruşturma kapsamında 5 şirkete yönetim kayyumu atandığı ve 349 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildiği açıklandı.
Soruşturmanın suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet iddiaları üzerinden yürütüldüğü bildirildi.
Bugünkü operasyon, Furkan hareketinin yalnızca Türkiye'deki faaliyetleri üzerinden değil, Almanya'daki yapılanması üzerinden de yeniden incelenmesini gerekli kılıyor.
Alman güvenlik ve istihbarat kayıtlarına göre hareket, 2010'lu yılların başından itibaren Almanya'da örgütlenmeye başladı; 2015'ten itibaren Dortmund ve Hamburg'da kurumsal dernekler oluşturdu ve 2016'dan itibaren Alman Anayasayı Koruma makamlarının radarına girdi.
Hamburg Anayasayı Koruma Teşkilatı, Furkan'ı daha 2016'da "yeni İslamcı hareketlerden biri" olarak değerlendirdi. Hamburg'daki Furkan Bildungs-und Kulturverein'in 2015’te kurulduğu, Türkiye'deki Furkan yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve gençlere yönelik dini eğitim faaliyetleri yürüttüğü raporlandı. Aynı yıl Alparslan Kuytul'un Hamburg'daki toplantısına yaklaşık 400 kişinin katılması Alman makamlarının dikkatini çekti.
2018'de Kuytul'un Türkiye'de tutuklanmasının ardından Almanya'daki Furkan yapılanması açık biçimde harekete geçti. Hamburg ve Münih başta olmak üzere çeşitli kentlerde "Alparslan Kuytul'a özgürlük" gösterileri düzenlendi. Bavyera Anayasayı Koruma Raporu, Münih'teki Furkan grubunun Hamburg'daki gösteriye katıldığını ve Kuytul'un tutukluluğunu faaliyetlerinin önemli gündemlerinden biri haline getirdiğini kaydetti.
2019'da Alman Federal Hükümeti Bundestag'a verdiği resmi cevapta Furkan'ı İslamcı bir hareket olarak tanımladı. Raporda hareketin demokrasi anlayışını reddettiği, uzun vadede Kur'an ve Sünnet esaslı bir toplum ve devlet düzenini hedeflediği ve Hasan el-Benna ile Seyyid Kutub gibi Müslüman Kardeşler düşünürlerinden etkilendiği belirtildi. Aynı belgede Kuytul'un Erdoğan ve AK Parti hükümetine karşı olduğu, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası uygulamaları ve Türkiye'nin Suriye operasyonlarını eleştirdiği de açıkça kayda geçirildi.
Dolayısıyla Alman devleti aynı anda iki ayrı tespit yapmış durumdaydı. Kuytul Erdoğan karşıtıydı; fakat demokratik bir muhalif olarak değil, demokrasiye ve laik düzene eleştirel yaklaşan İslamcı bir hareketin lideri olarak değerlendiriliyordu.
Almanya buna rağmen Furkan'ı yasaklamadı. Bunun yerine hareketi Anayasayı Koruma teşkilatlarının gözetimi altında tuttu. Dortmund, Hamburg, Berlin, Münih ve daha sonraki yıllarda Frankfurt ve Lübeck gibi merkezlerde faaliyetler devam etti. Alman makamları dernekleri, toplantıları, sosyal medya faaliyetlerini ve özellikle gençlik çalışmalarını izledi. 2024 Nordrhein-Westfalen raporunda "Muslim Students NRW" yapılanmasının üniversite öğrencileri arasında Furkan'a yeni taraftar kazandırmaya çalıştığı ayrıca belirtildi.
Burada Almanya'nın geçmişi de önem taşıyor. Cemalettin Kaplan'ın Köln merkezli Kalifatsstaat yapılanması Almanya'dan Türkiye'deki laik rejimin değiştirilmesini hedeflemiş ve 2001'de Alman devleti tarafından yasaklanmıştı. Bu nedenle Türkiye merkezli radikal İslamcı hareketlerin Almanya'da örgütlenmesi Alman güvenlik makamları açısından yeni bir olay değil.
Furkan Vakfı'nın faaliyetlerinde asıl dikkat çekici nokta ise Alman devleti ve güvenlik servisleri Furkan'ın ideolojisini, Kuytul'un Türkiye'deki siyasi çizgisini ve Erdoğan karşıtlığını bilmesine rağmen Almanya'daki örgütlenmeyi tamamen ortadan kaldırmamış; derneklerin ve faaliyetlerin hukuki alan içerisinde devam etmesine izin vermiş ve hareketi esas olarak istihbarat gözetimi altında tutmuştur.
Alman devletinin Furkan'ı hem "İslamcı ve demokrasi karşıtı" bir yapı olarak izlemesi hem de Türkiye'de Erdoğan'a karşı sert muhalefet yapan Kuytul'un Almanya'daki faaliyet alanını tamamen kapatmaması, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından dikkat çekici bir güvenlik ve siyaset konusu haline getiriyor.
Özellikle 2019 Bundestag dosyasında Furkan–Hizb-ut Tahrir bağlantısına ilişkin bazı bilgilerin istihbarat yöntemleri gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmaması, Alman makamlarının Furkan hakkında kamuya açıklanmayan güvenlik bilgilerinin bulunduğunu gösteriyor.
Bu tabloya 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasındaki Almanya-Türkiye güvenlik ve siyaset ilişkileri de eklendiğinde, Furkan operasyonunun yalnızca Adana merkezli bir adli soruşturma olarak okunması eksik kalacaktır. Almanya, 15 Temmuz sonrasında başta Adil Öksüz olmak üzere Türkiye'den farklı biçimde FETÖ yapılanmasına mensup kişi ve çevrelerin önemli bölümünün faaliyet alanı bulduğu ülkelerden biri olurken, aynı dönemde Almanya'daki Süleymancı yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve çevresinin Avrupa'daki faaliyetlerini hız vererek sürdürdüğü bir merkez olarak da öne çıktı. Bu nedenle bugün Kuytul ve Furkan yapılanmasına yönelen operasyon, yalnızca bir örgüt soruşturması değil, Ankara'nın, Almanya'da faaliyet gösteren ve Türkiye'de siyasi-dini etki üreten yapılara yönelik güvenlik yaklaşımında yeni bir aşamaya geçtiği mesajı da taşımaktadır.
Kuytul'un Türkiye'de sert İslamcı ve AK Parti karşıtı, Almanya'da ise daha kontrollü, daha ılımlı ve legalist bir çizgide faaliyet göstermesi; Süleymancıların ise Almanya'da daha kurumsal ve ılımlı bir İslam modeliyle varlık göstermesi, iki farklı yapılanmanın Almanya'nın güvenlik alanında nasıl konumlandığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Bu nedenle Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul'a yönelik operasyonun Almanya'ya verilen stratejik mesajı, "Türkiye sınırları dışında kurulan dini-siyasi ağların Türkiye'deki faaliyetleri artık Almanya merkezli Avrupa'daki konumlarından bağımsız değerlendirilmeyecektir" şeklinde okunabilir.
Başka bir ifadeyle Ankara, Almanya merkezli dini yapılanmaların Türkiye siyaseti üzerindeki nüfuzunu ve olası dış bağlantılarını doğrudan güvenlik meselesi olarak ele almaya başladığını göstermektedir.
Filistin/Gazze meselesi ve Türkiye’de olanlar…
Bu yazıyı aslında dün yazacaktım ancak bölge şartlarına vücut bir yere kadar dayanabildi iki gündür biraz rahatsızdım, oradaki insanların Allah yardımcısı olsun…
Biraz uzun bir yazı olacak lütfen sonuna kadar okuyun…
Takip eden arkadaşlar bilir, Gazze sürecinin başından beri bir çok yapı ve kişiyle burada tartışmışımdır…
Şimdi ülkemize döndüğümde yapılan operasyonları okurken keşke bundan üç yıl önce Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek olsaydı diyorum…
Umuyorum bu operasyonların arkası devletimiz ve milletimiz aleyhine Gazze üzerinden operasyon çekenlerin tamamını kapsayacaktır…
Gazze meselesini hükumete siyasi bir saldırı aracı olarak kullanıp insanların hassasiyetlerini de sonuna kadar sömürüp bölgede ise hiçbir varlık göstermeyen kişi ve yapıları ve bölgenin durumunu size uzun uzun anlatacağım yarın…
Ancak üç yıllık süreçte devleti tağut ilan etmekten başlayın, bu ülkenin polisini taşlamaya, her türlü algı operasyonu yaparak siyasi çıkarları uğruna ticaret goygoylarını dillerine dolamaktan devam edin, sürekli eylem adı altında dezenformasyona varana kadar çalışan ve sözde kendini İslami olarak tanıtan grup ve şahısların gerçekte sahada esamesi bile okunmadığını uzun uzun tartisacagiz…
Ancak kendini dokunulmaz zannedenler bugün sırayla devletin demir yumruğunun da ne olduğunu görüyorlar…
Keşke bu Adalet ve İçişleri Bakanları bundan üç yıl önce göreve gelmiş olsaydı demekten kendimi alamıyorum…
Devleti operasyon çeken bu kişi ve yapıların gerçekte bırakın Gazzeyi erişimi en kolay olan Kahireye bile gitmekten aciz insanlar olduklarını tüm detaylarıyla anlatacağım…
Ama bu süreç içerisinde çok büyük operasyon çektiler devlete…
ALİHAN KURİŞ SİSTEMİNİN 130 MİLYONLUK İHRACATI, 176 MİLYONLUK OKUL VE ENGELLENEN DENETİM...SÜLEYMANCILARIN AKDENİZ TOROS ŞİRKETİ VE CEVAP BEKLEYEN SORULAR.
Bir et şirketinin hikayesi neden bir anda ihracat faturalarından okul binalarına, milyonlarca liralık para transferlerinden Rekabet Kurulu'nun yarıda kalan yerinde incelemesine uzanır?
Akdeniz Toros Et ve Et Mamulleri A.Ş. hakkında MASAK kayıtlarına yansıyan bulgular, şirketin yalnızca ticari faaliyetlerinin değil, çevresinde oluşan finansal ve şirketler ağı ilişkilerinin de mercek altına alınmasını gerektirecek nitelikte.
En dikkat çekici nokta ise ihracat tarafında.
MASAK raporunda, 2024 yılında 130 MİLYON 650 BİN TL tutarında üç fatura düzenlendiği, bu faturaların ihracatlarda kullanılan VKN'lerle ilişkili olduğu belirtiliyor. Fakat aynı şirketin 2024 gelir tablosundaki yurt dışı satışları yaklaşık 260 BİN TL seviyesinde.
Arada yaklaşık 500 katlık bir fark var.
Peki 130 MİLYON 650 BİN TL'lik üç faturanın gerçek ticari karşılığı neydi? Bu faturaların karşılığında gerçekten hangi mallar ihraç edildi? Gümrük beyannameleri nerede? Mallar hangi ülkelere gitti? Paralar hangi yabancı hesaplardan geldi? Şirketin hesaplarına girdiyse daha sonra nereye aktarıldı?
MASAK'ın ayrıca şirketin farklı yıllarda SWIFT işlemleri bulunduğunu belirtmesi, bu soruların yalnızca Türkiye'deki fatura kayıtlarıyla cevaplanamayacağını gösteriyor.
Raporun ikinci dikkat çekici ayağı ise şirketler arası para trafiği.
MASAK kayıtlarında Arden Gıda'nın yüksek montanlı işlemlerinin önemli bölümünde Akdeniz Toros'un öne çıktığı görülüyor. Arden Gıda hesaplarına Sipay, Multinet ve Metropal gibi kuruluşlardan gelen bazı paraların daha sonra Akdeniz Toros başta olmak üzere çeşitli şirketlere aktarıldığı belirtiliyor.
Burada sorulması gereken soru çok basit...
Arden Gıda neden bu para trafiğinin içinde ve Akdeniz Toros bu trafiğin neresinde?
Daha da ilginci 2024'te ortaya çıkan Hasbahçe Özel Eğitim Kurumları A.Ş.
Hasbahçe, 11 Eylül 2024'te 176 MİLYON 264 BİN TL sermayeyle kuruluyor ve şirketin yüzde 100 ortağı Akdeniz Toros oluyor. Ardından Balıkesir Karesi'ndeki İsabet Okulları ve okul taşınmazları bu yapılanmanın merkezine giriyor.
Peki bir et şirketi neden 176 MİLYON TL sermayeli bir eğitim şirketi kuruyor?
Bu sermayenin kaynağı ne?
Akdeniz Toros'tan Hasbahçe'ye yapılan 43 MİLYON TL'lik transferin karşılığı ne?
Hasbahçe'den Akdeniz Toros'a dönen 11 MİLYON 500 BİN TL hangi işlem nedeniyle gönderildi?
Ve daha çarpıcı soru!
Okul binası ve arsalar önce Hasbahçe'nin üzerine geçiyor, ardından bazı taşınmazlar 30 Aralık 2024'te yeniden Akdeniz Toros'a satılıyor. Bu işlemlerin gerçek piyasa değerleri neydi? Ödemeler gerçekten yapıldı mı? Muhasebe kayıtlarında nasıl gösterildi?
Tam burada takvim de dikkat çekiyor.
Çünkü 2024 yılı, hem MASAK'ın dikkat çektiği 130 MİLYON 650 BİN TL'lik ihracat faturalarının bulunduğu yıl hem de Rekabet Kurumu'nun Akdeniz Toros'a yönelik yerinde inceleme yapmak istediği yıl.
Rekabet Kurulu'nun resmi kararına göre Kurum, beyaz et sektöründeki teşebbüslerin rekabete hassas bilgi değişimi yapıp yapmadığını araştırıyordu. 22 Mayıs 2024'te Akdeniz Toros'un Pendik'teki merkezine gelen uzmanlar saat 10.08'de incelemeye başladı. Bazı bilgisayar ve e-posta hesapları incelenirken sistem kesintileri yaşandı; bazı çalışanların inceleme mahallinden ayrıldığı, sonrasında kurumsal e-posta sistemine erişimin tamamen kesildiği ve saat 12.30'da şirket yetkilileri ile vekillerinin incelemeye son verilmesini istediği Kurul kararına yansıdı. İnceleme tamamlanamadı.
Rekabet Kurulu bunun üzerine yerinde incelemenin engellendiğine ve zorlaştırıldığına karar verdi ve 4054 sayılı Kanun kapsamında şirketin 2023 yılı gayrisafi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası uygulanmasına hükmetti. Ayrıca incelemenin engellendiği 22 Mayıs'tan şirketin yazılı davetinin Kurum'a ulaştığı 7 Haziran'a kadar 15 gün için günlük nispi ceza uygulanmasına karar verildi.
Fakat burada Akdeniz Toros'a yönelik belki de en dikkat çekici sorulardan biri ortaya çıkıyor.
Şirket neden 22 Mayıs'ta incelemeyi engelledi ve ardından 15 gün bekleyerek 7 Haziran'da Rekabet Kurumu'nu yeniden davet etti?
Eğer incelemenin yapılmasına gerçekten hiçbir itiraz yoksa, neden ilk gün incelemenin tamamlanmasına izin verilmedi?
Ve daha önemlisi.
22 Mayıs ile 7 Haziran arasındaki 15 günlük sürede şirket içerisinde ne oldu?
Bu süre içerisinde bilgisayarlarda, e-posta hesaplarında veya şirketin dijital sistemlerinde herhangi bir veri silindi mi, değiştirildi mi veya başka bir yere aktarıldı mı?
15 günlük süre neden tam olarak bu şekilde oluştu ve şirket neden daha erken bir tarihte Rekabet Kurumu'nu davet etmedi?
Üstelik bu tarih aralığının, MASAK tarafından şüpheli bulunan 2024 yılı finansal hareketlerinin hemen içinde bulunması, zamanlamayı ayrıca dikkat çekici hale getiriyor. Dolayısıyla burada yalnızca "inceleme neden engellendi?" sorusu değil, "incelemenin engellendiği 22 Mayıs ile yeniden davet edildiği 7 Haziran arasında ne yaşandı?" sorusu da cevaplanmayı bekliyor.
Şimdi bütün bu bilgiler aynı dosyada yan yana geldiğinde sorular daha da büyüyor.
2024'te 130 MİLYON 650 BİN TL'lik üç ihracat faturası neden yaklaşık 260 BİN TL'lik yurt dışı satış rakamıyla örtüşmüyor?
Akdeniz Toros'un 176 MİLYON TL sermayeli bir eğitim şirketinin tamamına sahip olmasının ekonomik gerekçesi ne?
Milyonlarca liralık para neden Akdeniz Toros, Arden Gıda ve diğer şirketler arasında dolaşıyor?
SWIFT hareketlerinin gerçek karşılıkları ne?
Akdeniz Toros'tan Hasbahçe'nin üzerine geçen okul ve arsalar neden kısa süre sonra yeniden Akdeniz Toros'a döndü?
Ve belki de en kritik soru.
130 MİLYON liralık ihracat faturası, milyonlarca liralık şirketler arası para trafiği, yeni kurulan 176 MİLYON liralık eğitim şirketi ve yarıda kalan Rekabet Kurulu incelemesi aynı ekonomik yapının birbirinden bağımsız parçaları mı, yoksa aralarında açıklanması gereken yasa dışı bir bağlantı mı var?
Bu soruların cevabı banka dekontlarında, SWIFT mesajlarında, gümrük beyannamelerinde, e-faturalarda, şirket muhasebe kayıtlarında ve tamamlanamayan incelemede erişilemeyen dijital verilerde saklı.
Ve öyle gösteriyor ki; önümüzdeki günlerde rakamlar büyüdükçe sorularda büyüyecek.
Gençlere Notlar | 1
Hayat, çoktan seçmeli bir sınavda doğru şıkkı işaretlemekten ibaret değil.
Gerçek başarı; karakter, vefa, sadakat ve aynı ideale inandığınız yol arkadaşlarıyla anlam kazanır. Çünkü hayattaki büyük ve kalıcı işler, hiçbir zaman tek başına başarılmaz.
Geleceği inşa edecek gençlere…
#GençlereNotlar 🇹🇷🚀
"Kimlerin kimlerle nasıl çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
'Suimisalin emsal olmaması' için hukuk zemininde ne gerekiyorsa onu mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz."
@RTErdogan
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan:
“Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmi kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Depremi kullanarak siyasi, ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız.”
İspanya’dan sonra Fransa’ya da yangın uçaklarımızı yardım için yolladık. Macron da teşekkür ediyor Türkiye’ye..
“Help Turkey” tayfası burada mı? Söylenecek çok şey var da gerçekten değmez.