@TTDestek İzmir Bayraklı bir haftadır internetimiz yok,nasıl bi bakımdır arızadır bu bitmedi? Sürekli bir gün sonrasına atıyor !! bu kullanmadığımız günlerin ücretini ödeyeceğiz ama öyle değil mi
sinemaya tek gidebilen insan. şu insanı hiçbir şey yıkamaz. zombi saldırısında biraz tadı kaçar sadece ama yine de çayını koyar hayata kaldığı yerden devam eder.
İyileşmek bırakmak ve teslim olmakla başlıyor.
İstediğiniz kadar iyi beslenin, takviyeler alın, spor yapın.
Zihninizdeki o olumsuz sesleri susturmadan, bardağın dolu tarafına bakmadan, affetmenin, gülüp geçmenin, her acının, çıkmazın, karanlığın ya da kötü olduğunu düşündüğünüz her şeyin sizi geliştiren normal iniş çıkışlar olduğunu anlamadan, geçmişten gelen yükleri sırtınızdan atmadan, her şeyi kontrol etme çabasından vazgeçmeden ve anın tadını çıkarmayı öğrenmeden tam anlamıyla iyileşemezsiniz.
Çünkü beden yalnızca yediklerinizden değil, bastırdığınız duygulardan, affedemediğiniz insanlardan, sürekli düşündüğünüz ihtimallerden ve yıllardır taşıdığınız korkulardan da etkilenir.
Bazen iyileşmek daha fazlasını yapmak değil, artık size hizmet etmeyen şeyleri bırakmaktır, hayata doğru bakmaktır, kalbi, ruhu, zihni güzellikle doldurmaktır.
Her sorunu çözmeye çalışmayın, geçmişi değiştirme arzusunu, herkesi memnun etme zorunluluğunu ve hayatın nasıl olması gerektiğine dair katı beklentileri bırakın.
Teslim olmak yenilmek değildir. Değiştiremeyeceğiniz şeylerle savaşmayı bırakıp gücünüzü gerçekten değiştirebileceklerinize saklamaktır.
İnsan bazen ancak yüklerini yere bıraktığında, ne kadar uzun zamandır kendisini taşıyamayacak kadar ağırlaştırdığını fark eder.
Ve belki de gerçek şifa, kendinizi düzeltmeye çalışmayı bırakıp olduğunuz hâlinizle sevmeye başladığınız gün gelir.
"Paylaştığım İncil ayetindeki o antisemit tonu fark etmemişim. Tüm Yahudilerden özür dilerim" yazan Nevşin Mengü aslında çok temel bir şey yapıyor. Fark etmediği (aslında fark etmesini de doğal olarak beklemediğimiz) bir hususun bir insan topluluğunu kırdığını, bunun o insan topluluğuna bir hakaret anlamına geldiğini düşünüp özür diliyor. Aynı Nevşin'in başka durumlarda başka insan topluluklarına duyarsız kalmasından bağımsız olarak söyleyebilim ki insani bir şey günün sonunda bu.
Buradan devam edelim.
Müslüman olup olmamanız, Kur'an'a, Peygamber'e, Allah'a saygı duyup duymamanız sizin bileceğiniz bir şey. Şahsi tercihiniz. Fakat gördünüz ki komşunuz, tanıdığınız, arkadaşınız olan milyonlarca insan bir zırtapozun Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a yönelik sözlerini "hakaret" olarak değerlendiriyor. Yahu bir tane mi aklı başında insan yok aranızda? Biriniz de çıkıp "milyonlarca insan kendisini hakarete uğramış sayıyor, buna ne gerek vardı?" diyemiyor mu? Hepiniz birleşmiş ve neredeyse kudurmuş şekilde "burada hakaret yok ki" cümlesine ikna etmeye çalışıyorsunuz bizi.
Sizi bir cümlede bir inanç grubuna hakaret olup olmadığı konusunda kim otorite ilan etti lan?
Yahu bu memlekette tavşan üzerinden, mumsöndü üzerinden, Kızılbaş üzerinden bir dünya hakaret edildi Alevi kardeşlerimize. Bizim mahalleden bazıları bu hakaretleri ya görmezden geldi ya destekledi ama binlerce aklı başında insan "bu çirkin" dedi. Tek bir akıllınız kalmadı mı lan? Biriniz bile mi "yahu herif dini hassasiyet yüzünden denize haşema ile giren kadınlara sinli kaflı sövüyor, ayıptır be" diyemiyor? Bu kadar mı aptallaştınız?
Rahmi Koç'un çirkin Kürt fıkrasına "anlatana lanet dinleyene yuh olsun" diye tepki verdim lan ben. Duruyor işte orada. Gülen adam da Binali Yıldırım idi ha.
Denize haşema ile giren eşimize, kızımıza, anamıza ağız dolusu küfür ediyor lan o bilmem ne çocuğu. Ve siz bize "bunda hakaret yok ki" diyorsunuz.
"Denize mayo ile girenin...." desem bu cümlede de hakaret aramayacak mısınız mesela? Delirmişsiniz hepiniz. Siyasal iktidara olan öfkeniz komşunuza, tanışınıza, arkadaşınıza hakaret edilip sövülmesini destekleyecek kadar delirtmiş sizi. Size yazıklar olsun.
Son birkaç gündür akıl dışı mezuniyet kutlamaları gündeme geliyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama bu kutlamaları yaptıran öğretmenlerin ortak özelliği genç olmaları.
Türkiye 81 ile üniversite saçmalığının sonuçlarıyla yüzleşiyor. Bu insanlar, birkaç binadan ibaret yerlerde, saçma sapan puanlarla sözde üniversite mezunu edilip öğretmen oldular. Memleketin böyle bir öğretmene ihtiyacı yoktu. Hiç üniversiteye gitmemesi gereken sayısız insan meslek sahibi edildi. Bunların önemli bir kısmı “diplomalı işsiz” olurken kalan iş sahibi azınlık da, mensubu oldukları mesleklere zarar vermekle meşgul.
Bu ülkenin altını böyle boşalttılar maalesef. İktidar değişse bile elimizde kalan “okumuşlar” bunlar olacak.
Damadını öldüren kaynanayı mahalleli kapıda karşıladı: ‘Ben çocuklarımı korudum
Kağıhane'de kızını silahla yaralayan damadı Rüzgar Eser'i (33) göğsünden bıçaklayarak öldüren kayınvalide Delal A.(58) hakkında 'ev hapsi' şartıyla adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verildi.
İddiaya göre, hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu öğrenilen Rüzgar Eser (33), boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E.’nin (28) yaşadığı eve geldi. Taraflar arasında çıkan tartışmada Rüzgar Eser, eşini silahla yaralayıp, olay sırasında evde baldızı Betül E. (32) ile annesi Delal A.'yı darbetmeye başladı.
Kavganın büyümesi üzerine mutfaktan bıçak alan Delal A., Rüzgar Eser'i göğsünden bıçaklayarak öldürdü.