Hatay’a deprem sonrası gitmişiz üniversite hastanesindeyiz. Binanın sağlam kısımlarını tekrar çalıştırdık çünkü şehirde başka hastane kalmamış. 6 kişi dahili hastalıklar servisi yaptık, anestezideki arkadaşlar yukarıda yoğun bakım ünitesini aktifleştirdi. 3.gün dönüşümlü serviste yatıyoruz ama artık sığmayınca başka sağlam yer var mı diye baktık. Bir hasta odası bulduk, yere mat atıldı. Bir battaniye bir de küçük soba. O kadar mutluyum ki zevkle çalışıyorum, servis doldu yan taraflara taştı. Göçüklerden kurtulanlar, çadırda yaşayıp zatürre olanlar, kronik hastalığı olup ilaç bulamayan vs.. o günün keyfiyle buz gibi suyla ilk defa yıkandım, oturdum soba başında kuruyorum. Bir anda sallanmaya başladık. Yanımda arkadaşım Mesut sağlam ne varsa yanına çöktük bekliyoruz. Deprem bitti hemen koştuk yatan hastaları geri dışarı çıkarıyoruz. Çadırlar kuruldu, binaya giriş yasaklandı. Tüm hastalar sevk edilecek dendi. Ambulansların biri geliyor biri gidiyor ortam kıyamet. O ara zatürreyle takip ettiğimiz bir teyze vardı, çadıra almışlar. oksijen ihtiyacı vardı ama çadırda imkan sınırlı olduğundan sevk edecektik. Eşi yanında bekliyordu gariban adam. konuşmak için yanına gittik, sizi mersine sevk edicez dedik. Durdu bir anda dönüp patladı “biz başka yere gitmeyiz, göndermeyin bizi” dedi. Arkadaşlar durumun ciddiyetini anlattı bir süre ama adam iyice sinirlendi, göndermem dedi ki teyzenin bilinç kayık. Bazıları amcayla tartışmaya başladılar sonra gittiler, ben de “amca niye ısrar ediyorsun bak teyze dayanamaz burada dedim.
Bir anda ağlamaya başladı “ya hocam gidip ne yapacağız allah aşkına ben geçen hafta üç tane çocuğumu gömdüm. Evim yok kimsem yok artık öleceksek ölelim ya dedi”
Konuşamadım ilk, sözcükler boğazıma dizildi. Ben hayatım boyunca bu kadar büyük bir çaresizlik görmemiştim. Afalladım, sırtına elimi attım “ teyze bir kurtulsun da Allah bir yolunu gösterir” dedim (ki ben ateistim).
O günden beri hala o insanların çaresizliğini düşündükçe ağlarım. Hiç aşamadım, hani mutlu olunca içten gülersiniz ya ben onu kaybettim.
Yabancılar eski zamanda Türkiye’yi övdüklerinde islamcılar bizleri gavurlukla suçlardı. Şimdi kendilerine olunca gurur duyuyorlar. Siyasal islam ikiyüzlülüktür.
elin yabancısı gelmis bir seyi övüyor bizim itler de altına dolusmus yalvarıyorlar türkiye böyle değil yanlıs anlamıssınız diye. bunlara ecnebi tohumu da diyemiyoruz artık çünkü gördüğünüz gibi ecnebi övmüs. bunlar kapının itleri. havlayan itler.
@AhmedAlgul@KayaSerhan_@yavuzskilic Sen şu an sıkışmış durumdasın ve satmak zorundasın. Hali hazırda rusyayla tüm ilişkilerin de ticaretin de kısıtlı nato nedeniyle. Suriye’de onlara karşı geldik, ukraynaya bayraktar sattık. O yüzden karşılığında bir şeyler isteyecekler