KHK’lı öğretmen Asuman Birinci, yaklaşık 24 aydır Antalya Cezaevi’nde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.
Eşinin çağrısı: “Kan değerleri kritik. Gecikmeden tedavi edilmesini talep ediyoruz; hayati riski var.”
@erkbas@siring
BuMemleketin Çocukları Greenwood Çağrı Balta
Hoşuma gitmiyor ama her paylaşımda destek talebimi yinelemek zorunda kalıyorum.
Birçok hesapta aynı sıkıntı var, maalesef.
Ya hesap kapatılıyor ya da görünürlük kısıtlanıyor; mücadele etmemiz, mağduriyetleri dile getirmemiz ve sesimizi duyurmamız zorlaştırılıyor.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Gölge Oyunu!
Gölge oyunu, edebiyatta veya günlük konuşmada mecâzî, hatta ironik bir anlam kazandığında, genellikle arka planda dönen gizli oyunları, kukla gibi oynatılan insanları ve yapay bir gerçekliği anlatır.
Buradaki ironi, perdede gördüğümüz şeylerin aslında birer "asıl" değil, arkadaki gizli bir el, hayâlî tarafından yönetilen "gölgeler" olmasından kaynaklanır.
Sahnenin önünde konuşan, karar alan, kavga eden kişilerin aslında kendi iradeleriyle hareket etmediğini vurgular.
Güçlü görünen figürler, perdenin arkasındaki "oynatıcının" parmağıyla hareket eden birer tasvirdir.
Topluma sunulan gündemlerin, kavgaların veya olayların yapay birer illüzyon olduğunu anlatır. İnsanlar perdedeki gölgeleri gerçek sanıp onlara üzülür veya sevinir. Oysa her şey önceden yazılmış bir senaryodan ve ışıktan ibarettir.
Kişilerin göründükleri gibi olmadıklarını, topluma sadece yansıtmak istedikleri "gölgeyi" gösterdiklerini ifade eder. Karakterlerin gerçek yüzleri ve niyetleri karanlıkta, perdenin arkasında gizlidir; seyirciye ise renkli ve filtrelenmiş bir profil sunulur.
Şimdi bu olayları yan yana koyabiliriz.
Melih Gökçek hakkında re'sen soruşturma… 500 soruşturma ve inceleme geçirdiğine ilişkin kendi açıklaması… Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la basına kapalı görüşmesi... Ardından CHP'den istifası… Tera ve Pusula etrafında büyüyen finans soruşturması… Milyarlarca liralık çıkış talepleri... İsviçre'ye uzanan para hareketleri… Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya atılan iddialar…
Ve ardından gelen istifa…
İşte “gölge oyunu” tam burada anlam kazanıyor.
Özetle, bir durum için “Bu bir gölge oyunu” deniyorsa, orada bir aldatmaca, perde arkası planlar ve göründüğünden çok farklı bir gerçeklik var demektir.
Meseleye bir de bu açıdan bakınız lütfen.
Fabrika Ayarları...
Hem Hüseyin Çelik hem de Bülent Arınç farklı dönemlerde yaptıkları açıklamalarda AK Parti’nin "fabrika ayarlarına" dönmesi gerektiğini açıkça ifade etmişlerdi.
AK Parti'nin kurucu kadrolarında yer alan ve bakanlık/başbakan yardımcılığı gibi üst düzey görevler üstlenen iki isim de partinin son yıllardaki politikalarını eleştirirken bu terimi kullanmışlardı:
• Hüseyin Çelik: Karar TV ve Serbestiyet gibi platformlara verdiği röportajlarda, partinin kuruluşundaki demokratik, hukukî ve kucaklayıcı vizyonunu kaybettiğini belirterek "AK Parti yeniden fabrika ayarlarına dönerse memlekete hayırlı olur" demişti.
• Bülent Arınç: Katıldığı çeşitli etkinliklerde partinin ilk dönemindeki "ortak akıl" ruhundan uzaklaşıldığını ve liyâkat sorunları yaşandığını belirterek, "İnşallah özümüze döneriz. Fabrika ayarları deniyor ya, ondan bahsediyorum" diyerek benzer bir öz eleştiride bulunmuştu.
Gölge Oyunu!
AĞIR HASTA MEHMET GÜRLER TAHLİYE EDİLMİYOR❗️
2021 yılından beri MS hastası. Günden güne hastalığı hızla ilerliyor ve bugün itibarıyla kendisi tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş durumda.
@erkbas
ÇocukHasta AnneHapiste
Mansur Yavaş #SusDosyasıCanlıYayın#OkullarMezarOlmasın
Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca S.O.S. sinyali vermek de normal olsa gerek.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Millî irade nedir?
Millî irade, milletin sandıkta ortaya koyduğu tercihtir. Ama yalnızca sandığa gitmek değildir. Sandıktan çıkan tercihe saygı göstermek, seçilmişlerin hukuk içinde görev yapabilmesini sağlamaktır.
Şimdi yeniden “vesâyet” ve “millî irade” deniliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bunun için bir panel düzenledi.
Peki, millî irade yalnızca darbeler söz konusu olduğunda mı hatırlanacak?
Muhalefet tam da buradan itiraz ediyor. Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerini, 'seçmen iradesinin etkisizleştirilmesi" olarak değerlendiriyorlar.
Ekrem İmamoğlu da bunu açıkça “millî iradenin yok sayılması ve gasp edilmesi” şeklinde ifade ediyor.
O hâlde soralım: Sandıkta seçilen bir iradeye, sandıktan sonra da saygı göstermek millî iradenin gereği değil midir?
Millî irade, işimize geldiğinde hatırlanacak bir kavram değildir.
Tıpkı “bekâ” gibi... Her meseleye beka demek, kavramın kendisini de değersizleştirir. Kebapçı esnafından üç harfli marketlere, hal esnafından kabzımala kadar ekonomik meselelerin bile bekâ başlığı altında tartışıldığı günleri gördük.
2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze-meyve fiyatları tartışması sırasında “halde terör estirenlerin” işini bitireceklerini söyledi.
Kaynak: AA
2021'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekonomik sıkıntılar ve işsizlik tartışılırken “teröre yardım ve yataklık yapan bölücü kebapçıların işsizlikte payı vardır” dedi.
Kaynak: TBMM
2022'de ise zincir marketlerdeki fiyat artışları tartışılırken, “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine de inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA
Millî irade de bekâ da bu kadar ucuzlatılmamalı.
Demokrasi, yalnızca sandığa gitmek değil; sandıkta ortaya çıkan iradeye hukuk içinde saygı göstermektir.
Kimseyle hısım/hasım değilim. Sadece adaletin, hukukun ve demokrasinin hâkim olduğu yaşanabilir bir ülke arzu ediyorum; ömrümün son demini de huzur içinde yaşamak istiyorum.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
#SOS
Siz Reisinize gözyaşları dökerken bakın BM'de neler oldu?
📌AB, Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada, Kenya ve Barbados, "Partners for Multilateralism" girişimini başlattılar.
Amaç: BM sistemini reforme etmek, uluslararası hukuku güçlendirmek, çok taraflılığı yenilemek ve uluslararası finans mimarisini geliştirmekti.
Türkiye yoktu. Çünkü sizi davet eden olmadı.
📌 Siz her BM Genel Kurulu açılışında içini dolduramadığınız "Dünya beşten büyüktür" sloganını tekrarlarken, Brezilya, Norveç, İspanya, Güney Afrika ve Afrika Birliği Uluslararası Eşitsizlik Paneli girişimini başlattı.
100'den fazla ülkeden 1.500'ü aşkın ekonomist bu girişimi destekliyor. Aralarında Joseph Stiglitz, Thomas Piketty, Daron Acemoğlu, Jayati Gosh ve Mariana Mazzucato gibi isimler var.
Amaç: Dünyadaki ekonomik eşitsizliği azaltacak öneriler geliştirmek, bunun için gerekli mekanizmaların oluşumuna katkı sağlamak.
Türkiye yine yok. Çünkü kimse sizi davet etmedi.
📌Siz Ortadoğu'daki otoriter liderlerle poz verirken, demokratik orta güçler yeni bir ittifak öneriyor: D7.
AB, Kanada, Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Birleşik Krallık.
Türkiye burada da yok. Çünkü Türkiye artık hiç kimsenin gözünde bir demokrasi değil.
📌Hindistan ayrıca "Visegrad 4 + Hindistan" formatını başlattı.
Amaç: Çok taraflılığı güçlendirmek ve Küresel Güney'in kaygılarını uluslararası gündeme taşımak.
Türkiye ne bu tür girişimlere davet ediliyor, ne de buna benzer bir girişime öncülük edebiliyor.
📌 Siz, Türkiye’yi Arap dünyasının otoriter liderleri arasında konumlandırdığınız için, ülkemizi artık hiçbir küresel girişime ortak etmiyorlar.
📌 Tüm bu dışlanmada sorun Türkiye'nin gücünde ve potansiyelinde değil. Türkiye’de hakların ve özgürlüklerin üzerinden buldozerle geçen saray rejiminde ve nasıl bir dış politika çizgisi izlendiğindedir.
📌 Türkiye'de adaleti yerle bir ederken, BM kürsüsünden dünyaya adalet dersi vermek de, Trump'la kurulan şahsi ilişkilere yaslanarak günü kurtarmak da bugün için kolay görünüyor.
📌 Dünya, orta güçlerin kurduğu yeni ortaklıklarla giderek çok taraflı bir yapıya bürünürken Türkiye, bu yeni tasarımda masada değil.
📌 Türkiye, Trump'ın sevdiği otoriter liderlerin masasında bir koltuk sahibi değil; demokratik, bağımsız ve etkili orta güçlerin parçası olma kapasitesine sahip bir ülkedir.
📌 Türkiye, Ortadoğu'da herhangi bir büyük gücün taşeronu değil, kendi iradesiyle hareket ederek bölgesel ve küresel ölçekte barış ve refaha katkı veren bir aktör olmalıdır.
Ülseratif kolit hastası Öğretmen Emre Turan’ın sağlık durumu son derece ağır.
Cezaevinde 25 kilo verdi ve günde 6 kez ilaç kullanıyor.
Hastalığı bu kadar ağırlaşmışken sağlık ve yaşam hakkı göz ardı edilmemeli.
Emre Turan için acil adım atılmalı.
AbdullahTırpan
#Okul
Çıldırmış bunlar…
Mafyanın ölümcül kavgalarının bir namusu vardır. Kadına kıza hele ki hamilelere asla dokunmazlar.
Gazze diyenlerin çıkartın karşısına. Tüm dünya insanlarına da bu platformda İngilizce Arapça yayalım . Şu gözü yaşlı masumelerin sözcüsü olalım.
Uyuşturulmuş ülke insanımız ile
Değirmenler’i takıntılı hayyulalarında dev canavara dönüştürmüş, içeriden don kişotlar dışında herkesin vicdanında karşılık bulacaktır…
✔️ Bu fetöcü olduğu iddia edilen Gazeteciyi sevmem ama,
Aylar önce Akepe avanelerinin 20 milyar dolarlık kılçıksız vurgununu ifşa etmiş.
Bu vurgunun ödemesi vitaminsiz halkın 9ötüne kılçıksız girdi iyi mi❓️
Adam 12 bin km oteden tehlikeyi gormus ve uyarmis. Peki ulkenin icindeki binlerce gazeteciden hicbirisi bunu gorememis mi? Yada gormus, ama soyleyememis mi? Gecmis olsun....
Ha gayret!
Biliyorum, siz de bıktınız. Ne yalan söyleyeyim, ben de bıktım; hatta yoruldum.
Dile kolay...
Çok zor şeyler yaşadık. İnsanız neticede...
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Akıl başka, zekâ başkadır.
Zekâ, insanın öğrenme, kavrama, muhakeme etme, problem çözme ve yeni durumlara uyum sağlama kapasitesidir.
Akıl ise bu zihinsel gücü yerinde kullanarak doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, adalet ile haksızlığı ayırt edebilme ve buna göre hüküm verebilme yetisidir.
Bugün Türkiye’de yaşananlara şöyle bir bakın.
Adaleti, hukuku, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı, ifade özgürlüğünü, kadın cinayetlerini, çocuk ölümlerini, depremzedenin feryadını, cezaevlerini, yüz binlerce kamu çalışanının ihracını, askerî okul öğrencisi annelerin çığlığını duymak; çiftçinin ve hayvancının hâlini görmek için gerçekten üstün zekâya mı ihtiyaç var?
Hayır!
Biraz akıl, biraz vicdan yeter.
Mesele sadece iktidar değil. Meclis’te “muhalifçilik” oynayanlar, dün söylediklerinin bugün tersini yapanlar, seçmenin emanetiyle başka hesapların peşine düşenler de aynı problemin parçasıdır.
Siyasette fikir değişebilir ama ilke değiştiğinde insan sormadan edemiyor:
Değişen fikir mi, menfaat mi?
Adalet, bize lazım olduğunda adalet değildir. Hukuk, bizim hakkımızı koruduğunda hukuk değildir.
Devlet, adalet, Türkiye hepimizin.
Bunları görmek için olağanüstü bir zekâ gerekmiyor.
Zekânın türlerine gerek yok. “Sınır zekâ olmak bile yeter” diyelim ve konuyu kapatalım.
#SınırZeka
Kürt siyasetçi Kemal Burkay:
“Bakın, ben bunu söylüyorum: PKK’nın yürüttüğü savaş hiçbir zaman Kürt halkının savaşı olmadı. 1987’de yazdığım makaleler var. Diyorum ki, PKK’nın yürüttüğü bir halk savaşı değil, halka karşı yapılan bir savaştır. Aynı şeyleri bugün de söylüyorum. Bu, Ergenekon oyunlarının bir ürünüdür.
Bu insanlar, bu gençler heder ediliyor. Türk olsun, Kürt olsun; ben onlar için acı duyuyorum. Onlar şehit edebiyatı yapmasın boşuna. Bu şehitlerin tek sorumlusu onlar ve Kürt halkı için değil, PKK’nın bağlı bulunduğu çevrelerin çıkarı için yapılıyor.”
Arkadaşlar, salı gününden bu yana İstanbul, Aksaray, Antalya, Çanakkale, Bursa, Samsun, Erzurum, Konya, Adana, Ankara, Batman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kilis, Mardin, Ordu, Osmaniye, Şanlıurfa ve Trabzon’da BİRÇOK KADIN GÖZALTINA ALINDI.
Kadınlar, masum insanlar gözaltındayken biz uyuyacak mıyız? Neredesiniz ey X ahalisi. İnsanlar zor durumda. Seslerinin duyurulmasını istiyor.
#AİHMKararlarıUygulansın
@FehmiKuss Ne kadar boş konuşmalar adam senden yaşadığın yer için yaşanabilecek bir ortama kavuşturmak için istiyor peşinen makarna dağıtmasını İSTE ya adam kazanmazsa …
🇦🇱 Bu video Arnavutluk'ta Cemaatten gasp edilen okulun önünde AKP'nin kurduğu -sözde-"MAARİF" Okulu Müdürü. Dışarıdan yemek söylemek zorunda kalındığı için personeli ve öğrencileri haşlıyor.
Sevgi-saygı-Hoşgörü okulları el değişince böyle oldu.
@Kadininn_Sesi@yilmaztunc@myeneroglu@elifcakirr Bu kızlar mı vatana ihanet etti?Hani silahları, hani yazışmaları?Hani gizli toplantıları?Türkiye’de bu yaşa kadar çok ihtilal yaşadık, nasıl yapıldığını biliyoruz.Bu kızlar bir torbaya atıldı