Sendikacılığı ve sendikal zemini kirlettiniz,biz temizleyeceğiz..
Sendikal mücadele; vizyon, ilke, emek ve samimiyet ister.
Eğitim çalışanlarının gerçek sorunlarına çözüm üretmek yerine algı, iftira ve karalama siyasetiyle yol almaya çalışanlar, sendikal mücadeleye zarar vermektedir.16 yıldır kamu çalışanları ekonomik olarak geriye gitmiştir.
Türk Eğitim-Sen’e yönelik düşmanlık ve karalama kampanyaları hiç kimseyi hedeflerine ulaştırmaz. Yalanlarla, iftiralarla ve polemiklerle kirletilen sendikal zemin, en çok eğitim çalışanlarına zarar verir.
Biz, dün olduğu gibi bugün de ahlaklı, ilkeli ve dürüst sendikacılığı savunmaya devam edeceğiz.
Kimsenin seviyesiz tartışmalarına ve kirli söylemlerine ortak olmayacağız. Bizi kendi oluşturdukları bataklığa çekemeyecekler.
Bizim yolumuz; hak, hukuk, emek ve güven yoludur.
Tekraren ve bir daha söylüyoruz..Ahlaklı sendikacılık yapmaya devam edeceğiz.
Türk Eğitim-Sen, ilkeleriyle var olmaya ve eğitim çalışanlarının sesi olmaya devam edecektir.
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
PROJE OKULLARINA İDARECİ ve ÖĞRETMEN ATAMALARI YAPILDI.!
ÖĞRENCİ,ÖĞRETMEN,İDARECİ KİMSE MUTLU DEĞİL..
2014 yılında hayata geçen bu proje okullarına yapılan öğretmen ve idareci atamalarının elle tutulur bir tarafı yok.
12 yıl olmuş bir kriter belirlenmemiş.Eş,dost,tanıdık,sendika,dernek,cemiyet…kim nereden bir torpil bulurum derdine düşerek atamalarının yapılması için uğraşmıştır.
En başarılı,en çalışkan %1-2-3’lük dilimlere giren,yetenekli öğrencilerimizin tercih ettiği okullarımıza,hiç bir kriter olmadan öğretmen ve idareci ataması yapılıyor.Dolayısıyla çok başarılı olan öğrencilerimiz zamanla özel okulların sunduğu imkanlarını değerlendirip,tercihlerini o yönde yapıyorlar.
Çok mu zor,gerçekten zor mu?
Proje okullarımıza öğretmenlerimizi yazılı sınava göre atamak..
İdarecilerimizi mevcut yönetici atama yönetmeliğine göre görevlendirmek.Çok zor olmasa gerek.
Milli Eğitim Bakanlığımız,okullarımızda iş barışının bozulduğunun,öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin arasında huzursuzluğun arttığının farkında değil mi?
Yazık etmeyin öğrencilerimize ve öğretmenlerimize..
Biz söylüyoruz ve düzeltilmesini talep ediyoruz.
Proje okulları kimsenin babasının çiftliği değil..
Selahattin Dolgun
Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri
Türkiye Kamu-Sen Genel Merkez İstişare ve Değerlendirme Toplantımızı, sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Başkan Yardımcılarının katılımlarıyla gerçekleştirdik.
Toplantımızda; kamu çalışanlarımızın beklentilerini, teşkilat çalışmalarımızı, sendikal mücadelemizin yol haritasını ve önümüzdeki döneme ilişkin görüş ve önerileri kapsamlı şekilde değerlendirdik. Ortak aklın ve istişare kültürünün hâkim olduğu toplantımızda, teşkilatımızın her kademesinden gelen fikirler ile yol haritamızı belirliyoruz.
İnanıyoruz ki; Türk memurunun hak ettiği refaha kavuşmasının, devletimizin daha güçlü, milletimizin daha müreffeh yarınlara ulaşmasının reçetesi; milli ve manevi değerlerine bağlı, kararlılıkla mücadele eden Türkiye Kamu-Sen teşkilatıdır.
Toplantımızı davamız uğruna canlarını feda eden kahramanlarımızı rahmet, minnet ve dualarla yâd etmek üzere gerçekleştirdiğimiz Ülkücü Şehitler Anıtı ziyaretiyle tamamladık.
Rabbim aziz şehitlerimizin makamlarını âli eylesin. Onların emanetine sahip çıkmaya ve aynı inanç, aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürü Sn.Mustafa İslamoğlu…
Sendikalar eğitimin bir paydaşıdır.Eğitim ile alakalı her durum ve şartta sürece katılır,
görüşlerini bildirirler.
Siz sendikamız yöneticilerini,
dinlemezseniz,Bornova İlçemizde eğitim sürecine katkılarını görmezseniz,nasıl ilçe müdürlüğü yapacaksınız.
Kusura bakma Sayın İlçe Müdürü..
Başarı belgesi verme töreninde,BİR sendikanın temsilcisine ödül verdireceksiniz,başka sendika yöneticilerin orada olmasına rağmen ödül vermeyecekler.
Sayın Mustafa İslamoğlu Türk Eğitim-Sen sizler gibi çok ilçe ve il müdürleriyle çalıştı.Bir adım geri adım atmayız.Herkes bulunduğu makamın hakkını verecek.Adaletli yönetim tarzı sergileyemiyorsa bu işi yapmayacak.@cftcblnt@Yusuf__Tekin
Muharrem ayının bereketini ve paylaşma kültürünü simgeleyen Aşure Günü'nün; birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesine, gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket getirmesine vesile olmasını temenni ediyoruz.
Bu mübarek gün vesilesiyle Kerbelâ'da hak, adalet ve inanç uğruna şehadet şerbetini içen Hz. Hüseyin Efendimizi (r.a.), Ehl-i Beyt'i ve tüm Kerbelâ şehitlerini rahmet, hürmet ve minnetle yâd ediyor; onların vakur duruşunu ve adalet mücadelesini saygıyla anıyoruz.
Aşure Günü'müz mübarek olsun.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı’da intihar sonucu vefat eden Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Sendikamız, soruşturma sürecini ve sonucunu yakınen takip edecektir.
Öncelikle, otopsi işlemlerinden sonra ebedi yolculuğuna uğurlanacak öğretmenimize rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
Öte yandan, basına yansıyan haberlerde iddia edildiği gibi, öğretmenimizin bir kısım yöneticiler tarafından maruz bırakıldığı baskı, yıldırma ve mobinge varan durumlar sözkonusu ise sorumlulara yönelik müeyyidelerin tavizsiz uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Zaman zaman liyakatsiz, işgal ettiği pozisyonun ağırlığını taşımaktan uzak, devletin makamını temsil ettiğinin şuurundan yoksun kimi kamu yöneticilerinin, çalışanlara yönelik istenmeyen tutum ve davranışlarına şahit oluyoruz.
Bu nevi sözde yöneticiler, sadece çalışanları ve çalışma hayatını huzursuz etmekle kalmıyor, aynı zamanda kamu çalışanlarının devlete ve devletin kurumlarına karşı aidiyet ve güvenini de tahrip ediyorlar.
Bu itibarla, bu hadisede @tcmeb ’den beklentimiz, iddialar gerçekse, mesulleri kimliğine, mensubiyetine ve ilişkilerine bakmaksızın ibretlik bir muameleye tabi tutmasıdır.
Ki, benzeri hadiseleri bir daha yaşamayalım; hangi düzeyde olursa olsun her bir kamu yöneticisinin adaletle, liyakatle ve sadece devlete sadakatle görevlerini ifa edecekleri bir anlayışı yerleşik hale getirebilelim.
Türk milliyetçiliği davasının fedakâr neferlerinden, ülkücü hareketin ilk şehitlerinden Yusuf İmamoğlu'nu şehadetinin yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyoruz.
İLO 114. Konferansı'nda verdiğimiz tepki basında geniş yer buldu.
Tükiye Kamu-Sen olarak Doğu Türkistan'dan Filistin'e nerede bir sorun varsa onun karşısında olmaya devam edeceğiz.
ILO Genel Konferansı’nda İnsanlık Vicdanı Kazandı
Uluslararası Çalışma Konferansı kapsamında bulunduğumuz Cenevre’de, heyetimizle birlikte konferans çalışmalarını yakından takip ettik. Bu yılın ana gündem başlıkları arasında yer alan dijitalleşme ve adil geçiş konularında yürütülen müzakerelere heyetimiz ve AR-GE ekibimizle katılarak çalışma hayatının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduk.
Konferans süresince, bir önceki yıl gerçekleştirilen 113. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Türkiye’nin de yoğun çabalarıyla elde edilen Filistin’in ILO’daki gözlemci üyelik statüsünün iptal edilmesine yönelik İsrail girişimine karşı Türkiye Delegasyonu olarak Filistin’in yanında yer aldık. Uluslararası dayanışmanın, adaletin ve hakkaniyetin sesi olmak adına gerçekleştirilen protestolara destek verdik.
Yapılan oylamada, Filistin’in gözlemci statüsünü hedef alan teklif katılımcı ülkeler tarafından açık bir şekilde reddedildi. Söz konusu girişim, 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyu alarak başarısız oldu. Bu sonuç, yalnızca Filistin halkı açısından değil, uluslararası hukuka, insan haklarına ve küresel vicdana sahip çıkan tüm kesimler adına önemli bir kazanım olarak tarihe geçti.
Konferans sonrasında Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla düzenlenen Özgür Filistin eylemine de heyetimizle birlikte iştirak ettik.
Adaletin, insan haklarının ve mazlum halklarla dayanışmanın yanında olmaya; Filistin halkının haklı mücadelesine destek vermeye devam edeceğiz. Cenevre’de ortaya çıkan bu güçlü dayanışma tablosu, insanlık vicdanının her türlü siyasi hesap ve baskının üzerinde olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Türk Eğitim Sen Genel Başkan Yardımcıları Hüsami Erten ve Fatih İşcan'a, Türk Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Köse'ye bayram tebriği ziyaretinde bulundular.
Rabbim sağlıkla nice bayramlar nasip etsin, Varolsun Teşkilat…
“İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir!”
Hz. Muhammed (S.A.V.)
İstanbul’u fethederek, yeni bir çağın kapısını aralayan ve aynı zamanda bir medeniyet inşası olarak insanlık tarihine yeni bir istikamet tayin eden Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve kahraman ordusunu minnet, şükran ve Fatihalarla anıyoruz.
İstanbul’un fethedenden İstanbul’u kurtarana kadar mübarek kanlarıyla bu toprakları vatan yapan mübarek ecdadımızın aziz ruhları şad olsun.
27 Mayıs Ülkücü Şehitler Günü’nde; Türk milletinin birliği, devletimizin bekası ve mukaddes ülkülerimiz uğruna şehadete yürüyen dava adamlarını rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.