Göreve gelir gelmez ilk gittikleri yer İsmailağa Cemaatinin medresesi. Hayatını kaybeden çocuğun annesine ablasına gitmiyor, cemaate gidiyor. Çocuk cemaatin işlettiği otoparktaki elektrik kaçağına kapılarak ölüyor. Başkanlığa çöken mağdura değil, faile geçmiş olsuna gidiyor
Bir saat önce İstanbul’a inerken çektim. Sazlıdere Baraj Havzası üzerindeki vahşi yapılaşma havadan işte böyle görünüyor. Bu korkunç tablo Kanal İstanbul ısrarının sonuçlarından sadece biri.
Bu imar arsızlığıyla mücadele edenler ise bugün cezaevinde.
Ne yazık ki İstanbul, bu anlayışın yarattığı ekolojik yıkımın ve büyüttüğü afet risklerinin bedelini ödemeye devam edecek.
Bizler, bu memleketin şehir plancıları, her türlü baskıya rağmen rant politikalarıyla mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
#ŞehirPlancılarınaÖzgürlük
24 saati aşkın süredir su yok! İSKİ’nin internet sitesi çalışmıyor, bilgi alamıyoruz. 185’i aradığımızda ise telefon doğrudan meşgule düşüyor.
Vatandaş ne zaman su geleceğini bile öğrenemiyor.
Hizmet veremiyorsunuz, bari doğru düzgün bilgilendirme yapın. Rezilsiniz! @iskignmudurlugu
ŞİŞLİ’DE neredeyse 24 saattir su yok. Dışarının böyle sel olduğu bir akşamda eve sığınayım diyorsun evde de su yok. Hastalık gırla. Böyle yönetim olmaz olsun. Rezalet, İstanbul’un ortası bir de burası. @iski_destek@iskignmudurlugu
Bim, Şok, A101 ve (artık) Carrefour içki satmıyor ama sonuçlara göre halkın pestisit ile zehirlenmesi, halk sağlığı gibi sorunları yok. İçki günah, halkı zehirlemek değil.
16 yaşındaki bir çocuk hastane tuvaletinde tek başına doğum yapıyor; devletin ilk yaptığı ise onu tutuklamak oluyor.
H.E.Y. henüz 16 yaşında ve çocuk yaşta bir gebelik söz konusu. Bebeğin biyolojik babası kim ve kaç yaşında? Çocuğun maruz bırakıldığı istismar araştırıldı mı? Gebelik neden doğuma kadar fark edilmedi? Çocuğu korumakla yükümlü yetişkinler ve kurumlar neredeydi?
Bunların hiçbiri açığa çıkarılmadan 16 yaşındaki çocuğu yalnızca “fail” olarak görmek, maruz bırakıldığı istismarı ve yetişkinlerin sorumluluğunu görünmez kılar.
Yeni doğan bebeğin yaşam hakkı da H.E.Y.’nin çocuk olduğu gerçeği de görmezden gelinemez. Çocuk istismarının ve ihmaller zincirinin tüm boyutları açığa çıkarılmalı, sorumluluğu bulunan herkes hakkında etkin bir soruşturma yürütülmelidir.
Belediye başkanları gözaltına alınıyor.
Ormanlar yanıyor.
Maden şirketleri köye,toprağa, ormana, ağaca saldırıyor.
Partiler mahkeme karar ile dizayn ediliyor.
Parsel parsel satanlar halka akıl veriyor.
Bir kilo incir 350₺.
Mazot 80₺’yi geçiyor.
Hangisine yetişeceğimizi şaşırdık
Milli Eğitim Bakanı 1970 doğumlu. 1976'da okula başladığını kabul edelim.
MEB verilerine göre
📌 1976 yılında Eğitim Bakanlığı'nın merkezi bütçeye oranı yüzde 13,8. Bugün yüzde 10 seviyesinde.
📌 1976 yılında 42 bin 488 okulda 188 bin öğretmen var. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 30.
📌 Ortaokul sayısı 3067. Okul başına düşen öğrenci sayısı 350.
📌 Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2024 yılında yayınladığı "Geçmişten Günümüze Sayılarla Eğitim 1923 - 2023" raporuba göre 1976 yılında 1 öğretmene 70 öğrenci düşmesi imkansız. (Bkz: https://t.co/SPF1yqxg7L)
2002 öncesinde Türkiye Zulu Kabilesi değildi. Dünyanın en büyük 18'inci ekonomisiydi. Gayet nitelikli eğitim kurumları vardı. Bu zatların hepsi de Cumhuriyetin yarattığı imkanlarla okul okudu, eğitim aldı. Bu derece absürd hikayeler uydurmaya gerek yok.
Bu aşı için 2022'de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 'ücretsiz olacak' dedi, sonra unutuldu. 2025'te yeni bakan Memişoğlu '2025 sonu itibarıyla 13 yaşındaki çocuklara ücretsiz ulaştıracağız' dedi, aşı hala ulusal aşı takvimine alınmış değil.
İçme suyu kaynağının kıyısına, içme suyu havzasını betona boğmak için çimento fabrikası kurulabilen dünyada tek ülke olmayı da başardık. Kuzey Ormanları’nın on milyonlarca ağacını yıkıp İstanbul’un yegane nefesini kesmek yetmedi, şimdi de can suyunu kesiyorlar…
Gidengelmez Dağları'na gelmiş sıra. Anadolu'nun ilginç halklarından Homonadların izlerinin bulunduğu muazzam bir coğrafya. Neleri kaybedeceğimizi kelimelerle ifade edemem. ÇED’de “patlatma sırasında keçileri uzaklaştıralım" yazıyormuş. Rezalete bak.
Mesela bu paralı yollar kimin işine yarayacaktır?
Çorlu tren katliamında TCDD Genel Müdürü olup, katliamlardan hiç sorumlu tutulmayıp, kamu ihaleleri ile ödüllendirilen, Deha Altyapının ve İsa Apaydın’ın.
Bu yolları inşa eden, onaran ve güçlendiren ana müteahhitlerden birisi olan İsa Apaydın bugüne dek kamu ihalelerinden 16,6 milyar TL ihale almıştı.
Şimdi özelleştirilen yolların yeniden yapılacak olan bakım, onarım işlerinden de, özelleştirme önce yapılacak bakım işlerinden de cebini doldurur.
Hem çocuklarımızın ölümüne sebep olup, hem vergilerimizle servetine servet katanların peşinde olmaya devam edeceğiz.
Kim bilir kimleri yine zengin edecekler…