Haftada 4 günlük çalışma sistemine geçseydik bu durum toplumun psikolojik seyrini değiştirirdi. İnsanlar daha mutlu, daha sağlıklı, daha az öfkeli, daha az depresif olurlardı…çok uzun saatler çalışmak verim getirmiyor aksine psikolojik tükenmişlik yaratıyor.… insanlar çalışıp eve yorgun argın geliyor. Kendilerini mutlu edebilecek bi enerji ya da zaman bulamıyor.
hangi frekanstaysanız o frekanstaki insanlari hayatınıza çekersiniz. O yüzden kendinizin en iyi versiyonuna ulaşmaya çalışın ki öyle olan kişilere çekim hissedebilesiniz…
TikTok'un en ünlü fenomeni Khaby:
Bir şirket benden reklam yapmamı istediğinde, önce onlar bana ulaşıyor. Sonra da her şeyden önce, dinimin yasakladığı bir şeyi, örneğin alkollü içecekleri, tanıtmadığımdan emin oluyorum.
Büyük şirketlerden çok sayıda teklif alıyorum ama her zaman hayır diyorum... çünkü öncelikle Müslümanım ve ikincisi, beni takip eden milyonlarca küçük çocuk var.
Onları olumsuz etkilemek ve bu tür içecekleri denemelerine neden olmak istemiyorum. Bu yüzden her zaman kimseye zarar vermeyecek şeyleri tanıtmaya özen gösteriyorum.
Beyin, beklentiyi bedene çevirebilir: Nocebo etkisi.
Kötü bir beklenti; “söz”, “ortam”, “korku” ve “geçmiş deneyim”le beslenince, beyin bedenin alarm düğmesine basıyor ve bazı belirtiler gerçekten başlıyor ya da büyüyor.
Bunu mistik bir güç gibi düşünmemeli; bu, düz biyoloji: Tehlike algısı artınca sinir sistemi hızlanır, stres hormonları yükselir, nefes ve kalp ritmi değişir.
Bir insan “kaçış yok” diye kilitlendiğinde çarpıntı, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, titreme, mide bozulması gibi şeyler yaşayabilir, üstelik uydurma değil; bedenin alarm protokolüdür.
Hatta daha çarpıcı bir örnek var: Bazı insanlarda iğne korkusu, kan görmek, aşırı duygusal stres gibi tetikleyiciler, kalp atımı ve tansiyonu birden düşürüp bayılmaya kadar götürebilir. Bu, klinikte adı olan bir durum: vazovagal senkop (bedenin aşırı tepki verip fişi çekmesi gibi).
“Beyin kalbi bile etkiler mi?”
Evet, nadir ama gerçek bir uç örnek de şu:
Şiddetli duygusal/bedensel stres, “kırık kalp sendromu” diye bilinen takotsubo sendromunu tetikleyebilir; kalbin pompalama gücü geçici olarak bozulabilir.
Yani “zihin-beden” bağlantısı romantik bir slogan değil; tıbbın konuştuğu bir eksen.
Bu gerçek, 'düşünce her şeye kadirdir' demek değildir. Zihin felaket senaryosunu kesin hükme çevirince, beden onu gerçek tehlike gibi yaşar. Bu yüzden “his = hüküm” hatasına düşmemeli...Ki, günümüzde de çokça yaşanan bir durum. Özellikle toplumda içerikler etkisinin ciddi tesirleri olabiliyor.
Kısacası; 'Bedenim alarmda demek, 'bittim' demekten daha bilimsel bir cümledir.