30 Ağustos Büyük Taarruz ve Dumlupınar Zaferi Kutlu Olsun!
104’üncü Yıldönümünde Zaferin Mavi Kızıl Şafağının Üzerini BOP Cehenneminin Karanlık Bulutları Örttü. Onu da yırtıp atacağız! And Olsun!...
İstiklal harbimizin Az Bilinen Kahramanlarından Derviş Paşa Kardeşi Üsteğmen Ali Bey'in Şehit olmasını diğer kardeşine haber vermek için yazdığı mektup...
AHMET TÜRK’E KÜÇÜK BİR SOYADI TAVSİYESİ!
Ahmet Türk bir açıklama yapmış.
Demiş ki:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum ama kimliğim yok, dilim yok, halkım yok sayılıyor.”
Okudum…
Bir daha okudum.
Sonra dönüp adamın adına baktım:
Ahmet TÜRK!
Yahu Ahmet Bey, insan bazen yaptığı açıklamayla soyadı arasında bu kadar büyük bir ters köşe yaratmaz!
Bir defa şu toprak meselesini halledelim.
“Kürdistan’da geniş topraklarımız var” diyorsun.
Ben haritaya baktım. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları hâlâ yerinde. Mardin de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde.
Dolayısıyla geniş topraklarınız olabilir, ağa bir aileden geliyor olabilirsiniz; eyvallah. Ama o toprakların bulunduğu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti.
Gelelim esas matrak bölüme…
“Kimliğim yok” diyorsun.
Ahmet Bey, senin nasıl kimliğin yok?
Milletvekilliği yaptın.
Belediye başkanlığı yaptın.
Türkiye siyasetinin yıllardır en çok tanınan isimlerinden birisin.
Televizyona çıktığında altına “Bu beyefendi kimdir?” diye açıklama koymaya gerek duymuyorlar. Seni Türkiye tanıyor.
Sonra çıkıp:
“Kimliğim yok.”
E kardeşim, benim kimliğim senden daha az tanınıyor!
Ben burada başka bir noktaya takıldım.
Madem “kimlik” meselesini bu kadar önemsiyorsun, madem “Kürdistan” diyorsun, madem Kürt kimliğinin yok sayıldığını düşünüyorsun…
O zaman sana küçük, masrafsız sayılabilecek, üstelik meseleyi kökünden çözecek bir önerim var:
Soyadını değiştir!
Ahmet Türk…
Olmadı.
Senin anlattığın hikâyeye uymuyor.
Git mahkemeye, gerekli işlemleri yap:
Ahmet Kürt!
Bak, vallahi daha tutarlı.
Kartvizite de yakışır:
AHMET KÜRT
Siyasetçi – Eski Milletvekili – Eski Belediye Başkanı
Altına da istersen:
“Kimliğimi buldum.”
Şaka bir yana…
İşin matrak tarafını bir kenara bıraktığımızda mesele ciddi.
Türkiye’de Kürt vatandaşlarımızın geçmişten bugüne yaşadığı sorunlar elbette konuşulabilir. Geçmişte yapılan yanlışlar, yasaklar, acılar tartışılabilir. Bir ülkede insanların kendilerini özgürce ifade edebilmesi zaten demokrasinin gereğidir.
Ama aynı hassasiyeti Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak değerlerine karşı da göstermek gerekir.
Bir taraftan “Bu süreci bozan Kürtler olmayacak” deyip toplumsal barıştan söz edeceksiniz, diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki topraklardan “Kürdistan” diye bahsedeceksiniz.
Sonra da:
“Toplumda güvensizlik gelişti.”
E gelişir tabii Ahmet Bey!
Güven dediğiniz şey tek taraflı kurulmaz.
Bu ülkede yaşayan insanların hassasiyetlerini görmezden gelerek barış dili oluşturamazsınız.
Ben Kürt vatandaşımın diline de, kültürüne de, kimliğine de saygı duyarım. Ama aynı saygıyı benim ülkemin adına, sınırlarına ve ortak değerlerine karşı da beklerim.
Mesele Kürt olmak, Türk olmak değil.
Mesele birlikte yaşadığımız ülkenin adını doğru koyabilmek.
O ülkenin adı da bugün itibarıyla gayet açık:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ.
Ama sen yine de benim soyadı önerimi bir düşün Ahmet Bey.
Çünkü insanın adı Ahmet Türk olup bu kadar “kimliksizim” diye yakınması gerçekten kaderin insana yaptığı en matrak şakalardan biri.
Ben olsam değiştirirdim.
Ahmet Kürt.
Hem söyleminle uyumlu olur…
Hem de bir daha “Kimliğim yok” dediğinde kimse dönüp soyadına bakıp gülmez.
Burhan Akdağ
30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı gönülden kutluyor, Büyük Taarruz’un kahramanları Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve şükranla anıyorum. 🤲🫡🇹🇷
#30agostoszaferbayramımızkutluolsu#HainsizTürkiye
"Bir avuç Türk dünyaya meydan okudu!"
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Milli Mücadele kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz.
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Eskişehir'de iki köpek pansiyonu var. Biri köpek üretiyor oraya hayatta para kazandırmam. Diğeri de barınaktan köpek almak istemiyor artık. Bu yüzden barınaktan çıkardığımız köpekleri üç saatten fazla yol yapıp Bala'ya götürmek durumunda kalıyorum her seferinde.
Eskişehir'de ya da çevresinde benim bilmediğim, hayvan sever, barınaktan çıkan köpekleri kabul edebilecek bir köpek pansiyonu biliyorsanız benimle paylaşmanızı rica ediyorum. Olmazsa yine Ankara'ya gideceğiz mecbur.
📌ELEŞTİRİ!
Malazgirt Zaferimizi kutlamak üzere
her yıl 26 Ağustos'ta Ahlat'a giden
Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere
tüm devlet yetkilileri, 30 Ağustos'ta
Dumlupınar'a neden gitmiyorlar⁉️
@RTErdogan@dbdevletbahceli#30AğustosZaferBayramı
@samiltayyar27 "...taziye çadırları kurulmaması konusunda uyarmış.İzin verilmeyecekmiş."
Bu duruma uyan, Geçti Bor'un Pazarı, Atı alan Üsküdar'ı geçti gibi deyimler var.
Çok yazık. Terör örgütü ve uzantılarına teslim olmuş ülke görüntüsü vermek çok yaralıyor, acıtıyor, üzüyor.😒
Engellemiş burdan yazıyorum.
Oturma organıyla düşünenler ne yazdığımı anlayamaz, daha önce de böyle iftira atmıştın yüzüne vurdum.
Bu X'leri ben attım oku, demografi dersi de tarih dersi de veririm mert olan karşıma çıkar boş yapma.
Kurtuluş Savaşı'nda Hainler! | 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun! 🇹🇷
YouTube'dan İzleyin : https://t.co/c9tC4oRGET
Mustafa Kemal Atatürk, bugünküne çok benzer şartların içinden geçmiş, hıyanetin her çeşidiyle yüz yüze gelmişti…
Anadolu fiilen işgal edilirken, aynı zamanda çeşitli "cemiyetler" vasıtasıyla içten çökertme operasyonu da devreye girmişti.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti bunlardan biriydi. O yıllarda da İngilizlere muhabbet duyanlar, para ve güce âşık olanlar İngilizlerle el ele vermişti.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti tek başına değildi; Kürt Teali Cemiyeti de Sait Molla ile el eleydi. İngiliz kontrolündeki Askerî Nigâhban Cemiyeti vatanseverleri yok etmekle görevliydi. Sahte imamlarla Millî direnişi kırmak için uğraşan Teali İslam Cemiyeti de İngiliz parasıyla iş çevirmekteydi. Türk Zabıta-i Hususiye Teşkilatı, İngiliz fonu ve emriyle, Mustafa Kemal’in yanında olanları "avlamakla" görevlendirilmişti.
Bugün de gerek İslam’ı, gerek Sol’u, gerekse Türkçülüğü KULLANARAK Batı ile el ele bu vatana ihanet edenler vardır. Onlara Sait Molla gibilerin sonunu hatırlatmak isteriz! İngiliz Muhibi Sait Molla ve diğer işbirlikçiler Paris’te, Roma’da, Atina’da, Kahire’de dolanmışlar; Batılı devletler adına ajanlık faaliyeti yapmış; vatansız ve şerefsiz olarak tarihin derinliklerinde yok olmuşlardır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün naçiz bedeni toprak olmuştur; ancak düşünceleri en taze şekilde bizlere yol göstermektedir. O bizde yaşamaktadır ve bizimledir!
"Siz ölürseniz biz ne yaparız?" diyen köylüye "Atatürk sensin!" demiştir. İçinden geçtiğimiz bu günlerin gelebileceğini düşünerek yol haritasını NUTUK’ta önümüze sermiştir.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Banu AVAR
KAMUOYUNA DUYURUYORUZ
Trabzonspor stadının önüne gidip, arka fonda PKK’nın sözde “Badok Marşı” çalarken ve başka bir sözde marş olan “Şer Şere” şarkısına atıfla bu pankartı açıyorsunuz. Şarkının sözleri şöyle:
“Savaş Türklerle savaşımızdır.
Hop savaştır, cenktir, harptir.
Savaş Türklerle savaşımızdır.
Yarın savaş meydanıdır.”
Üstelik bu görüntüyü, meydan okurcasına bize DM yoluyla iletiyorsunuz.
Savaş mı çıkarmak istiyorsunuz, futbol mu oynamak istiyorsunuz?
Eğer gerçekten derdiniz futbolsa, sahada oynarsınız. Ama Türk milletini ve Trabzonsporlu taraftarları karşınıza alacak şekilde savaş çağrışımları yapan mesajlarla provokasyon yapıyorsanız, bunun sonuçlarının ne kadar tehlikeli olabileceğini de hesaba katın. Sonrasında yaşanacaklarla ortaya yeni bir “Kürt mağduriyeti” çıkarmayın.
Bizim kimseyle kavga etmek gibi bir derdimiz yok. Çünkü bizim oralarda mert insanlarla kavga edilir. Türk’ü 50 senedir alnından vuramayan terör örgütünü destekleyen kansızlarla biz kavga etmeyiz.
Ancak kadim Türk şehri Diyarbakır’da Trabzonspor taraftarına yönelik herhangi bir saldırı veya provokasyon olursa, bedelini siz ödersiniz.
Burada yazılanlar uydurulmuş bir hikaye değildir.
Yaşananların yazılmış halidir.
30 Ağustos Zafer Bayramımızın Arefesinde bayramımızı kutlar, Bu toprakları bizlere Vatan Yapan, Başta Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, ebediyete göçmüş Gazilerimiz ve Tüm Şehitlerimizin Asil Ruhları Şad olsun.
Vatan Onlara Minnettardır.
#NemutluTürkümdiyene
Unuttuk değil mi Oğuzhan Uğur’u?
Oysa ne çok seveni(!) vardı, yüzüne gülen…
Dost kötü günde belli olur sözünü tecrübe ettiğimiz günler yaşıyoruz.
Özgürlüğüne tekrar kavuştuğunda o sevenleri(!) sıraya girecek yine. Yüzüne gülecekler ve diyecekler ki; “çok üzüldük be Oğuzhan”
Nasıl bir kışkırtma...
Tam bir yabancı gizli servis işi!
Bu gelişmelere tedbir alınız ey yetkililer!
Şaibeli biçimde süper lige çıkan, sosyal medya üzerinden devamlı kışkırtıcı paylaşımlar yapan bu takım üzerinden, toplumsal gerilim yaratılıp kitlesel çatışma ortamı oluşturulmaya çalışılıyor, görmüyor musunuz?