@yirmiucderece Öyle ya haklı olsan bile ite piçe eyvallah diyeceksin yoksa köpek sürüsü ayarı devreye girer, her köpek şürüsünde olduğu gibi en küçüç piç ortalığı karıştırır
Şu da dursun burada:
Bir CHP milletvekili, "Sendikalardan başlayarak herkese teker teker sıra gelecek" diye burada bir paylaşım yaptı.
Ardından da FETÖ'nun yalanlarla dolu organize bu saldırısı geldi.
Görüyor musunuz kimin eli kimin cebinde ve kim kiminle işbirliği içinde?
Alçaklık da zirve yapar.
Nasıl mı?
İşte böyle:
Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'ın oğlunun kurduğu kooperatif, TOKİ'den arsa almış. 1.300 villalık lüks bir site inşa ediyormuş!
Yalan. Yok öyle bir şey.
Doğrusu:
Ali Yalçın'ın oğlu, orada sadece çalışan. Bir de 2 artı 1 daire için üyeliği bulunuyor.
FETÖ var bu saldırının arkasında. Alçaklık onların en belirgin özellikleri.
KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK İDDİALARA NET CEVAP
Algı operasyonlarıyla, asılsız iddialarla ve karalama kampanyalarıyla yıllardır emeğin mücadelesini hedef alanlar; bir kez daha kamuoyunu yanıltmaya çalıştı.
Memur-Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın ve oğlu hakkında ortaya atılan; “TOKİ arazisinde villa projesi”iddialarını Genel Başkan Ali Yalçın TV100 ekranlarında cevapladı.
Belgelerle, net ifadelerle ve şeffaf bir duruşla ortaya konulan gerçekler; iddiaların nasıl bir iftira zincirine dönüştürüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Sosyal konut arazisi üzerinden anlatılan senaryoların gerçekle ilgisi yoktur.
Hakikatin yerine algıyı, belgenin yerine dedikoduyu koyan anlayış; sendikal mücadeleyi yıpratmayı, emeğin sesini kısmayı hedeflemektedir.
Ancak Memur-Sen; iftiralara teslim olmayan duruşuyla, şeffaflığıyla ve milletin vicdanındaki yeriyle yoluna devam etmektedir.
Çünkü gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar.
@_aliyalcin_@tv100@aktaserdogan@barisyarkadas@hasanozturke@aytuncerkin1907@canozcelik_
Devir:
"Gerçek ayakkabılarını giymeden
Yalan dünyayı üç kez dolaşır" devri...
"Ey iman edenler!
Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için
o haberin doğruluğunu araştırın."
(Hucurat-6.Ayet)
@mustafaciftcitr Sn. Bakanım, Bayramın 3.günü Ankara Kazım Karabekir Bulvarında gündüz vakti 66 ile radara girmişim. Öyleki 50 levhası çok sonraları asıldı. Fakat araçlar 80 100 km yapıyor özellikle akşamları. Allah'tan revamı bu? ASKİ önünde bana ceza yazılmış olan yerde ekipler durumu görüyor.
Artık farkına varalım:
Hemşerilik iyidir, hemşericilik kötüdür.
Akrabalık iyidir, akrabacılık kötüdür.
Bizi birbirimize bağlayan bağları başkalarına adaletsizlik yapmak için kullanmayalım.
Kamuda liyakat ve birikimin yeri yoktur.
Bunlar yerine itaat ve sadakat geçerlidir.
Sıradan eğitim almış, yabancı dil bilmeyen; güncel gelişme ve değişimlerden haberi olmayan küçük ve orta kademe bir yönetici, bir anda devasa bir kamu işletmesinin başına getirilebilir.
Yeter ki emre amade ve sorun çıkarmayan türden birisi olsun.
Tabii, birikimsiz olmak, “saf” olmak anlamında değildir; ayrıca iyi seviyede kurnaz olmak da gerekir.
GIDA GÜVENLİĞİ ve GIDA EGEMENLİĞİ
(Food Security vs Food Sovereignty)
Rafların dolu olması yetmez.
Markette domates görmek, gıda egemenliği demek değildir.
Bu sadece sana gıda satılabildiği anlamına gelir.
Asıl soru şudur:
O domatesin tohumu kimde?
Suyu kim kontrol ediyor?
Çiftçi ne ekiyor, buna kim karar veriyor?
Yarın kamyonlar durursa, ithalat kesilirse, zincir market rafı boşalırsa ne olacak?
Gıda güvenliği, önüne bir tabak konulmasıdır.
Gıda egemenliği, o tabağın başkasının lütfu olmaktan çıkmasıdır.
Birinde tüketicisin.
Diğerinde söz sahibisin.
Bu yüzden bilinç seviyesi yüksek toplumlar sadece “karnımız doysun” diye uğraşmıyor.
Tohumu koruyorlar.
Küçük çiftçiyi koruyorlar.
Yerel üretimi koruyorlar.
Kooperatif kuruyorlar.
Toprağın, suyun ve gıdanın tamamen şirketlerin eline geçmesine karşı çıkıyorlar.
Çünkü biliyorlar:
Açlık sadece yiyecek yokluğundan çıkmaz.
Bazen yiyecek vardır ama kontrol sende değildir.
İşte en tehlikeli bağımlılık budur.
Gıda güvenliği önemlidir.
Ama gıda egemenliği daha önemlidir.
Çünkü egemenliğin yoksa, güvenliğin de emanet demektir.
Son aylarda sebze meyve de üretici ile tüketici arasındaki fiyat farklarını araştırdım. İlginç bir korelasyon buldum. Üretici tarladan bahçeden 20 tl ye sattığını alan komisyoncu yada tüccar ben buna 20 tl verdim 20 tl de ben kazanmalıyım diyor. Burdan satın alan market yada pazarcı da ben bu mala 40 tl verdim 40 tl de ben kazanmalıyım diyor ve 80 tl oluyor. Bunu 10 üründe aynı korelasyonla buldum. Bu inanılmaz bir piyasa .. herkes maliyeti kadar para kazanmadan malını devretmiyor . Olan çiftçi ile tüketene oluyor. Mizüs bu canavar sistemi çökertir.
Dediklerinin hepsinin uzun yılların tecrübesini taşıdığı belli. Artık Eğitim sistemi bireyleri özgür ve bağımsız kılmaktan çok uzak. Eskiden Tarım İşleri ve El İşleri derslerini hatırlıyorum. Okulun bahçesinde pek çok şeyi bizzat yetiştirirdik.