Irmak öğretmenin, okul müdürü Melahat İleri’nin 2 defa tokat attığına, mobbing uyguladığına dair yazdığı tutanak yazısı…
Okul müdürü, “Çingene”, “sende aşağılık psikolojisi var”, “gerizekalı” gibi ithamlarda bulunmuş.
Okuldan üç kişi de olayın şahidi olmuş… Üstelik şahitlerden biri okulun müdür yardımcısı
#Irmaköğretmeniçinadalet
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş, jet hızıyla Ayşe Irmak Koparan öğretmenin görev yerini değiştirmiş…
NEFES’in ulaştığı belgeye göre okul müdürü Melahat İleri ile kavga ettikten sonra daha önce görevlendirme talebi ile alındığı Soğanlıtepe okuluna gönderilmiş.
Özmüş, idari tedbir kararını, görev yeri değişikliğini cezalandırma olarak kullanmış. Ancak okul müdürü Melahat İleri ile ilgili idari tedbiri uygulanmamış
Irmak öğretmenin maddi sorunları bundan sonra daha fazla artmış.
Köye her gün taksiye gidip gelirken 3 bin TL taksi ücreti vermek zorunda kalmış.
#Irmaköğretmeniçinadalet
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
#IRMAKÖĞRETMENİÇİNADALET
🟣Çıplak Arama İşkencedir; Kadınların Bedeni, İradesi ve Onuru Hedef Alınamaz!
Kadınlara yönelik saldırılar sadece gözaltı sırasında değil; evde, iş yerinde, sokakta, okulda, kampüste, yargı süreçlerinde ve kamusal yaşamın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen zihniyet, kadınların bedenini, emeğini, sözünü ve iradesini baskı altına almaya çalışmaktadır. Çıplak arama işkencesi de bu zihniyetin en ağır, en onur kırıcı ve en insanlık dışı biçimlerinden biridir.
Hiçbir güvenlik gerekçesi, hiçbir idari uygulama, hiçbir yargı süreci kadınların beden bütünlüğünün ihlal edilmesini meşrulaştıramaz. Kadınları aşağılayan, travmatize eden, iradesini kırmayı hedefleyen ve hak ihlallerini sıradanlaştırmaya çalışan bu insanlık dışı uygulamayı reddediyoruz.
Eğitim Sen olarak; kadınların bedenine, kimliğine, emeğine, söz hakkına ve örgütlü mücadelesine yönelen her türlü saldırının karşısındayız. Çıplak aramaya, kötü muameleye ve işkenceye maruz bırakılan tüm kadınların yanındayız.
Failler hakkında derhal etkin, bağımsız ve tarafsız soruşturma yürütülmeli; sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve cezasızlık politikalarına son verilmelidir.
https://t.co/h5MJi9YlmE
Anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan'ın yaşadıklarının ciddi bir mobbing örneği olduğunu belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Birçok eğitim emekçisi benzer şeyler yaşıyor. Ancak demokratik bir okul iklimi yok, eğitim emekçilerinin sorunları dikkate alınmıyor.” dedi.
https://t.co/fxuGSZ8T0U
Üç öğrencinin Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı üç farklı yurtta üç gün içinde yaşamını yitirmesinin “münferit” olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, bağımsız ve etkin soruşturma çağrısı yaptı.
https://t.co/mm1fZ5WKiq
Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan'ın ölümünün münferit bir olay olarak ele alınamayacağını ifade ederek, ölümlerin durması için demokratik bir eğitim sisteminin yaratılması gerektiğini belirtti.
Ağrı’da ana okulu öğretmeni Irmak Ayşe Koparan yaşadığı mobbingin ardından yaşamına son verdi!
Önceki okulunda müdür tarafından şiddete/baskıya (sözlü hakaretlere, bağırmalara ve doğrudan tokat atılma) maruz kaldı.
Bu durumu beyan etmesine rağmen müdüre bir işlem yapılmadı ancak kendisi sürgün edilerek ilçenin en uzak ve ulaşımı en riskli köy okuluna gönderildi.
Sürüldüğü köy okuluna güvenli bir toplu taşıma olmadığı için her gün kendi imkanlarıyla gidiş-geliş yapmak zorunda kaldı. Okula gidiş-geliş yapabilmek için günlük 2500-3000 TL civarında yol ücretleri ödemek zorunda kaldı.
Can güvenliği ve ulaşım risklerini içeren resmi dilekçeler yazarak durumunu üst makamlara bildirdi ancak bu başvuruları dikkate alınmadı ve koruma mekanizmaları işletilmedi.
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan kadın öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü, yalnızca bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez; kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkını, güvenli çalışma koşullarını ve kamusal koruma yükümlülüğünü doğrudan ilgilendiren ağır bir sorumluluk alanıdır. Bu ölümün ardındaki tüm iddialar açığa çıkarılmadan; olası ihmal, baskı, mobbing, şiddet ve idari sorumluluklar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmadan bu dosyanın kapatılmasına, gerçeğin karartılmasına ve sorumluların korunmasına izin verilemez.
Kadın eğitim emekçilerinin görev yaptıkları yerlerde karşı karşıya kaldığı yalnızlaştırma, baskı, mobbing, güvencesizlik, elverişsiz barınma ve çalışma koşulları, idari keyfiyet ve şiddet riski; iktidarın kadınların yaşamını, emeğini ve güvenliğini korumayan politikalarından bağımsız değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı uygulamalarla, cezasızlık politikalarıyla ve kamu kurumlarında yaygınlaşan erkek egemen yönetim pratikleriyle kadınların yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmektedir.
Kadınların yaşam hakkını savunmak şiddete, baskıya, mobbinge, cezasızlığa ve erkek egemen idari anlayışa karşı kamusal sorumluluğu büyütmeyi, eşit ve özgür bir yaşam için kararlı biçimde mücadele etmeyi gerektirir. Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalı, varsa idari baskı, mobbing, şiddet, ihmal, görevi kötüye kullanma, başvuruların dikkate alınmaması ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi gibi tüm iddialar etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde soruşturulmalıdır.
Eğitim Sen olarak, Irmak Ayşe Koparan’ın ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim emekçilerine baş sağlığı diliyor, ölümünün üzerinin örtülmesine, sorumluların korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
İlk 5 ayda şehir hastanelerine yapılan ödeme 63 milyar lirayı aştı.
Sağlık Bakanlığı ilk 5 ayda harcadığı her 100 liranın 11 lirasını 18 şehir hastanesine aktardı.
Şaka değil!
Temmuz ayında 19 milyon civarında işçi sıfır (0) zam alacak.
6 milyonu aşkın memur ve memur emeklisi de resmî enflasyonun 4-5 puan altında zam alacak!
Memleketin asıl meselesi budur.
Butlan operasyonu ve koltuk hırsı bunları örtüyor!
AKP’nin ekonomi politikasının yarattığı tahribat konuşulamıyor.
Butlancılar sadece bir siyasi operasyonun ortağı olmakla kalmıyor, memleket gündemini de saptırıyor.
Düşün milletin yakasından!
16 yaşında toprak oldu kızım üç cani tarafından katillerine verilen ceza dört ay çocuğumun katilleri gezerken kızım Hiramın bedeni toprak oldu lütfen sesimi duyurun.
#hiranuraygariçinadalet
Zorla uyuşturucu verilerek cinsel istismarda bulunulan ve katledilen Selime Bağcı için annesi Arife Balcı adelet istiyor:
“Kızım Selime’ye rızası dışında uyuşturucu verdiler, fuhuşa zorlayıp uçurumdan aşağı attılar.
Devlet büyüklerine sözü geçen birileri var. Kızımı adli tıpa götürmediler, otopsi yaptırmadılar.”
Arnavutluk'ta halk, Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'in 5 milyar dolarlık lüks tatil köyü projesine karşı başlayan eylemlerin 5.gününde sokakları doldurmaya devam ediyor.
"Arnavutluk Satılık Değildir!"
Saldırı altındayız:
Şirketler daha fazla servet yığmak uğruna Gerede Çayı'nı zehirlemeye devam ediyor.
Bakanlık sürekli ceza kesildiğini söylüyor ama halimiz bu. 280 km boyunca yaşam saçan Kuzey Ormanları çayını bir zehir kanalına çevirdiler.
Artık bu yıkıma son verin. Şirketleri değil milyonlarca insanın ve sayısız canlının sağlığını savunun @csbgovtr Müdahale edin #gGeredeÇayıKatlediliyor
V/@selahattnaydiin
Thousands of Albanians took to the streets of Tirana in the largest protest this week against a plan by a company linked to Trump's son-in-law to build a luxury resort in an environmentally sensitive area
🔴MEB PERSONEL GENEL MÜDÜRÜ İLE YAPILAN GÖRÜŞMEYE İLİŞKİN BİLGİ NOTU
MYK üyelerimiz Zülküf Güneş, Ramazan Gürbüz ve Evrim Gülez, 4 Haziran 2026 tarihinde, Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Bülent Çiftci ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, eğitim ve bilim emekçilerinin farklı alanlarda yaşadığı sorunlar, sahadan toplanan bilgilerle oluşturduğumuz raporlar, üyelerimizin talepleri ve sendikamızın sorunlara dair çözüm önerileri Personel Genel Müdürlüğü’ne iletildi.
MARMARA'DA NELER OLUYOR?
Son haftalarda Marmara'da farklı bölgeler farklı renklerde deniz görüyoruz. Boğazda turkuaz, Bandırma'da koyu lacivert, Gemlik'te pas rengi gibi...
Telaşla soruyoruz: Müsilaj mı? Cevap: Hayır! "Oh çok şükür" deyip geçiyoruz. Rahatlayıp günlük hayatımıza dönüyoruz. Sanki Marmara'nın tek sorunu müsilajmış gibi...
Oysa denizdeki her değişim bir mesaj. İklim değişiyor ve deniz suyu sıcaklıkları artıyor. Bunu kontrol edemiyoruz. Marmara Denizi, Akdeniz ve Karadeniz arasında bir geçiş denizi. Bunu da kontrol edemiyoruz. Marmara'nın çevresine kümelenmiş resmi rakamlara göre 23 milyon nüfus var ve bunların evsel atıklarının ancak yarısını arıtıyoruz. Türkiye endüstrisinin %60'ı bu bölgede ve sanayi atıklarının ancak %30'unu arıtıyoruz. Tarım zehirleri ve diğer atıklar da cabası.
Gemlik Körfezi görüntüsü 2 Haziran 2026 Salı gününe ait. Görüntüde deniz içinde yeşilin farklı tonlardında yayılım var. Bir de çizgi gibi oluşumlar mevcut. Yeşilin farklı tonlarındaki deniz içinde gördüğümüz yayılım kirlilik ve sıcaklık etkisiyle aşırı artan algler. Çizgi gibi oluşumlar ise bunların yüzeyde birikimini temsil ediyor. Körfez çevresindeki yerel gazatelere bakarsanız kıyılardaki tarhana çorbası kıvamındaki görüntüler var bol bol.
Yetkililere sorarsanız "her şey normal", "analiz için örnek alındı, kontrole gönderildi". Biraz daha üstelerseniz boyunuz kadar yazışma ve denetim dosyasını koyuyorlar önünüze. Herkes çok çalışıyor, herkes işini mükemmel yapıyor!
Ben denize bakıyorum. Başkalarını bilmem ama deniz yalan söylemiyor.
Görüntünün sol alt köşesinden denize uzanan küçük çizgi Nilüfer Çayı-Susurluk Çayı-Çapraz Çay ve daha birçok akarsuyun birleşerek Karacabey Longozu'ndan denize karıştığı yer. Çayın karıştığı yerden yeşil rengi takip edin. Gemlik Körfezi'ne doğru kıyıdan ilerlediğini göreceksiniz. Körfez çevresindeki akarsu girişlerine dikkat edin. Renklenmenin nasıl artığını göreceksiniz.
Sonuç
Arıtmadan denize boca ettiğimiz evsel, endüstriyel, tarımsal atıklar körfezi boğmak üzere! Zehir kanalına döndürdüğümüz akarsularla denize giden atıklar Gemlik Körfezi'ne geri dönüp birikiyor! Yani bizim atıklarımız bize geri dönüyor! Su sıcaklığı arttığı ve deniz şartları da durağan olduğunda aşırı alg artışıyla karşılaşıyoruz.
Denizdeki bu alg artışı doğal değil. Tamamen bizim eserimiz. Marmara'yı sihirbaz zannetmemizden, atık çukuru olarak kullanmamızdan kaynaklanıyor.
5 Haziran Dünya Çevre Günü arefesindeyiz. Lütfen birbirimizi kandırmaktan vazgeçelim. Suçu, sorumluluğu bimbirimize atarak Marmara'yı temizleyemeyeceğimizi sanırım artık anladık.
Şu anda müsilaj yok ama kirliliği önlemediğimiz sürece müsilaj mutlaka geri dönecektir. Marmara'nın tek sorunu müsilaj değil.
Denizdeki kirliliği önlemek yerel ve merkezi yönetimlerin işi. Benim veya vatandaşın işi değil. Akademi bilimsel olarak, vatandaş atığını azaltarak bu sürece katkı sağlar. Tekrar ediyorum arıtma tesisi yapmadan, fabrikaların zehirlerini denetlemeden, vatandaşın bilinç düzeyini yükseltmeden başarılı olamayız.
2026 Dünya Çevre Günü'nü milat kabul edelim. Lütfen Marmara ile ilişkimizi değiştirmeki için adım atalım.
Üyemiz Prof. Dr. Tuna Tuğcu’ya verilen hukuksuz ve siyasi nitelikteki kamu görevinden çıkarma cezasını kabul etmiyoruz.
Boğaziçi Üniversitesi Güney Kapı’da gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla akademik özgürlüğe, bilimsel üretime ve üniversitelerin özerkliğine sahip çıktık.