Paranın kaynağı İBB.
İhaleye çıkan İBB iştiraki AĞAÇ AŞ.
İhale verilen şirketin adı GÜRÇAM Süs Bitkileri.
GÜRÇAM’ın sahibi Yiğit Çam.
Yiğit Çam Tuncay Yılmaz’ın kayınbiraderi.
Tuncay Yılmaz ise İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü.
Yiğit Çam eniştesi Tuncay Yılmaz’a aldığı ihale bedelinden bir “miktar”ını gönderiyor; 11 milyon 237 bin lirayı yani.
Tuncay Yılmaz da bu paranın 11 milyon 110 bin lirasını İmamoğlu İnşaat’a gönderiyor.
Efendim borç olarak istemiş.
Borç???
Neymiş?
O yargılanmaya değil yargılamaya gelmiş.
Neymiş o Fidel Castro ve Mandela gibiymiş.
Allahım!!!
Bi sektör olup gidin ulan!
Şerefli ve namuslu olmak bu kadar zor mu yahu?
Hakim-Savcı ile Tuncay Yılmaz’ın diyaloğunu da Hasan Basri Akdemir anlatsın.
Yeditepe mezuniyetinde ayetin önü kapatıldığı zaman “işte Yeditepe’nin ruhu” diye bağırdığı iddia edilen rektör yardımcısı Sedefhan Oğuz!
Bu kadın derhal görevden alınmalı!
Şahin Biba’dan CHP Grup Başkanı Yücel Akbulut’a önemli sorular :
“Önce Bunun Hesabını Verin!"
Başkan Vekili Şahin Biba :
"Öncelikle siz bu çıkan 4599 kişinin bir kere hesabını verin."
“Neden çıkardınız, hangi gerekçelerle çıkardınız diye bunların bir hesabını verin."
“Ardından bu alınan 5387 kişiyi de hangi kriterler doğrultusunda aldınız onu da bir hesabını verin."
“Ondan sonra bizim kimi neden çıkardığımızla ilgili detaylı rapor vereceğiz merak etme."
“Ama onu kamuoyuna açıkladığımız zaman siz burada olmayacaksınız emin olun yani."
"Çünkü bu utancınızdan burada duramayacaksınız."
Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmadı tam tersine şeytana pabucunu ters giydirecek olan İmamoğlu, duruşma savcısının Cebeci Hafriyat konusu, Hüseyin Köksal'ın satın aldığı villa konusu, Bodrum'da Tuncay Yılmaz'ın Hasan İmamoğlu'ndan elden aldığı ve elden verdiği 1 Milyon EURO ile alınan şirket konusu ve Ali Nuhoğlu ile Güllüce Tarımcılık şirketinin 2 villa karşılığı devir alınma konusu hakkında soracağı sorulara verecek cevabı olmadığı için çamur yaptı. İddianamede yer alan diğer suçlamaların genel çoğunluğu ihaleler hakkında ve değil 9 Temmuz 2026, 9 Temmuz 2027 tarihine kadar savunma yapsaydı tıpkı 16 Ağustos 2023'te verdiği ifadesinde topu İBB Genel Sekreterine attığı gibi savunmasında tüm sorumluluğu dönemin İBB Genel Sekreterine atacaktı. Şeytan, İmamoğlu'nu görse, "Senden Allah'a sığınırım" diye besmele çeker.
Arşivde rastladım bu törene
Yer: Kara Harp Okulu
Tarih: 13 Mart 2007
C.B. Ahmet Necdet Sezer'in katıldığı törende okul komutanı Özkılıç:
"Aydınlığa nüfuz etmek isteyen karanlıklar ve karşı devrimciler belirse de bu yol, ışıltısından hiçbir şey kaybetmeyecek yöntemleri de içinde barındırmaktadır"
Kolay unutuyoruz. Fakat unutmuyorlar
CHP İletişim Koordinatörü Ali Haydar Fırat:
Halk TV’ye 79 milyon, TELE 1’e 33 milyon verilmiş
Baba Ocağı diye bir internet sitesi var, X’te 2.5k takipçisi var ona her ay 5 milyon lira verilmiş
Troll ağlarına 770 milyona yakın para ödenmiş.
Vahdettin Han hain değildir, hiçbir zaman da ihanet içinde olmamıştır.
Vahdettin Han'a hain diyenler; içimizdeki Sabataist dönmeler, kripto Ermeniler, İttihat ve Terakki artıkları, Masonlar ve Jöntürklerdir.
24 sene boyunca AK Partililere hırsız diyenler, en büyük hırsız çıktı.
"Vahdettin haindi, İngiliz gemisiyle kaçtı." diyenler, İngiliz TV'lerine çıkıp "Bizi yalnız bıraktınız." diye ağlaştı.
İsrail mallarını boykot etmeyen satılmışlar, Türk mallarını boykot etmek için yarıştı.
Sultan Vahdettin Han'ın naaşına dahi tahammül edemeyip bu ülkeye almayanlar, devlet içinde paralel devlet kuranlar, sana İngilizlerin uşağı deyip gidişini İngilizlerle kutlayan kahpelerin yatacak yeri yoktur.
"Vakti geldiğinde bu hesaplar görülür elbet."
Ruhun şad, mekânın cennet olsun Hünkârım.
👇👇👇👇👇
Bunu biliyor muydunuz???
2002 yılına kadar liselerde okutulan tarih kitaplarının yazarı Emin Oktay'dı.
Asıl ismi "Emanivus Oktavius"tur.
O bir tarihçi değil, Ermeni kökenli bir inşaat mühendisiydi.
Sultan Abdülhamid Han'a "Kızıl Sultan", Sultan Vahdettin'e "hain" diyen kitapları yazan kişi, yıllarca bu ülkede ders kitabı olarak okutuldu.
Türkçülüğün babası bir Yahudi, Moiz Kohen'dir. Adını değiştirip Tekin Alp yapmıştır.
Andımızın yazarı Giritli bir Yahudi'dir. Sonradan Millî Eğitim Bakanlığı yapmıştır.
Türk Dil Kurumu da hakeza...
1930'lu yıllarda Moğol tarihi, Türk tarihi diye yazılmış, bize tutturulmuş.
Say say bitmez...
Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin'e saldırmalarının altında yatan gerçek sebep budur!
Allah razı olsun Yusuf Tekin Hocamdan.
Bu öğretmen kardeşimden de Allah razı olsun.
Rabbim sayılarını artırsın inşallah.
Öyle yaşayın ki;
Kimse sizi Allah'a
Şikayet etmesin..
Herkes sizi,
Allah'a emanet etsin...
Hayırlı cumalar
NATO Zirvesi, Türkiye’de 24 yıl önce başlayan normalleşme ve demokratikleşme sürecinin yansımalarının da görüldüğü bir zirve oldu aynı zamanda.
Bu ülkede 22 yıl önce düzenlenen NATO Zirvesine ülkenin seçilmiş Başbakanının eşiyle beraber katılmasına izin verilmemişti..
Çünkü dönemin Cumhurbaşkanı öyle uygun görmüştü. Çünkü Başbakanın eşi başörtülüydü!! Ne büyük kusur!! Emine Erdoğan, Dolmabahçe’deki yemeğe Ahmet Necdet Sezer tarafından davet edilmedi!
Yani koca ülke kendi isteğiyle dünyaya “Benim milletim bu adama ülkeyi yönetme yetkisi verdi ama bunun bir önemi yok. Onu ciddiye almayın” diyordu. Hem de Cumhurbaşkanı düzeyinde bunu yapıyordu!
Peki Erdoğan nasıl bir yol izledi?
O da Topkapı Sarayı'nda liderlere özel bir yemek verdi ve onları Emine Erdoğan ile birlikte karşıladı..
Sezer o yemeğe katılmadı! Sezer’in çok öykündüğü Batılılar başörtülü bir lider eşine takılmıyordu ama Türkiye’nin Cumhurbaşkanı için bu büyük bir sorundu!
İnanması zor ama 22 yıl önce devletin dışarı verdiği görüntü buydu! Çift başlı, aralarında uzlaşmaz çelişkiler olan, millet iradenin hiçe sayıldığı bir ülke. Böyle bir devleti kim ciddiye alır?
Şimdi soru şu… 2004’teki Türkiye mi? 2026’daki Türkiye mi? Hangisi daha derli toplu, daha demokratik, daha devlet gibi devlet? Ve dünya genelindeki imajımız o zaman mı daha iyiydi, şimdi mi?
Cüneyt Özdemir:
-"6 gün önce Financial Times'a yazı yazan Özgür Özel, NATO liderlerini uyarıp Erdoğan Rusya ve Çin ile ittifak yapabilir."
Trump'ın Ankara'ya geldiği gün Özgür Özel:
-"Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler kurmak zorundyız."
BU HİKAYE, SN @eczozgurozel VE SN @muratemir 'E YÖNELİK BİR AHLAK TESTİDİR...
Bodrum'un o rüzgarının hiç eksilmeyen tepelerinden birinde, Ortakent mahallesinde bir arazi vardı. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir tarla gibi görünürdü ama aslında hikayesi, toprağın kendisinden çok daha derindi.
Bu hikaye, İrfan Mutlu'ya gelen bir telefonla başladı. Yıllar önce, Hans Bernhard Peters ona ulaştığında, elinde satılık bir mülk vardı. İlk satış gerçekleşti, iş bitti sanıldı. Ama asıl hikaye o satıştan sonra başladı. Çünkü Peters bu kez bir tarla almak istiyordu. Ancak ortada küçük bir sorun vardı; yabancıların o statüde bir araziyi doğrudan alması mümkün değildi.
Çözüm basitti ve LPF İnşaat A.Ş. kuruldu. Kağıt üzerinde her şey nizami görünüyordu. %51 hisse İrfan Mutlu'da, %49 hisse Hans Bernhard Peters'daydı. Ama herkes biliyordu ki bu bir denge değil, bir formüldü.
Arazi alındıktan sonra hikaye ikinci perdeye geçti. Oraya bir villa yapılamazdı. Planlar izin vermiyordu. Ama "çiftlik evi" yapılabilirdi. Önce bir çiftlik evi, yanına bir samanlık konduruldu. Belediye geldi, baktı, gördü. Kağıt üzerinde her şey olması gerektiği gibiydi. Ruhsat verildi. Ve işte tam o noktadan sonra, kağıt üzerindeki gerçek ile sahadaki gerçek birbirinden ayrıldı. O mütevazı yapı, 2022 yılında lüks bir villaya dönüştü.
Aradan bir geçti. 2023'e gelindiğinde, sahneye yeni bir isim çıktı. O isim, Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu 2016 yılında kurduğu SSB Gayrimenkul isimli şirketinin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'dı. Bir telefon, ardından bir inceleme talebi… O da tek başına karar vermedi. Güvendiği birisi olan Alptekin Polat'a danıştı. Polat araziye geldi, baktı, ölçtü, tarttı. Bir telefon açtı ve kısa bir cümle kurdu, "Yer güzel, alınabilir."
Sonrası hızlı gelişti. Pazarlık yapıldı. 1.523.827 euroda anlaşma sağlandı. Ama bu satış, sıradan bir tapu devriyle gerçekleşmedi. Çünkü bu işte görünen ile görünmeyen arasında bir fark olmalıydı. Taşınmaz değil, şirket devredildi. SSB Gayrimenkul Sanayi ve Ticaret A.Ş., LPF İnşaat A.Ş.'yi satın aldı. Resmi kayıtlarda yazan rakam 10 Milyon TL idi.
Ama hikayenin asıl kısmı o kayıtlarda yazmıyordu.
Bir gün, Bodrum'da bir ofiste, Burak Orkun'un ofisinde yeşil duvarlı bir odada, iki siyah valiz açıldı. İçlerinden Euro banknotları çıktı. Masaya yayıldı. Sayıldı. Tanık olanlar vardı. O gün Tuncay Yılmaz, Hans Bernhard Peters'a 1.030.000 Euroyu elden verdi.
Ne banka vardı o an, ne dekont. Sadece para ve onu sayan eller. Daha sonra bu paranın izleri, küçük parçalar halinde bankacılık sistemine girerken görüldü.
Ve şimdi bu hikayenin dışında duran, sabah aksam, "Hak-Hukuk-Adalet" diyen, birisi @muratemirchp , diğeri @eczozgurozel olarak iki sim var.
Hikaye burada bitmiyor aslında. Asıl sorular ve @eczozgurozel ile @muratemirchp ne kadar ahlak sahibi olduklarının sınavı tam da burada başlıyor.
SORU 1: Bu bir tesadüfler zinciri mi, yoksa başından sonuna kadar Cumhurbaşkanı yapmaya çalıştığınız Ekrem İmamoğlu tarafından kurgulanmış kanunsuz bir alış-veriş mi?
SORU 2: "Çiftlik evi" diye başlayan bir yapının lüks villaya dönüşmesini siz nasıl açıklarsınız?
SORU 3: Şirket üzerinden yapılan satışla gerçek bedelin gizlenmesini normal bir ticari tercih olarak mı görürsünüz?
SORU 4: Valizlerle taşınan 1 Milyon Euronun sistem dışında dolaşmasını nasıl yorumlarsınız?
SORU 5: Resmi rakam ile gerçek rakam arasındaki uçurum size ne anlatıyor?
SORU 6: Banka üzerinden yapılan ödemeler ile kayıt dışı şekilde elden verilen paranın aynı işlemde buluşması sizce neyin göstergesidir?
Ve en önemlisi…
Eğer bu hikayedeki isimler farklı olsaydı, bugün vereceğiniz tepki yine aynı mı olurdu?
"Hak, Hukuk, Adalet" dediğiniz yerde, ülkeyi teslim etmeye çalıştığınız ve önüne yattığınız Ekrem İmamoğlu'nu bu hikayede nereye koyuyorsunuz?
TUNCAY YILMAZ, HASAN İMAMOĞLU'NU NAMLUNUN UCUNA OTURTTU.
Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının bugün görülen duruşmasında savunma yapan İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul şirketinin genel müdürü Tuncay Yılmaz ile duruşma savcısı arasında gerçekleşen soru-cevap bölümünde, Bodrum'da satın alınan şirket ve sahibi olduğu arsa için elden ödenen 1 MİLYON EURO'nun kaynağına ilişkin önemli bir gelişme yaşandı.
Duruşma savcısı, şirket devri sürecinde ödemenin 1 MİLYON EURO'luk kısmının elden yapıldığını, bugünkü değeri yaklaşık 53 MİLYON liraya karşılık gelen bu paranın hangi kaynaktan temin edildiğini ayrıntılı şekilde sordu. Savcı, söz konusu tutarın SSB veya İmamoğlu İnşaat hesaplarından çıkıp çıkmadığını, İstanbul'dan Bodrum'a nasıl ve hangi yöntemle taşındığını, paranın kimden teslim alındığını peş peşe yönelttiği sorularla açıklığa kavuşturmaya çalıştı.
Tuncay Yılmaz ilk olarak parayı "şirkette aldığını" söyledi. Ancak bu cevap, savcının hemen ardından yönelttiği "Şirketten para çıkışı oldu mu?" sorusuyla yeni bir boyut kazandı. Yılmaz bu kez net bir şekilde "Hayır" yanıtını verdi. Bunun üzerine savcı, şirketten para çıkışı olmadığını söylediği halde parayı nereden aldığını yeniden sordu. Bu kez Yılmaz, 1 MİLYON EURO'yu Hasan İmamoğlu'ndan elden teslim aldığını ifade etti.
Savcı, şirketlerin mali işlerinden sorumlu kişinin kendisi olduğunu hatırlatarak, Hasan İmamoğlu'nun bu parayı hangi kaynaktan temin ettiğini bilmesi gerektiğini s��yledi ve yeniden "Şirketlerden herhangi bir para çıkışı oldu mu?" diye sordu. Tuncay Yılmaz ikinci kez "Hayır, olmadı" cevabını verdi.
Bunun üzerine duruşma savcısı bu kez doğrudan paranın kaynağına odaklandı. "Hasan İmamoğlu bu parayı nereden buldu?" sorusuna Tuncay Yılmaz, "Gayrimenkul satışı yaptı" karşılığını verdi. Ancak savcının "Hangi gayrimenkul satışı?" sorusuna ise "Bilmiyorum" cevabını vermesi dikkat çekti.
Duruşma savcısı, dosyadaki beyanlara da atıf yaparak Hasan İmamoğlu'nun daha önce şirketin ve mali işlerin tamamını Tuncay Yılmaz'ın takip ettiğini söylediğini hatırlattı. Buna karşılık Tuncay Yılmaz ise bu kez tam tersine, paranın kaynağına ilişkin bilginin Hasan İmamoğlu'nda olduğunu belirterek, "Hasan Bey biliyor. Parayı ondan aldım, benim bilgim yok" dedi.
Duruşma savcısı ve Tuncay Yılmaz arasında gerçekleşen bu soru-cevap diyaloğunda ortaya çıkan tablo, 1 MİLYON EURO nakit ödemenin şirket hesaplarından çıkmadığının iki kez ifade edilmesi, paranın Hasan İmamoğlu'ndan elden alındığının belirtilmesi, ancak bu paranın hangi gayrimenkul satışından elde edildiğinin açıklanamaması ve şirketlerin mali işlerinden sorumlu olduğu belirtilen kişinin, paranın gerçek kaynağı konusunda bilgi sahibi olmadığını söylemesi şeklinde kayıtlara geçti.
Artık siz de “Görüyor musunuz bakın işte, bakın bakın,bize neler yapıyorlar” diye görüntü almak yerine gereğini yapın kardeşim. Gına geldi bu ezikliğinizden yahu! Bu faşistlerin anladığı dilden konuşmayı ve davranmayı ne zaman öğreneceksiniz?
Khaby Lame:
“Ben Müslümanım. Alkolün reklamını yapmak istemiyorum. Bir marka benimle iletişime geçtiğinde ilk şartım alkol tanıtımı yapmamak oluyor. Alkol şirketlerinden çok sayıda teklif alıyorum ama hepsine ‘Hayır’ diyorum.”
Çizgisini hiç bozmadı helal olsun...
Yeni müfredatta 'Kurtuluş Savaşı' ifadesi çıkarılarak yerine 'Milli Mücadele' kavramı getirilecek.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı."
Önemli bir adım bu.
Jakoben, tepeden inmeci, dayatmacı, ezberci, zihni donduran yakın tarih algısı yıkılırsa nefes almaya başlar, epistemik kölelikten kurtulmaya başlarız…
Öyle zarif bir sanatçı,
Öyle latif bir kalp,
Bu topraklarda olmanın en yiğit cümlesini kurdu ve gitti
“ Bizi Avrupa Birliğine almazlar çünkü Elhamdülillah müslümanız”
Zihni Göktay’a rahmetle 🥀🥀