Vefa, empati, mücadele, dayanışma.
İnsanın dört önemli birleşeni. Bu dönemde daha da önemli.
O yüzden yeni hesap. O yüzden devam.
Yer yüzü aşkın yüzü oluncaya dek…
ALESTA | Oktay Bahadır'la Hukuk #8
Mahkemelerde yıllarca bekle, ret al; ardından AİHM'den ihlal kararı...
Peki AYM neden hâlâ geçilmesi gereken bir kapı?
14 Ekim 2026
TSİ 19:00
ALESTA YouTube
Dr. Oktay Bahadır yanıtlıyor.
Düşmanı Olmayan İttifak
NATO’nun Soğuk Savaş Sonrası Dönüşümü
|| Sezai Akyüz'ün yazısı ||
25 Aralık 1991 akşamı Moskova’da tarihin en güçlü devletlerinden biri sessizce sahneden çekiliyordu. Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov televizyondan yaptığı konuşmayla görevinden ayrıldığını açıkladı. Birkaç saat sonra Kremlin’in üzerinde yaklaşık yetmiş yıldır dalgalanan kızıl Sovyet bayrağı indirildi ve yerine Rusya Federasyonu’nun üç renkli bayrağı çekildi.
Bir imparatorluk çökmüştü…
Kremlin’deki Sovyet bayrağı indirilmiş, NATO’nun kırk yılı aşkın süredir karşısında duran Sovyetler Birliği tarihe karışmıştı. O günden sonra şu soru akıllarda yer etmeye başladı ve hâlen cevabını arıyor:
Sovyetler Birliği artık yoksa NATO neden vardı?
1949 yılında kurulan ittifakın temel varlık gerekçesi Sovyet yayılmasını caydırmaktı. Kırk yılı aşkın süre boyunca NATO’nun askerî planları, üsleri, orduları ve nükleer stratejisi büyük ölçüde Moskova’dan gelebilecek bir saldırıya göre şekillendirilmişti.
Şimdi ise düşman ortadan kalkmıştı.
Üstelik Sovyetler Birliği’nin NATO’ya karşı kurduğu Varşova Paktı da birkaç ay önce dağılmıştı. Soğuk Savaş sona ermiş, Berlin Duvarı yıkılmış, Almanya birleşmiş ve Avrupa’yı ikiye bölen Demir Perde ortadan kalkmıştı. Mantıken NATO’nun da tarih sahnesindeki görevini tamamlamış olması beklenebilirdi.
Ama öyle olmadı.
NATO dağılmak bir yana, sonraki otuz yıl içerisinde tarihinin en büyük genişlemesini gerçekleştirecek, eski Varşova Paktı ülkelerini kendi saflarına katacak ve kuruluş yıllarında muhtemelen hiç düşünülmeyen coğrafyalarda askerî operasyonlara girişecekti.
Bosna’dan Kosova’ya, Afganistan’dan Libya’ya kadar uzanan bu süreçte NATO’nun görev alanı da değişti. Üye ülkelerin ortak savunması ittifakın temel görevi olmaya devam ederken bölgesel krizler, terörizm, barışı koruma operasyonları ve daha sonra siber saldırılar gibi konular da NATO’nun güvenlik anlayışının içine girdi.
Bu değişim, Soğuk Savaş sonrasında NATO’nun büründüğü yeni çehreyi sorgulatıyordu:
NATO yeni tehditlere uyum sağlayarak Avrupa’nın güvenliğini mi sağlıyordu, yoksa eski düşmanının ortadan kalkmasıyla oluşan boşlukta kendisine yeni görev alanları mı oluşturuyordu? Yoksa Sovyetler Birliği’nin varlığı NATO için vitrindeki tehdit algısı mıydı?
Aslında NATO, Sovyetler Birliği tamamen dağılmadan önce geleceğini tartışmaya başlamıştı. Batı Avrupa’yı istila etmek üzere sınırda bekleyen milyonlarca kişilik bir Sovyet ordusundan söz etmek artık giderek güçleşiyordu.
1991 yılında kabul edilen yeni Stratejik Konsept de değişen tehdit algısını ortaya koyuyordu. Büyük çaplı ve doğrudan bir Sovyet saldırısı ihtimalinin yanında bölgesel çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar, etnik gerilimler ve kitle imha silahlarının yayılması gibi konular da güvenlik sorunu olarak ele alınmaya başlanmıştı.
Böylece soru yalnızca “NATO topraklarına kim saldırabilir?” olmaktan çıkıyordu.
“NATO ülkelerinin güvenliğini neler tehdit edebilir?” sorusu da ittifakın ilgi alanına giriyordu. NATO’nun birkaç yıl sonra kendi coğrafyasının dışında gerçekleştireceği operasyonların gerekçelerinden biri de bu güvenlik anlayışı olacaktı.
NATO’nun İlk Büyük Askerî Harekâtı
Soğuk Savaş’ın sona ermesi Avrupa’ya beklenen huzuru getirmedi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından kısa süre sonra bu kez Yugoslavya parçalanmaya başladı. Slovenya ve Hırvatistan’ın bağımsızlık ilanlarını Bosna-Hersek takip etti. Etnik ve dinî farklılıkların iç içe geçtiği Yugoslavya’da siyasi parçalanma kısa sürede kanlı bir savaşa dönüştü.
Bosna’da yaşanan katliamlar karşısında Birleşmiş Milletler’in aldığı tedbirler savaşı durdurmaya yetmedi. Yıllarca Sovyet ordularının Batı Avrupa’ya girmesini önlemek için hazırlanan NATO’nun önünde ise farklı bir durum vardı.
Bosna NATO üyesi değildi.
Bosna’ya yapılan bir saldırı NATO’nun 5. maddesini de ilgilendirmiyordu.
Buna rağmen NATO önce Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanmasına destek verdi, ardından Sırp hedeflerine yönelik hava saldırıları gerçekleştirdi. 1995 yılında gerçekleştirilen Deliberate Force Harekâtı ile NATO uçakları Bosnalı Sırp güçlerini yoğun şekilde bombaladı.
Yaklaşık yarım asır boyunca Sovyetler Birliği’ne karşı savaşmak üzere hazırlanan NATO, ilk büyük askerî harekâtını Sovyetler Birliği’ne karşı değil, eski Yugoslavya topraklarında gerçekleştiriyordu. Bosna’daki müdahaleyle birlikte NATO, kuruluşundan yaklaşık yarım asır sonra ilk kez üyesi olmayan bir ülkedeki savaşa doğrudan askerî güç kullanarak müdahil olmuştu. Savaşın Dayton Anlaşması’yla sona ermesinin ardından NATO öncülüğündeki birlikler bölgede konuşlandırıldı. Bu birliklerin arasında Rus askerleri de vardı. Daha birkaç yıl önce birbirlerine karşı savaşmak için hazırlanan Amerikan ve Rus askerleri, artık Bosna’da aynı barış gücü içerisinde görev yapıyordu. Soğuk Savaş gerçekten geride kalmış gibi görünüyordu. Fakat NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler kısa süre sonra başka bir sınavla karşılaşacaktı.
Eski Düşmanla Ortaklık
Yeni kurulan Rusya Federasyonu ilk yıllarında NATO ile doğrudan karşı karşıya gelmek yerine iş birliğine yöneldi. Rusya 1994 yılında NATO’nun Barış İçin Ortaklık programına katıldı.
27 Mayıs 1997’de Paris’te NATO ile Rusya arasında Karşılıklı İlişkiler, İş Birliği ve Güvenlik Kurucu Senedi imzalandı.
(...)
Tamamı web sayfamızda👇
https://t.co/v5y4zFoNm9
Türkiye’den Avrupa’ya İş ve İstihdam Odaklı Göç
Av. Orhan Turan yazdı @Lawyer_in_Exile
Bu yazımda, “Türkiye’den Avrupa’ya Göçün” en dinamik ve en çok talep gören başlıklarından birini, yani İş ve İstihdam Odaklı Göç konusunu ele alacağım. Detaylı ve boğucu mevzuat paragrafları yerine; Almanya ve Hollanda ekseninde değişen yasal düzenlemeleri, göç süreçlerindeki kritik fırsatları ve gerçekçi bir entegrasyon için bilinmesi gerekenleri pratik bir özet halinde sunuyorum.
Avrupa’nın Kronik İş Gücü İhtiyacı: Bir Tercih Değil, Zorunluluk
Avrupa Birliği (AB) genelinde işgücü piyasaları tarihi bir dönüşümden geçiyor. Yaşlanan nüfus, düşük doğum oranları ve emeklilik dalgası nedeniyle yerel işgücü arzı hızla daralıyor. Bugün IT, mühendislik, sağlık, inşaat ve lojistik gibi sektörlerde kalıcı iş gücü açıkları yaşanıyor.
Siyasi arenadaki göçmen karşıtı söylemlere rağmen, sanayileşmiş Batı ülkeleri yasal göç kanallarını esnetmek ve uluslararası yetenekleri çekmek için aktif politikalar üretmek zorunda kalıyor. Çünkü göç, bu ülkeler için artık yalnızca demografik bir uyum mekanizması değil; ekonomik büyümenin ve sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliği için yapısal bir zorunluluktur.
Almanya: Fırsat Kartı (Chancenkarte) ve Esneyen Mavi Kart
Almanya, iş gücü açığını kapatabilmek amacıyla göç mevzuatını radikal bir şekilde yeniledi. Bu kapsamda öne çıkan iki büyük enstrüman bulunuyor:
Chancenkarte (Fırsat Kartı)
2024 yılında yürürlüğe giren bu sistem, puanlama esasına dayanıyor. Yaş, dil becerisi, mesleki deneyim ve Almanya ile bağlar gibi kriterlerden en az 6 puan toplayan adaylar, henüz bir iş teklifi almamış olsalar bile 1 yıl boyunca Almanya’ya gelip iş arama hakkına sahip oluyorlar. Üstelik bu süreçte, geçimlerini sağlamak için haftada 20 saat herhangi bir işte çalışma hakkı da tanınıyor.
AB Mavi Kartı (EU Blue Card) ve Nitelikli Vizeler
Mavi Kart (§18g), yüksek nitelikli uzmanlar için en prestijli oturum yollarından biridir. Son reformlarla birlikte asgari maaş sınırları düşürüldü ve IT uzmanları için üniversite diploması şartı esnetilerek en az 3 yıllık mesleki deneyim denk kabul edilmeye başlandı.
Mesleki Denklik (Anerkennung)
Almanya’da kendi mesleğinizde çalışabilmek için diplomanızın veya mesleki yeterliliğinizin Alman standartlarına denkliğinin doğrulanması gerekir. Ancak 2024 reformlarıyla gelen Denklik Ortaklığı (Anerkennungspartnerschaft) sayesinde, denklik süreci tamamlanmadan da Almanya’ya gelip çalışırken bu süreci tamamlama kolaylığı getirilmiştir.
Hollanda: Tanınmış Sponsorluk ve Zoekjaar Fırsatı
Hollanda, bilgi ekonomisine dayalı yapısıyla uluslararası yetenekleri kendine çeken bir diğer güçlü merkezdir.
Kennismigrant (Yüksek Vasıflı Göçmen) Programı
Hollanda’nın en popüler göç rotası olan bu program, kurumsal “sponsorluk” esasına dayanır. Çalışacağınız şirketin Göç ve Vatandaşlık Dairesi (IND) tarafından “tanınmış sponsor” olarak tescil edilmiş olması gerekir. Bu şart sağlandığında, IND başvuruları 2 ila 4 hafta gibi rekor bir sürede sonuçlandırır. Ayrıca bu statüdeki çalışanlara %30 vergi muafiyeti (30% ruling) gibi çok ciddi finansal avantajlar sunulmaktadır.
Zoekjaar (Orientation Year)
Hollanda’da veya dünya sıralamasında ilk 200’de yer alan bir üniversiteden mezun olan yabancılara, mezuniyetten itibaren 3 yıl içinde başvurmak kaydıyla 1 yıllık iş arama vizesi verilir. Bu süre boyunca çalışma izni sınırlaması olmadan serbestçe çalışabilir, hatta kendi şirketinizi kurabilirsiniz.
Göç Öncesi ve Sonrası Beklenti Yönetimi
Göç etmek sadece vize almak ve bavul toplamak değildir; hayat boyu sürecek bir adaptasyon sürecinin ilk adımıdır.
Göç Öncesi (Beklenti Yönetimi): Adayların en çok düştüğü yanılgı, net maaşları doğrudan Türk Lirası’na çevirerek hayali bir alım gücü hesaplamaktır. Oysa Almanya’da yüksek vergi kesintileri (brüt maaşın %40–45’i) ve Hollanda’da büyük şehirlerdeki devasa konut krizleri (kira maliyetleri) göz önünde bulundurulmalıdır. Dil yetkinliği ise sosyal hayatta ve kariyerde yükselmenin her zaman ilk kilididir.
Göç Sonrası (Uyum ve Hak Arama): Yeni ülkeye yerleştikten sonra resmi entegrasyon kursları, adres kayıtları (Anmeldung) ve işyeri kültürüne uyum süreçleri başlar. Avrupa iş hukukunda çalışanların hakları anayasal güvence altındadır. Almanya’da Ayrımcılığa Karşı Genel Kanun (AGG) ve Hollanda’da Eşit Muamele Yasası, kökeniniz ne olursa olsun sizi işyerinde mobbing ve ayrımcılığa karşı korur. Olası bir hak ihlalinde sendikalar ve resmi şikayet mekanizmaları üzerinden hakkınızı arama yolları her zaman açıktır.
(...)
Tamamı web sayfamızda👇
https://t.co/XtApREYXG6
ALESTA | Hüseyin Demirtaş ile Adalet Yürüyüşü #8
“Nasıl hedef seçildi bu insanlar?”
07 Ekim 2026, Çarşamba
TSİ 19:00, ALESTA YouTube
Hüseyin Demirtaş bu kez sistemin nasıl çalıştığını anlatıyor:
Fişleme. Ayıklama. Damgalama.
Ve ardından gelen “algoritmik otomasyon”.
ALESTA | Dr. Oktay Bahadır ile HUKUK #7
30 Eyül 2026, Çarşamba
TSİ 19:00
ALESTA YouTube Kanalı
AİHM’e avukatla başvuruyorsunuz.
Vekâletnameniz de var.
Ama bu, tek başına yeterli değil.
Dr. Oktay Bahadır, küçük görünen bir imza hatasının neden başvurunun esasına bile geçilmeden sorun yaratabileceğini anlatıyor.
ALESTA | Hüseyin Demirtaş ile Adalet Yürüyüşü #7
Bir insanın suç işlemesi bile gerekmiyorsa?
23 Eylül 2026 Çarşamba
TSİ 19:00
ALESTA YouTube
Önce bir profil çıkarılıyor. Sonra o profile uyanlar hedefe konuyor. Ardından hedef listesi giderek genişliyor.
Hüseyin Demirtaş, yaşananları çok net bir cümleyle anlatıyor:
“Bu bir hata değil. Bilerek yapılıyor, kasten yapılıyor.”
ALESTA | Gündem Özel | Dr. Oktay Bahadır
“Savaşan Melekler” AİHM’de!
Bir emir, bir asker ve kritik bir soru: Emrin arkasındaki planı bildiği varsayılabilir mi?
🔗 https://t.co/HARHLzaqhz
Savaş İmkânsız, Barış Mümkün Değil
NATO’nun Soğuk Savaş dönemindeki rolüne dair Sezai Akyüz'ün yazısı
27 Ekim 1961’de Berlin’deki küçük bir sınır kapısı olan Checkpoint Charlie’de sıradan görünen bir pasaport kontrolü, insanlık tarihinin en tehlikeli krizlerinden birine dönüştü. Doğu Alman görevlilerinin bir Amerikan diplomatını durdurması üzerine önce silahlı Amerikan askerleri, ardından Amerikan tankları sınır kapısına sevk edildi. Sovyetler Birliği de karşılık vermekte gecikmedi. Kısa süre içinde iki süper gücün tankları Berlin’in ortasında birbirlerine namlu doğrulttu.
Yaklaşık 16 saat boyunca dünyanın kaderi, birkaç metre arayla bekleyen tank mürettebatlarının soğukkanlılığına bağlı kaldı. Tek bir yanlış anlaşılma, yanlış verilen bir emir ya da panikleyen bir askerin tetiğe dokunması, yalnızca Berlin’i değil, bütün dünyayı nükleer bir savaşın içine sürükleyebilirdi.
Aslında bu olay, Soğuk Savaş’ın tamamının küçük bir özeti gibiydi. Yaklaşık kırk yıl boyunca NATO ile Sovyetler Birliği arasındaki mücadele, çoğu zaman doğrudan savaş meydanlarında değil; tankların, nükleer füzelerin, casusların ve diplomatik restleşmelerin gölgesinde yaşandı. Dünya, defalarca büyük bir savaşın eşiğine geldi; ancak her seferinde son anda geri dönüldü. Soğuk Savaş, işte bu yüzden yalnızca iki blok arasındaki siyasi rekabetin değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en uzun ve en kırılgan güç dengesinin adı oldu.
Yazının tamamını okumak için:
https://t.co/Ha5y7LlNzI
ALESTA | Dr. Oktay Bahadır ile Hukuk
“Kararın Tebliği Değil, Öğrenilmesinden İtibaren Dört Aylık Süre Başlar”
▶️ https://t.co/RBJ1TG8D3K
UYAP’tan kararın öğrenilmesi, avukatın kararı görmesi veya sürenin yanlış hesaplanması başvuru hakkının kaybedilmesine yol açabilir.
Dr. Oktay Bahadır, en sık yapılan hataları anlatmaya devam ediyor. @Bahadir_Dr
#AİHM #AYM #Hukuk
İNSAN VE DENİZ
(...)
Ama işte gene de binlerce yıldan beri
Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder;
Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi,
Ey hırslarına gem vurulmayan kardeşler!
Şiir: Charles Baudelaire
Çeviri: Orhan Veli Kanık
Müzik Düzenleme: Erdal Turna
ALESTA | Dr. Oktay Bahadır ile Hukuk
“AİHM Başvurusunda Çok Ciddi Yanlış Anlaşılmalar Var”
🔗 https://t.co/bSEZq7XVmd
AİHM’e başvururken bir aşamayı atlamak da gereksiz bir hukuk yolunun sonucunu beklemek de başvuru hakkınızı kaybettirebilir.
Hangi yollar tüketilmeli, hangileri beklenmemeli?
ALESTA | Yeni Rota | Ütğm. Caner Avşar
“Aynı Dili Konuşanlar Değil, Aynı Duyguları Paylaşanlar Anlaşabilir”
25 günde 800 kilometre… Ama asıl yolculuk insanın kendi içine.
Caner Avşar, Camino de Santiago’da karşılaştığı insanları, sınırları aşan ortak duyguları ve kendisiyle yüzleşmesini anlatıyor.
https://t.co/7jrgFKRA2U
ALESTA | Hüseyin Demirtaş ile Adalet Yürüyüşü
İnsanlığa karşı suç mu, soykırım suçu mu?
26 Ağustos 2026 Çarşamba
TSİ 19:00'da
ALESTA YouTube
Hüseyin Demirtaş’a göre aradaki temel fark tek bir noktada belirginleşiyor: yok etme kastı.
“İnsanlığa karşı suç zaten kesin. Ama insanlığa karşı suçun sınırlarını aşan bir uygulama var.”
@HDemirtasTR
#HüseyinDemirtaş #AdaletYürüyüşü #Alesta
ALESTA | Yeni Rota | Dr. Ömer Livvarçin
“Yapamazsınız Dedikleri Projeleri Bir Avuç İnsanla Hayata Geçirdik”
https://t.co/0DjfrrYBm8
Deniz Yüksek Mühendis Albay Dr. Ömer Livvarçin, ARMERKOM’da temelleri atılan dönüşümü, 2016 sonrası yarım kalan hikâyeleri ve Kanada’da başlayan yeni rotasını anlatıyor. @Omer_Livvarcin
#ÖmerLivvarçin #YeniRota #ALESTA
Ayrılığın büyüttüğü bir sevgi... Alıp yanında götüremezsin, fırlatıp atamazsın. Baş göz üstünde değil sadece, kalbin en derininde bir yerlerde saklarsın. Her veda, son veda olması temennisiyle selamlanır. Evet, umarım bu son veda olur.
ALESTA | Yeni Rota | Deniz Yüksek Mühendis Ömer Livvarçin
“Yapamazsınız Dedikleri Projeleri Bir Avuç İnsanla Hayata Geçirdik”
22 Ağustos 2026, Cumartesi
TSİ 19:00
ALESTA YouTube