@IsraelMilitaryC Bu aynı zamanda Yunanistan ı da izlemek demek. Bu arada sormak istedim. Aynı anda kac insansız hava aracını vurabilirsiniz? Kac füzeniniz var acaba?
@LordHarry138682@ottomanenglish Lan geri zekalı Top atışı mesafesindeki silahlardan ne korkacagiz. Savas istemiyoruz anlamıyor musun? Mevcut anlaşmaya uyun istiyoruz. Mevcut antlasma 6 mil siz 12 mil e çıkarmak istiyorsunuz. Kabul etmeyince biz mi suçlu oluyoruz?
@eyeheartgreece@clashreport Biz de aynı şeyi söylüyoruz. Kardesim mevcut antlaşma gereği her iki taraf içinde kita sahanligi 6km siz 12km yapmaya çalışıyorsunuz. O zaman bizim yüzmek icin bile sizden izin almamız gerekir. Mevcut antlaşma korunsa hiç bir sorun kalmayacak.
@ANZHELA_YAN Justin McCarthy gibi bazı Amerikalı tarihçiler, bölgedeki toplam Rum nüfusunun iddia edilen kayıp rakamlarıyla çeliştiğini ve ölümlerin çoğunun savaş, açlık ve hastalıktan kaynaklandığını savunmaktadır.
İddialarına delil olarak sundukları şey bu. Kılıçdaroğlu'nun yaptığı ve Ayşe Hür'ün haberleştirdiği mülakat. İ. Sabri, "Ordu zehirli gaz kullandı," demiş. Hiçbir delil, belge vs. olmamasından daha komiği İ. Sabri'nin operasyonlarda sahada olmaması. Yani kaynak: "Öyle duydum."
@athankalogeras@ottomanenglish Lozan anlaşmasında öyle bir sey yazmıyor. 80 milyonluk ülkeye sen denize cikma balıkçıların bile benden izin alsın diyemezsin. Anlaşmada 3 mil yazıyordu. Siz 6 mil e çıkardınız. Şimdide 12 mil diyorsunuz. Bırak herkes mutlu yasasin. 8 milyonsunuz neyinize yetmiyor bu kadar alan?
@Dim_K3@Zekiboz10@ottomanenglish Sana dürüst cevap. 6 mil i 12 mil e kendi kendinize çıkardınız. Sonrada oralar bizim bölgemiz diyorsunuz. Tr nüfusu 80 milyon. Gittikçe nufus ve ekonomi büyüyor. Egeye çıkmasına nasil izin verilmeyecek cvp ver? Ulan evcil hayvanın bile tasmasını fazla sıksan sana saldırır.
Cumhuriyet ile yaşıt bir asırlık çınar olan Gençlerbirliği Spor Kulübü 103 yıllık mazisiyle yetiştirdiği “zeki, çevik ve ahlaklı” sporcularıyla, misafirperver seyircisiyle, sadık taraftarıyla Türk futbolunda eşsiz bir konuma sahiptir.
Yıllarca birçok sportif başarıya imza atmış kulübümüz, önemli bir spor okulu ve örnek gösterilecek bir spor ekolüdür.
Bugün oynanan mücadelede, bir çocuğumuzun üzerindeki Fenerbahçe formasının çıkarılmaya çalışıldığı görüntüler bizleri derinden üzmüştür.
Bu saygısızlık yalnızca minik bir Fenerbahçe taraftarına değil; 103 yıllık Gençlerbirliği tarihine yapılmıştır.
Yaşanan bu hadise, ne futbolun değerleriyle ne de Gençlerbirliği’nin tribün kültürüyle bağdaşır.
Hele ki söz konusu olan küçük bir çocuksa, bu durum açıkça kabul edilemez bir davranıştır.
Bizim için rakip takımın formasını giyen bir çocuk her şeyden önce bizim çocuğumuzdur.
Yaşanan bu münferit olayı kınıyor, minik Fenerbahçeli evladımızın ve ailesinin yaşadığı üzüntüyü paylaşıyoruz. Her bir seyircinin tribünde kendini güvende hissetme hakkının ve futbol sevgisinin yanında olduğumuzu özellikle vurguluyoruz.
Bu üzücü olayın takipçisi olacağımızı, küçük çocuğumuzu tuttuğu takımın formasıyla en kısa sürede tesislerimizde ağırlamak istediğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.
"Fas'tan İspanya'ya göçmen akını" olarak bildirilen konunun tüm boyutlarını öğrenme imkanı buldum. Buyursunlar:
İspanya'da göçmenlik hukuku konusunda önde gelen hukukçulardan olan bir İspanyol arkadaşımla ve İspanya'da Adalet Bakanlığı'nda görev yapan bir İspanyol arkadaşımla konuştum.
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı bir özerk şehir olan Ceuta'ya Fas'tan yaşanan düzensiz göçmen akını ile 29 Haziran tarihli İspanya Yüksek Mahkemesi kararı arasındaki ilişkiyi ve sonrasında yaşananların arka planını bana açıkladılar.
Mahkeme sadece "denizde yakalananlar derhal iade usulü ile direkt ülkelerine gönderilemezler ve sınır dışı işlemi için
öncelikle değerlendirme ve inceleme içeren hukuki prosedür işletilir" diyor. Bu yönüyle konuyu karadaki bir sınırın veya çitin üzerinden atlayan düzensiz göçmenin derhal direkt iadesi usulünden ayırıyor. Ancak yine de sonucun iade olacağına dair hususu değiştirmiyor.
Bu noktada Fas'taki insan mafyası devreye giriyor. Fas'ta bu kararı "eğer denizden İspanya'daki bir kara parçasına geçilebilirse artık iade mümkün değil" diyen bir karar olarak lanse edip kitleleri kendilerine müşteri yapıyorlar. Böylece Ceuta'ya akın başlıyor.
Varan düzensiz göçmenler Kıta Avrupası'na geçiş için bir plan olmaması ve zaten mahkeme kararının onlara Ispanya kapılarını açmaması sebebiyle İspanya içlerine ilerleyemiyorlar ama bu noktada da İspanya'nın uluslararası arenada tekerine çomak soktuğu güç odaklarının yayını devreye giriyor.
Aynı odaklar Müslümanları her an Avrupa'yı işgale hazır çekirge sürüsü gibi lanse edip İspanya'yı da iyi yönetilemeyen gariban bir memleket olarak lanse etmekte menfaat sahibi oldukları için, konu sosyal medyada ve basında sanki İspanya Faslı akınına uğramış ve çaresiz kalmış gibi işleniyor. Konunun geldiği nokta ve evveliyatı ile ilişkisi, bu iki dostumun perspektifinden, böyle.
“Lindsey Graham was a lonely and unprincipled man who betrayed his country for power and his decency for attention. Let it be known for all time that he knew exactly what Donald Trump was from the very beginning, and chose him over his country.”
- Steve Schmidt
@crnsahin Bu ve bunun gibilerin din anlayışı cinsel ahlaktan öteye geçmedi. Kendi cinsel ahlak anlayışı ile kalabalığı kontrol altına al. Sonrasında istediğin gibi şekil ver.
Alman AfD milletvekili @TomaszFroelich
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye aleyhindeki kararına tepki verdi:
"AB'nin İkiyüzlülüğü Ortaya Çıkıyor🔥"
"Türkiye artık AB'ye ihtiyaç duymuyor. Ve bunda suçlu sizsiniz.
Neden? Çünkü Ankara sizin ahlaki vaazlarınıza artık katlanmak zorunda değil.
Zira ahlak vaaz eden, ama ikiyüzlülük yapan biri tüm inandırıcılığını yitirir:
Erdoğan'ın muhalefetle ilişkisini eleştiriyorsunuz – anlaşılır. Ama o zaman neden AfD'nin yasaklanması üzerine kafa yoruyorsunuz?
Çeşitliliği ve hoşgörüyü vaaz ediyorsunuz. Ama o zaman Türkiye'nin farklı işlediğini kabul etmelisiniz:
Cinsiyet ideolojisine hayır! LGBTİ+ onur yürüyüşüne hayır!
Geleneksel değerlere evet! Bu Türkiye'nin hakkı! Her ülkeye kendi geleneği!
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini eleştiriyorsunuz – ama AB'nin beş üye ülkesi bile bunu onaylamadı.
Güvenilirlik eksikliği saygı kaybına yol açar. Saygı olmadan hiçbir şey talep edemezsiniz.
Ahlak dersleri vermek yerine, nihayet net bir duruş sergilememiz gerekiyor.
Kıbrıs sorununu çözün, katılım öncesi fonları iptal edin ve katılım müzakerelerini sonlandırın.
Bunun yerine, enerji, güvenlik ve ticaret alanlarında karşılıklı saygıya dayalı ayrıcalıklı bir ortaklık.
Bu hem bizim için hem de Türkiye için daha iyi olurdu."