İnsanı en hızlı çürüten zehirlerden biri kibirdir.Hele bir de yönetme gücüyle birleşti mi,sessizce yayılır, ekipleri tüketir,vicdanları köreltir. Ne yazık ki Türk iş dünyasında, en temel insani ilkelerden biri olan “saygı”nın yerini,yöneticinin “üstten bakışı”çoktan almış durumda
Yöneticiler birazcık gayretle şeffaf ve açık bir kurum içi iletişim , etkili bir geri bildirim mekanizması ve sağlıklı bir iç denetim ile dedikoduya ve ispiyonculuğa gerek kalmadan şirket içinde istediği tüm bilgilere rahatlıkla ulaşabilir.
Kayırmacılık,fiyakalı adıyla “nepotizm”.İlk bakışta bir insanın bir başkasını koruyup kollaması gibi görünebilir. Ama bu davranışın arkasında çoğu zaman sistematik bir çürüme gizlidir ve otoritesini korumak isteyen yöneticinin ilk işi,çevreyi kendini alkışlayanlarla doldurmaktır.
Üst düzey pozisyonlara gelen kadın yöneticilerden bu işi erkek gibi -maço tarzda- yapmaları bekleniyor. Asıl şaşkınlık veren nokta ise, kadın yöneticilerin çoğunun da bunu kabullenip beklentiye uygun davranmasıdır.
Sürekli eleştirilen, hiçbir zaman takdir edilmeyen çalışanlar, zamanla iki yoldan birini seçer: Ya içe kapanır ya da o kurumdan sessizce ayrılır. Kalanlar, sadece maaşı için çalışan, duygusal olarak kuruma bağlanmamış, yorgun zihinlerdir. #koltukısıtanmışgibiyöneticiler
Bazı yöneticiler ne bağırırlar ne açıkça cezalandırırlar ne de öfkelerini doğrudan söylerler.Ancak bir bakışıyla,sessizliğiyle,imalı sözleriyle,şaka yaparmış gibi davranışlarıyla çalışanlarını içten içe yaralarlar. İşte bu yöneticilik biçiminin adı: pasif agresif yöneticilik
Kayırmacılık, iş yaşamına çok zarar veren bir yönetim yarasıdır. Yönetici kimi kayırır? Önce kendisine benzeyeni. Sonra kendisine yakın olanı, nihayet her koşulda kendisine sadık kalanı. Oysa yönetmek; kendine benzeyeni çoğaltmak değil, farklılıklarla zenginleşmeyi göze almaktır.
Yöneticilik koltuğu, bazılarına bilgelik, bazılarına da kibir giydirir. Kibirli olanların ortak özelliği şudur: Başka bir fikre ihtiyaçları yoktur. Çünkü zaten her şeyi bilirler… Bu tavır, yalnızca bir iletişim kusuru değil, aynı zamanda stratejik bir körlüktür.
Çok bilinen bir gerçektir: “Bir şeyin adını çok duyuyorsanız, o şeyden çok söz ediliyorsa aslında öyle bir şey yoktur”… Liderlik, inovasyom, strateji, empati gibi sık kullanılan ancak içi boşaltılan sözcükler bu duruma birer örnektir. #koltukısıtanmışgibiyöneticiler#ilkerkaldı