Sie wollten uns töten, weil wir Jesiden sind. Aber wir leben noch und sprechen für all jene, die getötet und verschleppt wurden. Das ist unsere Verpflichtung als JesidInnen.
Wir gedenken dieser Tage der zahlreichen Opfer des #Völkermordes an den #Jesiden im Jahr 2014. Am 3. August 2014 beging der so genannte „Islamische Staat“ einen Völkermord an der ethnisch-religiösen Minderheit der Jesiden. Wir sind in Gedanken bei all jenen, die geliebte Menschen verloren haben und bis heute vermissen.
Wir geloben weiter, alles in unserer Macht stehende zu tun, damit Gerechtigkeit geschaffen wird für die Opfer schwerster Menschenrechtsverbrechen, deren Auswirkungen bis heute andauern und spürbar sind.
Em ji bîr nakin. Wir vergessen nie
#HAWARCallToRemember
Shingal. Es war ein Genozid. Es ist ein später Sieg der IS Mörderbanden, dass der Straflosigkeit des Völkermords an unserer Religionsgemeinschaft der Jesiden kein Ende gesetzt wurde und wir immer noch ums überleben kämpfen müssen.
Für uns wird niemand auf die Straßen gehen und Aufrufe verfassen. Im Gegenteil: Erneut werden wir auch in Deutschland dämonisiert und entmenschlicht, weil wir es wagen, die Namen unserer Mörder auszusprechen. Unsere Frauen wurden von #Islamisten versklavt und vergewaltigt. Unsere Männer wurden von den IS Mörderbanden enthauptet und unsere Kinder als Kindersoldaten indoktriniert. 5.000 Jesidinnen wurden beim Überfall auf unsere Dörfer auf der Stelle umgebracht.
Noch immer werden mehr als 2.700 jesidische Frauen vermisst.
Weiterhin über diese Gräueltaten zu berichten, ist zu einem Risiko geworden, nicht im Irak, nicht in Syrien, sondern hier in Europa.
Jiyan, eine IS Überlebende, die hier im Video zu sehen ist hat ihren Bruder und Vater verloren. Der IS hat sie 2014 umgebracht. Sie geht in Deutschland in Schulen und spricht darüber, was der IS Ihr und ihrer Familie angetan hat. Dafür wird sie in den sozialen Medien als „Teufelsanbeterin“ beschimpft.
Mit dieser Entstehung von Feindbildern hat der islamische Staat damals den Völkermord an uns begonnen.
Es ist passiert, und folglich kann es wieder geschehen, die Saat des IS geht jetzt erst auf.
Bitte unterstützt weiterhin unsere Menschenrechtsarbeit bei @HawarHelp, die auf der Asche des Völkermord entstanden ist, teilt die Stimmen der Betroffenen und schaut euch unseren Dokumentarfilm in der #ARD Mediathek an. Auch gerne mit euren Kindern.
Seid nicht nur heute dafür sensibilisiert, dass wir Minderheiten in Gefahr sind. Wo Minderheiten gefährdet sind, ist eine ganze Gesellschaft gefährdet.
Setzt euch mit uns gemeinsam für ein bundesweiten Abschiebestopp ein. Wir dürfen die Opfer von #Islamismus nicht abschieben in Genozidgebiet.
Der Hunger in Gaza hat ein unermessliches Ausmaß erreicht. Brot, Mehlund Linsen sind, selbst wenn man zahlen kann, nicht mehr erhältlich. Hungernde werden vor Verteilerzentren von Israels Soldaten erschossen.
Das ist keine Hungersnot, es ist das bewusste Aushungern einer ganzen Bevölkerung, vor den Augen der Welt, die den Verbrechern Waffen liefert statt den Hunger zu beenden.
Ermeni soykırımının yaşanmış olmasından daha çok;
-Soykırım yaşanmadı
-Asıl onlar bizi katletti
-Biz hiç bir şey yapmadık
-Biz Ermenileri sadece kurtardık
vs. söylemleri Ermeni halkını daha çok yaralıyor.
Oysa bireysel iyilikler, kolektif katliamı asla örtmüyor.
Bu bir, önce onlar katletti, ülkenin güvenliği hikayesi değildir. Hiçbir sorunun yaşanmadığı Trakya'dan, Kütahya'dan, İstanbul'dan, İzmit'ten de Ermeniler toplanıp ölüm yollarına sürüldü. Dahası Ermeni tehciri 1911'de zaten planlanmıştı ve 1894-96 yıllarında yaşanan kırım'ın 2. ve nihai perdesiydi.
Düşünün, Osmanlı kırsalında bir gayrimüslimsiniz ve Müslüman toplum tarlanıza dadanıyor, hayvanınızı öldürüyor, kızınızı kaçırıyor, evinize baskın yapıyor, kadıya dahi gidemiyorsunuz. Giderseniz iki müslüman şahit göstermeniz gerekiyor, tabiki gösteremiyorsunuz. Karşı taraf mağdur olduğunuz davada haklı çıkıp, yaşadığınız zulmün üstüne katmerli acı çekiyorsunuz.
Gayrımüslimler nesiller boyu bu zulmü yaşadılar. Elinde Ümmet sopası olanlar, sadece ermeniyi de değil, Nasturi, Dürzi, Keldani, Süryani, Ezidi, Rum ve Anadolu kırsalında bulduğu her gayrimüslimi aynı şekilde baskıladı, ezdi, asimile etti, varlıklarını el koydu.
Ve nihayet, 1911'de ittihatçıların zaten planlamış olduğu tehcire dayalı soykırım için koşullar, 1. Dünya savaşı ile olgunlaştığında yüz binlerce Ermeni'nin canına mal olacak büyük dram hayata geçirildi.
Ermenilere, yanlarına küçük ama değerli eşyalarını almaları için üç gün süre verildi. 2. gün kapılarına dayandılar. Çoluk çocuk, yaşlı, kadın, hasta demeden katar katar ölüme götürdüler.
O çaresiz insanlar, acıya, hastalığa dayanamayıp yollarda öldüler, eşkıya baskınlarına uğradılar, kadınlara, kız çocuklarına tecavüz edildi, beğenilen kadınlar kaçırıldı, gencecik kızlar "ganimet" olarak yağmalandı, elbiselerine diktikleri altınlara el konuldu, aileler darmadağın oldu. Bir şekilde hayatta kalmayı başarıp Suriye çöllerine kavuşanlar, ölenlerden daha beter oldular.
Yok efendim Türkler yaptı, hayır Kürtler yaptı kavgasına girmeyin. Malum deyimle; Hepimiz oradaydık!
Büyük dedelerimiz aynı derecede bu onulmaz acının sorumluları, katilleri ve tecavüzcüleridir. Yapmayanların çoğu yapanlara göz yummuştur. Oh çekmiştir.
Vicdanlı bir kaçımız dışındakiler dönemin IŞİD sempatizanları gibi olanlara alkış tutmuştur.
Bir sözümde bizim Alevi toplumuna;
Her zaman biz Ermenileri katletmedik, hatta onları koruduk, sakladık, onları güvenli şekilde Ruslara teslim ettik gibi hikayeler anlatır, bununla da övünürüz. Bunun gerçekle alakası pek az. Kurtarılan Ermeni sayısı belli. Hangi aileler olduklarını ve kimler olduklarını tek tek biliyoruz. Ruslara teslim edilenlerin bir kısmının da para ve altın karşılığı kurtarıldığını da biliyoruz. Yani yapılan bildiğin ticaret, insanlık falan değil.
Ayrıca Hamidiye alaylarına katılmak için başvuran ama Osmanlı tarafından Alevi oldukları için talepleri reddedilen iki Alevi aşiretinin olduğunu da son dönemde öğrenmiş olduk.
Ne utanç...
Ermeniler, Anadolu'nun günümüze miras bıraktığı en kadim halk idi. El sanatlarından mimarlığa, tarım tekniklerinden, müziğe, mutfağı, halk oyunları ile folklorüne, kültürümüz ve aydınlanmamıza büyük zenginlik kattılar.
Bu kadim halk, topraklarımızda artık yok denecek kadar azlar ama bıraktıkları miras günlük hayatımızın ve kimliğimizin her zerresini işlemiş durumda.
Bu acıları çekenlerin torunları, ata topraklarında tekrar yaşamayı hak ediyorlar.
Devlet ve toplum, böyle acıların bir daha yaşamaması için tarih ile yüzleşebilmeli, tıpkı Özal zamanında Bulgar göçmenlerine yapıldığı gibi, 1. Dünya Savaşı'ndan önce Türkiye topraklarında yaşamış tüm gayrimüslimlerin torunlarına ayrıcalıklı vatandaşlık vermelidir.
Bol keseden, arzu ettiği Ümmet toplumuna vatandaşlık dağıtan iktidar, 1914 öncesi ataları yaşadığımız toprakların bir parçası olan, ümmetin sopasını yiyerek sürülmüş insanlara bu insani hakkı, tekrar teslim etmelidir.
#24Nisan1915
#ArmenianGenocide
Protesters in NYC with @jvplive occupied the Trump Tower lobby for several hours today as NYPD mass arrested people for continuing the sit-in to demand freedom for Mahmoud Khalil from ICE detention and an end to US repression against protesters opposing the genocide in Palestine.
Die systematische Gewalt an #Alawiten in #Syrien hat übrigens nicht aufgehört. Sie erreicht tagtäglich neue schreckliche Höhepunkte. Auch bombardiert Israel - das Land, das tatkräftig Waffen aus der BRD bekommt - immer wieder Stellungen in Syrien und missachtet das Völkerrecht.
Heute wurden die 3 kurdischen Schriftsteller:innen Mevlüt Aykoç, Sami Tan und Ronayi Önen in der Türkei festgenommen. Wegen eines Sprachbuchs zum Erlernen von Kurdisch, das sie 2010(sic!) geschrieben haben. Es soll "ideologisches Bildungsmaterial einer Terrororganisation" sein 🤡
Der Sänger Mehdi Yarrahi wurde für seinen Song "Roosarito" (dt: "Dein Kopftuch") heute in Iran 74 Mal ausgepeitscht. In seinem Song solidarisiert er sich mit Frauen, die das Zwangshijab abnehmen möchten.
Wer am Holocaust-Mahnmal Menschen angreift, ist nicht pro-palästinensisch, sondern einfach ein Antisemit! So jemand handelt nicht so wegen den Menschen in Gaza, sondern nur wegen des eigenen Hasses.
Das Leid in Gaza rechtfertigt niemals Antisemitismus oder Rassismus!
Eine Erinnerung daran, dass der tragische Tod der Bibas-Familie schon im Oktober 2023 hätte verhindert werden können. Der israelischen Regierung war es aber wichtiger, Gaza zu zerbomben, was vermutlich direkt zu ihrem Tod geführt hat.
Erklärung von Abgeordneten der Gruppe die Linke:
Solidarität mit Rojava - Angriffe auf Nord- und Ostsyrien stoppen!
Nach dem Sturz des Machthabers Baschar Al-Assad herrschen in weiten Teilen Syriens weiterhin Unsicherheit, Chaos und Gewalt. Das gilt besonders für den Norden des Landes, wo die Türkei mithilfe islamistischer Milizen ihre blutigen Angriffe auf die Selbstverwaltung ausweitet. Ein Ziel der Türkei ist es, ein großes, zusammenhängendes und von Kurd*innen bewohntes Gebiet zu verhindern. Dazu hat sie eine selbst ernannte "Sicherheitszone" auf nordsyrischem Boden errichtet und Kurd*innen von dort vertrieben. Jetzt bekämpft sie gemeinsam mit ihren dschihadistischen Milizen die demokratische Selbstverwaltung Nord- und Ostsyriens von mehreren Seiten mit dem Ziel, sie zu zerschlagen.
Zahlreiche Zivilist*innen wurden bereits ermordet oder von dschihadistischen Kämpfern gefoltert und verschleppt. Aus der Region Sheba wurden über 120.000 Menschen vertrieben. Sie hatten dort seit 2018 in Flüchtlingslagern und provisorischen Siedlungen gelebt, nachdem sie infolge einer früheren türkischen Offensive aus dem kurdischen Afrin vertrieben worden waren. Nun sind sie erneut auf der Flucht.
Nach der Einnahme von Minbic berichtet die syrische Beobachtungsstelle für Menschenrechte von schweren Kriegsverbrechen durch die mit der Türkei verbündeten SNA-Milizen. Als nächstes drohen Angriffe auf Kobanê und weitere Teile Rojavas. Bereits jetzt kommt es dort zu türkischen Luftangriffen. Die demokratische Selbstverwaltung ist existenziell gefährdet.
Die türkische Offensive muss umgehend gestoppt werden! Wir fordern die Bundesregierung auf, alles in ihrer Macht Stehende zu tun, damit ihr enger Verbündeter Erdogan den Krieg gegen die Kurd*innen in Syrien beendet. Um Druck aufzubauen, muss die Bundesregierung umgehend ein Waffenembargo gegen die Türkei verhängen. Darüber hinaus muss sie die Selbstverwaltung unterstützen und humanitäre Hilfe leisten. In den Gesprächen über die Zukunft Syriens sollte nicht mehr über die Kurd*innen geredet werden, sondern mit ihnen. Zudem muss die Kriminalisierung der kurdischen Befreiungsbewegung hierzulande beendet werden.
#rojava✌ #kurdistan #erdogan #türkei #syrien #assad #ypg #sna #krieg #embargo
Israel hat heute Morgen ein Massaker in Beith Lahiya verübt, 77 Palästinenser wurden getötet.
Unter den Toten vor allem Frauen und Kinder, darunter: eine Mutter, ihre 6 Kinder und eine Mutter mit 5 Kindern.
Statt die Gewalt zu stoppen, unterstützt Deutschland Israel mit Waffen!
42.000 hat Israel in Gaza getötet, der Union sind die Toten egal, statt Frieden fordert sie Waffenlieferungen nach Israel.
Statt diesem Irrsinn zu widersprechen, kündigt Scholz neue Lieferungen an. Das zeigt deutlich für Union und Regierung hat palästinensisches Leben kein Wert.