20 yıldan fazladır betonla yatıp, inşaatla kalkıyoruz.
Her yere konut yaptık.
Siteler yaptık.
Rezidanslar yaptık.
TOKİ’ler yaptık.
Kentleri kilometrelerce büyüttük.
Peki sonuç?
2002:
Ev sahibi → %73,1
Kiracı → %18,7
2025:
Ev sahibi → %57,1
Kiracı → %27,0
Üstelik bugün Türkiye’de yaklaşık 27 milyon hane var.
Kiracı oranını hane sayısına kabaca uygularsanız, yaklaşık 7,3 milyon hanelik devasa bir büyüklükten söz ediyoruz.
Bir başka paradoks daha var:
Türkiye’de kaç konutun gerçekten boş olduğuna ilişkin güncel ve kesin resmi bir sayı yok.
Ancak mevcut verilerden yapılan bazı hesaplar milyonlarca konutun ikamet dışında kaldığına işaret ediyor.
Yani mesele yalnızca:
“Yeterince konut yaptık mı?”
olmayabilir.
Belki 20 yıldır yanlış soruyu soruyoruz.
Asıl soru şu:
Bu kadar konut yaptık da neden daha fazla insan ev sahibi olamadı?
Çünkü bir sistemi ürettiği beton miktarıyla değil,
insanların barınma ihtiyacını ne ölçüde çözdüğüyle değerlendirmek gerekir.
20+ yıllık büyük inşaat hamlesinin sonunda ev sahipliği %73’lerden %57’lere gerilemişse…
Ortada ciddi bir “problem statement” problemi yok mu?
Daktilo1984’ün 7 senedir aralıksız devam eden ikonik programı Çavuşesku’nun Termometresi, sadece Youtube üzerinden geçtiğimiz ay 100.000 izlenme rakamına ulaştı. Bütün izleyicilerimize teşekkürler. Lütfen kanalımıza abone olun ve bize destek verin.
700 km 2. El motosiklet aldım. 170k sıfırı bayide kampanyada 175. Kampanyasız 210. Ekstralarıda üzerinde çanta ön cam vs. Birde plaka masrafı var tabi. Fair trade.
+hocam merhaba. araca 2175 yazmışsınız ama sıfırı 2190 zaten. Sizinki 42.000 kilometrede
-git sıfırını al o zaman kardeşim
dinlendirici bir sarı site diyaloğu
Vatandaşın geçim derdi. Sokaklardaki suç çeteleri ve uyuşturucu kullanımının çok düşük yaşlara inmesi. Ulan diyeceğim kusura bakmayın. Bu kafayla kendi tabanınızdan da oy alamazsınız.
Çok eleştirmişsinizde tabeladan bilboardlara kadar çok masraflı baskı işlerinden kurtulmuşlar. Maliyet abi maliyet. Cepte para yoksa aha bu logo okey dir. asıl arkası ne durumda olacak ona bakmak lazım. gerçi ne olsa eleştirilecekti.
Dünyadan haberleri yok. Seçmen dinler mi bunları. İ�� politikada yoklar dış politikaya yoklar. Ekonomi hakkında fikirleri bile yok. Cin fikirli yiyici danışman ne derse onu şakıyor mübarek.
İktidarın Meclis’e sunduğu ‘çocuklara yönelik kanun teklifi’, çocukları suçtan korumayı değil, sadece cezalandırmayı hedefleyen bir anlayışın ürünü. İnfaz ağırlıklı bu teklifte önleyicilik yok, destekleyicilik yok!
Suça sürüklenen çocuklarla ilgili Meclis komisyon raporu henüz tartışılmadan, ortak akıl yok sayılarak alelacele hazırlanan bu metin büyük eksiklikler barındırıyor. "Cezaları artırırsak suçu azaltırız" yaklaşımı ile çocukları kurtaramayız.
Elbette sokak çetelerinin ağına düşürülen çocukların karıştığı şiddet olaylarında yitirilen canları, mağdur olan vatandaşlarımızı asla görmezden gelemeyiz. Kamu güvenliği şarttır! Ancak bataklığı kurutmadan, sadece ceza sürelerini artırarak yeni can yanmalarının önüne geçemeyiz.
Teklifte 12-15 ve 15-18 yaşındaki çocuklar için hâkimlere çok geniş, ucu açık bir takdir yetkisi veriliyor. Takdir yetkisi objektif, ölçülebilir kriterlere bağlanmazsa; günlük psikolojiler ve siyasi baskılarla çocukların hayatı etkilenebilir.
Çocuklardaki suç oranını düşürmek istiyorsak; onları çetelere iten yoksulluğu ve eğitimden kopuşu bitirmek zorundayız. CHP olarak, sadece infazı artıran bu yaklaşıma yerine, mağduriyetleri önleyen ve çocuğu koruyan bütüncül bir yasa için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Avrupa’nın başka ülkelerin iç işlerine ve sorunlarına dair değerlendirmelerde bulunmadan önce kendi içinde yaşadığı demokrasi, temsil ve yönetim sorunlarıyla samimiyetle yüzleşmesi gerektiğine inanıyoruz.
Adaletin de, demokrasinin de ve ortak değerlerin de çifte standartla değil; eşitlik ve samimiyetle anlam kazanacağını her platformda ifade etmeye devam edeceğiz. 🇹🇷
Gösteriyi izlesen ipin ucu zaten kaçmış onu anlarsın daha ilk 5 dakikasında nasıl kiralık katil tutarsın onuda anlatıyor. Siz yaptınız la, bu memleketi bu hale siz getirdiniz. Bu bebe mi yaptı? Avel.
Deniz Göktaş isimli bu zıpır stand-up gösterisinde o tiz sesiyle Cumhurbaşkanımıza dil uzatıyor.
‘Diktatör’ diyor, ‘cahil’ diyor, vesaire vesaire.
Ağır eleştiriyi mizahta bir yere kadar kabul ediyorum.
Fakat.
Doğrudan hakaret edip ‘haha huhu’ diyerek densizliğin şaka ambalajıyla sunulmasının mizahla hiçbir ilgisi olamaz.
Mizahta zeka pırıltısı olur, gösterici izleyiciyle görünmez bir bağ oluşturur, ince dokundurmaları seyirci anlık süzer, hoşuna giderse gösterinin parçası haline gelir.
Ayrıca.
Bu zıpırların 24 yıl girdiği her seçimi kazanmış ve bu ülkenin tarihine geçmiş bir lideri aşağılarken, hiçbir hayat tecrübesi ve başarısı olmayan kendilerine özel paye vermelerini de anlayamıyorum.
Senin hikayen nedir?
Bir başarın var mı?
Kaç kitap okudun mesela?
Türkçeyi sonradan öğrenen Senegalli Musti de stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanımızı eleştiriyordu ama kimse rahatsız olmadı.
İnce zekasıyla mizah üretiyordu çünkü.
Mizahla densizlik arasındaki ince çizgiyi koruyamazsan saçmalarsın, komik değil densiz olursun.
Przed wizytą Erdogana w Polsce będziemy musieli się nieźle postarać, a pewnie i tak nie pobijemy w tym Turków. Mają rozmach! O wizycie prezydenta RP Karola Nawrockiego w Turcji trąbiły wszystkie tureckie kanały TV, a ceremonia powitania wygląda jak święto narodowe.
📹@HubnerrMax
Kasım 2023 de halka söyleceklerini şimdi çıkıp söylüyor @alimahir . Hesaplaşmanın zamanı geçti be mahir sür eşeği Niğde'ye. Şu saaten sonra ancak iftira olur anlattıkların. Olan bu hesaplaşmanın yapılması gerektiğini söyleyen @bozpek 'e oldu.
🔵 Ali Mahir Başarır: "2020'de Veli Ağbaba'ya söyledim. 'Abi, Kılıçdaroğlu acayip bir adam. Çok yalan söylüyor.' dedim."
➖️Gazeteci Şule Aydın: "Ama bu kadar yalancı birinin peşinden canhıraş Cumhurbaşkanı adaylığında koşmuş olmanız tuhaf değil mi?"