Tekstilde biz ne yapacağız bilmiyoruz. Japonya 50 yıl önce aynı soruyla karşılaştı. Şimdi bakalım ne yaptılar.
1960'lı yıllar. Japonya ucuz tekstil üretiyor, dünyaya satıyor. Ama işçi ücretleri yükseliyor, Güney Kore ve Tayvan daha ucuza üretiyor. Japonya'da fabrikalar kapanmaya başlıyor, işçiler iş arıyor.
Japon hükümeti ve sanayiciler bir karar aldı. Ucuz işgücüne dayalı kumaş dokuma ve hazır giyim üretiminden çıkıp sentetik elyaf geliştirme ve teknik tekstil üretimine geçecekler. Yani "biz artık ucuza dikemeyiz, o zaman başkasının dikemeyeceği şeyleri üretelim" dediler.
Bugün Japonya'da Toray adında bir şirket var. Otomobil üreticisi değil, tekstil şirketi. Ama ürettiği karbon fiber kumaşlar Boeing uçaklarında, Toyota arabalarında, uzay araçlarında kullanılıyor. Toray, Toyota ve Honda gibi devlerle ortaklık kurarak otomotiv sektörüne yüksek performanslı tekstil malzeme tedarik ediyor.
Japonya ucuz tekstili bıraktı. Yerine yanmayan kumaşlar, uzayda kullanılan malzemeler, otomobil içlikleri, tıbbi tekstiller koydu. Bir ülke "biz artık bu işi yapamayız" demek yerine "bu işi başkasının yapamayacağı şekilde yapalım" dedi.
Türkiye'nin elinde 50 yıllık tekstil bilgisi var. Avrupa'ya yakınlığımız var. Bu birikimi ucuz elbise dikmek için mi kullanacağız, yoksa Japonya gibi bir dönüşüm mü gerçekleştireceğiz?
Dünya borsalarından savaş sebebiyle bir ayda 5 trilyon dolar silindi. Bu para kimin cebine girdi? Şimdi anlatıyorum.
Cevabı anlamak için şöyle düşünün. Mahallenizde bir eviniz var. Komşunuz evini 5 milyon liraya sattı. O andan itibaren sizin eviniz de 5 milyon lira eder.
Ama ertesi gün başka bir komşu evini 3 milyon liraya satsa, sizin eviniz de anında 3 milyon liraya düşer. Peki o 2 milyon lira nereye gitti? Hiçbir yere. Zaten elinizde böyle bir para yoktu. Eviniz yine aynı ev. Sadece son satış fiyatı değişti.
Borsa da tamı tamına böyle çalışıyor. Bir şirketin milyonlarca hissesi var. O hisselerin yalnızca küçük bir kısmı her gün alınıp satılıyor. Ama son işlemin fiyatı tüm hisselerin değerini belirliyor. Fiyat düşünce kağıt üzerinde paralar "buharlaşıyor." Oysa ortada gerçekten el değiştiren para ise çok az.
Peki gerçekten kaybeden yok mu? Var, yalnızca bir grup: fiyat düşerken panikleyip satan kişiler. O parayı da ucuza alan kişiler kazanıyor.
Bir de açığa satış yapanlar var — bunlar fiyatın düşeceğine önceden bahse giriyor. Savaş çıktı, borsalar çöktü, bu grup milyarlarca dolar kâr etti.
Yani şunu aklınızda tutun: Borsa düştüğünde şirketler yine aynı şirketler, hisseler yine hisseler. Trilyonlar "yok oldu" denince aslında kaybolan şey gerçek para değil — sadece o ana kadar var olduğu varsayılan bir rakam.
ABD-İsrail-İran savaşının faturasını kim ödüyor, kim cebini parayla dolduruyor — rakamlarla bakalım.
Önce Kazananlar:
Rusya. Doğalgaz fiyatları yüzde 60, petrol yüzde 70 arttı. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının artmasıyla günlük 170 milyon dolar ek gelir elde ediyor. Mesela Hindistan'a petrol satışları yüzde 50 arttı. 2025'de enerji gelirlerinin en kötü yılını yaşayan Rusya, bu savaşla birlikte rahat bir nefes aldı.
Norveç. Körfez'den kaçan alıcılar güvenilir alternatif arıyor. Norveç bu boşluğu dolduruyor ve enerji gelirleri artıyor.
Endonezya. Petrol sıkıntısı nedeniyle kömüre yöneliş arttı. Büyük kömür ihracatçısı olarak Endonezya kârını katladı.
Şimdi kaybedenler.
İran. Altyapısı tahrip edildi, petrol ihracatı neredeyse durdu.
Suudi Arabistan. En büyük rafinerilerinden birini kapattı. Körfez ülkelerinin toplam zararı 200 milyar dolar.
Katar. Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz tesislerinden biri drone saldırısıyla devre dışı kaldı.
Güney Kore. Ham petrol ihtiyacının yüzde 70'ini Ortadoğu'dan karşılıyor. Üstüne bir de dünyanın bellek çiplerinin yarısını üretiyor. Enerji krizi, teknoloji krizine dönüşebilir.
Japonya. Ham petrol ihtiyacının yüzde 59'u Ortadoğu'dan geliyor. Alternatif yok, maliyet büyüyor.
Avrupa. Savaşın başından bu yana AB'nin enerji faturası 14 milyar euro yükseldi. Her gün 424 milyon euro kaybediyor.
Ve en büyük kaybeden:
ABD. Trump "biz üretiyoruz, etkilenmeyiz" dedi. Ama rakamlar farklı konuşuyor. Yakıt ve gübre fiyatlarındaki artışla birlikte Amerikalılar bu savaş nedeniyle günlük 1,4 milyar dolar ödüyor. Ortalama bir Amerikalı hanenin savaş için aylık ek faturası 410 dolar.
Bu savaşta kimin kazandığını anlamak için silah sesine değil, bütçelere bakın. Savaşın dışında duran Rusya her gün 170 milyon dolar kazanırken, bu savaşı başlatan ABD her gün 1,4 milyar dolar kaybediyor.
2030 yılına kadar, Yapay Zeka'nın etkisiyle, 92 milyon kişi işini kaybedecek.
Dünya Ekonomik Forumu'nun raporuna göre Türkiye dahil, milyonlarca çalışan ya işini tamamen kaybedecek ya da yaptıkları iş bambaşka bir şekle bürünecek.
İlk önce hangi işler etkilenecek?
Çağrı merkezleri: Telefonda müşteri hizmetleri verenlerin yerini yapay zeka asistanları alıyor — 2-3 yıl içinde tüm çağrı merkezleri kapanmış olacak.
Tercümanlar,
Muhasebe: Fatura işleme, bordro, rutin hesaplamalar... Bunları artık yazılımlar saniyeler içinde yapıyor.
Veri giriş ve raporlama memurları: Veri girişi yapan veya rapor hazırlayan pozisyonlar hızla azalıyor.
Bankacılar: Onlarca uzmanın yaptığı işi şimdi bir algoritma dakikalar içinde yapıyor.
Ve haber üretiminin bir bölümü: Standart ekonomi ve spor haberleri yapay zeka tarafından yazılmaya başlandı bile.
Ama şunu da söyleyeyim: aynı rapor Türkiye'de önümüzdeki yıllarda 1,8 milyon yeni iş tanımının ortaya çıkacağını söylüyor. Yani bu dönüşüm yeni bir çağın bağlangıcı.
(Kaybedenler bekleyenler olacak, kazananlar bugünden hazırlanmaya başlayanlar.)
Sizin iş kolunuz nasıl etkilenecek? Görüşlerinizi yorumlara yazın.
Devlet üniversiteleri ücretli olmalı.
Neden?
Özel üniversitelerde yıllık eğitim ücreti;
İşletme Hukuk gibi bölümlerde yıllık 400.000 liradan,
En pahalı olan bölümler olan Tıp ve Diş Hekimliğinde: yıllık 800.000 liradan başlıyor.
Devlet üniversiteleri ise ücretsiz.
Bu üniversitelerde diploma sahibi olan bir kişinin devlete maliyeti 4 yıllık okullarda yaklaşık 1 milyon lira, tıp fakültelerinde yaklaşık 2 milyon lira.
Dünya'da hiçbir şey ücretsiz değil. Bu parayı bizler hep birlikte vergilerimizle ödüyoruz.
Yani şu anda Edirne'de devlette ücretsiz öğrenim gören bir öğrencinin parasını aslında Manisa'daki bir kunduracı ve Kastamonu'daki bir dönerci ödüyor. Bu adil değil.
Tüm devlet üniversiteleri, özel üniversiteler gibi ücretli olsun. Ama okurken alınmasın, öğrenci devlete borçlansın.
Daha sonra mezun olup çalışmaya başladığında maaşının %10'unu geçmeyecek şekilde yavaş yavaş geri ödesin.
(1) Böylece, ülkeye ve dünyaya hiç katkısı olmayacak ama sadece duvara asmalık diploma için okuyan kişileri elemiş oluruz, gerçekten okumaktan isteyenlere yer açılır.
(2)
Ayrıca; bu ülkenin kaynakları ile en iyi eğitimi aldıktan sonra başka ülkeye göç edip oraya hizmet eden bir kişi, burada aldığı eğitim parasını bize geri ödemiş olur.
(3)
Bu düzeni kurarsak, eğitimin masrafı devlete binmeyeceğinden dolayı, akademisyenlerimizin maaşına %200 zam yapıp iyi hocaları üniversitede tutabiliriz.
Ne dersiniz?
Türkiye prangasından kurtuluyor.
PKK terörü, Türkiye’nin kalkınmasının önünde en büyük engeldi. 41 yıllık mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyeti 2 trilyon dolar...
Bu parayla;
✅20 bin şehir hastanesi
✅100 nükleer santral
✅196 İstanbul Havalimanı yapılabilirdi.
Alın size hırsızlığın belgesi.
İBB Kültür A.Ş.'ye ihale bedeli olarak 395 milyon lira fatura kesen işadamı Hüseyin Köksal'ın bir süre sonra İmamoğlu İnşaat'a 50 milyon lira aktardığı MASAK raporlarında tespit edildi.
Allah belanızı versin, Yatacak yeriniz yok.
İBB yolsuzluğundaki 560 milyar TL ile;
• 21 Yavuz Sultan Selim Köprüsü
• 35 yeni büyük liman
• 200 yeni havalimanı pisti
• 1160 km yeni YHT hattı
• 5 adet boğaz altı tüp geçit
• 250 Şehir Hastanesi
• 350 km yeni metro hattı
• 15 Atatürk Barajı
yapılabilirdi !
@kilicdarogluk Hani, Hak , Hukuk , Adalet? Gençlerin yıllarca çalışıp sınavla kazandığı üniversiteye sınavsız, usulsüz şekilde girmek mi hak, hukuk, adalet? #Ekremİmamoğlu#diploma