Havalar tuhaf, her şey değişiyor, daha büyük dönüşümlerin eşiğindeyiz.Mimarların artık beklenmedik doğa olaylarını düşünerek tasarım yapmaları gerekiyor.Bence.
Türkiye’nin konumu sayesinde bir çok şeyden sıyırıyoruz.Bence.
Ama bir çok şeyin sevebi de o konum değil mi?
Günaydın🤷♀️
bu openai/navier-stokes olayını merak edip kurcaladım. yaşananlar harbiden baya ilginçmiş.
tristan buckmaster ve levent alpöge bir yıldır bu problem üzerinde çalışıyor, projelerinin bütün draft'larını da codex'e koymuşlar. burada anladığım kadarıyla openai buckmaster ve alpöge'nin ilerlemelerini "dedikodu" olarak duyduğunu kabul etmiş, ardından aynı araştırmaya devasa bir compute yığıp (birkaç milyon dolar, 10000 agent, 88 saat boyunca) daha büyük problemi çözdüklerini açıklamış.
özel codex verilerinin kullanıldığını, pek tabii, reddetmişler. bence asıl garip olan şey bu da değil. buradan sonrası buckmaster'ın kendi anlatımı.
openai kendisine iki teklif getirmiş:
1- buckmaster ve alpöge'nin kendi euler sonuçlarını hemen yayınlaması, openai'ın da navier-stokes sonucunu ertesi gün yayınlaması. openai ayrıca buckmaster ve alpöge'nin priority'sini tanıyacağını, hatta onların para ödülünü onların hak ettiğini ve probleme en yakın insanlar olduğunu falan söyleyecekmiş.
anladığım kadarıyla bu bir priority anlaşması. ikinci teklif çok garip.
2- yine buckmaster ve alpöge euler sonucunu yayınlaayacak. ardından navier-stokes paper'ını buckmaster tek başına yazacak ve paper'da sonucu aslında openai'ın internal modelinin çözdüğünü acknowledge edecek.
ama levent alpöge author olmayacak.
buckmaster'ın anlattığına göre openai bunu özellikle iki kere teklif etmiş. sebep olarak da alpöge'nin anthropic'te çalışmasını göstermişler. hatta "alpöge anthropic'te çalışmasa her şey çok basit olurdu" falan yapmışlar. buckmaster ikisini de reddetmiş ve sonucu böyle yayınlarsanız her şeyi public olarak yayınlarım demiş. sonuç ortada.
buna cevap olarak openai buckmaster'a "bunun için neden kariyerini mahvedesin ki" falan demiş.
olay harbiden tam olarak böyleyse büyük facia. sırf rakip şirkette olduğu için bir araştırmacıya credit verilmemesini istemek korkunç.
Bu tablodan okunabilecek iki noktaya dikkat çekmek istiyoruz.
Birincisi zehir soluyarak bir kısmı ölümcül olan hastalıklara yakalanmamız bir kader değil. İstanbul'u çok değil 10-15 yılda betona ve asfalta gömülü yaşanmaz bir şehir haline getirdiler ve de getirmeye devam ediyorlar.
İkincisi de İstanbul'un yegane temiz hava kaynağını olan Kuzey Ormanları'nı o kadar ağır tahrip ettiler ki inşaat yapmak için yıktıkları ve "ormana komşu/manzaralı doğal bir yaşam" diye pazarlamaya çalıştıkları mevkilerimizdeki hava kirliliği kent merkezleri ile aynı duruma geldi. Göktürk ve Çekmeköy'e dikkatli bakın ve bilin ki "kaçacak" hiçbir yer yok.
Ya bu tarihi doğa yıkımını birlikte durduracak ya da her gün bir önceki günden daha beter susuz, nefessiz ve sağlıksız kalacağız.
@hayrettingunc Üniversite proje konularımızdan biri burasıydı. Tarihini araştırırken, tünelin yapımı sırasında çıkarılan toprağın buraya atılmasıyla kotunun yükseldiğini ve sonrasında buraya önemli bir tiyatro yapıldığını hatırlıyorum.
Ama rüyamda da görmüş olabilirim.
Karada ağır tahrip altındaki ormanlarda yaşamaya çalışan sayıları bir avuç kalmış yaban hayvanı sayıları yüzbinleri bulan avcı ordusunun ateşi altında can veriyor, deniz yabanını ise bu şekilde troller kırıp geçiriyor. Bunun da dünyada örneği yok.