Sayın Rahmi Koç bir bir nükte yapmış arkadaşlar da incinmiş.
Yıllardır lazların aklı saat 12’den sonra çalışmaz deyip Karadenizliler ile alay edilirken biz hiç böyle tepki vermedik. Sizin bu hassasiyetiniz nereden geliyor? Açıklarsanız seviniriz.
Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin belediye başkanı gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, seçtiğin genel başkan gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin parti gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, 30 yıl önce aldığın diploma iptal ediliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, gittiğin üniversite kapanıyor.
Bir sabah uyanıyorsun, banka hesaplarına bloke geliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, twit attığın için sen gidiyorsun.
Hayırlı sabahlar...
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Well, when a child is conceived, the DNA split is 50/50 from both parents. Except for one small detail: mitochondrial DNA. It’s passed down only through the mother and never through sperm.
Which means something interesting: all living humans can trace their mitochondrial line back to one woman, not one man.
And every daughter born continues passing that same line forward.
Happy Mother’s day
Dostoyevski, Suç ve Ceza kitabında:
“Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı” der ve ekler:
“Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
"Uzun bir zaman yalnız olursanız, yalnız olmaya alışırsanız, yalnız olmayı tecrübe ederseniz, sıradan insanların bir şeyler keşfedemeyeceği her yerde bir şeyler keşfedersiniz."
—Thomas Bernhard
Süleyman Demirel'in görevden ayrılmadan önce yaptığı konuşma:
"Benim görevim 16 Mayıs'ta biter. Ben dediğim için değil, Anayasa dediği için.
Bu ülkenin Anayasası vardır, Cumhurbaşkanı nasıl seçilir bellidir. Türkiye sahipsiz değildir, kurumlar vardır."
🔴Ben Sena. 14 yaşından beri öz eniştem tarafından tacize uğruyorum. Yüzümü bu konuyla ilgili göstermek istemezdim ama son çarem sizsiniz. Lütfen sesimi duyurun.
Ailemle ilgili bir durum nedeniyle eniştem beni evimden alıp kendi evine götürmüştü. Ona bir baba yarısı gibi baktığım için güvenim sonsuzdu. Ailem de onunla olduğumu biliyordu. Bir gün, evinde odada otururken yanıma geldi ve bir anda bana saldırarak taciz etmeye başladı. O an yaşadığım korkuyu tarif etmem mümkün değil. Kimseye anlatmamam için tehdit etti. “Baban öğrenirse ikimizi de öldürür”, “Ailen seni suçlar, her şey senin yüzünden olur” diyerek beni susturdu.
Bu istismar yıllarca sürdü… Yaklaşık 3-4 yıl boyunca korku içinde yaşadım. Kendimden, insanlardan uzaklaştım. Psikolojim bozuldu, çok zor günler geçirdim.
Bir gün artık dayanamadım ve yaşadıklarımı arkadaşlarımla paylaştım. O gün her şey değişti. Ailem öğrendi ve hemen şikayetçi olduk.
Yaklaşık 2 yıldır bu davanın mücadelesini veriyorum. Elimde tacize uğradığıma dair görüntüler, ses kayıtları ve çeşitli deliller olmasına rağmen bugün mahkemede davayı kaybettim. Sanki kendi rızam varmış gibi bir kararla karşı karşıya kaldım. 14 yaşında bir çocukla 60 yaşında bir adamın nasıl gönül rızası olabilir?
Lütfen beni yalnız bırakmayın. Bu sizin kardeşinizin de başına gelebilirdi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın tavsiye ettiği 25 kitap:
- Osmanlı İmparatorluğu - Halil İnalcık
- Doğu-Batı Divanı - Goethe
- Hafız Divanı - Hafız-ı Şirazi
- İnce Memed I-IV - Yaşar Kemal
- Fuzuli Divanı - Fuzuli
- Timurlenk - Beatrice Forbes Manz
- İslam Uygarlıkları Tarihi - Corci Zeydan
- Bir Orta Doğu Tarihçisinin Notları - Bernard Lewis
- Savaş ve Barış - L. N. Tolstoy
- Kral Lear - William Shakespeare
- Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
- Savaş Günlükleri 1939-1943 - Kont Galeazzo Ciano
- Vanya Dayı - Anton Çehov
- Madam Bovary - Gustave Flaubert
- Semerkant - Amin Maalouf
- Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
- Milli Mücadele Başlarken - M. Tayyib Gökbilgin
- Suyu Arayan Adam - Şevket Süreyya Aydemir
- Yeniçeriler - Reşad Ekrem Koçu
- Yavuz Sultan Selim - Feridun M. Emecen
- Devlet-i Aliyye - Halil İnalcık
- Sultan Alp Arslan - Cihan Piyadeoğlu
- Bostan - Sadi Şirazi
- Karamazov Kardeşler - Fyodor Dostoyevski
- Kambur - Şule Gürbüz
İlber Ortaylı:
"Biz beraber yaşamak zorundayız. Herkes önce Türk olduğunu hatırlayacak, bir takım dini, sosyal ideolejilerin arkasına sığınarak Türk düşmanlığı yapmayacak.
Burası Türk memleketidir, ben sende Türk kanı, kafası aramıyorum."