Gün bittiğinde, herkes gittiğinde ve sarılmak için uzandığın bütün kollar seni ittiğinde beni hatırla. Ayağına taş değmesin ama düş. Kaldırmak için uzanmayan her el, benim.
Bir şey eksik gibi, her şey tam ama bir şey yok. Böyle içimdeki vitrinde tuz buz olmuş her şey, sağlam kalan son nesneyi ellerimle kırmışım gibi. Hayatımın artık bir fon müziği yok ama dans ediyorum. Yoruldum ama yürümeye devam ediyorum. Bir şey eksik, o şey her şey gibi.
Bir şehri terketmek, bir hayattan vazgeçmek bir hayatı terketmektir biraz. Bazen isteyerek, bazen istemeyerek ama daima. Bir gün yeniden gelebilmek için daha güzel günlerde, şimdi gidiyorum. Gökyüzü sana, sen sokaklarına emanetsin. Gri kaldırımlarından öperim.
Bana buna mı kızdın deme seni ne bu raddeye getirdi diye sor. Asla takılmayacağım şeylere şimdi dönüp dönüp bakıyorsam bana içinde ne birikti diye sor. Anlatmaya çalışırken sesim yükseliyorsa kaç kere susturuldun diye sor, yargılama beni.
Bir şey eksik gibi, her şey tam ama bir şey yok. Böyle içimdeki vitrinde tuz buz olmuş her şey, sağlam kalan son nesneyi ellerimle kırmışım gibi. Hayatımın artık bir fon müziği yok ama dans ediyorum. Yoruldum ama yürümeye devam ediyorum. Bir şey eksik, o şey her şey gibi.