Türkiye'de milli bilinç diri tutulmazsa bir 100 sene sonra da torunlarımız Fethullah'ın mezarının Türkiye'ye nakl-i kuburunu talep edecek hainlerle uğraşır.
Mehmet Şimşek'ten yabancı yatırımcılara:
"Kişisel servetinizi Türkiye'ye getirirseniz ve Türkiye'de yerleşik olursanız %100 vergi muafiyetiniz olacak."
"Aslında burada neredeyse tamamen vergisiz bir ortamdan bahsediyoruz."
"Servetinizi Türkiye'ye taşırsanız 20 yıllık muafiyet söz konusu olacak. Bu da çok uzun bir süre."
Hâlen kabullenemeyenler olsa da hâlen içine sindiremeyen hazımsızlar bulunsa da…
Bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin göz bebeği, iftihar tablosudur.
Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda, aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz.
Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz.
Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz.
KKTC VATANDAŞ YAPILAN İSRAİLLİ PAUL GİLLHAM, ETHEL FRİEDMAN, BENZİ FRİEDMAN, MAOR FRİEDMAN VE IGOR KOBİLİTYATSKY, GÜNEYDE KÖY SATIN ALAN İSRAİLLİ'DEN 11 YIL ÖNCE ILGAZ KÖYÜNDE 50 DÖNÜM ARAZİ ALIP AYNI KONSEPTLE BAĞ EKTİ, ŞARAP TESİSİ KURDU, OTEL İNŞA ETTİ.
NE Kİ GÜNEYDE ŞARAP+
🗣️HÜDA-PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç:
Kahramanmaraş’ta insanları öldüren bu nesil, bize ait olmayan bu eğitim sistemi yüzünden ortaya çıktı.
Ülkedeki Kemalist azgın azınlığın çığırtkanlığından çekinildiği için İslam’a uygun eğitim verilmiyor.
Toplumumuzda bazı gelenekler, arkasındaki mantık hiç düşünülmeden kestirip atılıyor. Bunlardan biri de cenaze evindeki yemek ve çay telaşı. Bazıları bunu eleştirerek, "Yahu ben acımı yaşarken adam gelmiş benden çay istiyor, şeker istiyor; lahmacunun yanına ayran istiyor" diyerek bu durumu anlamsız buluyor. Beklentisi ise şu: Cenaze sahibi olarak kimsenin olmadığı bir köşeye çekilsin, yasını tutsun ve sadece ağlasın...
Ancak atlanan bir nokta var; yas süreci tam olarak böyle bir şey değildir. İnsanın en travmatize olduğu, yalnız kaldığında içinden çıkamayacağı o ağır buhranı atlatmanın en pratik yolu meşguliyettir. Üzüntünün en şok edici, en sert anında birileriyle oturup kalkmak, basit hizmetlerle veya kalabalıkla meşgul olmak, o acıya doğrudan toslamak yerine paylaştırmak demektir.
Tarih boyunca kültürümüzde cenaze sahibinin hiç yalnız bırakılmaması, günlerce taziye mekanlarında veya evlerde gece gündüz vakit geçirilmesi boşuna değildir. Evet, gelene gidene ikramda bulunulur, hizmet edilir. Bu sayede insan, acının çıldırtıcı ve en tehlikeli ilk şokunu; çay, şeker, ikram gibi basit detaylarla meşgul olarak daha hafif atlatır. Birkaç günlük o yoğun meşguliyetten sonra kendiyle baş başa kaldığında, artık en sert dalga geçmiş, kayıp kabullenilmiş olur ve iyileşme süreci daha sağlıklı başlar.
Üstelik bu süreçte insan, yapayalnız olmadığını ve bir sıkıntısı olduğunda etrafında kenetlenecek birilerinin varlığını hisseder. Anadolu kültüründe kural bellidir: Aslında cenaze sahibinden yemek beklenmez; komşular ve dostlar yemeği hazırlar, getirir. Ancak cenaze sahibinin de bu sürece dahil olmasında, misafirle ilgilenmesinde, servis etmesinde hiçbir mahsur yoktur; aksine bu durum psikolojik bir kalkan görevi görür.
İnsan psikolojisi sadece terapilerle, doktorlarla veya ilaçlarla düzelmez. Geleneksel uygulamaların hayatımıza fark ettirmeden kattığı o iyileştirici dokunuşları küçümsememek gerekir. Mantıksız görünen pek çok geleneğin temelinde, aslında insan ruhunu koruyan köklü bir bilgelik yatar...
Alın artık şu adamı bu görevden ya, bari futbolu diğer şehirlerden birine bırakın. Hepimiz futbolcularımızı seviyoruz bu ayrı, çok mu ihtiyaçları var villaya, sınır ötesi operasyondan dönmediler. Şehit ailelerimiz var onlara ver vereceksen, hani en vatansever sizsiniz ya…
Van’da pkklı teröristlerin tehditlere rağmen dimdik duran Kırgız Türkü Kanatbeg:
Nevruz kutlamaları adı altında terör sempatizanlığı yapıyorlar. Bu memleketin ne kadar değeri varsa saygısızlık yapıyorlar.
Memleketin telafisi yok, bayrağın telafisi yok!
Stadyum çıkışında 47 vatandaşını bombayla öldüren teröriste 20 defa anjiyo yapan bir devlet ve hukuk düzeni istemiyorum. Bu cani terörist, o katliamının ertesi günü idam edilmeliydi.