Eleştirmen Picasso'nun yaptığı tabloya bakıp
"Bu ne anlatıyor?" diye sordu. Picasso omuz silkip,
“Bilmiyorum” dedi. Bunun üzerine eleştirmen,
“O zaman neden çizdin?” diye sorunca, Picasso şöyle dedi:
“Anlayasın diye değil, hissedesin diye.”
Bir gazeteci Gandi'ye “İngilizlere neden kızgın değilsiniz?” dedi. Gandi şöyle cevap verdi:
“Öfke zincirdir. Ben zincir taşımıyorum.”
Bu söz Hindistan’daki pasif direnişin özeti gibiydi
Meşhur yazar Balzac yüksek kafeinli kahveyi öyle çok ve ağır tüketiyordu ki, kendi ifadesiyle “kalbim göğsümün içinde haykırıyordu"
Günde 40–50 fincan içerek Goriot Baba ve Vadideki Zambak gibi eserleri tamamlamıştı ama bu alışkanlığı ölümüne giden sağlık sorunlarını tetiklemişti
Bugün bir dünya devi olan FedEx, kurulduğunda batma noktasına gelmiş ve kasada sadece 5.000$ kalmıştı, bu para yakıta yetmiyordu. Kurucu Fred Smith parayı alıp Las Vegas'a gitti. BlackJack oynadı, parayı 27.000$ yaptı. Şirket o parayla yakıt alıp dağıtıma devam etti ve kurtuldu.
II. Dünya Savaşı'nda Stalin'in oğlu Yakov Almanlara esir düştü. Naziler,
"Oğlunu verelim, sen de elimizdeki Alman Mareşali ver" dediler.
Stalin kendi oğlu için gelen teklifi reddetti:
"Ben bir Mareşali, bir teğmenle takas etmem."
Yakov toplama kampında öldü.
Nietzsche bir zamanlar “en yakın dost” olduğu Wagner’e müzik ve din konusundaki ayrılıklardan sonra ağır bir mektup yazdı. Mektubu yolladıktan sonra arkadaşına şunu söyledi:
“Bir dostu kaybetmek bazen kendini bulmaktır.”
Bir edebiyat toplantısında genç bir yazar, Sabahattin Ali’ye
“Hikâyeleriniz çok sade, neden daha süslü yazmıyorsunuz?” diye sordu.
Sabahattin Ali gülümseyip şöyle dedi:
“Söz süslenince insan kaybolur. Ben insanı arıyorum.”
Winston Churchill aşırı sarhoş olduğu gerekçesiyle milletvekili Bessie Braddock tarafından sıkıştırılınca şöyle demişti:
"Sevgilim, çirkinsin, ama yarın ben ayılacağım ama sen ise yine çirkin olacaksın".
Bu espri 2013'de dünyanın en komik hakaretleri anketinde 1. olmuştu
Tarihin en zeki insanlarından olan Isaac Newton, 77 yaşındayken borsadaki bir spekülasyona inanıp tüm servetini batırmıştı. Beş parasız kaldığında şu tarihi itirafı yapmıştı:
Gök cisimlerinin hareketini santimine kadar hesaplayabilirim ama insanların deliliğini hesaplayamıyorum
Oğuz Atay'ın eşi bir gün
"Neden Olric diye bir karakter yarattın?" diye sordu.
Atay'ın cevabı yalnızlığının özetiydi:
"İçim o kadar kalabalık ki, biriyle konuşmam lazım. Ben soruyorum, ben cevaplıyorum. Başka türlü kafamdaki bu gürültüye dayanamıyorum."
Büyük İskender, Diyojen'i bir kemik yığınının başında eşelenirken buldu.
"Ne yapıyorsun?" diye sordu.
Diyojen başını kaldırdı ve şöyle dedi:
Babanızın kemiklerini arıyorum ama kölelerin kemikleriyle o kadar karışmış ki, hangisi kral hangisi köle ayırt edemiyorum
Arkadaşları Hemingway ile iddiaya girdi:
"6 kelimeyle insanı ağlatan bir hikaye yazamazsın."
Hemingway bir peçeteye şunu yazdı:
"Satılık: Bebek ayakkabıları. Hiç giyilmedi." (For sale: Baby shoes, never worn)
Masadaki herkes sustu ve parayı ödedi.
Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olduğunda, yer kontrol heyecanla sordu:
"Yuri, orada ne görüyorsun?"
Gagarin'in telsizden gelen cevabı insanlığın bakışını sonsuza dek değiştirdi:
"Dünya masmavi... Ve ne kadar da harika görünüyor."
Gazeteciler, o çılgın resimleri yapan Salvador Dali'ye sordu:
"Uyuşturucu kullanıyor musunuz?"
Dali bıyıklarını düzeltti ve o efsane cevabı verdi:
"Ben uyuşturucu kullanmıyorum. Uyuşturucunun ta kendisiyim!"
Michelangelo, Musa heykelini bitirdiğinde eser o kadar kusursuz ve canlı görünüyordu ki, sanatçı bile kendi yaptığına inanamadı. Elindeki çekici heykelin dizine fırlatarak o meşhur çığlığı attı:
"Neden konuşmuyorsun? Konuş!"
O çekiç izi bugün hala heykelin dizindedir.
Nietzsche bir zamanlar “en yakın dost” olduğu Wagner’e müzik ve din konusundaki ayrılıklardan sonra ağır bir mektup yazdı. Mektubu yolladıktan sonra arkadaşına şunu söyledi:
“Bir dostu kaybetmek bazen kendini bulmaktır.”
Ahmet Hamdi Tanpınar 1940'larda evli bir kadına ümitsizce gönlünü kaptırmış, ancak hiç karşılıksız alamamıştı. Huzur romanı çıktıktan sonra Tatyana Moran'a şunu itiraf etmişti:
"Biliyor musun Tanya, ben bu platonik ve ıstırablı aşkı çekmeseydim Huzur'u yazamazdım."
1928, St Mary’s Hastanesi.
Alexander Fleming asistanına şöyle dedi:
“Bak, bu çok garip… Bu küf bakterileri öldürüyor.”
Asistan: “Hocam temizlesek mi?”
Fleming: “Dokunma! Bu çok önemli olabilir.”
O küf, penisilindi.
Nietzsche bir zamanlar “en yakın dost” olduğu Wagner’e müzik ve din konusundaki ayrılıklardan sonra ağır bir mektup yazdı. Mektubu yolladıktan sonra arkadaşına şunu söyledi:
“Bir dostu kaybetmek bazen kendini bulmaktır.”
Dostoyevski son anda idam cezasından kurtulur ve Sibirya'ya sürgüne götürülür. Yolda kendisi gibi tutuklu arkadaşı Semenov’a dönerek;
“Bana hayatı ikinci kez verdiler.” der.
Semenov:
“Ne yapacaksın bu ikinci hayatla?”
Dostoyevski:
“Her anın değerini yazacağım.”