Yahu kardeşim, Allah'tan korkun!
Yüzlerce yıllık tarihi su kemerinin dibine konut mu yapılır!
Lafa gelince "Ecdad" "Ecdad" deyip duruyorsunuz da sizin ecdada hiç mi saygınız yok!
Üç beş yandaşa para kazandıracaksınız diye tüm şehre kaybettiriyorsunuz.
Tarihi eserler tüm bir şehir için hazine değerinde. Turistler böyle şeylere geliyor. Böyle şeyler o şehri değerli kılıyor. Ama siz bu hazineyi aç gözlülüğünüz ve kısa vadeli bireysel hırslarınız için resmen gömüyorsunız.
@gorkemli_htrlr canlı yayında yarın ki panelin çağrısını yaptı..
"Karadeniz'e adanmış hayatlar başlığı" her şeyi özetliyor. @Serhan_Asker teşekkür ediyoruz.🙏
Kıymetli hocalarımız @oguzkurdoglu@ibrahimggunduzz iyi ki varlar!
Karadenizliler toprağına, suyuna ve tüm canlıların yaşam hakkına sahip çıkmaya devam edecek..
12 Temmuz (yarın)
Saat 14:00
Çayeli Sahilinde
Büyük Balıkçı Barınağı yanındaki nikah salonun da biraraya geliyoruz.
#ÇayeliZehirEliOlmasın
#KaradenizZehirleniyor
#TopraklarımızSatılıkDeğildir
#YaşamAlanlarımızaDokunmayın
MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a yönelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Topluma yeni hiçbir şey vaat edemeyen, eleştirilere cevap veremeyen ve sandıktan korkan iktidarın elinde muhalifleri korkutmak ve sindirmek için baskı kullanmak dışında bir araç kalmadı.
Buna rağmen eleştiriler dinmiyor; hoşnutsuzluk toplumun farklı kesimlerine ve kuşaklarına yayılıyor, hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. @idgoktas’ın zekası, cesareti ve mizahı ağzını açamayan milyonlara ses verdi ve örnek oldu. YouTube’a yüklediği gösteri, bir hafta dolmadan neredeyse 9 milyon kişiye ulaştı.
Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı dibinde altın ve gümüş çıkartmayı planlayan Koza Madenciliğe ait projenin çed olumlu kararının iptali için Çanakkale Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nin açmış olduğu davaya onlarca Çanakkaleli'nin de müdahil olması sonuç verdi davayı kazandık!
Su hakkı için yaşamdan yana olmak ve adaletin yerini bulmasını istiyorsanız sessiz kalmayın davacı olun dediğimiz davada mahkeme madenin Çed olumlu kararını iptal etti.
Geçtigimiz aylarda açıklanan ve lehimize gelen bilirkişi raporunu da referans gösteren mahkeme heyeti; 'mevcut projenin teknik ve bilimsel yönden yetersiz olduğu, olası olumsuz etkilere karşı koruma tedbirlerinin nasıl gerçekleştirileceği ile ilgili belirsizlikler içerdiği, bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklerin çed raporunu, dolayısıyla çed olumlu kararını sakatlayıcı nitelikte önemli eksiklikleri olduğu anlaşıldığından, dava konusu çed olumlu kararında hukuka uygarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır' dedi.
Koza ve Cvk'da sevindirici haberleri almamıza rağmen Tümad ve Cengiz huluksuzca, mevzuat aykırılıkları ile Çanakkale'nin toprağını talan etmeye, son hız sahada çalışmaya devam ediyor!
Bu projelerin de durdurulması için adaletli kararlar verecek mahkeme kararlarının çıkması umuduyla mücadeleye devam Çanakkale!
Suyuna, şehrine sahip çıkınca tüm Çanakkale kazandı!
Havana, suyuna, toprağına sahip çık ki hep birlikte kazanalım, bu yıkım projeleri son bulsun!
#suyaşamadalet
🌱 Her gün üzerine bastığımız toprak, aslında milyarlarca canlıya ev sahipliği yapan, suyu depolayan, bitkileri besleyen ve karbonu tutan canlı bir ekosistem.
🌱 Toprağı korumak; gıdamızı, suyumuzu, sağlığımızı ve yaşamın devamlılığını korumak demek.
Toprak hakkında merak edilenler için 👉 https://t.co/FFrwDFPXU5
🌿 Doğal varlıkları koruma çalışmalarımıza verdiği destek için bağışçımız Sayın Turan Demiraslan’a teşekkür ederiz. 🙏🏼