Togg övüp Mercedes'e biniyorlar.
İmam Hatip övüp çocuklarını yabancı okullarda okutuyorlar.
Şehadet övüp çürük raporu alıyorlar.
Ortadoğu övüp Avrupa Amerika'dan vatandaşlık alıyorlar.
Şeriat övüp seküler yaşıyorlar
Tasarruf övüp israf içinde yaşıyorlar.
Fakirlik övüp lüks içinde yaşıyorlar.
Mağdur gibi konuşup zalimlik yapıyorlar.
Ne söyledilerse tersini yapıp, ne yapıyorlarsa tersini söylüyorlar.
EbuBekir gibi konuşup Ebucehil gibi davranıyorlar.
Harun gibi konuşup Karun gibi yaşıyorlar.
Ne oldukları gibi görünüyor, ne de göründükleri gibi oluyorlar.
"KEPAZELİĞİ YAYALIM"
OKUMAYAN OKUSUN, GÖRMEYEN GÖRSÜN
MANSUR YAVAŞ: Ankara Belediyesinin İnternet Sitesinde;
“İSRAF SAYFASI” AÇTI.
Ankapark denilen çakma Disneyland'a
yapılan harcamaları kalem kalem açıkladı.
★
DİNOZOR Maketlerine 9 Milyon Dolar
Ödenmiş Kardeşim.
FISKİYE; 15 Milyon Dolar.
Asrın Liderimiz burasının açılışını bizzat
yaparken “TÜRKİYE'nin Gururudur ” demişti.
Sırf Kapısına "14 Milyon Dolar" harcamışlar.
NE KADAR GURUR DUYSAK AZ HAKİKATEN
TREN Yapmışlar, 34 Milyon Dolar!
Geçmediğimiz Köprüye,
Girmediğimiz Tünele,
Görmediğimiz Otoyola,
Dolar bazında garantili para ödediğimizi
biliyorduk...
Meğer biletini almadığımız hiç biryere giden Oyuncak Trene de Ödemişiz!
Uçan Ada Yapmışlar.
8 Milyon Dolarcık...
Ben en çok bunu beğendim.
Çünkü adı üstündeü "uçmuş."
Trenin hiç olmazsa hurdasını kiloyla
filan satabilirsin!
ADA YOK!
“ÇEVRE DOSTU PROJE ” demişlerdi,
PLASTİK AĞAÇ DİKMİŞLER.
16 Milyon Dolarcık!
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ
ZATEN YÜRÜYÜŞ YOLUYDU!
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ'Nİ
BOZUP;
Bu kepazeliği oraya kondurup zaten
varolan yürüyüş yolunun yerine
Yürüyüş Yolu Yapmışlar! 18 Milyon Dolar!
Eeee kaldırımsız olmaz, kaldırım da yapmışlar,
3.5 Milyon Dolar.
Timsah Maketi, Nuh'un Gemisi Maketi,
Fiberglastan Fosil Maketi, Vahşi Batı Dekoru, Oyun Çadırı, Lazer Sesi Çıkaran Robot, Çarpışan Arabalar, Gondol filan
almışlar, 45 Milyon Dolar!
★
50 Milyon Dolarımız yok diye
TANK Fabrikamızı Katar'a Verdiler.
Buraya Teleferik Yapmışlar,
50 Milyon Dolar Ödemişler!
★
Ankapark'a saçıp döktükleri toplam
Para, 801 Milyon Dolar!
★
Aynı dönemden birkaç örnek vermek gerekirse:
★
Tekel'in alkollü içecekler bölümünü,
292 Milyon Dolara sattılar.
Eti Bakır'ı 33 Milyon Dolara sattılar.
Eti Gümüş'ü 41 milyon dolara sattılar.
Eti Krom'u 58 Milyon Dolara sattılar.
Kütahya Şeker Fabrikasını,
23 Milyon Dolara sattılar.
Adapazarı Şeker Fabrikasını,
45 Milyon Dolara Sattılar.
Antalya Limanı'nı 140 Milyon Dolara sattılar
Türk Hava Yolları'nın yüzde 20'sini,
175 Milyon Dolara sattılar.
★
Ne Etti?
807 Milyon Dolar.
★
BUNLARI SATTILAR!
"BU KADAR PARAYA DİNOZOR MAKETİ
ALDILAR!
★
ETİ BAKIR'I MESELA! …
Kasasında Nakit 10 Milyon Doları varken!..
9 Milyon Dolar değerinde arazileri varken!
Depolarında hemen nakite çevrilebilir..
7 Milyon Dolar değerinde BAKIR varken!
240 Milyon Dolar değerinde bilinen rezervi varken, sadece 33 Milyon Dolara sattılar.
BİR DEFA BİLE KULLANILMAYAN OYUNCAK TRENE 34 MİLYON DOLAR ÖDEMİŞLER!
★
ŞEKER FABRİKASI SATIN ALMAYA YETEN PARAYLA FISKİYE ALMIŞLAR!
★
250 BİN DOLARA TÜRKİYE CUMHURİYETİ
VATANDAŞLIĞINI SATIYORLAR!
"ALDIKLARI PLASTİK AĞAÇ BİLE DAHA
PAHALI".
★
Ehhh HÂLÂ MERAK EDİLİYOR!
Merkez Bankasının kasası nasıl boşaldı?
Enflasyon Niyepatladı?
Elektrik Faturaları neden nöyle oldu?
Market etiketlerinde niye yangın var?
Patlıcanı niye anca taneyle alabiliyoruz,?
NİYE YOKSULLAŞTIK ???
YILMAZ ÖZDİL
Bu videoyu yeni gördüm.
ABD'de bir Yahudi kız okuldaki öğrenciler.
Haber içeriğini pek önemsemedim ama kızların giyim tarzı dikkatimi çekti.
Dünyaya sapkınlık aşılayanlar kendi çocuklarını korumaya çalışıyor!
Can Yılmaz, Türkiye’de tatil fiyatlarında Türk vatandaşına çıkan farkı eleştirdi:
🔹 “Almanya’dan geliyorsan 3 gün 4 gece 20 bin TL.”
🔹 “İstanbul’dan geliyorsan aynı tatil 56 bin TL.”
🔹 “İngiltere pasaportuyla 26 bin TL’ye kalıyorsun.”
🔹 “Aradaki 30 bin TL Türk vatandaşı olmanın cezası mı?”
🔹 “Dışarıdan geliyormuş gibi rezervasyon yapıyorsun.”
🔹 “Sonra otele gelince Türk olduğun anlaşılıyor.”
🔹 “Bu kez 30 bin TL daha istiyorlar.”
🔹 “Ben 26 bine Yunanistan’a giderim.”
🔹 “Halkidiki’de kalırım.”
🔹 “Mis gibi tatilimi yaparım.”
🔹 “Kirazı kiraz, çileği çilek tadında yerim.”
🔹 “Enayilik devri bitti.”
“Tanzimattan sonra Türk aydınları azınlıklara yalvarırdı: ‘Gelin; Ermeni, Kürt, Arnavut, Rum yerine, Osmanlıyız diyelim!’
Kabul ettiremediler. Türk hariç, hepsi etnikçilik yaptı! Ne zaman ki Cumhuriyet kurulup Atatürk, 'Büyük Türk Milleti’ diye ortaya çıktı; hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildiler!”
Prof. Dr. Halil İNALCIK
ماذا نسمي مثل هؤلاء الأشخاص⁉️
👇
رئيسة كرواتيا التي خطبت في شعبها قائلة :
لن نقترض من البنك الدولي ولو متنا جوعا.
_ قامت ببيع (الطائرة الرئاسية) الخاصة
_ و بيع عدد ( 35 ) سيارة نوع (مرسيدس) لنقل الوزراء
_ و أودعت عوائدها لخزانة الدولة
" و رفضت بيع وتخصيص مؤسسات القطاع العام الاستراتيجية
_وخفضت راتبها الى( 30% ) ليتساوى مع متوسط مرتبات عامة الناس
_ و ألغت الضرائب على محدودي الدخل
_ و حاربت الفساد في كل دوائر الدولة
" وألغت العلاوات والحوافز للوزراء والسلك الدبلوماسي في الدولة
_ و قلصت (سفارات /وقنصليات/ وممثليات ) بلادها في الخارج للحد من الاسراف وتوفير العملة الصعبة
_ و عندما تسافر في مهامها الخارجية تحجز في رحلات الطائرات العادية ؟
Atatürk, Rıfat Börekçi'ye sorar:
- “Hocam, cenaze namazı niçin ayakta kılınır?..”
Rifat Efendi, yanıtlar:
“Cenaze namazı dışarıda tabutun yanında kılındığından, yerler toz, çamur, pis olduğundan mecburi olarak ayakta kılınır…”
Atatürk:
“Acaba cami zeminleri temiz midir?…”
Rifat Efendi:
“Temiz denemez Paşam, bahusus mikrop denilen nesne bilindikten sonra, cami zeminlerine temizdir demek için çok cahil olmak gerekir,” yanıtını verir ve ekler:
“Esasen icabına göre namaz ayakta da kılınır, bir arıza dolayısıyla ayağa kalkamayan kimse oturduğu yerde de kılabilir, hatta mecali kalmayan bir kimse göz işaretiyle de kılabilir…”
Atatürk:
“Bu önemli bir meseledir, cami zeminlerinin temizliği için bir şekil ve vazife düşünülmelidir” deyip Mimar Arif Hikmet Bey’e döner:
“Hikmet! Senin Eskişehir’de çarşı camii inşaatını bitirmek üzere olduğunu biliyorum. Bu camide secdeye temiz yer için bir şeyler düşün ve yap.”
Arif Hikmet:
“Camii inşaatının bitiminden sonra, saf aralarını hesapladığını, secde edilecek yerleri, yerden yüksekçe enli bir şerit halinde yaptığını ve üzerine de beyaz muşamba döşettiğini; muşamba satıhın her an sabunlu su ile silinerek temizlenebileceğini, böylece yüzün temiz bir yere değeceğini” anlatır.
Atatürk, çok memnun olmuştur. Mimar Arif Hikmet Bey’i tebrik eder.
Rifat Efendi de, anlatılanlardan hoşnut kaldığını belirtir.
KAYNAK : Atatürkçülüğün Alfebesi / İlhan Selçuk
PARA KAZANMAK İSTEYENLERE SESLENİYORUM
Jim Simons’ın MIT’de verdiği bu 1 saatlik ders, Wall Street’te 10 yılda öğrenemeyeceğin şeyleri sana sadece 1 saatte anlatıyor.
Bu adam 1988–2018 arası yıllık %66 getiri sağladı.
Warren Buffett bile bu seviyeye yaklaşamadı.
Zamanın yoksa kaydet.
Boş içerik tüketmek yerine, bu derse 1 saat ayır.
1919'da Kürt Teali Cemiyeti çatısı altında İngiltere'nin size devlet kurmasını bekliyordunuz diye hatırlıyorum ben.
Cemiyetin kurucusu Seyit Abdülkadir de Sultan Abdülhamid'e karşı ayaklanan Şeyh Ubeydullah'ın oğluydu ve baba-oğul Mekke'ye sürülmüşlerdi.
Cumhuriyet bütün kötü anıları unutup sizi bağrına bastı çünkü Atatürk biliyordu ki siz Kürt halkını temsil etmiyordunuz.
Kürt halkını da tıpkı Türkler gibi medeniyete ulaştırmak istiyordu Atatürk.
Bu sefer de buna engel olmak isteyen Şeyh Said ayaklandı. Güya din elden gidiyordu.
Ardından Fransız destekli Ağrı isyanları çıktı.
Daha sonra Seyit Rıza ortaya çıktı, “feodalitenin getirdiği haklara dokundurmam” diyerek.
Kuklalar hep değişti, değişmeyen "kuklacı"ydı.
ATATÜRK’ÜN YASAKLANAN TARİH KİTAPLARI :
NATO'ya girişimizle birlikte bu kitaplar da yasaklandı!
Türkiye'nin 1945'ten sonra Atlantik sistemine bağlanma sürecine girmesiyle birlikte Kemalist Devrim'den de parça parça vazgeçilmeye başlandı.
Bu kitaplar Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nce (Türk Tarih Kurumu)hazırlanmıştı. 1931’den itibaren ortaöğrenimde ders kitabı olarak okutuldu. Kâinatın bilimsel yolla açıklanışı ile başlıyordu. Binlerce yıllık Türk tarihini anlatıyordu. Anadolu’daki Türk varlığının Malazgirt’ten çok önceye gittiği apaçık gösterilmekteydi. Öyle ki; Sümerlerin dilinin eklemeli Türkçe olduğu aktarılmıştı. Kitabın “Mukaddime/Giriş”inde İslam öncesi Türk tarihinin ve kültürünün ‘ümmetçilik’ adı altında nasıl ihmal edildiği vurgulanıyordu.
Ancak, ABD ile yapılan Fulbright Antlaşması ile oluşturulan komisyon Türkiye'nin eğitim sistemine el attı. Anlaşma gereği komisyonun başkanlığını ABD’nin Türkiye’deki Büyükelçisi yaptı. Fulbright komisyonu, ilkokuldan İmam Hatip’e kadar, tüm eğitim müfredatını belirliyor, yarısı ABD’lilerden oluşan komisyona ABD’nin Türkiye Büyükelçisi başkanlık ediyordu.
Atatürk'ün bu kitaplarını müfredattan kaldırttılar. Komisyon üyelerinin 4’ü Türk, 4’ü Amerikalı'ydı ve başkanı da ABD’nin Ankara büyükelçisiydi. Bundan böyle Türk eğitim yapısı Amerikalıların denetimine geçti.
Sonrası Köy Enstitülerini kapatmak oldu. ABD’den gelen bir akademisyenin raporundan hemen sonra… Bizi karanlıklara ve bugünlere mahkum eden 27 Ocak 1954 tarihli 6234 sayılı üzücü yasayla…
-Balkanlardan, ölen öldü, kaçabilenler buraya geldi.
-Buradan nereye kaçacağız? Bizi Kazakistan'a bile almazlar.
-Burada ölüm kalım savaşı vermeliyiz.
-Bu Türk vatanı içinde kalırsanız -1000 sene herkesi koruduğumuz gibi- rahat edersiniz, yoksa sizi de Filistin'e benzetirler
Bakın, gerçekten çok güzel ve önemli üç madde söylendi.
Şimdi gelin, bu üç maddeyi yakından inceleyelim:
1. “Kürtçenin özgürlüğü kalıcılaştırılacak” deniyor.
Neden?
Kürtçe konuşmak yasak mı?
Böyle bir durumdan haberdar değiliz. Kürtçe kurslar açıldı; yanlış hatırlamıyorsam 32 kişi filan müracaat etti.
Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri açıldı, çoğunda bir-iki kişi kayıt oldu.
Bu tablo ortadayken “Kürtçenin özgürlüğü” söylemi biraz garip duruyor. Eğer gerçekten 40 yıldır 50 bin insanın mağdur edildiği iddia ediliyorsa, bunun çözümü bu kadar basit ve makulse buyursunlar hemen çözülsün.
Bunun için komisyon kurmaya gerek bile yoktu. Bölge halkı öğrenecekse üçüncü bir dil öğrensin. Bu noktada bana göre Bölgeye acil ve sağlam İngilizce eğitimi verilmelidir.
2. “Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasını istiyoruz” diyorlarmış.
Nasıl yani?
Doğalgaz faturalarını onlar mı toplayacak?
Emlak vergisini onlar mı dağıtacak?
“Yerel yönetim”den muradları tam olarak nedir?
Kürt valimiz var, Kürt emniyet müdürümüz var. Zaten bölgede istedikleri kişiyi seçiyorlar.
Hiç Karadenizli ya da Egeli bir belediye başkanının Güneydoğu’da seçildiğini gördünüz mü?
Mevcut düzen zaten kendi içinde işliyor.
O zaman bu talebin asıl arka planı nedir?
3. “Bütün vatandaşların eşitlik duygusunun sağlanması.”
İşte en önemlisi bu.
Evet, ben de Kürt vatandaşlarımızla eşit olmak istiyorum.
Mesela Batman’da Karadenizli bir müteahhidin iş yapabilmesini, Diyarbakır’da büyük bir AVM’yi İzmirli bir iş insanının yapabilmesini isterim.
Yani eşitlik soyut bir kavram ve hayatta hiç bir karşılığı yok.
Ama şu da bir gerçek: Kürt vatandaşlarımız birçok alanda bırakın eşit olmayı, zaten oldukça güçlü ve etkin konumdalar.
Bu tarz soyut kavramlar 1980’lerin söylemleri olarak kaldı.
O alanı kürt kardeşlerimiz geçeli çok oldu.
⸻
Görüyoruz ki, sözde “40 yıllık sorun”un sıkıştırıldığı yer bu üç maddeden ibaret.
Peki bu örgüt gerçekten bu üç madde için mi yıllarca insanımızı, Laz, Kürt, Türk demeden katletti?
O zaman neden Kuzey Irak’ta halihazır durumlarına razılar? İran’da neden sesleri çıkmıyor, üstelik oradaki Kürt nüfusun çok daha fazla olmasına rağmen?
Bakınız, bizi gerçek olmayan bir sorun üzerinden, gücü tamamen tükenmiş, bir ayağı çukurda bir otoriteyle müzakere etmeye zorlamaya çalışıyorlar.
Bunu yapan emperyal güçler, geçmişte de benzer projelerde aynı yöntemi uyguladı.
Başka yöntemlerle, daha güçlü, daha ayağı yere basar şekilde hareket etmemiz lazım.
Lütfen uyanık olalım. Bu defaki “çözüm süreci”nin bir “aması” olmaz; bedeli çok büyük olur.
1. Dünya Savaşı'nda İngiliz sömürgelerindeki Müslüman Hint askerleri, Fransız sömürgelerindeki Müslüman Afrika askerleri İstanbul'u işgal etti.
Peki Osmanlı'ya bağlı Müslüman Mısır'daki 14 milyon Arap, Kahire'de İngiliz'e iki tane kurşun yaktı mı?
İngiliz ordusu Kudüs'ü işgal ederken civardaki Arap ahali tıpkı Maraş ve Antep'te olduğu gibi İngilize karşı halk olarak direnişe geçti mi?
Kudüs'ten Halep'e kadar bölgede yaşayan milyonlarca Arap onlarca şehirde İngilizlere karşı tek kurşun yaktı mı? Hayır. Aksine, Şerif Hüseyin'in asi ve hain Arap kabileleriyle bir olup ya Osmanlı'ya isyan ettiler ya da öylece oturup izlediler. Halbuki o topraklar Osmanlı'ydı. Düşmana karşı kendi ülkelerini savunmaları gerekmez miydi?
Basra'dan Bağdat'a, Kudüs'ten Halep'e, Kahire'den Cidde'ye dek milyonlarca Arap ahali, toprakları işgal edilirken, Anadolu'nun Türk evlatları vatan deyip direnirken ne yaptı?
Yapılan açıklama nedir? Hepsi ihanet etmedi. Bazıları etti. Peki isyana katılmayan Arap ahali ne yaptı? Anadolu'nun Türk evlatları evlerini bırakıp o topraklara gelmişken ve direnirken, isyana katılmayan ama öylece izleyen Arap ahali de bu kayıtsızlıkları nedeniyle hiç değilse kabahatli görülmez mi?
Bakınız, Osmanlı boydan boya işgal edilirken kimler buna dur demiş? Kars'ta Türkler, İzmir'de Türkler, Antep'te ve Maraş'ta Türkler, Hatay'da Türkler... Sormak lazım Hatay direnirken neden iki adım güneydeki Lazkiye direnmedi?
Hatay Osmanlı'ya bağlıyken, direnirken, Lazkiye'deki ahalinin izlemesinin nedeni neydi?
Anadolu'nun Türk evladı Konya'dan kalkıp Kudüs'te ölüyor... Biz Kudüs'ün Osmanlı tebaası olan Arap ahali kalksın Afyon'a gelsin bile demiyoruz. Hiç değilse Kudüs'ü savunsun diyoruz. Ama yok.
Şimdi sormak lazım, Mısırlı Kahire'de, Hicazlı Cidde'de, Suriyeli Şam'da, Halep'te, Iraklı Bağdat'ta ve Basra'da işgale direnseydi, İngilizler bunca alanı tereyağından kıl çeker gibi işgal edebilir miydi?
Bu saydığımız beldeler Osmanlı değil miydi? Niye direnmediler? Ne yapalım, bunların bir bölümü İngiliz yanında saf tutarken, bir yarı buçuğu da sadece izledi diye, teşekkür mü edelim?
Hepsini geçtik, bu saydığımız beldelerin alimleri, aydınları, siyasetçileri bir asır geçmiş olmasına rağmen bir kez olsun demiş midir ki seyirci kalarak ayıp ettik? Aksine, kendi varlıklarını ve bağımsızlıklarını bu ihanete bağlayıp nesiller boyu bu ihaneti tasdik ettiler. Bayrakları ve bayramları bile bu ihanetin ürünüdür.
Yahu, Osmanlı toprağı olmamasına rağmen Azerbaycan Anadolu direnişine katıldı. Asker gönderdi. Asırlık Arap diyarı ne yaptı?
Aşağılık kompleksinden kurtulalım. Arapların bir bölümü bizzat ihanet etti. Büyük bölümü sadece izledi ve dilsiz şeytan oldu. Belki ufacık bir bölümü de Osmanlı ordusuna katıldı. Ama genel manzara şudur ki vatan işgal edilirken gereken feraseti göstermediler.
Bu eksik akılları ve gafletleri Türk evlatlarına "Keşke o diyarı vatan bilip de Türk askerini oralara göndermeseydik, evlatlarımızla sadece Anadolu'yu korusaydık" dedirttiler.
Ürdün dinarında ve 2016’da basılan HATIRA paralarında;
“The Great Arab Revolt” yazıyor büyük harflerle…
Yani;
“BÜYÜK ARAB İSYANI”
Kime isyan etmiş ki bu arablar acaba?
Osmanlı’ya mı yoksa?🤔
Mansur Yavaş:
Türkiye ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
🇹🇷Dili Türkçedir
🇹🇷Resmi Dili Türkçedir
🇹🇷Bayrağı Al Bayraktır
🇹🇷Milli Marşı İstiklal Marşıdır
🇹🇷Başkenti Ankara’dır
🇹🇷Ne Mutlu Türk'üm Diyene