Bugün eşimle Tarsus'ta tarihi mekânları geziyorduk. Bir dükkâna girip St. Paul Kilisesi nerede diye sordum. Kan ter içinde döner kesen usta, elini önlüğüyle silip dışarı çıktı ve Danyal Aleyhisselam'ın kabrine gittin mi diye sordu. Hayır, dedim. Bilal-i Habeşî Makamı'na gittin mi? Hayır! Kubat Paşa Medresesi'ne gittin mi? Ona da hayır... Önce oraları gez, sonra kiliseye gidersin, dedi ve arkasını dönüp döner kesmeye devam etti. Uzun zamandır bu kadar morartılmamıştım. Dediği yerleri tek tek gezdik, kiliseye de gitmedik. :)
Instagramda birisi Paris'i görsen ne olacakki, sen daha Sivas Divriği Ulu Camiyi görmemişsin demiş.
Biraz haklılık payı var gibi. Muhteşem bir yapı. 1228 yılında yapılmış.
Artık zenginlik kriteri yurt dışında değil Türkiye'de tatil yapabilmek oldu. Fakir gibi yunan adalarına gitmişler yazık falan diye konuşacak millet yakında.
Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.