Srebrenitsa'yı Unutmadık, Unutturmayacağız!
11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da yaşanan soykırım, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Katledilen masumları rahmetle anıyor, acılarını hâlâ yüreğimizde hissediyoruz.
Srebrenitsa, yalnızca geçmişin acısı değildir.
Millî iradeyi baskı altına almaya, yönlendirmeye, manipüle etmeye, yok saymaya ve istismar etmeye yönelik; içeriden ya da dışarıdan, açık veya gizli her türlü darbe ve darbe girişiminin dün karşısındaydık, bugün de karşısındayız, yarın da karşısında olmaya devam edeceğiz.
ELİF VE ADEM'İ TEBRİK EDERİZ
Genel Başkanımız Cuma Nacar, Tekirdağ İl Başkanımız Mehmet Yetimova'nın torunu Adem ile Elif'in nikah törenine katılarak nikah şahitliği yaptı.
Adem ve Elif'i tebrik ederek, bir yastıkta kocayınız, Allah sizlere iki cihan mutluluğu versin dedi.
Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası; temenniler veya liderler arasındaki kişisel ilişkiler üzerine değil, ülkemizin millî menfaatleri üzerine inşa edilmelidir.
Türkiye'nin savunma gücü, dışa bağımlılığı artıracak adımlarla değil; tam bağımsız, millî ve yerli savunma anlayışıyla güçlendirilmelidir.
Türkiye, hiçbir küresel güç merkezinin güvenlik stratejisinin tamamlayıcı unsuru hâline getirilmemeli; ülkemizin iç ve dış güvenliği esas alınmalıdır.
Türk askeri, başka ülkelerin çıkarlarını korumak için değil; aziz milletimizin bağımsızlığını, vatanımızın bütünlüğünü ve devletimizin bekasını korumak için vardır.
Millet Partisi olarak görüşümüz açıktır:
Ülkemizin dış politikası tam bağımsızlık, millî egemenlik esaslarıyla yürütmelidir.
Türk askeri yalnızca Türk milletinin emrinde olmalıdır.
NATO Zirvesi'nde alınacak her karar, bu temel ilkelere uygun olduğu ölçüde Türkiye için değer taşır.
#NATOsummit
Uzun ve zorlu bir hazırlık sürecinin ardından YKS’ye adım atarken, en temel beklentinizin güven, adalet ve öngörülebilirlik olduğunu biliyoruz.
LGS’de yaşanan süre ve kaynak mağduriyetlerinin YKS’de tekrarlanmamasını temenni ediyor; hiçbir evladımızın emeğinin belirsizlikler nedeniyle zedelenmeyeceği, hakkaniyetin esas alındığı bir eğitim düzenini savunuyoruz.
Sevgili gençler,
Sakın kaygıya kapılmayın. Sizler, bu milletin umudu ve yarınlarımızın mimarısınız. İnancınızı koruyun, emeğinize güvenin ve hedeflerinize kararlılıkla yürüyün. Bugün verdiğiniz mücadele, yarın kuracağınız güçlü geleceğin temelidir.
Unutmayın, her kışın sonu bahardır.
Millet Partisi olarak, siz değerli gençlerimizle birlikte; adaletin, güvenin ve fırsat eşitliğinin hâkim olduğu bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemize, umudun hiç solmadığı, baharların hiç bitmediği yarınlar kazandırmakta kararlıyız.
Yolunuz açık, başarınız daim olsun.
NACAR: AHLAKSIZ BİR TEMEL ÜZERİNE SİYASET İNŞA EDİLEMEZ!
Millet Partisi’nin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği çalışmaların istişare edildiği ve önemli kararların alındığı MKYK, İl ve İlçe Başkanları Toplantısı, Genel Merkez binasında gerçekleştirildi.
NACAR: TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜLEMEYECEK HİÇBİR SORUNU YOKTUR!
Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar, Gaziantep’te düzenlenen bayramlaşma programında vatandaşlarla bir araya gelerek ülkemizin ve dünyanın gündemindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aziz Vatandaşlarım,
Kurban Bayramı’nı idrak ederken bu vesileyle milletçe içinde bulunduğumuz şartları ve geleceğimizi değerlendirmek istiyoruz.
Yaklaşık çeyrek asırdır dünyada yeni bir düzen kurulmaktadır. Gerek iç politikada gerekse uluslararası ilişkilerde ciddi kırılmalar, belirsizlikler ve savrulmalar yaşanmaktadır. Türkiye ise ehliyeti, liyakati, bilimi, millî, manevi ve evrensel değerleri geri plana iten; samimiyet ve adaletten uzak bir yönetim anlayışı nedeniyle ekonomik, siyasi, kültürel ve ahlaki alanlarda ağır sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır.
Bugün milletimizin en temel meselesi geçim derdidir. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, işsizlik, gelir adaletsizliği ve üretimden uzaklaşan ekonomi anlayışı milyonlarca vatandaşımızı yoksulluk sınırına mahkûm etmiştir. Emekliler, çiftçiler, işçiler, memurlar, esnaf ve gençler geleceğe umutla bakamamaktadır.
Adalet duygusunun zedelenmesi ise milletimizin vicdanında derin yaralar açmaktadır. Hukukun üstünlüğüne olan güvenin sarsılması, liyakatin yerini kayırmacılığın alması ve devlet kurumlarının siyasallaşması toplumda ciddi bir güvensizlik ortamı oluşturmuştur. İktidar ve başta ana muhalefet olmak üzere mevcut siyasi yapı, siyaseti çözüm üretme zemini olmaktan uzaklaştırmış; milletin beklentilerine cevap veremez hâle gelmiştir.
Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen ümitsizliğe yer yoktur. Türk Milleti tarih boyunca nice ağır badireleri aşmış, yeniden ayağa kalkmayı başarmıştır. Bugün de milletimizin sağduyusu, inancı ve iradesiyle yeni bir uyanış ve diriliş olacağına inancımız tamdır.
Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor; aziz milletimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık ve mutluluk diliyoruz. Hacı adaylarımıza da sağlık ve afiyet temenni ediyor, haclarının mebrur olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN VERMEDİĞİ MUTLAK BUTLAN KARARI HUKUKSUZLUKTUR
ADALETE DAYANMAYAN SİYASETİN SONU ZULÜM VE ZİLLETTİR.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen “tedbirli mutlak butlan” kararı, hukuk devleti ve demokrasi açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir.
YSK kararlarının kesin olduğu hükmüne rağmen, YSK’nın onayladığı ve mazbatasını verdiği bir kurultayın ilk derece mahkemesi kararıyla iptal edilmesi; mevcut siyasi partiler ve seçim mevzuatı açısından yetki gaspı niteliği taşımaktadır. Bu karar, fiilen CHP’ye kayyum atanması anlamına gelmektedir. Bir siyasi partinin yönetiminin yargı eliyle değiştirilmesi, demokratik teamüller ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu durumun, siyasete olan güveni zedelemesi ve Türk siyasal hayatında ciddi bir kriz ortamına yol açması kuvvetle muhtemeldir. “Mutlak butlan” kararı, zaten aksaklıklarla yürüyen demokrasiye olan güveni daha da aşağı çekecektir.
Millet Partisi’nin temel hedeflerinden olan “Hukuk Devleti” ve “Gerçek Demokrasi” anlayışının gerekliliği her geçen gün daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.
HUKUK VE AHLAK, TÜRK SİYASETİNİN TEMEL TAŞI OLMAK ZORUNDADIR
Yeri gelmişken belirtmek isteriz ki, bizim görüşümüze göre hukuk devletinin gereği olarak YSK kararları da Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin denetimine açık hâle getirilmelidir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi bünyesinde oluşturulacak özel bir daire aracılığıyla YSK kararlarının hukuk denetimine tabi tutulması elzemdir.
Bunun yanında siyasi ahlak ve etik değerler, siyasetin temel esasları hâline gelmelidir. Bugün Türkiye’de hem iktidarın hem de muhalefetin; ahlak, şeffaflık ve kamu vicdanı konusunda samimi bir muhasebe yapmasına ihtiyaç vardır.
Gerek ülke yönetiminde gerekse belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, siyasi kutuplaşmanın ötesinde; hukuk, denetim ve ahlaki sorumluluk meselesidir. Siyasi ahlak yalnızca rakibe yöneltilen suçlamalarla değil; herkes için geçerli olan adalet, dürüstlük ve hesap verebilirlik anlayışıyla hayata geçirilebilir.
Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali’nin ortaya koyduğu siyasi ahlak anlayışı bugün de önemini korumaktadır. “Bir ahlaki prensip için binlerce koltuğu feda ederim” sözü, Türk siyasetinin ihtiyaç duyduğu anlayışı özetlemektedir. Siyaset; makam, çıkar ve güç mücadelesi değil; millete hizmet etme, adaleti koruma ve vicdani sorumluluk taşıma görevi olmalıdır.
Bugüne kadar defalarca değiştirilen seçim ve siyasi partiler mevzuatı, çoğu zaman iktidarların siyasi çıkarlarına göre şekillendirilmiştir. Hazine yardımları, medya gücü, kamu kaynaklarının kullanımı ve seçim süreçlerindeki eşitsizlikler; demokratik rekabeti zedelemekte ve millî iradenin sağlıklı biçimde ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bu nedenle seçim sistemi; adil, eşitlikçi, şeffaf ve demokratik esaslara göre yeniden düzenlenmelidir. YSK’nın yapısı ve kararları da etkin bir hukuk denetimine açık hâle getirilmelidir.
Sonuç olarak siyaset, sorunların kaynağı değil çözümün adresi olmalıdır. Adaletin, liyakatin, ahlakın ve hukukun hâkim olmadığı bir siyasi düzen toplumda güven oluşturamaz. Türkiye’nin; güçlü bir hukuk devleti anlayışına, temiz siyasete ve milletin ortak vicdanını esas alan demokratik bir yönetime ihtiyacı vardır.
SİYASİ İKTİDAR GÖREVE!
Her an patlayabilecek bombalar aramızda serseri mayın gibi gezerken, toplumun ruh, akıl ve beden sağlığını korumaktan sorumlu olan ülkeyi yönetenlerin eli kolu bağlı olamaz!
Devleti yönetenler olaylara seyirci kalamaz!
Hemen sevgi, saygı ve toplumsal barış kültürünün ve medeniyetinin temellendirilmesine başlanmalıdır.
İşte Tarsus'ta bir serseri mayın ortalığı birbirine kattı, altı canımızı bizden aldı!
Yakalanacağını anlayınca da kendi canına kıyıp intihar etti!
İşte Çorlu'da bir serseri mayın iki emniyet mensubumuzu şehit etti!
Daha önce okul saldırılarıyla başlayan ve bu son saldırılarla devam eden gelişmeler bile aklımızı başımıza alıp harekete geçmek için yeterlidir. Saldırıların buzdağının görünen yüzü olduğunun bilincinde olunmazsa, Allah korusun, daha nice saldırılarla karşı karşıya kalacağız. Bu elim olayları büyük bir krizin veya tehlikenin habercisi olarak görmek ve gerekli tedbirleri almak zarurettir. Sorun, istisnai birkaç vaka gibi görmezden gelinemeyecek boyuttadır.
Daha fazla söz, akıl sahipleri için israftır!
İktidar, seyir makamı değil; meselelere çözüm makamıdır!
Silahlanmayı ve silah taşımayı sınırlandıracak, sıkı kurallara bağlayacak;
Sosyal medya, dizi ve filmlerden başlamak üzere şiddeti frenleyecek; bu dünya hayatının insan gibi yaşanmasını sağlayacak psikolojik, sosyolojik, psikiyatrik ve ekonomik tedbirlerle birlikte;
Sevgi, saygı, nezaket, zarafet, hoşgörü, sabır, adalet, bireyin kendi iç ve dış barış eğitimi ile güzel ahlakın kazandırılmasının yanı sıra;
Yasa, eğitim, yargı, ıslah, ceza ve infaz sistemlerimiz de çağa uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Sorun, bütün yönleriyle bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
“Ya devlet başa ya kuzgun leşe” sözü; iktidara, muhalefete ve yöneticilere ibretlik bir derstir!
Heybeliada Ruhban Okulu’nun Açılmasına Kim, Neden ve Hangi Yetkiyle İzin Vermektedir?
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Atina’da yaptığı, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağına ilişkin açıklamalar; Türkiye’nin egemenlik hakları ve milli hassasiyetleri açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Türk milleti, kendi ülkesinde atılacak adımların yabancı devletlerin telkin ve yönlendirmeleriyle şekillendirilmesini asla kabul etmez. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir; milli meselelerde söz ve karar hakkı yalnızca Türk milletine aittir.
Yetkilileri, kamuoyunu tatmin edecek açık ve net bir açıklama yapmaya; bu konuda tavizsiz ve kararlı bir duruş ortaya koymaya davet ediyoruz.
Çiftçimiz; üretimin, bereketin ve milletimizin gıda güvencesinin en büyük teminatıdır.
Çiftçimizin güçlenmesi ve kalkınması, ülkemizin geleceğine sahip çıkmak demektir.
Bu anlayışla; MİLLÎ TARIM REFORMU ile yalnızca çiftçimizin emeğini, alın terini ve geleceğini korumayı değil, aynı zamanda Türkiye’nin yarınları için vazgeçilmez olan üretim gücünü ayağa kaldıracağımızı taahhüt ediyoruz.
MİLLET PARTİSİ’nin “Muhteşem Türkiye İçin Uyanış” yürüyüşleri, yurt genelinde artan bir coşku ve kararlılıkla devam edecektir.
Bu anlamlı ve örnek çalışmalarından dolayı Millet Partisi Trabzon İl Teşkilatı’mızı gönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.