Siyasi malzeme olmadılar.
Yaklaşık iki metrelik boylarına rağmen daracık tarifeleri uçaklarla yollandılar.
Ne sponsorlar saçıldı ne primler…
Ne de villalar hediye edildi.
Onlar Dünya ikincisi!
Onlar Almanya’ya 2-0’dan 3-2 maç alan Atatürk’ün kızları!
Biz buradan devam 👏🏼
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
Düşünsenize birileri denizimize 15 bin metrekare genişliğinde ağ atıp milyonlarca canlınının ölümüne neden oluyor ve kimsenin ruhu duymuyor.
Bu küçük bir sandalla vs yapılacak bir iş değil, avcılık falan da değil; umarım yapanlar bulunur, hesap verir.
Şule Yüksel Şenler Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir ajandır. Başı açık kadınların “orospu” olduğunu ve cehennemde yanacağını söylemiştir.
Türk kültürünün bir parçası olan yazmayı kafirlik olarak görmüş, Alman Katolik Rahibesi Rotraut Scheer’den öğrendiği türbanı pazarlamak için onunla birlikte Anadolu’yu dolaşmıştır.
“Erkekler karılarını dövebilir, eziyet gören kadın sabrettiği takdirde allah katında büyük derecelere ulaşır.” demiştir ancak ilk kocası tarafından şiddete uğradığı için boşanmış ve “büyük derecelere” ulaşamamıştır.
Kendisi CIA ajanıdır. 6. filoyu desteklemiştir. Siyasal islamın kadın temsilcisidir.
Beslediği kediyi yere fırlatan oğluna ders vermek isteyen anne, oğlunun gözyaşları içinde PS5 konsolunu aynı şekilde yere çarpmasını istedi:
"Şimdi aynı şiddetle buna da vur."
MADENCİ KAZANDI!
İlk günden beri yanımızda olan herkese teşekkür ederiz. Tüm Ankara halkını 19.00'da yapacağımız açıklamaya ve ardından madencileri uğurlamaya çağırıyoruz. Teşekkür ederiz.
#DorukMadencisiKazandı
VALİnin oğlu tecavüz etmiş öldürmüş VALİNİN KORUMASI da gömmüş simi emekli bilişimci POLİSe verip şifreyi kırdırıp mesajları da silmişler 6 yıl sonra aile öğreniyo 6 YIL GÜLISTAN NERDE DENİLDİ 6 YIL… Allah’ım sen bunun gibilerin sınavını ahirete bırakma
Kadınların, bilimsel olarak kanıtlanmış hormonal dalgalanmalarına rağmen duygu durumlarını regüle edebildiği, hatta hayatta kalma mücadelesi verdiği bir dünyada, "duygusal" diye iş hayatında kadınları yetersiz gören erkeklerin; tuttukları futbol takımının mağlubiyetiyle bile histeri krizine girerek kendisiyle birlikte etrafındakilerin günlerini mahvetmeleri en konforlu mağduriyetleridir.
Adem Amca ve Yaren Leylek’te bugün :)
Hikayeye bu yıl bu küçük ak balıkçıl da giriş yaptı :) Biz eşi de konar mı diye beklerken bu küçük ak balıkçıl teşrif etmiş kayığa. Muhtemelen Yaren’in kayıkta olmasından cesaretle yaptı bunu. Adem Amca çok mutlu :)
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;özgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.
"Eski Evler Eski Ustalar" dizisinin ilk belgeseli olan "Sisler Kovulunca", Doğu Karadeniz yöresine özgü çok eski bir gelenek olan ve artık unutulmaya yüz tutan "çocukların sis kovma" ritüeli ile başlar.
90’larda Taksim’de bir rock festivali…
Görevli polis gençlere bakıp şöyle diyor:
“Biz onların güvenliği için toplandık. Ne güzel eğleniyorlar. Buradan da çıkıp kitap fuarına gidiyorlarmış.”
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy, New York Central Park’ta sıradan bir tezgâh kurup orijinal eserlerini $60 dolardan satışa çıkardı.
Ancak tezgâh o kadar “sıradan” görünüyordu ki kimse bunun gerçek Banksy eserleri olduğunu anlamadı. 7 saat boyunca sadece 3 kişi alışveriş yaptı ve toplam satış $420 dolarda kaldı.
Aslında Banksy’nin eserleri normal müzayedelerde yüz binlerce, hatta milyonlarca dolara alıcı buluyor. İnsanlar gerçek sanatı değil, sadece ismini satın aldığını o gün fark etmeden kanıtladı.
Kimse kusura bakmasın ama şu şey ne müziktir ne de raptir.
Bunu dinleyen ve bununla eğlenebilen insanlardan yüksek ve ari bir medeniyet beklemek bence çok zor