Yurttaşlık Derneği (önceki adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği)
Temel hak ve özgürlükler, barış ve demokrasi | Fundamental rights and freedoms, peace & democracy
GEZİ PARKI EYLEMLERİNİN 13. YILINDA: HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ SUÇ DEĞİLDİR!
https://t.co/yNFSTf64lk
Gezi Parkı eylemlerinin 13. yılında, Türkiye’nin yakın dönem toplumsal hafızasında derin bir yer edinen bu demokratik itirazı bir kez daha hatırlıyoruz. Gezi, yalnızca bir parkın korunmasına yönelik çevreci bir tepki değil; kent hakkı, ifade özgürlüğü, barışçıl toplantı ve gösteri hakkı, çoğulcu yaşam ve demokratik katılım talebinin ortak ifadesiydi.
Gezi Parkı’nın anlamı, bugünün siyasal tartışmalarının ötesinde tarihsel bir hafıza meselesidir. Bugünkü Gezi Parkı ve Taksim çevresi, bir dönem Surp Agop Ermeni Hastanesi’ne ait Pangaltı/Surp Agop Ermeni Mezarlığı’nın bulunduğu; Ermeni toplumunun hafızasını, yasını ve varlığını taşıyan bir alandı. Bu mezarlığın tasfiye edilmesi, mezar taşlarının yerinden edilmesi ve alanın zaman içinde kışla, meydan, park ve yapılaşma projeleriyle yeniden düzenlenmesi; Türkiye’de kent politikalarının yalnızca mekanı değil, hafızayı da dönüştüren ve çoğu zaman silen karakterini göstermektedir. Bu nedenle Gezi’yi savunmak, yalnızca ağaçları ya da kamusal bir yeşil alanı savunmak değil; halkların, inançların, kimliklerin ve kayıpların hafızasına da sahip çıkmaktır.
2013 yılında ülkenin birçok iline yayılan barışçıl gösterilere karşı kamu gücü tarafından yoğun ve orantısız şiddet kullanılmış; yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri hakkı ağır biçimde ihlal edilmiştir. Bu süreçte ve onunla kesişen toplumsal itirazlarda yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş’ı, Abdullah Cömert’i, Ethem Sarısülük’ü, Ali İsmail Korkmaz’ı, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı, Mustafa Sarı’yı, Medeni Yıldırım’ı, Hasan Ferit Gedik’i ve yaşamını yitiren diğer yurttaşları saygıyla anıyoruz. Yaralanan, gözaltına alınan, kötü muameleye maruz bırakılan, yargılanan ve yıllar boyunca suçlu gösterilerek damgalanan herkesin adalet talebinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Aradan geçen 13 yıla rağmen Gezi, demokratik bir hak arama pratiği olarak değil, cezalandırılması gereken bir “suç” olarak görülmeye devam etmektedir. Bu yaklaşımın en ağır sonuçlarından biri Gezi Davası’nda ortaya çıkmıştır. Osman Kavala hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden hakkında verilen 18’er yıl hapis cezaları; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesi bakımından ağır tahribatlara yol açmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Osman Kavala hakkında verdiği kararların ve yine Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının uygulanmaması ve fiilen etkisiz bırakılması, yüksek yargı kararlarının bağlayıcılığına ve hukuk devletine ilişkin ciddi bir anayasal krize yol açmıştır. AYM kararına rağmen hapiste tutulan Tayfun Kahraman’ın ayrıca MS hastası olduğu, hapishane koşullarında tedaviye erişimi, hastalığın seyri ve kalıcı sağlık riski gözetildiğinde yaşam hakkı da tehdit altındadır. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; hasta mahpuslara ilişkin insan hakları standartları eksiksiz biçimde gözetilmeli, hiç kimsenin sağlık durumu, hapishane koşullarında ikincil bir cezalandırma aracına dönüştürülmemelidir
İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Toplantı ve gösteri hakkını kullanmak, kent hakkını savunmak, tarihsel hafızaya sahip çıkmak, düşüncesini açıklamak ve demokratik itirazda bulunmak suç değildir. Gezi’yi kriminalize eden siyasal ve yargısal yaklaşım terk edilmeli; Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Gezi bağlantılı dosyalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes serbest bırakılmalıdır.
İnsan Hakları Derneği
Ortak Açıklama: Muhalefete Yargısal Baskı Yeni Bir Aşamaya Geçti: Seçilmiş CHP Yönetimi Mahkeme Kararıyla Görevden Uzaklaştırıldı!
https://t.co/fW120JEcIi
Ortak Açıklama: Yükseköğretim Kurumlarının Toplumsal İşlevi Kurucularının Ticari Akıbetine Bağlanamaz!
Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni iptal edilmiştir. Karar, üniversitenin kurucu vakfına mahkeme kararıyla kayyım atanmış olmasına dayandırılmıştır. Anayasa Mahkemesi geri alınamaz bir işlem olması nedeniyle, üniversitelerin faaliyet izinlerinin iptalinin fiilen üniversiteyi kapatmak olarak yorumlamaktadır
https://t.co/if0LGIzwcB
Osman Kavala: Cezalandırılmamla sivil toplum kuruluşları için eskisi gibi bir özgürlük alanının artık söz konusu olmayacağı, eleştirel tavır almanın tehlike yaratacağı uyarısının yapıldığını düşünüyorum https://t.co/pqaORyhxqp
Sözün sözümüzdür Ahparig. Bugün de, yarın da!
Cinayetin 19. yılında Hrant Dink’i anmak üzere 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30’da yine 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı (Agos’un eski bürosu) önünde, onu vurdukları yerdeyiz.
Hakikatin İzinde
Adaletin Peşinde
Cinayetin 19. yılında Hrant Dink’i anmak üzere 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30’da yine 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı (Agos’un eski bürosu) önünde, onu vurdukları yerdeyiz.
The 17th International #HrantDinkAward ceremony is starting! You can follow the live broadcast of the ceremony here: https://t.co/fv4rLQWqYv #BuildHope#StrongerTogether
Acı kaybımız
Derneğimizin kurucularından, değerli bilim insanı Prof. Dr. Mete Tunçay’ı kaybettik. Cenazesi bugün (18 Ağustos) ikindi namazının ardından Levent Afet Yolal Camii’nden kaldırılacaktır.
Ailesine, dostlarına ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Ruhu şad olsun.
Bülent Bilmez'le Mart ayında yayınlanan kitabı “Türkiye'de Demokrasinin Hasta Kökleri"ni ve "süreç" önündeki engelleri konuşuyoruz.
1 Temmuz 2025, Salı - 19:00
online izlemek için kayıt: [email protected]
2006 #HenriNannen ödül töreni'nde #HrantDink "Türkiye karanlık bir ülke değil. Aydınlanıyor ve biz orayı aydınlatmak için çaba sarf ediyoruz." Mücadelelerin umudumuzu yeşerttiği ve ötekileştirmenin önüne geçtiği bir dünya diliyoruz.
#İyikiDoğdunHrantDink
Törende açılış konuşmasını yapan Rakel Dink, konuşmasında "Bu döngüden kurtulmanın tek yolu şiddet vaaz eden tüm politikalardan uzak durmak, bu söylemlere karşı uyanık olmak, şiddeti değil yaşam hakkını, tekliği değil çokluğu savunmak." dedi.
The International #HrantDinkAward is starting! You can follow the ceremony on the Foundation's YouTube channel, website, and social media accounts in English. #BuildHope#StrongerTogether
https://t.co/9yBvA39f2D