@OrhanaAydin bakımsız kepçe
sen iyice çözüttün artık
hoca tıkayacak sana
hocaya söylemeli malum yerinden başka ağzınıda tıkamalı
sağken çok iftira atıp boş konuştu diye
😀
@bybekirbozdag bunun gibi onbinler var
imamın kayığına bindikten sonra işin hiçde kolay değil
orada reisin sözüde geçmiyor
17/25 de nasıl bakanlık makamına atlayıp masumların kanına girmiştin
bekiirr işin çok zoorr
İyi oku @bybekirbozdag!
Ulu divanda sorduklarında: “8 yıl geceli gündüzlü eğitimim, talimim, öğrenciliğim ve ~16 yıllık lekesiz görev hayatımın sonunda, masum olduğumu bile bile iftira ederek jiletle üniformamı sırtımdan kazıdılar! Hayır, hakkımı helal etmiyorum!” diyeceğim…
@alptugX tüm bu tezgahları ortaya çıkaran bütün pisliklerinizi açıklayan kahramanlardan birisi
efendilerinde bundan müthiş rahatsızlık duydukları için senin gibi trol piçlerini saldırtıyorlar üç kuruş paraya😀
@ferkadann Cevheri Güven mert bir gazetecidir, bütün engellemelere rağmen doğruları söylemekten vazgeçmez.
Ancak bundan paşa yazan troller efendileri adına ona saldırır.😀
@MehmetArdic_ le trol gazeteci
4 yıl önceki fotoğraftan medet umup hedef gösterme kancıklığını yapacağına
1 hafta önceki fonzi vurgunu yapan akape lileri araştır yazda erkek gazeteci sayıl😀
#KerimeYıldırım en yetenekli pilotlardan idi. Sadece emre itaat etti. Rütbesi itibarı ile hiçbir noktada kendisi karar vermememiştir. Onun değeri çok farklıdır. Kendisine Hava K.leri K.lığına giden yol açılan Albayrakların yalakası #HasanKüçükAKyüzSÜZ TRT ye bilerek gitmek ++
Onbinlerce masum insanın yıllardır zindanlarda tutulduğu bir ülkede huzur, bolluk ve bereket beklemek; gaflettir!
Bunca hak… Bunca hukuk…Bunca yürek yangını…
Bunların hepsi bir gün yeri de göğü de inletir.
Aç tarih kitaplarını!
Oku yüzlerce kıssayı!
Bak sana inen Kitab’a!
Zulüm payidar olmaz. Zalim baki kalmaz. Masumun ve mazlumun ahı da gözyaşı da yerde kalmaz!
Yakın tarihimiz ordudan tasfiyelerle dolu!
Devir değişiyor.
İktidar değişiyor.
Gerekçe değişiyor.
Ama tasfiye sürüyor.
1960…
27 Mayıs sonrasında gerekçe, ordunun “gençleştirilmesi” ve yeni düzenin önündeki askerî direncin kırılmasıydı.
235 general ve 4.171 subay ordudan uzaklaştırıldı.
1963…
Bu kez gerekçe Talat Aydemir ve Fethi Gürcan’ın darbe girişimiydi.
Yaklaşık 200 subayla birlikte 1.459 Harp Okulu öğrencisi sistem dışına çıkarıldı.
12 Mart 1971…
Gerekçe; darbe teşebbüsü, disiplinsizlik ve sol/devrimci faaliyetlerle ilişkilendirilen askerî kadrolardı.
Yüzlerce subay sorgulandı veya re’sen emekliye sevk edildi.
12 Eylül 1980…
Bu kez gerekçe “yasadışı görüşler”di:
397 subay,
176 astsubay,
447 askerî öğrenci…
Toplam 1.020 kişi ordudan veya askerî okullardan uzaklaştırıldı.
Sonra 28 Şubat geldi.
Bu kez gerekçe “irtica”ydı.
Yüzlerce subay ve astsubay özellikle YAŞ kararlarıyla ordudan çıkarıldı.
Bu tasfiyeler yalnız insan kaybettirmedi.
Ordunun iç dengelerini de değiştirdi.
Ardından Ergenekon ve Balyoz süreçleri başladı.
Bana göre bunlar, önceki tasfiyelerin açtığı boşlukta güçlenen ve ordunun komuta kademesinde etkisini artıran bir yapıya karşı atılan ilk ciddi hukuki adımlardı.
Ancak süreç ilerledikçe kapsam giderek genişletildi, birbirinden çok farklı kişiler aynı dosyalara sokuldu, tartışmalı deliller meselenin özünü gölgeledi.
Davalar siyasi irade tarafından öylesine sulandırıldı ki başlangıçtaki sorun bile tartışmalı hale geldi.
Gerçek bir mesele bile hukuk sınırlarını kaybedince kendi meşruiyetini tüketir.
Sonra 15 Temmuz geldi.
Ardından on binlerce asker sistem dışına çıkarıldı; ordunun kadroları ve kurumsal dengeleri bir kez daha değiştirildi.
Bütün bunlara baktığımda artık birbirinden kopuk hatalar görmüyorum.
Bana göre burada uzun soluklu bir güç mücadelesi var.
Aktörler değişiyor.
Gerekçeler değişiyor.
Araçlar değişiyor.
Ama sonuç değişmiyor:
Ordu tekrar tekrar tırpanlanıyor.
Bazen darbe gerekçesiyle.
Bazen ideolojiyle.
Bazen irtica suçlamasıyla.
Bazen örgüt bağlantısıyla.
Bazen YAŞ’la.
Bazen mahkemeyle.
Bazen KHK’yla.
Suç işleyen elbette yargılanmalıdır.
Ama suçluyla mücadele başka şeydir; bir kurumu sürekli zayıflatmak başka.
Çünkü her büyük tasfiye aynı zamanda:
Tecrübe kaybıdır.
Kurumsal hafıza kaybıdır.
Liyakat kaybıdır.
Güven kaybıdır.
Yaklaşık 65 yıllık tabloya baktığımda vardığım sonuç şu:
Türk Silahlı Kuvvetleri, farklı dönemlerde farklı gerekçelerle, tekrar tekrar güç mücadelesinin merkezine çekildi.
Bunun bedelini yalnız askerler ödemedi.
Devlet ödedi.
Çünkü güçlü devlet; güçlü hukuk, güçlü kurumlar ve güçlü bir orduyla ayakta kalır.
Ordusunu sürekli tırpanlayan bir ülke, sonunda yalnız askerini değil, kendi devlet gücünü de tırpanlar.
🚨 FAİZDEN DUDAK UÇUKLATAN GELİR!
AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın şirketinin, son 5,5 yılda yaklaşık 2 milyar TL faiz geliri elde ettiği öne sürüldü.
📌 Şirketin 6,5 yılda 6 milyar TL’lik borcu 2,5 milyar TL’ye aldığı belirtildi.
Yıllar önce, hatırlarsınız, mehape MKY’sının ~yarısının sapık / uygunsuz kaseti piyasaya çıkmıştı.
Bu kadar ahlaksızın tepe yönetiminde olması tesadüf olabilir mi?
Akape’de bu kadar hırsızın olması tesadüf olabilir mi?
Katil etrafında kendi gibi katiller ister! Keza hırsız ve sapıklarda öyle! Başka türlü rahat edemezler. Kapanmak üzere olan bu dönem; KATİL, SAPIK ve HIRSIZLARIN devridir…