Cevap isteyen Çin’e ve Sözcüsüne şahsımız, firmamız ve arkadaşlarımız adına cevabım şudur: pişman değiliz, gerekirse yine yaparız.
Özür talep etmişler, ancak Doğu Türkistan’ı ve Uygur Türklerini yeterince gündeme getiremediğimiz için özür dileriz.
Açıklama istemişler: Doğu Türkistan ümmetin yetimidir. Uygur Türklerine ufacık bir destek verebilmiş olmak, yüzlerini güldürmek bize mutluluk verir. Elimizden gelen budur.
Başka bir diyeceğiniz var mı @szctelevizyonu ? Çin’in sözcülüğünü gönüllü mü yaptınız, ücretli mi bilmem ama onlara da sorun, başka bir diyecekleri var mıymış…
Şehirlerimizin yöneticileri köpek ve köpekçi terörüne azgın azınlığın linçi korkusuyla boyun eğerken, diğer tarafta sesi çıkmayan, vakur, edepli büyük kitlenin, çoğunluğun sabrı sınırları zorluyor.
🖊 @_aydinunal
https://t.co/wS41fB3BI0
Allah cc razı olsun @ihsanhocaresmi Hocadan.
Müslüman STK'ların, müslüman kanaat önderlerinin usul ve adap dahilinde idarecilere, yöneticilere Allah cc namına, İslam namına ikazda bulunmak gibi bir görevleri, vazifeleri yok mu? Neredeler? Ne yapıyorlar? Din nasihat değil miydi?
Kadını evden koparan hiçbir modelle nüfusu artırmak mümkün değildir. Bu günün iş hayatı, kadına özgürlük değil; aksine iki kat yük getirmiştir. Çünkü anneler;
İşinde emir altındaki işçidir.
Evde annedir.
Geceleri tükenmiş bir yürektir.
Sabahları ise yeniden mücadeleye mahkûmdur.
Bu çifte yükün sonunda kadın yorulmakta, aile yıpranmakta, çocuk da yalnızlaşmaktadır.
Kadını güçlü kılan şey, sistemin önüne attığı ağır sorumluluklar değil; ailesiyle kurduğu bağ, taşıdığı fıtri rol ve çocuklarına aktardığı şefkattir. Kalkınma ajanslarının, kadın istihdamını sayısal olarak artırmayan projeleri reddetmesi; toplum mühendisliğinin başka bir yüzüdür.
Kadın istihdamı elbette desteklenmelidir; fakat her meslek, her koşul ve her çalışma biçimi için olmamalıdır.
Kadının:
Fıtratına uygun olmayan,
Aile düzeniyle bağdaşmayan,
Anne olma sürecini sekteye uğratan,
Sağlık riskleri barındırıp yıpranmasına sebep olan,
Yoğun vardiya gerektiren,
Alanlarda istihdam edilmeleri, ne kalkınmadır, ne özgürlüktür ne de ilericilik politikasına hizmet etmektedir.
Bu durum sadece nüfusu düşüren, aileyi zayıflatan ve toplumu geleceksizleştiren bir politika şeklidir. Bir kadının işinden fırsat bulup annelik vazifesini yapmasını istiyorsak;
-Annelik maaşı,
-Esnek çalışma saatleri,
-Evden çalışma imkânları,
-Çocuk bakım destekleri,
-Aileleri tek maaşla yaşatabilecek ekonomik düzen,
-Anneye verilen en yüksek sosyal statü,
-Doğum sonrası uzun süreli koruma ve iş güvencesi
Gibi konuların masaya yatırılıp, acil çözüm yolları geliştirilmesi gerekmektedir. Devletin beka vizyonu, ancak kadının rolünü doğru konumlandırdığı takdirde anlam kazanacaktır.
Kadın iş gücünün artırılması değil; fiziksel bedeninin özelliklerine göre yönlendirilmesi, aileyle uyumlu hale getirilmesi ve anneliğin en yüksek sosyal değer olarak korunması şarttır. Çünkü bir milletin geleceği, kadınların omzundadır. Ve annesi yorulan bir millet, yarınlarına güçlü bir şekilde yürüyemeyecektir. Bu nedenle ‘’kadınlar çalışmalı mı’’ gibi saçma sorularla zaman kaybetmek yerine, yasaklayıcı veya ayrıştırıcı yaklaşımları bırakıp, kadınların biyolojik özelliklerini, toplumdaki rollerini, iş-yaşam dengesi ihtiyaçlarını ve mesleki sürdürülebilirliğini dikkate alan bir çerçeve çizmek en sağlıklı olanıdır. Psikoloji, psikolojik danışmanlık, Öğretmenlik (özellikle okul öncesi, sınıf öğretmenliği), Sosyal hizmet uzmanlığı, Hemşirelik ve sağlık hizmetleri, Halkla ilişkiler, Danışmanlık, E-Ticaret işletmeciliği, Giyim tasarımcılığı, Evden üretim ve Sanatsal işler gibi onlarca sektörde yer alabilecekleri pozisyon bulunmaktayken, ‘’Özgür Kadın’’ bahanesiyle onları yıpratmak fiziksel yük, risk ve stresden başka hiçbir kazanım getirmemektedir. Çünkü kadınlar bu milletin başının tacı, evlerinin direği ve yuvaların kalbidir.
Onların varlığıyla evler sıcak, şefkatleriyle çocukları emin, ferasetleriyle aile ayaktadır.
Kadının elinin değdiği her yer güzelleşir, düzen bulur, bereket kazanır.
Bir toplumun dirliği de geleceği de, kadının yüreğinde sakladığı merhamet ve fedakârlıkla yükselir.
NİÇİN MARAŞ'TA ve SİVEREK'TE BU CİNAYETLER OLDU?
7 PROBLEM
7 ÇÖZÜM
1. Bir milletin muhatap olduğu ekranlarda/sosyal medyada/oyunlarda mazlumlara imdat edenlerin ve ariflerin değil, katillerin ve çetelerin hayatları yüceltilir, dizilerde mafya liderleri tebcil edilirse çocukar ariflere değil katillere, insanı yaşatmak için mücadele verenlere değil, öldürünlere özenir.
2. Bir eğitim sisteminde ödül olur ceza olmaz, takdir olur; öğretmene ve akrana zorbalık hak ettiği karşılığı bulmazsa orada ahlaklı insanlar değil suça meyilli bireyler yetişir.
3. Bütün çocukların kalbine haksız yere bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir, hakikati aşılanmazsa mekteplerde, sarayı istila eden karıncaları öldürmekten korkan Muhteşem Süleymanlar değil, ABD'de olduğu gibi atom bombalarını yapma ve atma emrini veren katiller yetişir.
4. Zorunlu eğitime acilen son verilmelidir. Zira okulda olmaması gerekenleri zorla okulda saklar, suça irtakap eden bir öğrenciyi cezalandıran ya da okuldan uzaklaştıran idareyi toplum linç ederse, okuması gereken başarılı öğrencileri ürkütür, okuldan so��uturuz.
5. Bu cinayetleri ekranlara taşımak çocukların zihinlerini ifsat eder. Neticede milletin evlatları -Allah muhafaza- cinayetleri sıradan hadise gibi görmeye başlar.
6.İslam'ı anlatmaya memur vakıflar, tekkeler, cemaatler, diyanet, ilahiyat, medrese HASILI HEPİMİZ manzara karşısında kendimizi sorgulanmalıyız; "Gençler ve çocuklar için İSLAMİ MÜESSESELER tekrar nasıl cazibe merkezi olur?" sorusu bağlamında DİN EĞİTİMİNİ, TEBLİĞ VE DAVET ANLAYIŞIMIZI yeninden inşa etmeliyiz.
7. Eğitim sistemi mevcut haliyle insan yetiştiremiyor, tarihi tecrübemizi esas alarak çağın ihtiyaçlarına göre köklü değişikliler yapmalıyız. Bir toplum güveni kaybederse her şeyi kaybeder.
Allah Teala katledilen kardeşlerimize rahmet eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Rabbim ülkemizi ve Alem-i İslam'ı her türlü şerden muhafaza buyursun!
🔴 Ürdünlü akademisyen İyad Kunaybi:
- Kardeşlerim, tehlikede olanlar işgal zindanlarında idamı bekleyen esirler değildir. Asıl tehlikede olanlar, eğer onlara yardım etmezsek biziz.
- Tek bir boğazın kapatılmasının dünyada nasıl bir sarsıntıya neden olduğunu gördünüz. Devletlerin "Gazze için elimizden bir şey gelmiyor" sözünün doğru olmadığını gördünüz. Eğer istenseydi bunlar bugüne kadar birer baskı aracı olarak kullanılırdı.
- Esirleri unutmak, işgalcinin kazanabileceği en büyük zaferdir. Esirlerin isimlerini ve hikayelerini gündemde tutun. Çocuklarımıza Müslüman'ın kardeşini terk etmeyeceğini ve kahramanlarına sahip çıkacağını öğretin.
Siyonistlerin, hayatını zehir ettiği Amerikalı oyuncu ve yönetmen Mel Gibson net konuştu.
"Dünya barış istiyorsa, İsrail'e karşı birleşmelidir."
Darısı bizim “tiyatrocu”ların başına!
İdamları Durdurun!
#FreePalestine#StopTheExecution#tekbircuması
-Siyonizm için Müslümanların hangi ırkıtan, mezhebten, partiden, cemaatten ya da tarikatten olduğunun hiçbir önemi yoktur. Onların nazarında hedef tektir: O da Müslümanları öldürmektir.
-Netanyahu’nun bugün dile getirdiği şu sözler de bunun en açık göstergesidir: “Hem Sünni hem de Şii İslam, tüm dünya için bir tehdittir. Bunun kendiliğinden çözüleceğini söyleyemeyiz. Düşmanlarımızı tekrar tekrar vurmaya devam edeceğiz."
Tucker Carlson on the lack of honor exhibited by the US:
"You can't have a war unless you believe you are — on the deepest level — better than the people you're fighting."
The school was hit twice, forty minutes apart, Tucker says Americans need to demand answers, because national honor depends on it.
"If you wake up in the morning living in the kind of country that thinks it's okay to kill — not simply military officers — but their daughters…
That country is not worth fighting for."
@grok @joy_ogonna @TrollFootball@grok If you had provided this information first when asked why Etihad Stadium is located near a girls' school, there would have been no problem.
Maden ocaklarında sopalarla düzeltilmesi gereken sırtlanları, çiçek gibi öğretmenlere teslim ediyorlar.
Kuzuya diyorlar ki bu sırtlanı adam et. Yazık değil mi öğretmenlere, yazık değil mi diğer çocuklara?
Eli bıçaklı bu katiller sadece öğretmene mi tehlike? Kendi çoluk çocuğunuza hiç mi düşünmüyorsunuz?
Fatmanur öğretmene Allah rahmet eylesin.
Unutulmuş Ramazan Sünnetleri
Put kırma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.) Mekke’yi fethetmesinin hemen ardından Kâbe’nin anahtarlarını getirtmiş ve Kâbe’ye girerek burada bulunan bütün putları bizzat yıkmış ve yıktırmıştır. Halid b. Velid’i 30 süvariyle birlikte Uzza putunu yıkmaya, Sa’d b. Zeyd el-Eşhelî’yi 20 süvariyle birlikte Menat putunu yıkmaya göndermiştir. Fetihten sonra Mekke’de herkesin evinde bulunan şahsi putunu imha etmesini istemiş ve bütün putları yok etmek için bir Ramazan gününde emir vermiştir. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği Müslüman olarak Ramazan ayında yapacağımız en önemli sünnetlerden birisi de başta el âlem ne der ve kamuoyu putu olmak üzere bizi Allah’a kulluktan alıkoyan güç ve makam putunu, servet putunu, şehvet ve şöhret putunu, konfor ve lüks putunu, vardır bir bildikleri putunu, kazanımlarımızı kaybetmeyelim putunu, dengeleri koruma putunu ve reel politik putunu kırmak olacaktır.
Düzen yıkma ve düzen kurma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), Mekke’yi bir Ramazan günü fethetmiştir. Bu fetihle birlikte cahiliyenin siyasi, ekonomik ve sosyal bütün düzenlerini yerle bir edip yerine Asr-ı Saadet medeniyetini; şirk düzenini yıkıp yerine tevhit düzenini; zulüm düzenini yıkıp yerine adalet düzenini kurmuştur. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında yeniden hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de hakka, adalete ve tevhide dayalı bir dünya kurma vazifemizdir.
Haksızlığa ve adaletsizliğe başkaldırı sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), güçlünün hep haklı olduğu, adaletin zenginler ve makam sahipleri için bir anlam ifade etmediği, kanunların sadece zayıflara karşı uygulandığı cahiliye medeniyetine karşı esaslı bir başkaldırı olan Bedir Savaşı’nı yine bir Ramazan günü yaparak hak ve adalet yolunda büyük bir zafer kazanmıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de haksızlığa ve adaletsizliğe karşı Müslümanca bir tavır, mümince bir duruş sergileyebilme sünnetidir.
Zulme karşı direniş örgütleme sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), kız çocuklarını diri diri gömen, kadınları insan yerine koymayan, kölelere işkence eden, yoksulları faizle sömüren cahiliyenin ve zulmün elebaşlarına ve kodamanlarına karşı, direnişin ilk fitilini Kur’an’ın “kalk ve uyar” emri gereği yine bir Ramazan günü ateşlemiştir. Yani İslam davetine ve zulme karşı direnecek çekirdek kadroyu örgütlemeye bir Ramazan günü başlamıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de yeryüzündeki tüm zulümlere, işgallere ve sömürüye karşı sonuna kadar direnme sünnetidir.
Ahlâk ve adalet için harekete geçme sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.) içkiyi, kumarı, zinayı, faizi sıradanlaştıran cahiliyeye karşı, ateşe tapan İran’a karşı, insanları arenalarda aslanlara yem eden Roma’ya karşı Kur’an’ın emrettiği ahlâk ve adalete çağırısına yine bir Ramazan günü başlamıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği Müslümanlar olarak, Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de içkiye, kumara, zinaya, faize, rüşvete, torpile, adam kayırmaya ve kula kulluğa karşı ahlaka ve adalete çağırma sünnetidir.
Medeniyet kurma sünneti:
Peygamberimiz (s.a.s.), pisliğe değil temizliğe, zulme değil merhamete, ırkçılığa değil kardeşliğe, harama değil helale dayanan İslam medeniyetinin temellerini Kur’an’ın nazil olduğu Ramazan ayında atmıştır. Efendimiz’in (s.a.s.) bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de yeryüzünde Kur’an ve sünnete dayalı bir medeniyet kurmak için gayret etme sünnetidir.
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
https://t.co/TOzLpSoAAH
-İslam ülkeleri olarak 2 yıl boyunca Gazze'de gözünüz önünde katledilen, aç ve susuz bırakılan koca bir halkı göremediniz ama hilali gördünüz öyle mi?
-Bir gün önce ya da bir gün sonra Müslüman halklar Ramazan orucunu tutar hesabını da Allah'a verirler.
-Ama Gazze konusunda birleşemedikleri gibi hilal hususunda da birleşemeyen Müslüman yöneticiler nasıl hesap verecekler bu ramazan onu düşünsünler...
Ruhsuz Dindarlık
Bir dindarlık düşünün ki; üretilen ulvi hedefler için ahlâkımızı, değerlerimizi, merhametimizi ve kardeşliğimizi bile gözden çıkarabileceğimizi telkin edebiliyor. Bir dindarlık düşünün ki; yola niçin çıkıldığının artık bir önemi kalmadığını ve önemli olanın, bedeli olursa olsun yoldaki kazanımların korunması olduğunu öğütlüyor.
***
Eğer bu dindarlık, hedefe ulaşabilmek için kardeşlerimizi harcamamıza, kolayca yalan söylememize, iftira etmemize, haksızlık yapmamıza, kul hakkına girmemize engel olmuyorsa çürüten bir dindarlığa dönüşmüştür. İşte bu dindarlık, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Dindarlığımız bizi örnek kılmıyorsa hayatımıza etki etmiyor demektir:
Bir dindarlık düşünün ki; mücahitlerimizi müteahhitleşmekten, kadınlarımızı feministleşmekten, gençlerimizi trolleşmekten, hocalarımızı ulusalcılaşmaktan alıkoymuyor. Bir dindarlık düşünün ki; bizi daha ahlaklı, daha güvenilir, daha adaletli, daha merhametli ve daha mütevazı kılmıyor. İşte bu dindarlık, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Namazımız bizi kötülüklerden alıkoymuyorsa bir âdet ve geleneğe dönüşmüş demektir:
Bir namaz düşünün ki; bizi haksızlıktan, adaletsizlikten ve kul hakkından alıkoymuyor.
Bir namaz düşünün ki; rüşvetten, torpilden, iltimastan ve kayırmacılıktan alıkoymuyor.
Bir namaz düşünün ki; faizden, haram lokmadan ve haksız kazançtan alıkoymuyor.
Bir namaz düşünün ki; kinden, nefretten ve düşmanlıktan alıkoymuyor. İşte bu namaz, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Sakalımız bizi daha ahlâklı kılmıyorsa bir tarza dönüşmüş demektir:
Bir sakal düşünün ki; bizi eşimize kaba davranmaktan, komşumuzla kavga etmekten, akrabamızla küs durmaktan alıkoymuyor. Bir sakal düşünün ki; merhametsizlikten, ahlaksızlıktan ve vefasızlıktan alıkoymuyor. Bir sakal düşünün ki; yalandan, iftiradan ve gıybetten alıkoymuyor. İşte bu sakal, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Tesettürümüz bizi iffetli kılmıyorsa bir modaya dönüşmüş demektir:
Bir tesettür düşünün ki; bizi ana-babamıza saygısızlıktan, eşimize zulmetmekten ve çoluk çocuğumuzu ihmal etmekten alıkoymuyor. Bir tesettür düşünün ki; ciddiyetsizlikten, hafiflikten ve laubalilikten alıkoymuyor. Bir tesettür düşünün ki; görmemişlikten, bedevilikten ve israftan alıkoymuyor. İşte bu tesettür, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
İlmimiz bizi bir duruş sahibi k��lmıyorsa dünyalık bir kazanç kapısına dönüşmüş demektir:
Bir ilim düşünün ki; bizi yanlışlıklara, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı sessiz kalmaktan alıkoymuyor. Bir ilim düşünün ki; kazanımlarımızı, makamlarımızı ve itibarımızı kaybetme korkusundan alıkoymuyor. Bir ilim düşünün ki; haramlara, günahlara ve zulümlere fetva üretmekten alıkoymuyor. İşte bu ilim, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Davamız bizi şahsiyetli kılmıyorsa bir rutine dönüşmüş demektir:
Bir dava düşünün ki; bizi değerlerimizi kaybetmekten, dostlarımızı harcamaktan, kardeşliğimizi katletmekten alıkoymuyor. Bir dava düşünün ki; servet biriktirmekten, mal/makam peşinde koşmaktan ve birbirimizin ayağını kaydırmaktan alıkoymuyor. Bir dava düşünün ki; dünyevileşmekten, hedef ve ideallerimizi yitirmekten ve kodamanlaşmaktan alıkoymuyor. İşte bu dava, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
İslami faaliyetlerimiz, vaaz ve nasihatlerimiz bize bile etki etmiyorsa bir sektöre dönüşmüş demektir:
Bir İslami faaliyet düşünün ki; onu yapanlara bile etki etmiyor. Bir İslami faaliyet düşünün ki; ne kadar çok yapılırsa yapılsın etkisi de o derece azalıyor. Bir İslami faaliyet düşünün ki; adı sivil kendi resmi, Allah’ın emirlerinden ziyade bürokratik talimatlara göre şekilleniyor. İşte bu İslami faaliyetler, ruhunu kaybetmiş demektir…
***
Evet, işte bu, ruh kaybıdır...
Eğer ruh kaybedilirse tüm güç ve makamlar, mevkiler, kurumlar, kalabalıklar, bütçeler, kazanımlar ve zaferler koca bir cesetten ibaret kalır…
Ruhunu kaybeden cesetler ise çürümeye mahkûm olurlar…
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
https://t.co/iigV7yaR6e