Türk milleti umudunu yitirmişken Zafer Partisi'ni kurdu. Milli değerlerinden taviz vermeyen Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini öne çıkardı. Türk milleti nerede çağırdı ise oraya gitti. Önceliği hep Türklük oldu.
İyi ki varsın Sayın Genel Başkanım @UmitOzdag.
Sayın Genel Başkanımız Ümit Özdağ’ın (@umitozdag) sosyal medya hesabına yurt dışı kaynaklı gölgeleme (shadow ban) uygulandığı görülüyor. Birkaç gün içerisinde binlerce takipçi kaybı yaşatılarak hesabın etkileşimi düşürülmeye çalışılıyor.
Bu algı operasyonuna karşı hep birlikte destek olalım. Yorum yaparak, paylaşarak ve etkileşim vererek hesabın görünürlüğünü artırabiliriz.
@zaferpartisi@umitozdag@ZaferPartisi_01@CeyhanZaferPt
🚨 Eyüpsultan’da silah sevkiyatı yapılacağı istihbaratı üzerine takibe alınan kamyonete operasyon düzenlendi.
Kamyonette yapılan aramada, 1021 tabanca, 632 tabanca gövdesi, 632 tabanca üst kapağı ele geçirildi.
Gözaltına alınan 1 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bireysel silahlanmanın olduğu bir ülkede saldırganlar iyi insanların da silahlı olduğunu bilir ve kötü bir işe kalkışmaya çekinir. Yine de kalkışırsa, iyi insanlar ruhsatlı silahlarıyla saldırganlara karşı kendilerini ve çevrelerini koruyabilir.
Bireysel silahlanmanın olduğu bir ülke düşmanın gözünde caydırıcı bir güçtür. Hiçbir ülke, milleti silahlanmış bir ülkeyi işgal etmek istemez. Etmeye kalkışırsa bedelini çok ağır ödeyeceğini bilir çünkü. Sayısız kayıp verir ve verdiği kayıplara rağmen istediği sonucu alamayabilir.
Bu arada ermeni ve rum çetelerinin Anadolu'da ve Kıbrıs'ta silahsız Türklere yaptıkları zulümleri hatırlamak lazım.
Yasal yollarla silahlanmak bir haktır. Vatandaşların kendini savunması, toplumsal düzenin sağlanması ve Türkiye'nin caydırıcı bir güç olmasına katkı sunması bakımından da bir gerekliliktir.
Bunlar ya israil devletinin ileri karakolları türk milletinin silahsız ve savunmasız kalmasını isteyen hain köpekler ya da etkileşim orospusu cahil köpekler
Silaha ulaşmak isteyen art niyetli kişiler, yasaklar ne olursa olsun bir yolunu bulup o silaha ulaşırlar. Bireysel silahlanmayı bitirmeye yönelik hamleler, aslında sadece dürüst ve iyi insanların kendilerini savunma hakkını elinden almak demektir. Unutulmamalıdır ki; öldürmeyi kafasına koyan biri bunu bıçakla, arabayla, taşla, sopayla, hatta bir kalemle bile yapabilir.
Bireysel silahlanma karşıtları ya meseleye at gözlüğüyle bakıyor ya da manipüle ediliyorlar. Kötü adamlar, doğası gereği silahın sadece kendisinde olmasını ister. Kahramanmaraş’ta yaşanan son hadise, silaha erişim kolaylığından ziyade denetimsizliğin ve sorumsuzluğun bir sonucudur.
Kendi hayatımdan örnek vermem gerekirse; evimde çocuğum olmadığı halde tüm tüfeklerim ben odada değilken kilitli tutulur. Mühimmatlar asla silahların yanında değil, ayrı ve kilitli sandıklarda muhafaza edilir. Ben bu hassasiyeti gösterebiliyorken, evinde yedi silah olan birinin çocuğu o silahlara rahatça ulaşıp dışarı çıkabiliyorsa, bu sistemin değil ebeveynin ağır sorumsuzluğudur.
Bireysel silahlanma prosedürleri halihazırda bu kadar zorlayıcıyken, süreci daha da imkansız hale getirmek bu ülkenin savunma refleksine sıkılan son kurşun olur. Bir ülkeyi içeriden çökertmek istiyorsanız, halkın meşru müdafaa imkanlarını elinden alırsınız. Bu, alim olmaya gerek duyulmayacak kadar siyah ve beyaz netliğinde bir gerçektir.
Sürekli yurt dışı hayali kuran silahlanma karşıtları, özendikleri o ülkelerde bireysel silahlanmanın ne seviyede olduğuna bir baksınlar. Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının ekmeğine yağ sürmekten artık vazgeçin.
#BireyselSilahlanma #MeşruMüdafaa #Güvenlik #MilliYasİlanEdilsin #öğrenci #Kahramanmaraş
O kadar kendilerinden emin bir şekilde saçmalıyorlar ki gerçekten şaşırıyorum.
Peki bu ruh hastası ergen, bu menfur saldırıyı babasına ait silahla değil de arabayla yapsaydı ne diyecektik?
"Arabaları yasaklayın" diyen bir andaval çıkacak mıydı?
Nitekim Avrupa'da araba ile kalabalık insan gruplarına karşı gerçekleştirilen saldırılarda birçok kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı.
Yaşanan olay anlık öfke patlaması sonucunda cereyan eden bir olay değil, önceden tasarlanıp sonuçları düşünülerek yapılmış planlı bir saldırı.
Kaldı ki Siverek'teki saldırganın babası poliste değildi. Saldırgan ruhsatsız silahla saldırıyı gerçekleştirdi.
Fatma Nur Çelik öğretmenimiz, yine öğrencisi tarafından bıçaklanarak katledildi.
İntihar eden polis ya da askerler; bellerinde tabancaları olduğu için mi yoksa çalışma koşulları, mobbing, ekonomik zorluklarlar vs gibi sebeplerden dolayı mı intihar ediyorlar?
Hiçbir b*ka yaramayan popülist söylemlerle duyar mastürbasyonu yaparak sorunlar çözülmez.
Bozulan aile, toplum ve ahlak yapısı ile ilgili hiçbir sorun yok.
Çocukları birer yarış atına çeviren eğitim sistemi ile ilgili hiçbir sorun yok.
Öğretmenlerin ve ailelerin elini kolunu bağlayan düzenlemeler ile ilgili hiçbir sorun yok.
Çocuk değil şahzade ya da sultan doğurmuş narsist ve sorumsuz ebeveynler ile ilgili hiçbir sorun yok.
Okulda çocukların birbirlerine karşı uyguladıkları fizyolojik ve psikolojik şiddet yani akran zorbalığı ile ilgili hiçbir sorun yok.
Suçtan suça sürüklenen ve çetelerin tetikçisi haline gelmiş çocuklar ile ilgili hiçbir sorun yok.
Onlarca suç kaydı ile sokakta serbestçe dolaşıp suç üstüne suç işlemeye devam eden p*ç kuruları ile ilgili hiçbir sorun yok.
Amma ve lakin bütün sorun polislerin ya da vatandaşların ruhsatlı silahlarında.
Yahu siz dalga mı geçiyorsunuz?