Yusuf Tekin Hocamızı savunduğum için içeride dışarıda ne kadar kansız, dinsiz, imansız, soysuz, sopsuz, siyonist, Ermeni, Yunan ve FETÖ’cü varsa alayı toplu hâlde hesabımı şikâyet etmeye başladılar.
Edin ulan, sizden korkan sizin gibi olsun.
Siz kıymetli takipçilerimden ricamdır: Bu tweetimin altına sadece #YusufTekinYalnızDeğil etiketini yazıp paylaşın lütfen; daha çok kudursun bu P.İ.Ç.ler.
Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki her ruhu celb ve cezbetmek namazın şe'nindendir.
Risale-i Nur-İşârât-ül İ'caz
Semanın sükût ve sükûneti ve intizam ve ıttıradı (düzenli) ve vüs'at (genişliği) ve nuraniyeti gösterir ki: Sekenesi, zeminin sekenesi gibi değiller; belki bütün ahalisi mutî' (itaatkâr) dirler. Ne emrolunsa onu işlerler. Müzahame (itişip-kalkışmayı) ve münakaşayı îcab edecek
Ey nefis!
Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme. Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak ne ister.
Sözler
Çünki ölüm değişmiyor. Firak (ölüm, dünyadan ayrılık), bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî (insanın âcizliği), fakr-ı insanî (gerçek anlamda insanın hiçbir şeye sahip olmama durumu) değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.
Sözler
Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder (tapacak derecede dünya hayatını sever). Derd-i maişetle (geçim derdi ile) sarhoştur."
Hem deme: "Ben de herkes gibiyim." Çünki herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
Sözler
Dünyevî işlerden tahlis-i nefis ile iğtinam edebildiğim vakitlerde, o mübarek nurlu pencerelere koşuyorum. Ruhî ve manevî gıdamı almağa ve bulabildiğim böyle bir muhatabı da hissedar etmeğe çalışıyorum.
Hulusi
Barla
İ'lem Eyyühel-Aziz!
Tevfik-i İlahî refiki olan adam, tarîkat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir.
Evet Kur'an'dan, hakikat-i tarîkatı tarîkatsız feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza maksud-u bizzât olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın îsal edici bir yol buldum.
Seriü's-seyr olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîkı ihsan etmek, rahmet-i hâkimenin şânındandır.
Mesnevi-i Nuriye
Nerede bulunursam bulunayım, inayet-i Bâri ile aldığım dersi dinletecek bir muhatab bulmağa çalışacak ve neşr-i hakikat yolunda acz u fakrıma bakmayarak, duanızla elimden gelen her çareye başvuracağım.
Hususi
Barla Lâhikası
Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez
Garb husumeti (Batı düşmanlığı), İslâm'ın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebebdir, bâki kalmalı.
Tarihçe-i Hayat | 133
Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir:
Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi' san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden bu birinci Avrupa'ya hitab etmiyorum.
..Felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalalete sevkeden bozulmuş ikinci Avrupa'ya hitab ediyorum.
Bil ey ikinci Avrupa!
Sen sağ elinle sakîm ve dalaletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dava edersin ki, beşerin saadeti bu ikisi iledir. Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek.
Lem'alar | 115