Bir Yol Var biliyoruz, yolu birlikte açıyoruz!
Halk Buluşmalarımızın bir sonraki durağı Muğla. Parti Sözcümüz Sera Kadıgil ve Genel Başkan Yardımcımız Doğan Ergün'ün katılacağı Bodrum, Marmaris ve Fethiye halk buluşmalarına tüm emekçiler davetlidir.
➡️ https://t.co/vz5r3bkVid
Tuncer Bakırhan, DEM Parti Eş Genel Başkanı:
• "Sürece imkân sağlayan Sayın Öcalan'ın kurucu rolünün altını çizmek istiyorum. Kendisinin çabalarının hakkaniyetle görülmesi gerekir.
• Özellikle Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Numan Kurtulmuş ve Devlet Bahçeli'nin süreçteki kurucu rolünün hakkını veriyoruz.
• Şimdi Türklerin güvenlik kaygısıyla Kürtlerin eşitlik talebini aynı hukuk düzeninde buluşturacak bir ufka bakıyoruz.
• Orta Doğu'da devletlerin yeniden inşası ve bölgesel düzen ekseninde gerçekleşiyor.
• 100 yıl önce reddedilen Kürt varlığı bugün Ortadoğu'nun temel dinamiği haline gelmiştir."
🔴#SONDAKİKA | Cem Küçük isimli şahıs gözaltına alındı.
Gerekçe: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve şantaj.
Şahıs için İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğüne yakalama ve gözaltına alma talimatı verildi.
Bugün yapılan TBMM CHP Grup Başkanlığı seçiminde bana destek veren tüm milletvekili arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Ancak bugün bir gerçeği açıkça ifade etmek zorundayım.
Cumhuriyet Halk Partisi; biat edenlerin değil, fikir üretenlerin, itiraz edebilenlerin ve halk adına konuşabilenlerin partisidir. Ne yazık ki son dönemlerde parti içi siyasette tekelleşme yaşandığı herkesin malumudur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olan, 103 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi; demokrasiyi içselleştirdiği ve sosyal demokrat anlayışa sahip olduğu için parti içi seçimlerin milletvekillerinin özgür iradesiyle şekillenmesini esas kabul etmiştir. Hiçbir Genel Başkan’ın ya da herhangi bir siyasi odağın iradesinin, milletvekillerinin tercihinin önüne geçmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü CHP’nin en büyük gücü; özgür iradesi, çoğulcu yapısı ve demokratik geleneğidir.
CHP’nin köklü kültürü; tek sese değil, ortak akla dayanır. Hiç kimse, hiçbir makam ve hiçbir yapı partinin kurumsal kimliğinin üzerinde değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden iktidar yürüyüşü; biat kültürüyle değil, cesaretle konuşan, emek veren ve örgütün iradesine sahip çıkan kadrolarla mümkün olacaktır.
Mücadelemiz; kişiler için değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik gelenekleri, kurumsal hafızası ve Türkiye’nin geleceği içindir.
CHP TBMM Grubu milletvekili maaşlarından kesilen aidatlarla oluşturulan grup bütçesinden iade yapılacağı belirtilerek, görevliler tarafından milletvekilleri aranıp IBAN bilgileri istenmiştir.
Grubumuzun ortak iradesi ile biriken bu emanetin, yangından mal kaçırır gibi “tasfiye payı” anlayışıyla dağıtılmasını ve yeni bir siyasi yol tercih eden arkadaşlarımız tarafından kişi başına bölünerek milletvekillerinin hesaplarına aktarılmak istenmesini hukuken de vicdanen de doğru bulmuyorum. Şahsıma yapılacak herhangi bir iadeyi de kabul etmeyeceğim.
Biz siyaseti; makam, mevki ya da para için yapmadık, yapmayacağız!
Benim yerim de, emeğim de, katkım da bellidir:
Cumhuriyet Halk Partisi.
Cumhuriyet Halk Partisi;
Bir asır önce, Savaş meydanlarında emperyalizmin boyunduruğunu kıranların,
Bugün, Saray otokratlarıyla “müzakere edilmez, mücadele edilir” diyenlerin partisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
Atatürk’ün emaneti Partimizi bagaj olarak gören ve iktidar olmak için kurtulmak gerektiğini düşünen AKP mukallitlerinin değil,
Arınmak yerine Partimizi kendilerine siper etmeye cüret edenlerin değil,
Gerektiğinde göğsünü partisine siper edenlerin partisidir.
Saray’la “arka kapı” diplomasisi yürüttüklerini söyleyip aldıkları garantilere güvenenlerin,
“Karar çıkarsa bileklerimi keserim” diyecek kadar Saray’a ve ortaklarına bel bağlayanların,
Erdoğan’ın ayağına kırmızı halı serip CHP Genel Merkezi’nin gönderine forsunu çekenlerin,
CHP Milletvekillerinden AKP Genel Başkanını Meclis’te ayakta karşılamalarını isteyenlerin,
Saray’ın ortağının karşısında iki büklüm ceket ilikleyenlerin CHP milletvekillerine vereceği şeref dersi olamaz.
Bizler Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin üstüne titreyen, bu çatı altında ülkemiz için mücadele vermekten şeref duyanlarız.
Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman dara düşse, Cumhuriyetin değerlerini içine hiçbir zaman sindiremeyenlerin, bu değerlere saldırmak için fırsat bulduğunun farkında olanlarız.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletimizin benimsediği Cumhuriyet değerlerinin, yaşam tarzlarının sigortası olduğunu bilenleriz.
Ergen tavırlarla, "ben yoksam partide olmasın" diyerek, partimizin üzerinde ter ter tepinmeye kalkanlar, ayrılırken partiyi de bitirmeye çalışanlar, sadece CHP'ye değil milletimize de kötülük yapmaktadır.
Bölgemizde kartların yeniden dağıtıldığı bir dönemde, ülkenin sigortası olan partinin gücünü tırpanlamak, iyi niyetli olamaz.
Gün;
Küçük hesapların girdabında kaybolmanın, sığ limanlarda şahsi hırsların peşine düşmenin günü değildir.
Gün;
Bir asırlık tecrübeyle geleceği görme, devlet ciddiyeti ve sarsılmaz bir millet sevdasıyla tek yürek, tek bilek olma günüdür.
Cumhuriyet Halk Partimizin çatısı altında fazilet ve adalet mücadelesini, omuz omuza, eksilmeden, eğilmeden sürdürmeye kararlıyız.
Olur haydar kardeş, siz bi on sene de arınma serencamı yaşarsınız ben de oy verip size koltuk ve konfor sağlarım. Size verilecek oyum yok, ne yapacağınız da bugüne kadar ne yapabildiğinizle ayan zaten.
Yeni Dönem, Yeni Düzen, Yeni CHP…
Ülkenin Yurtseverleri Birleşecek…
CHP Türkiye devrim pratiğinin en asli aktörü ve taşıyıcı kolonudur.
Bu temel karakteristiğe ters düşen, ülkenin siyasi helezonu içinde partiyi tutan aksları devre dışı bırakan politik hatta karşı oluşan reaksiyon yeni bir durum ortaya çıkarmıştır. Partinin kendi kimliğinden, kurucu değerlerinden, temel çelişki olarak gördüğü emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinden kopartılarak liberal bir hatta çekip silikleştirme çabasına karşı bir direnç oluşmuştur. Meselenin objektif boyutu budur. Sübjektif boyutu ise; yargı, seçim ve adaylık meselesidir ki bu hemen her dönem tartışma konusu olagelmiştir. Dolayısıyla mesele salt hukuki zorunluluk (Mutlak Butlan) kapsamında ele alınmamalıdır.
Ortaya çıkan bu yeni durumu aşmak yeni bir siyasal anlayış ve sağlam bir özeleştiri ile mümkündür.
Genel Başkan sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel merkezin önünde yaptığı özeleştiri konuşması aktüel düzeyde bir gerçekliğe sahiptir, tarihseldir ve altı politik ve pratik olarak doldurulacaktır.
Bu çerçevede şunları dile getirmek mümkündür; 76 yıllık çok partili siyasi hayatımızda partimize hakim olan siyasi yön; negatif siyaset, negatif pozisyon almadır. Bunu aşmak zorundayız. Türkiye muhafazakarların taleplerini “Cumhuriyet ve laiklik elden gidiyor” biçiminde okumak, Kürt halkının temel haklarını “ülke bölünüyor” gibi ağır bir politik çerçevede ele almak, Alevilerin inançlarını özgürce yaşama istemini mezhepçilik olarak nitelemek çok ciddi bir tahribat yaratmış ve sorunların derinleşmesine neden olmuştur. Artık bu ezberlerle hareket etmek mümkün değildir ve mutlaka bu anksiyetik durum geride bırakılmalıdır.
CHP artık reaksiyoner siyaseti terk etmek durumundadır, edecektir. Çünkü Cumhuriyet en temelde kimlik siyaseti yerine yurttaşlık ilkesi buna imkan veriyor. CHP için asıl mesele bu büyük sosyal ve siyasal bileşimi ortaya çıkarmaktır.
Siyasal pragmatizm ve popülizme parantezinde, kişi karşıtlığı (Erdoğan) ve kişi kurtarıcılığına (İmamoğlu) indirgenen siyasetin sistem/düzen dışı bir tartışma alanına çekilmesi solun ve cumhuriyetçi eleştirinin körelmesine sebebiyet vermiştir.
CHP 1980’den sonra sağ hegemonyanın içinde giderek karşıtına dönmesi “doğru gelişmenin objektif şartlarını” sağlıklı biçimde analiz etmeden; kitle siyasetini ve taraf olduğu sınıfa ilişkin temel çelişkiyi unutarak salt kültüralist ve kimliksel talepleri esas alarak Cumhuriyetin temel değerlerini yok sayarak siyasal ve toplumsal alanı parçalamak uzun vadede kitleleri siyasal aksiyondan uzaklaştırmıştır. Sınıf eksenli siyaset geniş kesimleri/kitleleri birleştirir. Kimlik siyaseti ise bu geniş kesimleri ve kitleleri parçalar. Bugün yaşadığınız derin siyasal krizin nedeni de bu parçalanmadır.
Asıl soru şudur; bugünün temel çelişkisi nedir? Emperyalizmin ve sermayenin saldırılarına karşı ülkeyi ve insanı korumaktır. Devletlerin korumacı bir reaksiyona girmesinin nedeni uluslararası sermayenin sınırları ve toplumu parçalamasıdır. Buna karşı yurtsever sol bir siyaset yeni dönemin temel sorumluluğudur. Bugün tarih Cumhuriyet Halk Partisine ülkeyi ve toplumu bir arada tutma sorumluluğu yüklemiştir. Ülkemizde devlet toplum ilişkisinin aldığı yeni boyutu, uluslararası sistemin çözülüşü ve bunun devlet yapılanmasına yarattığı etkiyi ve bu çerçevede siyasetin dönüşümünü çözümlemeden yaşadığımız bütün tarihsel ve toplumsal sorunların günahını sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklemek ancak bireysel bir kaçış olabilir. Yeni bir gerçeklik var ve şimdi bu gerçekliği hep birlikte anlamak ve yorumlamak durumundayız. Bu durumu da batının kavram setleriyle açıklamak mümkün değildir. Ancak bunun da ötesinde CHP arınmak zorundadır. Yeni bir siyaset ancak CHP’nin arınmasıyla başlayacaktır. CHP arındığında Türkiye arınacak ve yeni bir düzen ortaya çıkacaktır. Bildiğimiz kirli bir düzenin son zamanlarını yaşıyoruz. Her şey yeniden başlıyor… Yeni Bir Dünya Kuruluyor CHP ve Türkiye Orada Yerini Alacaktır…
Not: 2022 yılında sınavla oldukça yüksek puan alarak atandım okulumuz yeni proje okulu oldu.
İstifa dilekçemi 19 Haziran’da vermeme rağmen açıklamamı bugün yapmayı tercih ettim.
Çünkü istifa dilekçemi verdikten hemen sonra böyle bir paylaşım yapmış olsaydım, idari süreci etkilemeye çalıştığım ya da kamuoyu baskısıyla kararın değişmesini amaçladığım şeklinde yanlış bir algı oluşabilirdi.
Bana göre doğru olan; önce sürecin netleşmesini beklemek, ardından ise hiçbir beklenti taşımadan yalnızca yaşananları kamuoyuyla paylaşmaktı. Sisteme kararnamemin düştüğünü bugün gördüm dolayısıyla istifam kabul edilmişti resmi olarak.
Bu nedenle açıklamamı bugün yapmayı uygun gördüm. Saygılarımla.