Yazarımız ve çalışma arkadaşımız Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Mizahı ters kelepçe ile susturamazsınız; o kelepçeler ne Deniz’in cesaretini ne de mizahın özgürlüğünü tutsak alabilir. Arkadaşımız Deniz Göktaş’ın yanındayız, derhal serbest bırakılsın!
Something has gone seriously wrong when a diagnosis becomes a personality.
ADHD becomes not just a description of attention difficulties but a coveted identity that explains away academic struggles. Anxiety transforms from a challenge to overcome into a badge that grants special considerations. Depression isn't just a state to move through but an identity that demands others adjust their expectations.
We did this. The mental health system did this. By treating every human struggle as a disorder requiring indefinite management, we taught an entire generation to build their identity around their wounds.
They can eloquently describe all the ways they're broken but struggle to envision how they might be whole.
The mental health system operates on a formula as seductive as it is simple: validate, diagnose, medicate, repeat. Validation is not nothing. That initial moment of being truly seen and heard can crack open the door to healing. But too often, that door never swings fully open. What begins as necessary acknowledgment calcifies into a ritual of stagnation, keeping people trapped in the very narratives from which they seek to escape.
The question nobody in the system wants to ask is the most important one: How do we promote resilience when identifying with fragility provides immediate benefits? How do we encourage personal responsibility when the systems young people navigate often reward its opposite?
We're not just talking about individual therapy outcomes. We're talking about how an entire generation understands themselves and their place in the world.
The stakes could not be higher. And the system profiting from this has no incentive to change it.
Link in comments for the full breakdown
AWAKEN.
Rektör, okula erzak sokulmasının yasak olduğunu söyledi; dayanışma için gelen farklı üniversitelerden öğrenciler Bilgi Üniversitesi kampüsünün içindeki sıra arkadaşlarına erzakları böyle ulaştırdı.
🎥 @21yusufcelik
Yücel Bey, buna sosyolojide “Hayatta Kalma Yanılgısı” denir. Bataklıktan çıkabilmiş tek bir istisnayı gösterip, bataklıkta boğulan milyonları görmezden gelemezsiniz.
Yoksulluk bir 'tercih' değil, yapısal bir şiddettir. 'Sigara içmedim başardım' demek, fırsat eşitsizliğini, kültürel sermaye eksikliğini ve ekonomik bariyerleri 'kişisel tembelliğe' indirgemektir. Bu, yoksulu suçlayan o bildik, bayat neoliberal masaldır. Gerçekler ise sizin anılarınızdan daha acımasız.
Dopamine nation’dan bir alıntı. Batı medeniyetlerinin tarihi boyunca çocuklar doğaları gereği sinsi/kurnaz varlıklar olarak algılanıyorlar ve buna göre yetiştiriliyorlar. Son yıllarda ise çocukları narin, kolay travmatize olan sonsuz masumluğa sahip canlılar olarak gören ebeveynlik trendi çocuklara ve doğal dirayetlerine çok zarar verdi. Bu zararı bir eğitimci olarak neredeyse her gün gözlemliyorum.
Kids don't stay off TikTok just because schools ban phones. FOMO pulls them back.
Bursztyn & @CassSunstein show many young people actually wish their peers would quit too.
The fix? Collective action, shifting norms, and NOMO can turn logging off into a group effort.
"Psychology should move from selective allyship to empowered actions to tackle global crises"
My fantastic colleagues, Maja Kutlaca, Helena Radke, and I wanted to express our frustration with our psychology associations for their selective allyship:
https://t.co/eHN5vPXpnw
Silivri Cezaevi’nden tahliye olan ÇHD Onursal Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı:
Hapishane insanların korkması gereken bir şey değil. Girilir, çıkılır. Bu şekilde hayatlarımızın elimizden alınmasına, bu kadar kötü yönetilen bir ülkeye izin veremeyiz. O yüzden mücadele edelim!
Eylem olmayan her gün “umutsuzluğa yenilir miyiz” diye tek başıma kaygılanırken burda hepimizin yumruğunun sıkılı olduğunu görmek inanılmaz kıymetli. Hepiniz psikopatsınız. Korsan ruhu var sizde. Bugün unutulmasın.
Maden ve Demiryol filminin yönetmeni Yavuz Özkan aynısını söylemişti. "Niye artık böyle filmler çekmiyorsunuz?" demişlerdi. O da "ben yine çekerim ama o senaryoları bize halk yazdırıyordu. Sınıf mücadelesi geri çekildi, mücadele yoğunlaşırsa o filmler geri gelir" demişti mealen
Geliri hiç dağıtmayıp, ortada gelir diye bir şey bırakmayınca haliyle gelir dağılımında adalet sağlanmış oluyor. Sefalette eşitlik de bir bakıma adalettir.
If you mentor MENA students, consider sending them my way.
I started a Zoom writing solidarity group after the 2023 earthquakes, and we’re still active. This week, members said it was a helpful space after a devastating hotel fire in Turkey.
Reach out if our group might help.
Kırmızı kart kampanyası, profesyonel siyasal iletişimciliğin, gerçek mücadelenin yerini almasının da ürünü. Toplumun yaşadığı yoksulluk ve yıkımı hissetmeyen kampanyacı profesyonellik, zaten matah olmayan siyasetin içini daha da boşalttı.
Erdoğan ise hala siyaset yapıyor.