Türküz Türkü Çağırırız
Şair: Aşık Veysel
Dünya dolsa şarkıyılan
Türküz türkü çağırırız
Yola gitmek korkuyulan
Türküz türkü çağırırız
Türküz Türkler yoldaşımız
Hesaba gelmez yaşımız
Nerde olsa savaşırız
Türküz türkü çağırırız
#iklimkanununahayır
Uyan insanoğlu
Zamanın doldu
Yalan esir ediyor
Geleceği zapt ediyor
Dünyayı yok eden sen
Her yeri sömüren sen
Ağaç,ırmak kurutan sen
Sorumlusu niye ben
Tüccarlar bunu istiyor
Parayı verir yaparım diyor
Bireysel üreticiyi öldürüyor
Muhtaç olmamızı istiyor
https://t.co/HlB6jjDCxy
İsterim ki bu dünyada
Hiç kimse cahil kalmasın
Okusun ilmin kitabın
Cahilden akıl almasın
Kendi kendine yetenlere
İlim tahsil edenlere
İlme doğru gidenlere
Cehalet mani olmasın
#volkankonak#neşetertaş#aşık#ışık#hakikat
Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesinde yer alan Büklükale de kazıda çıkan Kimmerlere ait olan Griffon
Ve Kirgizistan ulasal tarih müzesinde fotoğrafladığım Göktürkler ait olan Griffon..
Büklükale son kazılarla Kimmerlerin Anadolu'da ki ilk yerleşim yeri olduğu anlaşıldı..
@sabahatakkiraz Alevi Bektaşiler bu ülkenin bel kemiğidir. Öz ve öz Türküz. Her şey gibi bizi de başka bir şeye yama yapmaya çalışıyorlar. Sizi çok severim dinlemediğim gün yoktur. Bir kez daha saygı duydum size. İyi ki varsınız.
Sorarsan, modern bir toplumda yaşıyoruz, işte geldik gidiyoruz, ilkel ya da ortaçağda yaşamış bir insan bizler kadar savaş, felaket, katliam, sefalet, trajedi görmedi ve yaşamadı!
Çocukluğumuz, Vietnam savaşıyla dünyaya gözlerini açtı, onlarca yıl her gün napalm bombalarının yaktığı Vietnamlı çocukların görüntüleri, dayanılacak gibi değil! Dünyanın en teknolojik ve büyük güçleri Amerika ve Fransa Vietnam'ı yakıyor ben diyeyim 3,5 milyon siz deyin 5 milyon ölü!
Ancak Vietnam savaşının şöyle de bir etkisi oldu, insanlıkta bir duyarlılık oluştu ve savaş karşıtlığı güçlendi ve siyasette müzikte sinemada dünyayı değiştirecek fırtınalar yaşandı!
Ortaokul bitti liseye gideceğiz Beyrut İç savaşı başladı, onlarca yıl, benim kuşaktan radyodan her gün dinlediğimiz şu 'sağcı falanjistler' lafını duymayan yoktur! İç savaş başka bir şey, kardeşin kardeşe düşmanlığı, korkunç, canavarlık, cehalet, hiçbir kavram açıklamaya yetmiyor!
Ki lise bitti bitecek ülkemizde 'anarşi' dönemi başladı, her yerde çatışma, mahalleler sağ-sol diye kurtarılmış bölgelere ayrıldı ve hava kararmadan insanlar evlerine kaçıyor! Üniversitelerde öğrenci yurtlarında iç savaş! Bugün 'bir kişi öldü' denildiğinde sevinirdik çünkü her gün 'üç-beş' genç öldürülüyordu! Böyle bir sokak ve siyasi ortam ne tür bir insan yapar bizleri!
Ve, Arap-İsrail savaşları biri başlar biri biter, ve her defasında şu küçücük İsrail onlarca Arap ülkesini nasıl perişan ediyor diye kahrolurduk, değişen bir şey yok!
Bir Angola, Eritre, Kamboçya vardı oralarda ne oldu zihnim unutmuş ama insanlık acısı içimde hala duruyor!
Ve sonra Sovyetler'in Afganistan işgali, onlarca yıl her gün manşette, dünya değişti, İslam dünyası değişti, fikirler değişti ve üstüne tam on yıl süren İran-Irak savaşı! İki müslüman ülke birbirini boğazlıyor ve bu savaşlara dair yüzlerce kitap okuduk film seyrettik! Sinemacıların ve edebiyat��ıların g��cü bu savaşları azaltmaya hiç yetmedi!
90'lı yıllarda Bosna katliamlarına uyandık, yüz binlerce silahsız savunmasız müslüman boğazlanarak öldürülüyor ve dünya susuyor!
Ve Cezayir iç savaşını unutmam mümkün mü bizdeki laik-şeriat kavgasının iç savaş hali, ben diyeyim yüz bin siz deyin üç yüz bin kişi öldü!
Ve Amerika Irak'a saldırdı ve yetmedi bir daha saldırdı ve sonra Suriye savaşı, ve 80'li yıllarda başlayan PKK terörü ve on yıl önce İstanbul'da Paris'te dünya başkentlerinde IŞİD katliamları ve hala anlaşılmamış İkiz Kuleler ve Rusya-Çeçen savaşları, ki, milyonlar göçtü ve milyonlar öldü, rakamı hala kimse bilmiyor!
Ve daha ağırı insanlığın hiç ders çıkartmaması ve daha da ağırı savaş hukukunun bile ortada kalmaması, işte tarihin gelmiş geçmiş en kuşatıcı uluslararası kurumu Birleşmiş Milletler benim gibi eli kolu bağlı oturuyor!
Yere göğe koyulmayan bilimsel icat ve keşifler, evet, salgın hastalıkların önüne geçilebiliyor ve aşılarla insanlık nüfusu çoğaldı ve ortalama yaş 70'e uzandı ancak dünyayı bölüşemediğimiz ortada ve dünyaya niye geldik bu büyük soruyu anlayamadığımız ortada!
Dünya dünya yorumlarımız felsefe iflas etti, insan nedir, ülke nedir, din nedir, bölüşüm kardeşlik insanlık değerleri nedir, bir uygarlık gözlerimizin önünde çöküverdi!
Ve hala siyaseten kime karşı duracağımızı kimi destekleyeceğimizi bilemiyoruz, işte Yeni Şafak yazarları, evet cansiparane Hamas'ı desteklediler ama savaş Hizbullah'a kayınca, Hizbullah'a küfrediyor lanetliyorlar, şu ifadeleri kullanacak kadar 'su verenin .mına koyum'!
Yılmaz Özdil gibi yazarlar da Gazze soykırımı sürerken bu adamların PKK'yı Asala'yı destekleri ve ihanetlerini öne çıkarttı!
Söyledikleri doğrudur da ama yeri midir? Çoluk çocuk soykırımdan geçirilirken 'oh olsun'a çıkacak laflar edilir mi, İsrail'in tam da istediği bu değil mi?
Saddam heykellerinin yıkılmasıyla AKP'nin iktidara gelmesi aynı günlere denk gelir, AKP gitti ve Bush'la 'at pazarlığı' yaptı yani biz de yanınızda savaşa gireriz ama şu kadar para verin, diye, ve AKP sözde savaşa karşı çıkar gibi yaptı ama derinlerdeki AKP'li yazarlar 'Amerikasız iktidar olamayız' dediler!
Ve o günlerde AKP'nin tek medyası olan Kanal 7, Irak'ta yüz binlerce çocuk vahşice öldürülürken tek bir haber yapmadı, tek bir, ve siyasi karşılığını da fazla fazla aldılar, Amerika ve İsrail AKP'yi ödüllendirdi ve 'yürü ya kulum' dedi!
Oysa bir insanlık kültürüdür, insanlık, haksız olana karşı gelir, kimden olursa olsun çoluk çocuğa sahip çıkar, dayak yiyene, altta kalana sahip çıkar!
Bir savaştan daha acımasız olan kimin tarafını tuttuğunuzdur, çok zor bir bilmece değil bu, silahsız olanı, zayıf olanı tutacak hukuksuz olana karşı geleceksin, neden kafanız bu kadar karışık?
Bu kadar basit bir insanlık duruşunu gösteremeyen anlı şanlı yorumcular siyasiler fikir adamlarıyla kuşatılmışız, beyinleri .ikilmiş!
İşte sağ ve sol liberaller şöyle ağız dolusu İsrail'e isyan edemiyorlar, çünkü İsrail pek cici sevgilileri PKK'nın yanında, çünkü İsrail onları besleyen holdinglerin ortağı ve maaşları ve ekmekleri ve şöhretlerini sağlıyor!
İnsanlık ölürken türlü türlü ideolojik ve siyasi bahanelerle seyirci kalanlar yüzünden savaşlar ve soykırımlar bitmiyor, susanlar, savaştan daha zalimce suç işliyorlar, en azından biz böyle öğrendik hayatı!
Daha da ötesi sessiz kalan ya da ideolojik bahane üreten yazarların kafası tam da savaş makinesinin istediği kıvamda!
Gördüğüm şudur, bu ülkenin milliyetçi partileri dahi kontrollü bir muhalefet için kurulmuş, ve İsrail ortaklı holdinglerin derinlerindeki posterci Atatürkçülere bakarsak, milliyetçilerle aynı kapıya çıkar, aynı bokun laciverti!
Sonuç: İsrail'e karşı gelmeyin de kendi içinizde ne bok yerseniz yiyin!
Ve tezgah içinde tezgahlar ki kimse akıl sır erdiremez, Fetö darbesi sonrası orduya on binlerce ajan sızdığı açıklandı ve ordumuz tarumar iken ordumuzun kalkıp o en zayıf anında Afrin'i alması savaş tarihlerinde açıklanabilecek bir durum değil ve yıllar sonra Arap basınından şöyle şaibesi bol haberler okuyoruz, İsrail Afrin bölgesine Gazze ve Beyrut'tan sürdüklerini yerleştirme hesabı yaptı, hadi gel de çık işin içinden! Ve Suriye mayınlarının temizlenme günlerine gidin ve Tayyip Erdoğan'ın mayın işini İsraillilere vermek istediğini hatırlayın, sonra Suriye savaşı!
Bu savaşı kim pişpişledi? İsrail'in önünü kim açmak istiyorsa onlar!
Ve bugün AKP'li yandaşların önünü Suriye savaşında Hizbullah kestiği için AKP'li yandaşlar İsrail'e karşı bile Hizbullah'a lanet yağdırabiliyor!
Geçen gün bir haberde okudum, ilkokullarda tost yüz lira olmuş, diyor!
Vietnam Savaşı başladığında yedi yaşında ilkokula giden bir çocuktum, teneffüs zili çalınca topluca kantine koşuyorduk, kimi kaşarlı tost kimi sucuklu tost ve bizler de ancak simit alabiliyorduk!
Ve çoğu defa simit dahi alamıyor arkadaşımız ucundan kırıp veriyordu! Simitin ucundan kırılıp sana uzatılan o an ne sessiz bir andır ve içinizde yaş aldıkça zonklayan bir haldir!
Ama o sucuklu tost yiyenleri hiç unutmadım, hayatlarını kişiliklerini bir ömür takip ettim ve yazarlığım bu sorularla büyüdü, neden onlar sucuklu tost yiyebiliyor ve bizler hala simite talim ediyoruz, bugüne geldik çocuklarımız kantinden hala bir simit alamıyor! Bizden daha eksik tarafları da var şimdiki çocuklara ucundan kırıp verecek bir arkadaşları da yok!
Üniversite yıllarında Demirtepe'de ünlü Boşnak büfeci vardı ve sosisin sosis olduğu yıllardı ve sosisli tost için kuyruk olanlardan bilmem niye biz hiç olamadık!
Dünya değişiyormuş büyüyormuşuz gelişiyormuşuz ama Vietnam Savaşı'ndan İsrail Hamas savaşına kadar bizim ucu kırılıp verilen kuru ve yanık simitte değişen gelişen bir şey olmadı!
Ancak kendimize dair bir şeyler sanki değişti, mesela sigara seven ve tiryakisi bir çocuk hiç olmadım, ama o yıllarda sigara bölüşmek bir arkadaşlıktı ve sigaranın içiminden çok bölüşülmesi sanki bizi simit yiyenlere yakın, sucuklu yiyenlere uzak tuttu!
Sucuklu yiyenler holding yazarı oldu, fonlanmış desteklenmiş medya yazarı oldular ve çok pahalı evlerde oturuyorlar ve hatta yazarlıktan bir ömür kazandığımdan daha fazlasını onlar tek bir ayakkabıya bir kol saatine verebiliyor ve bakıyorum, onlar yine aynı takımı tutuyor!
Hamas'tan Hizbullah'tan bize ne, bunların siyasetleriyle de kültürleriyle de dünya yıkılsa işimiz olmaz, çünkü biz Cumhuriyetçiyiz, ama, yeri zamanı gelir, altta kalan dayak diyen insanları azgın vahşi kuralsız canavarlara karşı hiç değilse bir satırlık cümleyle karşı durabilmeliyiz!
Özal'ı Demirel'i Tansu'su ve AKP döneminde yazarlık yaptım ve tek biri beni maça almadı, yani ödül vermedi, adımı geçirmedi, röportaj hiç yapmadı, hiç de gocunmadım ve kendimi asla yalnız hissetmedim, çünkü yazarlık böyle bir şeydir, alayına meydan okumayacaksak annemin sütü, Maçka deresinin suyu ve yediğim ekmek haram olsun!
Vietnam savaşı yılları, çocuğuz para yok maça giremiyoruz ve maç kuyruğuna yanaşıp ona buna 'ağbi beni de yanına al' diyoruz ve ama bir zaman sonra insan birine yalvarmış olmaktan çok utanıyor! Kulüp başkanları taraftarlar öyle tapusunu almışlar sahiplenmişler ki takımları bugün dahi ucundan olsun giremiyoruz maça, bir futbol bahsine!
Stadyumun arkasında bir gişe var ve tuğlayla ağzını kapatmışlar, maça girmek isteyen çocuklar o küçücük delikten girmek için tuğlaları kırmışlar, bu sefer de görevliler içeri girilmesin diye deliğin ağzına bok sürmüşler!
Küçücük delikten zorlanarak girerken üstünüz başınız bombok oluyor!
Öyle bir 'bok' kokuyorsunuz ki izlediğiniz maçtan da keyif alamıyorsunuz!
Ve kendinize bok kokusunu unutmak için maça odaklanayım diyorsunuz!
Ve ama bazen öyle bir maç izliyorsunuz ve o ünlü topçular hemen önünüzde görebiliyorsunuz, ki, bok kokusunu hiç duymuyorsunuz!
Nihat Genç'i sevmiyorlarmış çünkü Nihat Genç ana avrat düz gidiyor, galiz küfürler ediyor, evet, maça girebilmek için en ince delikler en duyulmadık küfürler arıyoruz, evet, üstümüz başımız kelimelerimiz o gün bugün bok kokuyor!
Niye mi yazıya kitaba deli gibi konsantre olup seri seri durmaksızın yazıyorsun?
Cevabı çok kolay, üstümüz başımızdaki ve etrafımızdaki 'bok' kokusunu duymamak için!
İnsan yaş aldıkça o koku daha da büyüyor ve nihayet kendini teselli ediyorsun, ne olacaktı ne bekliyordun sanki, lağımda bataklıkta büyüyen çocuklar için!
Şu modern dünya, şu cep telefonları, buzdolapları otomobiller ve işte yazarlığımız, bu bok kokusuna çare olamadı!
Onlar üstlerindeki başlarındaki kokuyu defedecek bir deterjan bir parfüm türü bir ideoloji bir holding bir reklam şöhret pastası buldu!
Ve ama, anılarıma döndüğümde şu simiti ve sigarasını benimle bölüşen çocuklar var ya...
Ne güzel çocuklar oldular, evet ama benden de beter dayaklar yediler işkenceler gördüler, dışlandılar ve karanlıklar içinde toz duman gibi dağılıp kayboldular!
Cumhuriyetçi Vatansever arkadaşlar, bu kokuyu giderecek unutturacak ve hayır, hesabımız daha bitmedi, diyecek, bir tek sizi buldum ve gördüm!
Tarım kuruluşu İznik Mavisi’nin kurucusu genç çiftçi Eda Halıcı, komik rakamlar nedeniyle elindeki ürünleri satamadığını ve tarımı bırakma aşamasına geldiğini duyurdu.
@fatiheryilmaz0 Soru; Sinan bey nasıl bir deney yaptı ki TÜRK olmadığı sonucuna vardı. Deneyi kaç kişi ile yaptı? Oran olarak kaç kişi Türk çıktı ya da çıkmadı? Eğer bilim insanı olarak bize bilimsel olarak böyle bir veri veremiyorsa kendinden bu kadar emin şekilde olmadığını nasıl savunuyor?
@fatiheryilmaz0 Soru; Sinan Bey nasıl bir deney yaptı ki TÜRK olmadığı sonucuna vardı. Deney kaç kişi ve hangi bölgelerden kişiler ile yapıldı? Deneyin sonuçlarında yüzde kaç oranında kişi Türk çıktı/çıkmadı?-ki bu kadar emin şekilde yoktur diyor.
@AlperCaglar Şunu da belirteyim; köpeklerden ödüm kopar, 5 yaşında bir çocuk annesiyim ve taşrada yaşıyorum... Ama bir gün dahi öldürülmesi olasılığı gelmedi aklıma gelmemeli. İnsan olarak aklımız ve bilimimiz var ise daha yapıcı çözümler bulabilmeliyiz. Size hiç yakıştıramadım....
@AlperCaglar Kurtları evcilleştirerek onlarla dost olan atalarımız var idi. Doğa ile bütün yaşayan atalarımız var idi. Sizden daha akılcı ve atalarımıza layık bir yorum beklerdim. Toplatılmalarına karşı değilim fakat ne demek vermediğimiz canı almak.