500 GÜN!
Bir yandan kahvaltı ediyor, diğer taraftan Sabahattin Ali’nin Özel Mektuplar’ını okuyorum. Tam “Türk usulü”, çatalımın yan tarafını bıçak gibi kullanıp peyniri bölmeye çalışırken çatalımın eğilmesi üzerine artık burada kanıksayıp normalimiz hâline getirdiğimiz yoksunlukları tekrar yaşıyorum.
Tam 500 gündür hayatın yaşanış biçimi hâline gelen bu cezaevine özgü hâlleri yazarsam, 500 günlük hikâyemiz “için içeriden” dışarıya, bizi anlamaları ve gözlerinde canlandırmaları adına gerçekçi bir resim çizebilirim diye düşündüm.
Çatalım niye mi eğildi?
Olabilecek en inceltilmiş hâliyle imal edilmiş çatal ve kaşıklarımız var. Sadece birer adet. Kalın metalden olursa maazallah ya tünel kazarız ya da birilerini yaralayabiliriz! O yüzden incecikler ve kolayca eğiliyorlar.
Neden sürekli yumurtaya banmaktan hasretle bahsediyoruz?
Çünkü 500 sabah boyunca erişebildiğimiz tek yumurta hâli; 15 günde bir kantinden toplu biçimde aldığımız 15-20 haşlanmış yumurtayı buzdolabında muhafaza etmeye çalışarak, sağlığa zararlı bir duruma yol açma ihtimalini göze alıp protein ihtiyacımızı karşılamak için tükettiğimiz yumurtalardan ibaret. Başka şansımız yok.
Yine maazallah, çiğ yumurta verilince inşaat malzemesi olarak kullanılır; tünel kazılır, birilerine atılarak zarar verilir ya da protesto amacıyla kullanılabilir!
Neden çıkınca uzun uzun yürümekten bahsediyoruz?
Sahillerde, ormanlarda, kırlarda arzulanan yürüyüş kısmını elbette herkes anlıyordur. Ama uzun ve dümdüz yürüme ihtiyacımızın; avluda volta atarken benim için beş adımda bir dönme zorunluluğundan, en geniş mekânda, halı sahada bile ancak yirmi adım yürüyüp yeniden dönmek zorunda kalışımızdan kaynaklandığını da hatırlatmalıyım.
Beton kafesin insanın bacaklarından yüreğine kadar uzanan bir prangası var.
Ufuklara bakma, gökyüzünü görme, insanları izleme ve hayatı yaşama ihtiyacımız da on metrelik, duvarlarla çevrili; birbirimizi göremediğimiz izole beton kafesler ve paslı demir sürgüler altında yaşamak zorunda oluşumuzdan kaynaklanıyor.
Sabahattin Ali, koğuş ve kalabalıklar içindeki bir hapislikten bahsederken bizler; her lokmayı yalnız yediğimiz, tek başımıza içtiğimiz çaylarla dertleştiğimiz, tehdit altında ve birbirimizden izole edildiğimiz bir “modern dönem işkencesi” yaşıyoruz. Dertleşecek kimsenin olmadığı, “hiçliğin içinde eşitlenmiş” bir yalnızlık hâli bu.
Sevdiklerimize hasretimiz neden bu kadar büyük?
Elbette her türlü yoksunluk içinde insan sevdiklerini özler, hasret yüreğini dağlar. Ama biz, bu 500 günün yani 12 bin saatin içinde sevdiklerimize sadece 27 saat dokunabildik. Onları yalnızca 44 saat camın arkasından görebildik.
Hükümlülerle aynı biçimde ayda bir saat temas edebildiğimiz, sarılıp öpebildiğimiz açık görüşler; haftada bir saat camın arkasından telefonla konuşabildiğimiz kapalı görüşler ve haftada yalnızca on dakikalık telefon hakkı dışında sevdiklerimizden yoksunuz.
Sevdiklerimizden haber alırken bile yüreğimiz titriyor. Hasta olsalar yanlarında olamıyoruz. Ellerini tutamıyoruz. Eşlerimizi, çocuklarımızı, anne ve babalarımızı 12 bin saatin en fazla 27 saatinde görüp ellerini tutabilmiş olmanın sızısını, özgürlüğün kıymetini bilmeyenler anlayamaz.
Burada hasta olsanız sevdikleriniz yanınızda olamaz. Çekmeyen anlamaz. Yapayalnız hasta olmanın, bir bardak ıhlamur demleyenin, bir tabak çorba kaynatanın olmamasının sızısını ancak buradakiler bilir. Bu örnekleri çoğaltabilirim ama maksadın hasıl olduğunu düşünüyorum.
“Cezaevinde olmak, bence ölmekten bir basamak önce; yokluğu ve yoksunluğu ailenizle birlikte yaşamak” demek.
Bu öyle bir hâl ki bir süre sonra uyum sağlamak zorunda olduğunuz cezaevi yaşamının gerçekleri, sizi gerçek hayatın güzelliklerinden de uzaklaştırıyor ve yoksunluklara alıştırıyor.
🔴Rojin Kabaiş'in babası 'cinsel saldırı' iddialarıyla gündeme gelen rektörü işaret etti: 'İddialar araştırılmalı'
📌Rojin Kabaiş'ın babası Nizamettin Kabaiş, kızının ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin yürütülmediğini öne sürerek, üniversitedeki güvenlik kameraları, cep telefonu incelemesi ve DNA çalışmalarına ilişkin sürecin hızlandırılmasını talep etti.
📌Kabaiş, geçtiğimiz günlerde bir araştırma görevlisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla Meclis gündemine gelen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ile ilgili şüpheli olayların araştırılmasını talep etti:
''Sorumlu üniversitedir. Sorumlu yurttur. Rektördür ve yurdun yönetimidir. Bunların hem büyük ihmalleri vardır hem de bize 17 saat sonra haber verdiler. Ayrıca rektör, kendisi gelip otopsiye müdahale etti. Delilleri kararttı. Özel olarak savcıyla görüştü. Başka bir odaya gitti. Rojin'in otopsisine başlanmadan önce her iki salona da girdi. Rojin'in cansız bedeninin bulunduğu odaya da girdi. Delilleri kararttı. Bu nettir, kesindir. Ben bunu biliyorum. Rica ediyorum, Adalet Bakanı bu konuyu takip etsin.”
🔴 Cezaevindeki Sinem Dedetaş: Buraya gelmeden bana teklifler yapıldı, isteseydim burada olmazdım
📌 "Ben bir siyasetçinin seçmenden aldığı yetkiyi en azından o dönem bitene kadar muhafaza etmesi gerektiğini seçmene saygının bir gereği olduğuna inanıyorum ve yapmış olduğum, almış olduğum tavırdan dolayı da haklı ve doğru olduğumu düşünüyorum, mutluyum."
https://t.co/FHtgIwE1lK
- Erdal Beşikçioğlu’nun zimmet suçlamasıyla açığa aldığı belediye çalışanı etkin pişmanlıktan yararlanıp şikayetçi olmuş.
- Zimmetten soruşturması olan çalışan serbest, bunu ortaya çıkaran Erdal Beşikçioğlu tutuklu! https://t.co/Vaklow7huf
Cesur kadınlara selam olsun!
“AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım”
Fatma Hürriyet Kaplan
“Bize esaret yakışmaz. Bize umutsuzluk yakışmaz. Bize vazgeçmek de yakışmaz.”
Sinem Dedetaş
@fatmakaplan@sdedetas
Uydurdukları mazeretlere bakmayın. Partidaşları, arkadaşları betona gömülmüşken kendilerini kurtarmak için AKP’ye teslim oldular. Bundan sonraki hayatlarını yoldaşlarını betona gömenlere hizmet etmenin utancıyla yaşayacaklar. O sığındıkları yerdekilerin bakışlarında bile bu utancı görecekler.
Ekrem İmamoğlu'nun o sözleri yine gündeme geldi:
"35 yıl sonra benim diplomamı iptal ettirmeye çalışan bu kişi, yarın sizin 40 yıllık, 50 yıllık tapularınıza, arabalarınıza, bankalardaki paralarınıza diplomam gibi çöker!"
Sera Kadıgil’in soruşturma açılmasına gerekçe gösterilen sözleri:
“Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak elbette en büyük ve birinci önceliğimiz. And olsun kurtulacağız, söz olsun kurtulacağız. Bundan zerre kadar şüpheniz olmasın!
Sadece Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak yeter mi? Bu ülkenin tek düşmanı o mu? Elbette hayır.
Benim asıl kavgam, Tayyip Erdoğan’ı ve 'Tayyip Erdoğanları' besleyen bu çürümüş sistemle, bu düzenin ta kendisiyledir!
Sözüm sözdür; benim mücadelem sadece bir ismi devirmek için değil, kız çocuklarını katledenleri baş tacı yapan, emeği sömüren bu ikiyüzlü, kanlı düzenin çarklarını tamamen kırmak içindir!”
(Selâmi Haktan)
🔴 Gözaltına alındı, tutuklanarak Silivri'deki Marmara Cezaevi'ne gönderildi. Birkaç gün sonra ise hastaneden ölüm haberi geldi
📌Özcan Aksu'nun ailesi, gözaltından ölümüne kadar geçen süreçte bilgi verilmediğini, cezaevindeki görüşte Aksu'yu ağır darp edilmiş halde gördüklerini ve vücudunda çok sayıda darp izi bulunduğunu belirtti
📌DEM Parti de olayı Meclis gündemine taşıdı
Haber: @ahmetayvaa
https://t.co/CAZyP0t0wj
Onlar birilerine boyun eğmeyen cesur kadınlar!
“AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım” Fatma Hürriyet Kaplan.
“Bize esaret yakışmaz. Bize umutsuzluk yakışmaz. Bize vazgeçmek de yakışmaz.” Sinem Dedetaş.
Mühendis kimliğiyle işe koyulan, Şehir Hatları’nda kadın istihdamını %295 artıran, ilk kadın genel müdür olarak fark yaratan, 30 yıllık AKP kalesi Üsküdar’ı tarihî bir zaferle kazanan bir lider.
"Şu an yaklaşık 2 bin 600 kadın hâlâ kayıp. Hiçbir şekilde bu kadınlardan bilgi alınabilmiş değil"
🗣️ Av. Cemile Turhallı Balsak:
📌"6 bin 417 kişinin kaçırıldığına ilişkin istatistik var. Bunların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Erkek çocuklar da var. 11 yaş üstündeki erkekler ise ne yazık ki öldürüldü, kurşuna dizildi."
📌 "400 binin üzerinde göç yaşandı. Şengal'de güvenliğin sağlanmamış olması nedeniyle kamplarda yaşayan çok sayıda Ezidi var."
@CemileTurhalli@nucegihan
➡️İzlemek için: https://t.co/bnX4VADzwW
SON DAKİKA…
Gülistan Doku soruşturmasında Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı tutuklandı…
Gülistan Doku cinayeti soruşturmasında ilk kez emniyet müdürü seviyesinde bir tutuklama gerçekleşti…
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 günü vali Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından katledilip ortadan kaybedildiği zaman Tunceli Asayiş Şube Müdürü olan Ertuğrul Aslan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği Gülistan Doku soruşturması dördüncü dalga operasyonunda 19 kolluk görevlisi ile birlikte gözaltına alınmıştı.
19 kolluk görevlisi ile birlikte gözaltına geçtiğimiz pazartesi günü gözaltına alınan dönemin Tunceli Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan jandarma sorgusu sırasında ifade vermeyi red etmiş ve dün 5 kolluk görevlisi ile birlikte adliyeye sevk edilmişti. Dün akşam saatlerinde savcılık ifadesi sonrası 5 arkadaşı ile birlikte tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen Ertuğrul Aslan saatlerce süren mahkeme sorgusundan sonra, dönemin valisi Tuncay Sonel ile işbirliği içinde delilleri karartma,yok etme ve suçluyu kayırma suçumdan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
2’inci sınıf Emniyet Müdürü olan Ertuğrul Aslan ile birlikte Gülistan Doku soruşturmasında toplam tutuklu sayısı 28 oldu.
500 gündür tutsak edilen milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları için, adalet bekleyen herkes için, bu ülkenin vicdanı için omuz omuza yürüdük.
Biz umudumuzu da inancımızı da hiç kaybetmedik. Çünkü biliyoruz ki haklı olanların mücadelesi mutlaka karşılığını bulur. Bugün binlerce insanla omuz omuza yürürken bir kez daha gördük ki yalnız değiliz. Adalet yerini bulana kadar dayanışmamızı büyütmeye, omuz omuza yürümeye ve mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
İstanbul’un en başarılı belediye başkanlarından birini daha tutukladılar.
Suçu Haliç Tersanesinin özelleştirilip AVM yapılmasına engel olmak.
Suçu Üsküdar’ı gerici erkeklerden kurtarıp tarikatların musluğunu kesmek!
Suçu AKP’ye geçecek kadar kendini küçültecek bir suç işlememiş olmak!
Dün tutuklanan sadece Sinem Dedetaş değil.
Asıl tutuklanan onlarca farklı belediyede olduğu gibi “bu belediyeyi bu kadın yönetsin” diyerek oy veren bizlerin seçme hakkıdır!
🔴Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve beraberindeki 3 kişi dün gece saatlerinde tutuklandı.
Ancak asıl dikkat çeken detay, Dedetaş'ın cezaevine nakil sürecinde yaşananlar oldu.
İlk olarak Silivri Cezaevi'ne gönderileceği ifade edildi.
Yoldayken rotanın Bakırköy Cezaevi'ne çevrildiği söylendi.
Avukatlar Bakırköy'e gittiğinde ise Dedetaş'ın Tekirdağ Karatepe Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderildiğini öğrendi. @nedimbyh@dmladogan
Yerimize atanan kayyumun yerine butlan atanmış, kayyum “görevi bırakmam” diyor.
Günün sorusu; 5000 polisimiz kayyumu mu koruyacak yoksa butlanı mı binaya sokacak.
Halkımız rotayı çizdi, iktidarın çizdiği sınırlarda siyaset bitti.
“Aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere.”
Biz köhnemiş siyaseti geride bıraktık YENİ ve büyük bir yolculuğa çıktık.
@yenipartiyiz