Bak bu karaktersizi ve bunu gibi olanları bir daha stada sokmayacaksın. Sporbakanlığı bu şekilde davrananları seyirden men etmeli. Her gençlerbirliği maçında en yakın karakola gitmeli imza vermeli.
@ismailsaymaz Len yazık ya bu vatandaşa. Dedikleri gibi aksırana tıksırana kadar devam. Vicdanı olan bir vatandaş vekillik yapsa bu partiden şu partiye geçerken utanır vatandaşın karşısına nasıl çıkarım diye yerin dibine girer. Yazık gerçekten yazık len
@Fikret_ozer00 Bot hesap mısın gerçek misin bilmem de. Ne saçma salak bir x bu. Babam olsa ne karar verirse versin destek olmam. Beyni yok mu bu insanların. Biraz yorum yeteneği olan neye ne karar vereceğini bilir
2024 den bir yazı bugünü anlatıyor:
Bahçeli’ye biçilen Rol?
“Öcalan Mandela, Bahçeli De Klerk kıyaslaması”
Foreign Policy ABD’nin derin devletinin yayın organı. Türkiye’ye mesajları kıdemli araştırmacıları kaleminden analizler makalelerle verirler. 26 Kasım 2024’de Foreign Policy’de Orta Asya-Kafkasya Enstitüsü ve İpek Yolu Araştırmaları Programı kıdemli araştırmacısı Halil Karaveli’nin bir yazısı yayınlandı. Yazının başlığı “Bahçeli F.W.Klerk olabilir mi?” Alt başlık daha ilginç. Öcalan’ı Mandela’yla kıyaslıyor : “PKK lideri Abdullah Öcalan, ABD baskısı olmazsa bir Mandela'ya dönüşmeyebilir.” Hepimizin dikkatle izlemesi gereken bir süreç bu. O nedenle yazının özetini dikkatinize sunuyorum:
***
Karaveli 22 Ekim'de Türk milletinin Bahçeli ağzından duyduklarıyla şaşkına döndüğünü belirterek yazıya başlıyor. Ve konuyu Güney Afrikalı liderlere getiriyor.. Tıpkı bir zamanlar PKK için İrlanda Kurtuluş Ordusu ve İspanya BASK örgütünü örnek verdikleri gibi şimdi de Tükiye’ye Güney Afrika modeli hatırlatılıyor. Öcalan Mandela ile eşitleniyor! Bahçeli 1990'ların başında Güney Afrika'nın başkanlığını yapan F.W. de Klerk’e benzetiliyor Kimdi de Klerk? De Klerk yıllarca Irkçı Ulusal Partinin başındaki isimdi. Yıllarca siyahları insandan saymadı. Aparteidin en önde gelen ismiydi. Sonra birdenbire Mandela’yı hapisten çıkardı. Aparteid muhaliflerini serbest bıraktı. Düşman bildiği siyahların lideri Mandela ile el sıkıştı. Ve küresel çete onu Nobel Barış Ödülüyle ödüllendirdi. Halil Karaveli, Bahçeli’nin AKP hükümetinin 2013'te çözüm sürecine muhalif olduğunu , barış sürecini kınadığını hatırlatıyor. 2018’den beri AKP MHP arasında güçlü bir ittifak kurulduğunu bu süreçte AKP’nin Kürt oylarını kaybettiğini vurguluyor. Son dönemde de “Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in Türkiye, İran ve Suriye'ye karşı olduğunun kesinleştiğini ve bunun Türkiye'nin kaygılarını güçlendirdiğinin” altını çiziyor. ABD’nin Suriye’de YPG’yi en önemli müttefik olarak görmesi ve İsrail'in yeni Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın “Kürt halkı doğal müttefikimizdir.” ifadesini aktarıyor.. Sonuç bölümünde ise görüşlerini şöyle topluyor: “Bahçeli aynı 1990'ların başındaki Güney Afrikalı lider de Klerk gibi, birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalacak. Tıpkı de Klerk'in ırkçı söylemleri bırakması gibi vazgeçtiği gibi, Bahçeli de farklı bir söyleme geçiyor. Osmanlı İmparatorluğundaki çeşitliliğini övüyor: “Osmanlı İmparatorluk, yerel kültürleri ve etnik grupları koruyarak barışı ve güvenliği sağladı Hep birlikte onların ayak izlerini takip ederek bunu başarabiliriz.”diyor.” Karaveli, Mandela’nın şartlı tahliye teklifini reddedişini hatırlatıyor ve Öcalan’ın benzer adımları atabileceğini sonunda Mandela gibi silahlı mücadeleye olan bağlılığını yeniden gözden geçirmeyi ve sonunda dağılmayı kabul edeceğini yazıyor Karaveli ve ait olduğu çevreler belli ki Irak örneğini burnumuza dayama peşindeler. Yani federal bir Türkiye, Türkiye eliyle kurulan Kürt eyaletleri. Halil Karaveli şöyle ifade ediyor: “ABD, Bahçeli'nin açılımına karşılık vermenin ve Türk devletiyle bir güven oluşturma sürecine girmenin kendi çıkarına olduğuna karar verecektir. Türkler ve Kürtlerin Suriye'de ve ötesinde ortak bir dava oluşturması ABD'nin çıkarınadır.” Onların son sözü buysa bizim de son sözümüz var: Türk Milleti sizin kirli oyunlarınızı görmektedir ve bu yavaş ve sinsi oyuna gelmeyecektir!
Mekke Antlaşması, öncelikle ABD ve İsrail’in müttefiki olan Suudi Arabistan’ı, İran’a karşı korumak anlamına geliyor. Bu durumda, antlaşmanın milli ihtiyaçlardan kaynaklandığını veya milli bir stratejiye dayandığını söylemek mümkün değildir.
https://t.co/3RxsQAjuCb